Yapım Tarihi - Nisan 2008, Kıbrıs
Süre - 00:30:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Can Sarvan
Yapımcı - Can Sarvan
Prodüksiyon - Can Sarvan
Senaryo - Gürkan Uluçhan, Can Sarvan
Müzik - İlker Kaptanoğlu
Görüntü Yönetmeni - Hakan Çakmak
Işıkçı - Hüseyin Kamalı
Kurgu - Hakan Çakmak
2D Animasyonlar - Johan Duchateau
Türkçe Üst-ses- Ogün Erciyas
Oyuncular - Ahmet Ustaoğlu, Sinan Sarvan, Şefik Zağlul
Can Sarvan'ın "Tarihin Hızlandırıldığı Ada" ve "Denizbozan" filmlerinin galası
30 Haziran'da
"Tarihin Hızlandırıldığı Ada" belgeseli; iki toplumun yakın tarihinin
hızlandırılmasını ve manipüle edilişini, birçok arşiv görüntüsü ve tarihsel
belge eşliğinde dramatik çekimler yaparak aktarıyor. Nisan sonu tamamlanan
filmde, "Soğuk Savaş"tan, günümüz "Yeni Dünya Düzeni"ne kadar biçimlenişini
sürdürmekte olan siyasal mühendisliğin, Kıbrıs bağlamında tarihe etkileri
anlatılıyor. Mart ayında çekimi ve kurgusu tamamlanan diğer film "Denizbozan"da
ise, kanaatlerin oluşturulmasında öne çıkarılan bazı sembollerin nasıl keyfi
olarak kullanıldığı, çevre sorunu ile ilişkilendirilerek, ironik bir dille
anlatılıyor. "Denizbozan"da ana karakteri canlandıran oyuncu Nurcan Yanık,
Türkiye'de başarılı bir oyuncu.
İki film de geçen sene yitirdiğimiz Kıbrıslı düşün insanı, Ulus Baker'in anısına
ithaf edildi.
Filmlerin gösterimi tüm halka açık ve ücretsiz olacak.
Can Sarvan'ın açıklaması
Film yönetmeni ve yapımcısı Can Sarvan, basına yaptığı açıklamada şunları
söyledi:
"Tarih, sınıfsal mücadelelerle birlikte, önceden kestirilemez akışlarla hareket
eder. Küreselleşmiş imparatorluğun yayılma ve denetim araçlarından biri olan
siyasal mühendislik; toplumların ve toplumlararası ilişkilerin gidişatını;
belirlenebilir, yönlendirebilir ve yönetilebilir bir evreye soktu.
Bunun bir uzantısı olarak, Türkiye'deki 1. ve 2. Cumhuriyetçi blok arasında
ortaya çıkan mücadelenin yansımaları, Kıbrıs'ta, Kıbrıs Sorunu ekseninde yerini
bulmaya başladı. Öte yandan, belirleyici konumdaki küresel aktörlerin, Kıbrıs
Sorunu'na atfen 2000'lerin başından bu yana ortaya koydukları perspektifteki
yalpalanmalar, ihmal edilmesi söz konusu olmayacak kadar geniş bir ölçekte,
görünür hale geldi."
Can Sarvan; çektikleri filmlerin sponsoru olmadığını, herhangi bir kurum ve
kuruluştan finansal destek alınmadığını da açıkladı. Sarvan, ülkemizde sinemanın
geleceğine ilişkin olarak da şu açıklamaları yaptı:
"Bağımsız sinemanın ülkemizde serpilebilmesi, bağımsız sinema kurumlarının kendi
çabaları ve toplumsal destek ile kurulması ile mümkündür. Umuyorum ki önümüzdeki
zaman diliminde, bağımsız sanat kurumlarının açılması yönünde çabalar ortaya
konur."
Kıbrıs Gazetesi
Can Sarvan’ın Filmlerinin Galası 30 Haziran’da
Yönetmen ve yapımcı Can Sarvan´ın "Tarihin Hızlandırıldığı Ada" ve "Denizbozan"
filmlerinin galası 30 Haziran´da yapılıyor.
Can Sarvan tarafından Kıbrıs´ta çekilen "Tarihin Hızlandırıldığı Ada" belgeseli
ile "Denizbozan" adlı 10 dakikalık kısa film, "2 Film Birden" spotuyla, 30
Haziran Pazartesi günü, Arabahmet Kültür Merkezi´nde ilk kez gösterime
sunulacak.
