Cinusen Tanrıkorur




Yapım Tarihi - 1995
Süre - 01:00:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Mehmet Eryılmaz
Senaryo - Mehmet Eryılmaz

Cinuşen Tanrıkorur'un hayatı, eserleri ve içinde var olduğu ruhsal dünyayı şiirsel bir dille anlatma çabası.







"O Şafak Vaktinin Cihangiri - Cinuçen Tanrıkorur"
Yönetmen - Mehmet Eryılmaz
Belgesel Film - VCD/VHS - 63 dk.

"O Şafak Vaktinin Cihangiri" adlı belgesel, yönetmenliğini Mehmet Eryılmaz'ın yaptığı, merhum Cinuçen Tanrıkorur'un vefatından çok kısa bir süre önce çekimine başlanmış titiz bir çalışmanın ürünüdür. Uzun bir çalışmanın neticesinde hazırlanmış bu belgesel, yönetmen Mehmet Eryılmaz'ın diğer çalışmalarında olduğu gibi, Türk Mûsiki tarihine orjinal belge olacak nitelik ve kalitededir. Belgeselde Mûsikî Tarihimizin bir bölümüne damgasını vuran Tanrıkorur'un sanat hayatı, kendisi ve dostları tarafından görüntüleri ile belgelenmiştir. Filmin tamamlanmasına yakın bir tarihte Tanrıkorur'un vefat etmesi ve bunu takip eden sürede birtakım maddi yetersizlikler, belgesel filmin ancak günümüzde sunulmasına sebep olmuştur. Belgesel filmin çekimine başlandığı günde, yapımından stüdyo çalışmasına, baskı ve çoğaltılmasından dağıtımına kadar geçen süre içerisinde, her konuda emeği olan Yönetmen Sayın Mehmet Eryılmaz'ın, maddi kaygılardan uzak gayreti, örnek bir davranış ve vefa örneği olması sebebi ile takdire şayandır. Bu film Sayın Bârihüdâ Tanrıkorur'un maddi destek ve kişisel çabaları ile neticelenmiştir. Danışmanlığını Gönül Paçacı'nın üstlendiği filmde Tanrıkorur'un öğrencileri, yakın dostları ve arkadaşlarının katkıları da unutulmamalıdır.

Belgesel, Tanrıkorur eserlerinin ve Ud sazında ekol olmuş üslûbunun kendi icrası ile kaydedildiği yegâne örnek olması sebebi ile ayrı bir önem arzetmektedir.

Film, Cinuçen Tanrıkorur’un çocukluğundan kabre defnedilişine kadar geçen 62 yıllık bir ömrü anlatmaktadır. Tanrıkorur'un kendi ağzından olduğu kadar, yakın mûsikî ve entellektüel dostlarının anı ve yorumlarıyla zenginleşen filmde; tümü Tanrıkorur'a ait olmak üzere 13 eser seslendirilmiştir. İzleyiciyi yer yer duygu seline boğan, yer yer de coşkulandıran bu özel yapımda, TRT, birçok özel TV, kişi ve kurumun özel arşivlerinden yararlanmıştır. Estetik ve anlatım tarzı olarak benzerlerinden farklı bir yerde duran filmin Türk mûsikî tarihi içindeki yeri ve önemi giderek artacaktır. Önemle tavsiye ederiz.



Filmde kullanılan şarkı ve besteler (Filmdeki sırasına göre)

Konuşmacı ve yorumcular
Cemil ölürken,
Ben birgün ölürsem sana hasret yaşamakla
Itri
Günaydınım, nar çiçeğim
Köyde sabah (taksim)
Bi mekanım bu cihanda
Peşrev(devri hindi)
Bugün yar yoluna varılmaz (selme sağbaş söylüyor)
Sevgimle güzelleşen yüzün hiç solmayacak
Doğum günün kutlu olsun (çocuk sarkısı)
Ata'ya ağıt
Herkes sana gönlüm gibi bir bende midir (Bekir Sıdkı sezgin söylüyor)
Mehtapta yakamozlar

