Esmeray- Bir Direniş Öyküsü



Yapım Tarihi - 2009
Süre - 00:40:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, DV
Türk Sineması Görsel Hafıza Projesi 6. DVD

Yönetmen - Aydın Öztek



Esmeray- Bir Direniş Öyküsü

“esmeray- bir direniş hikayesi” esmeray’ın 1972' de kars’ da baslayan ve daha küçük yaslarda cinsel kimliğini keşfetmesiyle başlayan ailesel problemlerden, “taşı toprağı altın” istanbul’ a gelip kimliğini kabullenip çaresizlikten seks isçiliğine başlamasının, birkaç sene sonra ise yaşamını daha farklı yollardan kazanmaya çalışmasının kendi ağzından ve arkadaşlarının anlatılarından oluşturulmuş hikayesi.

feodal toplumun sınırlarını zorlayan, toplumsal ikiyüzlülüklerle savaşan, bunları yaşarken yaşadıklarının bireysel değil toplumsal olduğunu fark ederek kendini sosyal mücadelelerin içine katan bir bireyin hayati.

“Artik adim Esmeray. Öbür adimi ben de unuttum. 1972’de Kars’ta dogdum, 15 yasimda da Istanbul’a geldim. 18 yasindan beri Kars’a hiç gitmedim. Aklina “öteki” ile ilgili gelen her kimlik bende mevcut - Kadin, travesti, Kürt, Kara, feminist…

Her isi yaptim. Istanbul benim için bir kurtulus olacakti, bunu biliyordum. Ben 7 yasina kadar kendimi kiz zannediyordum. Farkliydim yani. Erkeklerden hoslandigimi kesfettim. Istanbul’da önce dayimin evinde kaldim. Yagli boya yaptim, lokantalarda çalistim ama sürekli tacize ugradim. 16 yasinda escinsel gruplarla tanistim. 18 yasimda da travesti olmaya karar verdim. Ve artik kadin gibi dolasmaya basladim.

Olmadim. Ben gerçi psikolojik olarak buna her zaman hazirdim ama maddi sorunlari çözemedim. Bir gün etekle sokaga çiktim… Ailen sahip çikmiyorsa, egitimin yoksa, evin yoksa, kendini bulabilecegin tek yer var - Seks isçiligi. Baska yolu yok bunun.

“Bir evim, bir kocam, bir arabam olsun” demek istemiyorum. Bunlar olsa da olur; ama benim kaygim çok büyük. Toplumsal kaygilarim var. Televizyonu açiyorsun, bir kadin programinda dikis-nakis var; aksamüstü baska bir kadin programinda adam karisini 17 yerinden keserek öldürmüs! Ne yurtdisina gitmek istiyorum ne de baska bir sehre. Bulundugum yerde yasamak istiyorum.

10 yil kadar önce seks isçiligini tamamen birakmistim. Bir sürü dostum bana is vermedi. Bir kafede servis yapar veya mutfakta çalisabilirdim… Çok zor oldu. Evde börek yaptim sattim; sal ördüm sattim. O dönemde sokaktaki insanin ikiyüzlülügünü gördüm. Ev sahibim bana midyeler getirip “Hadi götür, sat” dedi. Onlarin zorlamasiyla midye satmaya basladim. Bu arada insanlar bendeki taklit yetenegini fark ettiler. Köy dügünlerinde, daha küçücükken taklitler yapardim. Ben de bir yerde haykirmak istiyorum. “Bunun yolu neden bu olmasin?” dedim.

Bir organizatör arkadasimla oturup sovun iskeletini olusturduk. Oyuncu Ayça Damgaci benim arkadasim, onunla bir ay çalistik. Ayça bana sahneyi kullanmayi ögretti. Belden asagi kelime kullanmayi seçmedim. Küfürsüz bir sov hazirladim. Jale Karabekir’le de bir ay çalistim. Gösterinin adini koyduk - “Cadinin Bohçasi”. Bilgi Üniversitesi’ndeki galada 300 kisilik salona 800 kisi sigdi.”




”esmeray - a resistance story'' is the story of esmeray who is a transgender.in this story you’ll learn about the difficulties of being transgender in turkey and the masks of the society.

but she shows everybody that there is still hope, and always will be!








Esmeray'ı sevmek ya da küfretmek

Kemalist, feminist, transseksüel sözcüklerinin bir gazetede küfür gibi arka arkaya sıralanmasına kahkahalarla gülüyordu kocaman, şirin dudaklarıyla.

“Skandal mekanda skandal oyun” diye anmışlardı Kumbaracı 50’deki oyunları henüz izlenmeden.

Oysa bence teşekkür edilmesi gerekiyor Esmeray’a! Önemli bir iş yapıyor çünkü.

Kendi acılarından yola çıkarak toplumla yüzleşiyor.

Acılarıyla yüzleşerek, toplumun ikiyüzlülüğünü, vahşetini anlatıyor, toplumdaki şiddeti su yüzüne çıkartıyor.

Köyden kente göçen bireyin yalnızlığını, sefaletini, kimlik bunalımını, arayışlarını, ekmek kavgasını, fuhuş bataklığına sÜrüklenişini gözler önüne seriyor.

Bunu da hayali karakterler yaratarak değil, iç dünyasını gözler önüne sererek yapıyor.

“Cadının Bohçası” adlı stand up gösterisi / anlatıda kendisiyle yüzleşmesi, o kadar ağır ki, izleyici olarak rahatsız oluyor, adeta yerinizden fırlayarak, büyük kentteki haksızlıklara, yalnızlığa, pisliğe, köydeki ağalara, feodal düzene isyan etmek istiyorsunuz.