Sarvan´dan alınan bilgilere göre, "Tarihin Hızlandırıldığı Ada" belgeseli; "iki
toplumun yakın tarihinin hızlandırılmasını ve manipüle edilişini", birçok arşiv
görüntüsü ve tarihsel belge eşliğinde dramatik çekimler yaparak aktarıyor.
Nisan sonu tamamlanan filmde, "Soğuk Savaş´tan, günümüz Yeni Dünya Düzeni´ne
kadar biçimlenişini sürdürmekte olan siyasal mühendisliğin, Kıbrıs bağlamında
tarihe etkileri" anlatılıyor.
Mart ayında çekimi ve kurgusu tamamlanan diğer film "Denizbozan"da ise,
"kanaatlerin oluşturulmasında öne çıkarılan bazı sembollerin nasıl keyfi olarak
kullanıldığı, çevre sorunu ile ilişkilendirilerek", ironik bir dille
anlatılıyor.
İki film de, geçen sene yitirilen Kıbrıslı düşün insanı, Ulus Baker´in anısına
ithaf edildi. Filmlerin gösterimi tüm hala açık ve ücretsiz olacak.
--Can Sarvan´ın Açıklaması--
Film yönetmeni ve yapımcısı Can Sarvan, basına yaptığı açıklamada, şunları
söyledi:
"Tarih, sınıfsal mücadelelerle birlikte, önceden kestirilemez akışlarla hareket
eder. Küreselleşmiş imparatorluğun yayılma ve denetim araçlarından biri olan
siyasal mühendislik; toplumların ve toplumlararası ilişkilerin gidişatını;
belirlenebilir, yönlendirebilir ve yönetilebilir bir evreye soktu.
Bunun bir uzantısı olarak, Türkiye´deki 1. ve 2. Cumhuriyetçi blok arasında
ortaya çıkan mücadelenin yansımaları, Kıbrıs´ta, Kıbrıs Sorunu ekseninde yerini
bulmaya başladı.Öte yandan, belirleyici konumdaki küresel aktörlerin, Kıbrıs
Sorunu´na atfen 2000´lerin başından bu yana ortaya koydukları perspektifteki
yalpalanmalar, ihmal edilmesi söz konusu olmayacak kadar geniş bir ölçekte,
görünür hale geldi."
Can Sarvan; çektikleri filmlerin sponsoru olmadığını, herhangi bir kurum ve
kuruluştan finansal destek alınmadığını da açıkladı. Sarvan ülkede sinemanın
geleceğine ilişkin olarak da şunu kaydetti:
"Bağımsız sinemanın ülkemizde serpilebilmesi, bağımsız sinema kurumlarının kendi
çabaları ve toplumsal destek ile kurulması ile mümkündür. Umuyorum ki önümüzdeki
zaman diliminde, bağımsız sanat kurumlarının açılması yönünde çabalar ortaya
konur."
vatangazetesi.com, 23.06.2008
Can Sarvan'dan 2 film birden
Yönetmen ve yapımcı Can Sarvan’ın “Tarihin Hızlandırıldığı Ada” ve “Denizbozan”
filmlerinin galası 30 Haziran’da yapılıyor.
Can Sarvan tarafından Kıbrıs’ta çekilen “Tarihin Hızlandırıldığı Ada” belgeseli
ile “Denizbozan” adlı 10 dakikalık kısa film, “2 Film Birden” spotuyla, 30
Haziran Pazartesi günü, Arabahmet Kültür Merkezi’nde ilk kez gösterime
sunulacak.
Sarvan’dan alınan bilgilere göre, “Tarihin Hızlandırıldığı Ada” belgeseli; “iki
toplumun yakın tarihinin hızlandırılmasını ve manipüle edilişini”, birçok arşiv
görüntüsü ve tarihsel belge eşliğinde dramatik çekimler yaparak aktarıyor.
Nisan sonu tamamlanan filmde, “Soğuk Savaş’tan, günümüz Yeni Dünya Düzeni’ne
kadar biçimlenişini sürdürmekte olan siyasal mühendisliğin, Kıbrıs bağlamında
tarihe etkileri” anlatılıyor.