Gökçe Çehreli-öğrenci ,
Selma Sağbaş,
Tekin Özertem,
Hilmi Yavuz,
Ahmet Özhan,
Memduh Cumhur,
Gönül Paçacı,
Reha Sağbaş,
Beşir Ayvazoğlu,
Barihüda Tanrıkorur,
Alaeddin Yavaşca
Mustafa Tahralı,
Yalçın Çetinkaya,
Mutlu Torun,
Emin Işık,
Bekir Sıdkı Sezgin,
Serkan Delice- öğrenci,
Başak İlhan,
Gülçin Yahya,
Muzaffer Şenduran,
Dr. Şükrü Sever-nefrolog



Filmden alıntılar

O elmas melodiler, gemiler geçmeyen bir ummanda değil, kalbimizin taa içinde çalıyor, Cinuçen bey bizim için büyük ve aziz bir ölüdür. Hilmi Yavuz

Bir akşam zindanımı nura boğdunuz ve her güzel şey gibi hatıra oldunuz, nereden geliyordunuz, kadim ve muhteşem bir medeniyetin altında gülümseyen bir kor muydunuz ? Cemil Meriç

Cinuçen tanrıkorur gibi, yaşadığı günlerde yeterince anlaşılamamış ve kavranamamış bir değerin ardından konuşmanın hüznünü taşıyorum. Tekin Özertem

Cinuçen Tanrıkorur anlatılamaz , o ölmeyen bir sanatkardır, onun eserleri, tüm Türk gençliğine büyük bir kaynak olacaktır B.Reha Sağbaş

Onun başarısının, gönülden gönüle, çağdan çağa, bütün insanlık alemine, Hz.Mevlana'nın gel çağrısına uygun olarak yayılmasını can-ı gönülden dilerim. Feyzi Halıcı

Cinuçen Tanrıkorur, çok yönlü, titiz ve mükemmel olanın peşinde bir sanatkardı. Bayağının, pestenkeraninin, aleladenin hüküm-ferma olduğu bir ortamda, Cinuçen Bey gibi şahsiyetlerin ön plana çıkıp etkili olmaları imkansız denecek kadar zordur. Halbuki onlar model-insanlardır ve mutlaka topluma tanıtılmalıdırlar. Bu bakımdan, bu değerlerin farkında olanlara büyük iş düşüyor. Mehmet Eryılmaz, gerek Cinuçen Bey hakkında yaptığı “O Şafak Vaktinin Cihangiri” adlı nefis belgeseliyle, gerekse daha önceki çalışmalarıyla öncü bir rol üstlenmiştir. Bu tür çalışmalar, hem kişilikleri, sanatları ve bilgileriyle topluma ciddi katkılarda bulunmuş insanların unutulmamasını, hem de büyük bir birikimin gelecek nesillere aktarılarak ictimai hafızanın canlı kalmasını sağlaması bakımından büyük önem taşıyor. Mehmet Eryılmaz’ı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Beşir Ayvazoğlu


BASINDA ÇIKAN YAZILAR


HİLMİ YAVUZ "Zaman Gazetesi 28. Haziran 2002"
İkinci Ölüm Yıldönümünde- Cinuçen Tanrıkorur

Bu akşam, bana göre elbet, yirminci yüzyıl Türk mûsikîsinin en büyük bestecilerinden biri olan Cinucen Tanrıkorur, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda amlıyor. 28 Haziran, onun ikinci ölüm yıldönümü. Mehmet Eryılmaz'in Cinuçen Bey üzerine yaptığı bir belgesel film de ilk defa olarak, bu akşam gösterilecek. Ahmet Özhan, onun bestelerinden oluşan bir konser verecek.

