Yapım Tarihi - 2020
Süresi - 00:39:19
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Soner Demirci
17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi, Türkiye’nin yakın tarihteki yaşadığı en büyük
felaketlerin başında geliyor. Yaşanan bu büyük felaket tam 21 yıl sonra
belgesele konu oluyor. O kara günü dün gibi hatırlayan depremzedeler içlerini
Soner Demirci’nin yönetmenliğindeki ‘Enkaz altında 17 Ağustos’ adlı belgeselde
döktüler. 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi tüm Marmara Bölgesi'nde, Ankara'dan
İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmî raporlara göre 17 bin 480 ölüm,
23 bin 781 yaralanma oldu. 42 bin 902 iş yeri hasar gördü. Resmî olmayan
bilgilere göre ise yaklaşık 50 bin ölü, ağır-hafif 100 bine yakın yaralı
olmuştur.
August 17, 1999 Gölcük Earthquake was Turkey's one of the biggest disasters in
recent times. This great disaster is the subject of the documentary exactly 21
years later. The earthquake victims who remembered that dark day as if it was
yesterday shed their hearts in the documentary "Under the wreckage, August, 17"
directed by Soner Demirci. The Gölcük Earthquake was felt across the entire
Marmara Region, from Ankara to Izmir. According to official reports, there were
17 thousand 480 deaths and 23 thousand 781 injuries. 42 thousand 902 workplaces
were damaged. According to the unofficial opinion, approximately 50 thousand
people died and the heavy and light injuries were approximately 100 thousand.
Kaynak
Türk Dünyası Belgesel Film Festivali
Enkaz altında 17 Ağustos
17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi, Türkiye’nin yakın tarihteki yaşadığı en büyük
felaketlerin başında geliyor. Yaşanan bu büyük felaket tam 21 yıl sonra
belgesele konu oluyor. O kara günü dün gibi hatırlayan depremzedeler içlerini
Soner Demirci’nin yönetmenliğindeki ‘Enkaz Altında 17 Ağustos’ adlı belgeselde
döktüler.
17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi tüm Marmara Bölgesi'nde, Ankara'dan İzmir'e kadar
geniş bir alanda hissedildi. Resmî raporlara göre 17 bin 480 ölüm, 23 bin 781
yaralanma oldu. 42 bin 902 iş yeri hasar gördü. Resmî olmayan bilgilere göre ise
yaklaşık 50 bin ölü, ağır-hafif 100 bine yakın yaralı olmuştur. Yaşanan felaket,
21 yıl sonra kendisi de depremi yaşamış olan yönetmen Soner Demirci tarafından
‘Enkaz altında 17 Ağustos’ adlı belgesel çalışması ile tekrar gündeme geldi.
Yaşanan felaketten ders çıkarılması adına bu projeye imza attığını söyleyen
Demirci’ye ekip arkadaşları Ahmet Kocaman ve İbrahim Şahin eşlik etti. Yönetmen
Demirci ,enkaz altında kalanların hikayelerinden oluşan belgeseli maddi çıkar
gözetmeksizin Kocaeli’de yaşayan vatandaşlarla paylaşmak istediğini belirtti.
‘HER HİKAYEDE O GÜNLERE GİTTİM’
O kara günü bizzat kendisinin de yaşadığını belirten Soner Demirci, “1999'dan
beri arzumuzdu, deprem üzerine herhangi bir sinema alanında, belgesel alanında
bir şeyler yapmak. Bu seneye kısmet oldu. Sosyal medya platformunda Kocaelili
vatandaşlarımızla görüştük. Destek vermek isteyenler, gönüllü olmak isteyenler
oldu. Birleştik, çekimlerimize başladık. Yaklaşık 12 kişi var belgeselde. Bir de
uzman anlatıcımız var, depremi teknik açıdan inceleyecek. Belgeseldeki hedefimiz
ise şu; yaşanan acılardan bir ders çıkarmak. Çünkü İnsanların özeline giriyoruz,
enkaz altında kalanlar var, arama kurtarma ekiplerinde çalışanlar var,
yakınlarını kaybedenler var. Çok ciddi bir konu, kolay bir iş olmadı. Biz
çekerken de çok zorlandık. Ben çekerken çok duygusal anlar yaşadım. İnşallah
Allah'ın izniyle 17 Ağustos gecesinde depremin olduğu saatte bu belgeseli
yayınlayacağız. Herhangi bir maddi beklentimiz yok. Kocaeli'ye bunu hediye
edeceğiz" dedi.
‘BİR KABUSUN İÇİNDE GİBİYDİK’
1999 yılında 17 yaşında olan 38 yaşındaki 6 çocuk annesi Asuman Can, o kara
geceyi şöyle anlattı. Can, “17 Ağustos depreminde 17 yaşındaydım. Kavaklı'da
oturuyordum, iskelenin tam karşısındaydık. 7 katlı binanın 3. katında
oturuyorduk biz. Deprem oldu, evimiz yıkıldı. Bütün bir mahalle su altında
kaldı. Kötü şeyler yaşadık, baya acı. Ben yaşım biraz da küçük olduğu için
depremin ne olduğunu da zaten daha önceden hiç bilmediğimden anlayamadım zaten.
Çok büyük bir uğultu ve şiddetli sesler vardı. Bağırmalar çok fazla vardı.
Sürekli böyle çığlıklar vardı. Bir zaman sonra sesler de kesildi. Ben her şey
geçti zannettim ama hiçbir şey geçmemiş. 10 saat kadar kaldım enkazda. Allah'a
şükür ailemden kimseyi kaybetmedim ama bizim binada yaşayanların çoğu öldü.
Onlar kurtulamadı. Ben aslında herhalde çocukluğun verdiği bir şeydi,
yaşadığımızın rüya olduğunu düşündüm. Yani enkazdan çıkıp da etrafıma baktığım
zaman "Burası neresi?" dedim. "Nereye geldik biz?" dedim. "Allah'ım bu bir
kabus, biz bu kabustan uyanacağız" dedim. Ama kabus değilmiş, çok kötüydü" diye
konuştu.
‘GÖLCÜK’ÜN YOK OLDUĞUNU GÖRDÜK’
Depremi kolay atlatanlar arasında olan 40 yaşındaki Özgür Ersöz de enkazdan
çıkar çıkmaz yardım çalışmalarına katıldıklarını belirtti. Ersöz, “17 Ağustos
felaketine Gölcük'te yakalandım bende. Evimde, yatağımda yakalandım. Deprem
olmaya başladığı an biz de herkes gibi ne olduğunu bilmiyorduk. Bir an için
aklımıza düşen senaryolar, "Savaş mı çıktı?', "Fabrika mı patladı?" diye
düşündük. Deprem en son aklımıza geldi ama aslında haftalardır bizi uyarıyordu.
Akşamları ufak ufak depremler oluyordu. Gece 3'te birden sarsıntı başladığı
zaman bina çatırdamaları, yatağımızın tavanla birleşmesi gibi anı yaşayınca,
korkmaya başladık. Deprem kısa bir süre sonra 1-2 saniyelik ara verdi. O zaman
anladık deprem olduğunu. O anda bizim evimiz hasar aldı ama yıkılmadı, biz de
evden çıkabildik. Daha sonrasında da gün aydınlanmasıyla birlikte bir sokak
ötemizden itibaren Gölcük'ün yok olduğunu fark ettik. Gölcük'te artık enkazların
olduğu, mahallelerin yok olmaya başladığı haberleri gelmeye başladı" diye
konuştu.