Mart ayında çekimi ve kurgusu tamamlanan diğer film “Denizbozan”da ise,
“kanaatlerin oluşturulmasında öne çıkarılan bazı sembollerin nasıl keyfi olarak
kullanıldığı, çevre sorunu ile ilişkilendirilerek”, ironik bir dille
anlatılıyor.
İki film de, geçen sene yitirilen Kıbrıslı düşün insanı, Ulus Baker’in anısına
ithaf edildi. Filmlerin gösterimi tüm hala açık ve ücretsiz olacak.
Can Sarvan’ın açıklaması
Film yönetmeni ve yapımcısı Can Sarvan, basına yaptığı açıklamada, şunları
söyledi- “Tarih, sınıfsal mücadelelerle birlikte, önceden kestirilemez akışlarla
hareket eder. Küreselleşmiş imparatorluğun yayılma ve denetim araçlarından biri
olan siyasal mühendislik; toplumların ve toplumlararası ilişkilerin gidişatını;
belirlenebilir, yönlendirebilir ve yönetilebilir bir evreye soktu.
Bunun bir uzantısı olarak, Türkiye’deki 1. ve 2. Cumhuriyetçi blok arasında
ortaya çıkan mücadelenin yansımaları, Kıbrıs’ta, Kıbrıs Sorunu ekseninde yerini
bulmaya başladı. Öte yandan, belirleyici konumdaki küresel aktörlerin, Kıbrıs
Sorunu’na atfen 2000’lerin başından bu yana ortaya koydukları perspektifteki
yalpalanmalar, ihmal edilmesi söz konusu olmayacak kadar geniş bir ölçekte,
görünür hale geldi.”
Can Sarvan; çektikleri filmlerin sponsoru olmadığını, herhangi bir kurum ve
kuruluştan finansal destek alınmadığını da açıkladı. Sarvan ülkede sinemanın
geleceğine ilişkin olarak da şunu kaydetti- “Bağımsız sinemanın ülkemizde
serpilebilmesi, bağımsız sinema kurumlarının kendi çabaları ve toplumsal destek
ile kurulması ile mümkündür. Umuyorum ki önümüzdeki zaman diliminde, bağımsız
sanat kurumlarının açılması yönünde çabalar ortaya konur.”
yeniduzengazetesi.com, 22/06/2008
İki film birden
Can Sarvan’la iki film çektik.
‘Tarihin Hızlandırıldığı Ada’ ve ‘Denizbozan’.
Her ikisi de Türkçe ve İngilizce dillerinde eş zamanlı olarak çekilen ve
kurgulanan filmlerin birincisi 30 dakikalık bir Kıbrıs belgeseli, diğeri 10
dakikalık bir kısa film.
Hem görüntü yönetmenlğini hem de kurgusunu yaptığım her iki filmde de birlikte
çalışma olanağı bulduğum Can Sarvan’ın, kısıtlı olanakların sinema yapmanın
koşullarını bir o kadar daha kısıtladığı bu ülkede sinema yapmak adına verdiği
uğraşların birinci dereceden tanığıyım.
Kısıtlı olanaklar derken salt sinema için gerekli teknik altyapıdan öte, insan
faktörü ve ürününüzü ortaya koyduktan sonra çoğaltılması ve kitlelere
ulaştırılması için ortaya konması gereken ve tek başına bireyin değil, onun
yanında birçok kişinin ve faktörel ortamın yeterlliğini ya da yetersizliğini de
vurgulamak gerekir.
Can Sarvan’la, Güney Kıbrıs’tan teknik bir ekip ve iki toplumdan oyuncularla
birlikte kotardıkları ve geçen yılın Mart ayında AKM’de gösterimi
gerçekleştirilen Nar Yarası adlı ilk kısa film projesinin ardından tanışmıştık.
Entelektüel birikimini sinema yapmak uğraşısı çerçevesinde değerlendirmek
isteyen Can, görüntüde hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemeyen, biz adalıların
istisnalar hariç çok da üzerinde durmaya alışkın olmadığı planlı ve disipline
bir şekilde çalışmaya odaklanmış genç bir sinemacı.
Nar Yarası’nda da ortak senaryo yazarı olan ve ‘Cin Seli’ adlı şiir ile ‘Ahna’
adlı romanı yayımlanmış olan Gürkan Uluçhan’la senaryosunu birlikte yazdıkları
son iki film, önümüzdeki Pazartesi akşamı 20.30’da Lefkoşa Türk Belediyesi’nin
Arabahmet Kültür Merkezi’nde gösteriliyor.