Cinuçen Tanrıkorur, Türk mûsikîsinin geleneksel konumuna bağlılığı bir dünya görüşü olarak temellük etmiş bir besteci olarak anılacaktır. Bir dünya görüşü, evet, çünkü, klasik mûsikîmizi, sadece bir melodi dağarının formel anlamda yeniden üretiminden ibaret bir teknik mesele olarak ele alan bestecilerimizden değildir Cinucen Tanrıkorur, 'İlim ve Sanat' Dergisi'nde Uğur Baran'ın kendisiyle yaptığı bir söyleşide şunları söyler Cinucen Bey :' Müzik, her kültürün kendi mantık, estetik ve semantiği içinde konuştuğu bir dildir ve ona özeldir ; çünkü onun tarih, inanç ve geleneklerini anlatır, benim dilimse bana güzeldir ; çünkü benim inanç ve geleneklerimi anlatır.'

Böyle bakıldığında, Cinuçen Tanrıkorur'un besteleri, bir dünya görüşünün besteleridir ; onun, klasik mûsikîmizle olan ilişkisini belirleyen de bu dünya görüşüdür, demek yanlış olmayacaktır. Ama, bütün büyük besteciler gibi, Cinuçen Bey'de de, geleneksel olanla geleneksel olmayan, sadece ona mahsus bir bütünsellik gösterir. Halime Uğur, 'Mûsikîşinas' Dergisi'ne yazdığı' Cinuçen Tannkorur'un besteciliği üzerine' başlıklı yazısında, bu hususu' onun geleneğin karşısındaki duruşu, yani geçmişe bakışı, içselleştirilmiş bir şeydi. Cinuçen Tanrıkorur'un eserleri bu mânâda, makamı, usul ve seyir açısından klasik, fakat melodik yapı itibarıyla, yani geçki ve kompozisyon özellikleri bakımından, yenidir' biçiminde dile getirir.

Büyük besteciler, dedim. Werner Stark, The Sociology of Knowledge'da Barok Müziğin Romantik Müziğe dönüşümünü irdelerken, Mozart'la Beethoven'in senfonilerini karşılaştırır ve neredeyse, tarih olarak 1789 Fransız Devrimi'yle örtüşen bir değişikliğin altını çizer. Barok senfonilerin 'menü' tarzında yazılması gelenekselleşmiş olan üçüncü, 1800'lü yıllardan itibaren, yerini, 'gaye ve ilham bakımından' aynı; fakat form bakımından farklı olan' scherzo' ya bıraktığını ve bu değişikliğin,' sadece form' a ilişkin bir dönüşüm olmaktan çok daha derinlere gittiğini söyler. Stark' a göre, Mozart ve Haydn gibi bestecilerde muhteva, bütünüyle form'un denetimi altındadır. Halbuki Bethoven'de muhteva form'un kalıplarını aşar; daha doğrusu, muhteva, form'u 'aşma' mücadelesi verir. Bestecinin büyüklüğü, bu mânâda, muhteva ile form arasındaki bu ürkütücü mücadeledir.

Cinucen Tanrıkorur bestelerinin, bilhassa (Halime Uğur'un da isabetle belirttiği gibi), melodik yapıya ilişkin'geçki ve kompozisyon özellikleri' bakımından yeniliği, klasik mûsikî formlarımızın makam, usul ve seyir gibi geleneksel unsurlarının kısıtlayıp hudutlandırdığı muhtevayı' aşma' denemeleri olmalarındandır. Bu 'aşma' yı, Cinuçen Bey'in özellikle, Yahya Kemal' in 'Itri' şiirinin bestesi olan 'Rast Destan' ında bulmak mümkündür. Bence, Cinuçen Bey'i, büyük bir bestekar kılan eserler, onun özellikle 1990' dan sonra bestelediği, gerçekten benzersiz müziklerdir.

Cinuçen Tanrıkorur'u O Şafak Vaktinin Cihangiri'ni, mûsikîsi gemiler geçmeyen bir ummanda değil, kalbimizin ta derinlerinde devam eden bir bestekar olarak, saygıyla ve rahmetle anıyorum.