Esmeray, sanatçı olarak, biraz daha olgunlaştığı zaman, Türk Tiyatrosu’ndaki “in yer face” akımının öncülüğünde yer alan önemli kişiler arasında yer alacaktır.Anlattığı öyküler bizdendir çünkü. İçimizdeki insanı yüzümüze özgürce ve tüm katmanlarıyla vururken, sahnedeki Özgün dili, duruşu ve Kara mizahıyla Türkiye’nin “öteki “insanını anlatabilmektedir.

Esmeray ötekidir, ama farklı değildir, bizden biridir!

Esmeray’ın öyküsüyle özdeşleşebilmek için eşcinsel olmaya gerek yoktur.

Esmeray’ı dinlerken, ötekileştirmiyorsunuz, onu seviyor, öyküsüne sahipleniyorsunuz. En önemlisi, azınlıkta kalanların öykülerini hakim gruptaki çoğunluk olarak dinleyen insanlar olarak Esmeray’a hoşgörüyle bakmak, ona acımak ya da onunla gırgır geçmek gibi berbat duygularınızı tiyatronun dışında bırakarak, iki saatliğine iyi insan olmayı öğreniyorsunuz.

Milliyet Sanat Dergisi için yaptığımız bir söyleşide, Esmeray’ın Kars’tan İstanbul’a göçen, seks işçiliğinden midye satıcılığına, ardından da saygın stand up sanatçılığına uzanan yüzlerce gösterisini Türkiye’nin her yanında izleyen binlerce kişinin ( sadece sağcı bir partinin erkek gibi kadın kolları başkanı hanımının geberseydin diye bağırması dışında) öyküyle özdeşleştiğini kendi ağzından dinledim.

Yıllar önce toplumumuzdaki stand up’çı enflasyonunda anlatacak öyküsü olmayan ve taklit yapmayı stand up yapmak sanan donanımsız, özentili çocuklar sahneyi kirletiyordu, Esmeray ise temizliyor.

O, solcuları da eleştiriyor. Onların ikiyüzlülüğünü, heteroseksist yaklaşımlarını, hatta aktivist olarak yer aldığı bir sol partideki taciz skandalını yüzlerine vuruyor.

Dario Fo’nun “Tecavüz” adlı oyununu ilginç bir kurguyla oynuyor. Oyun, Anadolu’dan gelen genç bir erkek çocuğun Kadıköy Parkı’nda tanıştığı ve yalnızlığını paylaşacağını sandığı bir adamın arkadaşları tarafından tecavüze uğramasının öyküsüyle başlıyor. Kadıköy Parkı’nda yalnız bıraktığınız çocuk belki yeğeniniz, belki köylünüz, belki de hiç tanımak istemediğiniz biridir. Ancak Esmeray, “in yer face” akımının öncülüğünü yaparak, bu çocuğun hayatını söndüren kişilerle yüzleşmenizi sağlıyor. Ardından Dario Fo’nun “Tecavüz” metninde yer alan kadını anlatıyor.

Sağcı da olsanız, solcu da olsanız, özürlü çocuklarınıza, güvenlik (!) görevlilerinizin tecavüz ettiği, bu yönüyle güvende olmadığınız bir memlekette yaşıyorsunuz!

Bu kız çocuğu bakandan kaçırılırken trafik kazasına kurban gitmese, hamile bırakılmasa, siz evinizde miskin miskin uyurken Kadıköy Parkı’nda, Pervari’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde her dakika bir kız ya da erkek çocuğuna tecavüz ediyorlar, onu pazarlıyorlar, dövüyorlar, aşağılıyorlar, paralarını konuşturarak satın almaya çalışıyorlar.

Öte yandan, ülkenizdeki pek çok sanatçı, bırakın bu tür sosyal meselelere duyarlılık göstermeyi, naftalinli oyunlar oynayarak bu tür meseleleri sümen altı ediyor.

Stand up yaptığını iddia eden oğlanlar pıtrak gibi üremekteler. Çoğu çağa yeniliyor belki , Esmeray’ın anlattığı karakterler gibi sistemin bataklığı içinde, erken gelmiş şöhretin acısıyla kaybolup gidiyorlar.

Sanatlarına duyarlılıklarını, acılarını ve samimiyetlerini taşıyabilenler ve bunu sanata dönüştürebilenlere ise sahip çıkmak gerekiyor!

Esmeray gibi, acılarını bal eylemiş bir sanat insanını sevmeseniz de, lütfen sayın.

Sağcı da olsanız, solcu da olsanız, anlattıklarından hoşlansanız da , hoşlanmasınız da dinleyin onu!

Bugüne kadar eşcinsel sahne insanlarının “ay kız yerim seni” diye konuşup, kafanızda ayakkabı paralayan insanlar olmasına alıştıysanız , Esmeray, sizi hayal kırıklığına uğratabilir.

Ha bu arada, bir dahaki sefere ona küfür edecekseniz, sözcükleri doğru seçmekte yarar var. Kemalist feminist transseksüel demeyin çünkü Esmeray kemalist değil sosyalisttir.

Kaldı ki, Kemalizm, feminizm kuramları, aşağılama değil, ideoloji ve yaşam felsefeleri, transseksüellik de bir yaşam biçimidir. Esmeray ise, bu yaşam biçiminde seks işçiliği yapmadan tutunan onurlu bir direniş insanıdır.

Bu yazının amacı Esmeray’ı sevdirmek, sanırım bunu başardım..

Diğer üç kavramı tartışmak için ise yüzlerce yazı yazmak gerek. Ama illa küfür etmek isteyenlere, Esmeray oyunlarına yaraşan bir espriyle bitirelim:

Allah kimseyi Kemalist, feminist, transseksüel, hele hele üçü birden yapmasın! Amin!

Nedim Saban
25.07.2010
televizyongazetesi.com
nedimsaban @ superonline.com