Bu gösterimden önce Avrupa’da ve Türkiye’de pekçok festivale gönderilen filmler,
geçen yıl yitirdiğimiz akademisyen Ulus Baker’e ithaf edildi. Onun, genelde
toplum ve kültür, özelde sinema ve görüntünün etkisi üzerine çözümlemelerini
referans alan Sarvan, özellikle ‘Denizbozan’ adlı kısa filminde, söze gerek
duymadan tamamen görüntülerin izleyiciye anlatabilecekleri yanında
simgesel-göstergesel olan unsurları öne çıkararak izleyiciyi aktif bir biçimde
kod çözümlemesi sürecine sokuyor. Sosyal birer varlık olurken, topluluk bilinci
içinde inandırıldığımız değerlerin hassas dengelerini sorgulayan ve çevreye
ilişkin göndermeleri de olan kısa film Denizbozan’da ana karakteri, Türkiye’den
tiyatro oyuncusu Nurcan Yanık canlandırıyor.
Tarihin Hızlandırıldığı Ada adlı Kıbrıs belgeseli için yazılan senaryonun
tamamlandığı günlerde, bu temanın bir alt ürünü gibi ortaya çıkan ama oluştuğu
süreçte kendi bağımsız tavrını dayatan kısa film ‘Denizbozan’ın Özgün
müziklerini İlker Kaptanoğlu, ışık teknisyenliğini de Hüseyin Kamalı yaptı.
Pazartesi akşamı Arabahmet Kültür Merkezi’ndeki gösterimin ilk bölümünde
sunulacak olan ‘Tarihin Hızlandırıldığı Ada’ adlı belgesel film, bugüne değin
Kıbrıs üzerine yazılmış ya da yapılmış bildik belgesel formatından farklı
olarak, senaryo yazarlarının kendi ortak tezlerini, tarihin içinden seçilmiş
yazılı belgeler, ses ve görüntü kayıtlarının da tanıklığında sunmaları üzerine
kurgulandı.
Kıbrıslılar’ın kendi inisiyatifleri dışında, kendileri için yazılmış senaryonun
sınırları içinde hızlandırılmış tarihlerinin oyuncuları olduğu yargısından yola
çıkarak, adadaki her iki toplumun acılarını sahiplenen ve önyargılardan arınmış
bir yaklaşımla tamamen objektif bir bakış açısı sunan belgesel, Fransız kültür
teorisyeni Paul Virillio’dan referans alarak, çağımızın “hızlandırılmış
hakikatler çağı” olduğuna vurgu yaparak başlıyor. Senaryosunda dramatize edilmiş
sahnelerin de yer aldığı ve Kıbrıs’ın 50 yıllık yakın tarihinden bilgiler ve
belgelerle hazırlanan ‘Tarihin Hızlandırıldığı Ada’, soğuk savaş yıllarından
2000’li yıllara kadar uzanan siyasal mühendisliğin, toplumların geleceğinin bu
mühendislik çabası bağlamında biçimlendirildiğinin sorgulamasını üzerinde
yaşadığımız Kıbrıs adası bağlamında tartışıyor.
Küresel aktörlerin, Kıbrıs sorununa ilişkin olarak ortaya koydukları
perspektifteki yalpalanmalara da dikkat çeken belgeselin ve ilk olarak haziran
ayı başında İstanbul Çevre Filmleri Festivali’nde gösterilen Denizbozan adlı
kısa filmin yönetmeni ve yapımcısı Can Sarvan, her iki filmi de kendi mali
olanaklarıyla tamamladı.
Herhangi bir sponsor ya da finansal katkı olmadan hazırlanan bu filmler
bağlamında bağımsız sinema yapmanın önemine dikkat çeken Can Sarvan’a göre;
bağımsız sinemanın ülkemizde serpilebilmesi, Türkiye’de 1965-1980 arasında
sinema sektörüne yaptığı katkılarla hatırlanan Sinematek örneğinde olduğu gibi,
bağımsız sinema kurumlarının toplumsal desteğiyle mümkündür.
Sinemada hakikatle uğraşan özgürlükçü seslerin kendilerini hakkıyla ifade
edebilmesi bağımsız sinemanın gelişimiyle olanaklıdır.