Abdullah Kılıç "Zaman Gazetesi 28.Haziran.2002"
'O Şafak Vaktinin Cihangiri' / Cinuçen Tanrıkorur Anılıyor

Bestekâr ve ud virtüözü Cinuçen Tannkorur, besteciliğinin 50. yılı ve sonsuzluk âlemine göçüşünün ikinci yıldönümü dolayısıyla düzenlenen çeşitli etkinliklerle anılıyor. "Cinuçen Tannkorur'u Anma Günleri", geçtiğimiz hafta Konya'da başladı. Ardından, Ankara ve Kütahya'da anma programları düzenlendi. Bu etkinliklerin en anlamlısı ise sanatçının ölümünün ikinci yıldönümü olan bugün akşam saat 19.00'da, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleştirilecek. Yönetmen Mehmet Eryılmaz'ın "Cinuçen Tannkorur" belgeselinin galası ile başlayacak olan gece, Ahmet Özhan yönetimindeki Kültür Bakanlığı Tarihî Türk Müziği Topluluğu'nun bir süredir üzerinde çalıştığı "Cinuçen Tannkorur Bestelerinde Tasavvuf Müziği" konseri ile devam edecek. Gecenin finalinde ise bestecinin "Zâvilaşiran Âyîn-i Şerifi" adlı eserinin icrası ve sema gösterisi var.

Mûsikîmizin geniş coğrafyasında dolaşıp bir kuyumcu titizliğiyle ortaya koyduğu besteler ve müzik üzerine yazdığı eleştirilerle Türk müziğine yön veren üstad Cinuçen Tannkorur, bütün ömrünü Türk müziğine adamış bir gönül insanıydı. Müzik kariyerinin temelleri, mûsikîye vâkıf annesi Adalet Hanım tarafından atılan Tannkorur, çocukluğundan itibaren ud çalmayı, şiir yazmayı ve beste yapmayı bir arada yürüttü. Adını, 14 yaşınadayken Ferahnak makamında bir saz semaisi ve Fuzuli'nin bir şiirini Şevkefza makamında besteleyerek duyuran sanatçı, profesyonel müzik hayatı boyunca 500'e yakın söz ve saz eseri besteledi. Geride birbirinden değerli pek çok beste bırakan sanatçının mûsikîyle iç içe süren 62 yıllık hayatı, şimdi bir belgeselin konusu oldu- "O Şafak Vaktinin Cihangiri" adlı Cinuçen Tanrıkorur belgeseli...

Türk mûsikîsini ve emektarlarını genç kuşaklara tanıtmak için daha önce Selahattin İçli, Alaeddin Yavaşça, Bekir Sıtkı Sezgin, Kani Karaca ve Necdet Yaşar gibi üstadlann hayatlannı anlattığı "Dünden-Yarına Mûsikî İnsanlarımız" filmlerini çeken yönetmen Mehmet Eryılmaz, şimdi de "Cinuçen Tanrıkorur" belgeselini hazırladı. "O Şafak Vaktinin Cihangiri" adlı 63 dakikalık belgesel, Cinuçen Tannkorur ile ilgili bilinmeyenleri, yine sanatçının kendi ağzından izleyiciye sunuyor. Yönetmen Eryılmaz, belgeselde röportaj tekniğinden özellikle kaçındıklannı söylüyor. Çektikleri filmlerde sanatçılann biyografik bilgilerini anlatmak yerine onlann beste çalışmalan sırasındaki ruh hallerini ve beste yaptıklan ortamları gözler önüne getirmeyi amaçladıklarını belirten Eryılmaz, bu yöntemin daha başarılı ve izlenir filmler ortaya çıkardığmı söylüyor.

Cinuçen Tannkorur ile ölümünden önce çekimleri tamamladıklarını; ancak maddî imkânsızlıklar yüzünden belgeselin yayınlanması için bugünü beklemek zorunda kaldıklarını belirten Eryılmaz, sanatçının bilinen yönleriyle birlikte bilinmeyen pek çok yönünün de bu belgesel sayesinde yeni kuşaklara aktarılacağına ve böylece ona duyulan sevginin gönüllerde pekişeceğine inanıyor. Tıpkı şair ve yazar Hilmi Yavuz'un, "Cinuçen Tanrıkorur'un o elmas melodileri, şimdi, gemiler geçmeyen bir ummanda değil, kalbimizin tâ derinliklerinde çalıyor. O bizim için büyük ve aziz bir ölüdür, kalbimizde yaşayan sözleriyle vurgulamak istediği gibi...

Mehmet Eryılmaz'ın önceki çalışmaları ile ilgili yazılar:


DOĞAN HIZLAN "Hürriyet 3/98 "
VEFA DUYGUSUNA SAHİP OLANLAR

Yönetmen Mehmet Eryılmaz'ın hazırladığı Türk müziği bestecileriyle ilgili video kasetleri, bu alandaki bir eksikliği giderecek, onları yakından tanımamızı sağlayacak.
Eryılmaz'ın hazırladığı filmler, Bekir Sıdkı Sezgin, Selahaddin İçli, Aleaddin Yavaşça' nın hayatım, müzik üzerine düşüncelerini, eleştirnıenlerin, müzikçilerin onlar hakkındaki düşüncelerini içeriyor. Dizinin danışmam da müzikolog Gönül Paçacı.
Mehmet Eryılmaz'ı sinema severler 15.Uluslararası İstanbul Film Festivali'ndeki 'Bedr' Sinemada bir Dolunay filminden anımsayacaklar. Dünyaca tanınan aktör Tuncel Kurtiz' in yaşamını, sanatını, içinde varolduğu ruh halini önemseyerek, sinemadaki renkli serüvenini şiirsel bir dille aktarma çabası Bedr.
Mehmet Eryılmaz'm 14 filmi, dokuz ödülü var yerli ve yabancı festivallerden aldığı.
Bekir Sıdkı Sezgin'ini seyrettim.
Yönetmen, uzun uzun konuşmalarla müziği uzaklaştırmıyor. Kısa, öz cümlelerle herkes Sezgin'in bir yanını anlatıyor. İcralarından örnekler veriliyor.
Türk müziği ve müzikçileri üzerine, belgesel bir çalışma.
Ne var ki, Mehmet Eryılmaz, parasızlıktan, sponsorsuzluktan gerisini getiremiyor. Bu yüzden de Dünden-Yarına Mûsikî İnsanlarımız dizisi yeni adlarla zenginleşemiyor.
Gerçek Türk Müziği' ni tanımak için böyle konserlere, bu tür belgesel çalışmalara ihtiyacımız var.



CANER Budak "Ateş 4/98 "
"Nitelikli bir çalışma"

YAZARKEN artık sıkılıyor ve utanıyorum. Müzik dünyası öyle bir hale geldi ki sormayın. Kariyerleri sıfır olan üç günlük adamlar daha doğrusu çoluk çocuk Türk müzik piyasasını parmaklarında oynatır haldeler. Sanki onlardan önce hiç kimse yoktu. Türk müziğini de zaten onlar üç gün önce yarattılar(!) Böylesine garip bir ortamdayız. Hayret ki ne hayret! Bir çoğu hakkın rahmetine kavuşmuş bestekâr ve söz yazarlarını, nostalji albümlerine eski şarkıları okuyanların, hazırlayanların dışında kimse takmıyor. Eskiler bir kalemde silinip atılmışlar. Adları sanları yok. Bu vurdumduymazlık devam ettiği sürece, bugün piyasaların kralı olanlar da günün birinde tozlu raflarda sıkışıp kalacaklar. Emin olun kalacaklar. Ortam böyle iken ülkemiz için fazlasıyla garip çalışmalar yapanlar da var. Bunlardan biri de Mehmet Eryılmaz. EryılImaz, alkışlanması gereken bir işi kafasına takmış. Türk müziği ve müzikçileri üzerine belgesel filmler çekiyor ve bu filmleri video kaset halinde yayımlıyor. Amaç gerçek Türk Mûsikîsini ve emektarların genç kuşaklara tanıtmak. Böylesine nitelikli bir çalışma da, diğerleri gibi ilgisizlik ve parasızlık akıbetine çoktan uğramış. Abuk subuk küplere sponsor olup b..k gibi para dökenler bu tür işlere önem vermedikleri için belgeseller üç kasette tıkanmış kalmış. Şimdiye dek 14 film çeken, yurtiçi ve dışında 9 ödül kazanan Yönetmen Mehmet Eryılmaz, Bekir Sıdkı Sezgin, Aleaddin Yavaşça ve Selahaddin İçli gibi çok nitelikli müzik adamlarının bilinmeyen yüzlerini bu çalışmalarla gözler önüne seriyor. Sanatçıların hayatları, müzik üzerine düşünceleri, eleştirmenlerin ve diğer müzik adamlarının düşüncelerini içeriyor. Kısacası bu video kasetler, bu alandaki eksikliği giderecek, o müzik insanlarını yakından tanımamızı sağlayacak. Gerçek Türk Müziği' ni tanımak için bu tür belgesellere, en önemlisi de destek olacak sponsorlara ihtiyaç var. Çağrım onlara.



NİLGÜN Toptaş " Cumhuriyet 1996 "
"Çabamız, gözden öze inmek" (Söyleşi)

'Yeryüzünde yeni bir şey yoktur, bütün biliş unutuştur aslında.' Bu cümleyi Borges Baeon'dan, Bacon da Musa' dan almış. Mehmet Eryılmaz' da bu cümleyi kendileri için, yani şu sıralar Türk Mûsikîsi üzerine filmler çeken Çan Filmcilik Grubu"nun felsefesini anlatmak için uygun bulmuş. Bilgi bizim için önemli değil diyor. Eryılmaz. "Anarşist dönemimizde bilginin o faşizan gücünü aşmıştık. Zaman zaman yararlanıyoruz bilgiden. Bizi duygularımız ilgilendiriyor. Çok şükür ki duygularımızın ilgilendirdiği yerde de hayat bizi yanıltmıyor. Hep ödüller veriyor. ltri' yle Bach' ı yakalamak gibi bir güzellik dahil birçok ödüller alıyoruz."

"Dünden yarına Mûsikî İnsanlarımız" adlı film çalışmasını yaparken Itri' yle Bach'in eşdeğerliğini keşfetmiş, Mehmet Eryılmaz, İsmet Araşan ve Ergün İnce'den kurulu "Çan Grubu" Mehmet Eryılmaz'ın yönetmenliğini üstlendiği, "Dünden Yarına Mûsikî İnsanlarımız" filmi şimdilik 30'ar dakikalık bölümlerden oluşuyor. Her bölümde bir müzik adamı ele alınıyor. Selahattin İçli ile Alaeddin Yavaşça' nm yer aldığı filmler yapılmış, Abdullah Yüce, Amir Ateş ve Zeynettin Maraş'ın çekimleri bitmiş, Niyazi Sayın ve Bekir Sıdkı Sezgin' in çekimlerine ise yakında başlayacak. Listede Adem Şahin, Avni Anıl, Bilge Özgen, Erol Sayan, Ferit Sıdal, Teoman Alpay, Yıldırım Gürses, Yusuf Nalkesen, Rüştü Şardağ ve Zeki Müren de yer alıyor.

Projemizle İlgilenmediler
Türk Mûsikîsinin unutturulmuş ve unutturulmaya çaba gösterilen bir alan olduğunu ve kendilerinin bu alanda bir misyon üstlendiklerini belirten Eryılmaz'la projeleri ve Türk Mûsikîsi üzerine konuştuk.

-Türk müziği ile ilgili çalışmalarınız nasıl başladı, projenin içeriği hakkında bilgi verebilir misiniz ?

Başlangıçta Türk Müziği üstüne görüntü çalışmalarıydı niyetimiz. Önce Münir Nureddin'le başlamak istedik, sonra biz Münir Nureddin' in filmini her zaman yapabiliriz. Şu anda yaşayan ama her an bir daha görme şansımızın olamayacağı ustalar var. Mesela Sadi Hoşses bir ay önce öldü. Malesef yetişemedik. Böylece 'Dünden Yarına Bestekarlarımız' diye yola çıktık. Sonra jeneriği değiştirdik. Çünkü bestekar olmayan fakat müziğin diğer alanlarında büyük müzik adamlarımız da var. Mesela Niyazi Sayın, Bekir Sıdkı Sezgin gibi. Ve jeneriğimizin adı' Dünden Yarına Mûsikî İnsanlarımız' oldu. Bu konuda bilmediğimiz bir çok şey var ama giderek bilgileniyoruz, yoldayız ve bizi görüntülerdeki namus, inanç, estetik ilgilendiriyor. Bu gördüğünüz mekanı sattık bu filmi yapabilmek için. Hâlâ nerede, nasıl yayımlanacak belli değil. Kültür Bakanlığı' na projeyi gönderdik beş aydır cevap yok. Bazı özel TV'ler ilgi bile göstermedi. Fakat onlara dedim ki "Sadece bu görüntü çalışmalarımız yayınlansa, bir ayda elli kez talep almazsanız biz sizden hiç ücret talep etmeyelim." Ben buna inanıyorum

Röportajdan Kaçındık
-Çalışmanızda nasıl bir yol izliyorsunuz, bir belgesel denebilir mi?

Belgesellerden çok farklı bir tavır izliyoruz. Röportaj tekniğinden kaçınmıyoruz. İnsanların biyografik özelliklerini anlatmak değil, tam aksine onların hangi ruhsal esintilerle bestekarlık yaptıklarını anlatmak, dünyalarının ne olduğunu ortaya çıkarmak. Bunu ilk iki örneğimizde başardık gibi gözüküyor. Bizim için müzik camiasındaki değişik tepkilerle birlikte. Selahattin İçli' yle Alaeddin Yavaşça'nm tepkileri çok önemli. 18 yaşında asistanımız var, annesi arıyor 'Size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum evimizde müzik değişti.' diyor. Montajcı çocuk 'Hayatımda yaptığım en onurlu iş, bunları torunum da izleyecek' diyor. Rockçıların gözleri yaşarıyor, Türk mûsikîsinin özgün eserlerini dinledikleri zaman. Öyle bir koparılmışız ki kendi kültürümüzden. Türkiye' de yaşayan Anadolu insanının, 33 kültürün birikimi anlamında, bir karşı karşıya gelme durumu var. Biz bu karşı karşıya gelme malzemesini hazırlıyoruz, bunu ya televizyonlar gerçekleştirecek ya da Kültür Bakanlığı.

-Bu çalışmanız Türk Müziğine olan kişisel ilginizden mi kaynaklanıyor ?

Aslında bu ülkede yaşayan bütün insanların ilgili olduklarını düşünüyorum. Bir üstadımızın söylediği gibi 'Bu ülkede her insanın kulağında bir segah ninni vardır'. Ya da sabah ezanı. Saba makamında okunuyor ve inanılmaz bir ahenk. Çocukluğumuzdan beri hep bunlarla büyüdük ama bizden sonraki kuşak bunlarla büyümedi. Bu anlamda bu misyonerlik görevi gibi geliyor kalıcı bir arşiv oluşuyor

-Türk mûsikîsiyle ilgili daha önce de belgeseller ya da görüntü çalışmaları yapıldı sizinkinin farklı olan yanı nedir ?

Türk müziğini görüntüleme çalışmaları vardı, insanlar TV' lerde izledikleri bu görüntülere klip diyorlar. Klip demeye bizim dilimiz varmıyor. Biz Türk mûsikîsi üzerine görüntü çalışmaları yapıyoruz. Müzikteki ruhu görüntüye yansıtmak gibi çok iddialı gibi gözüken, ama bizim de çok önemsediğimiz çabamız bu. Gerektiğinde Itri' nin de bir bestesine görüntü çalışması yapacağız. Nasıl ki televizyonlarımız Bach'ın bestelerine yapılmış görüntüyü Batı'dan alıyorlar. Biz de o kalitede bizim üstadlarımızın eserlerine görüntü çalışmaları yapacağız. Yaşayanların bilinen besteleriyle kulak alışkanlığından yararlanarak, göze de hitabederek, dolayısıyla ruha da hitabederek bir boşluğu doldurma sevdasıyla yola çıktık. Çabamız gözden öze inmek.

-Yaptığınız bu çalışmanın Türk müziğine nasıl bir katkıda bulunacağını düşünüyorsunuz?

Şu anda tüm dünyada olan kaostan Türkiye nasibini fazlaca almış durumda. Türk halkı şu anda bir kimlik boşluğu içinde. Onlara en azından müzik yoluyla "Bakın bunlar bizim, kendinize gelin" gibi bir lafın küçük bir hecesini sunuyoruz. Birileri bundan güç alırsa başka bir şeyler sunar. Aynı zamanda çok önemsediğimiz Türk kültür arşivine kalıcı bir şeyler yapıyoruz.





Kaynak

Bu sayfa Türk Mûsikîsi Web Sitesi Serverlerinden yayınlanmaktadır...

www.turkmûsikîsi.net
www.turkmûsikîsi.com
www.turkmûsikîsi.org
www.turkmûsikîsi.info
webmaster@turkmûsikîsi.net
info @ turkmûsikîsi.net






Musikimizin belgeseli

Mehmet Eryılmaz’ın yönettiği "Dünden Yarına Musiki İnsanlarımız" adlı belgesel dizinin altıncı bölümü tamamlandı. Şimdiye kadar Selahattin İçli, Alaeddin Yavaşça, Bekir Sıdkı Sezgin, Kani Karaca ve Necdet Yaşar’ı konu alan serinin altıncı bölümü, 2000’de yitirdiğimiz Cinuçen Tanrıkorur’u konu alıyor. BBC’de de yayınlanan ve büyük ilgi gören seri kapsamında ayrıca, İnci Çayırlı, İhsan Özgen ve Meral Uğurlu gibi isimlere yer verilecek.

milliyet.com.tr
2002/07/09






Cinuçen Tanrıkorur belgeseli

‘Dünden Yarına Musiki İnsanlarımız’ adlı belgesel dizinin video kasete çekilmiş bölümlerinden biri olan ‘O Şafak Vaktinin Cihangiri’ bu gece CRR Konser Salonu’nda ücretsiz gösterilecek.

Yönetmen Mehmet Eryılmaz’ın projesi Fas’tan ABD’ye, Çin’den İsveç’e, Tayland’dan Almanya’ya kadar dünyanın dört yanında konserler vermiş, Türk musikisi ve kültürünü başarıyla temsil etmiş ve tanıtmış olan sanatçılarımızı konu alıyor.

Yönetmen Mehmet Eryılmaz, arkadaşları İsmet Arasan ve Ergün İnce’nin yardımlarıyla hazırladığı ‘Dünden Yarına Musiki İnsanlarımız’ adlı belgesel dizinin bazı bölümlerini video kasetlere aktardı. Proje, Fas’tan ABD’ye, Çin’den İsveç’e, Tayland’dan Almanya’ya kadar dünyanın dört yanında konserler vermiş, Türk musikisi ve kültürünü başarıyla temsil etmiş ve tanıtmış olan sanatçılarımızı konu alıyor.

Çalışmalarda Cinuçen Tanrıkorur’ın yanısıra Selahattin İçli, Aleaddin Yavaşça, Bekir Sıtkı Sezgin, Kani Kara ve Necdet Yaşar filmleri yer alıyor.Belgeselin üç bölümünden biri olan Cinuçen Tanrıkorur’la ilgi ‘O Şafak Vaktinin Cihangiri’, bu gece saat 19:00’da CRR Konser Salonu’nda ücretsiz olarak izleyici ile buluşacak.

NTV-MSNBC
28 Haziran 2002
arsiv.ntv.com.tr/news/160915.asp