Yaşayan Bellek




Yapım Tarihi - 2010
Süre - 00:30:00, 26 Bölüm
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe

yasayanbellek.com

Yönetmen - Rıza Baloğlu
Senarist - Sevinç Baloğlu
Yapım - Su Yapım TRT TÜRK (Dış Yapım)
Görüntü Yönetmeni - İbrahim Çaltılı
Özgün Müzik - Serkan Alkan

Danışman
Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Arzu Öztürkmen
Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Leyla Neyzi
Tarih Araştırmacısı Necdet Sakaoğlu

Kentinizde veya kasabanızda, köyünüz, mahalleniz ya da evinizde, anlatacaklarını değerli bulduğunuz büyüklerinizle yapacağınız sohbeti kaydedip, gönderin. Derlenen yaşam öyküsünün çekilmek üzere seçilmesi halinde, projenin yerel koordinatörü olarak TRT TÜRK ekibine katılmak mümkün.









İlk şehit için belgesel

Kıbrıs'taki ilk Türk şehidi Abdullah Çavuş'un unutulan öyküsü belgesel oldu. Kıbrıs'taki ilk Türk şehidi Abdullah Çavuş'un unutulan öyküsü belgesel oldu. 1956'da öldürülen Abdullah Çavuş'un hikâyesini eşi ve çocukları, Yaşayan Bellek adlı belgesel dizisinde anlatıyor.

Yıl 1956... İngiliz yönetiminde bulunan, Rumlarla Türklerin iç içe yaşadığı Kıbrıs'ta, polis teşkilatında çalışan Abdullah Alparslan, nam-ı diğer Abdullah Çavuş, evinden ayrılıp pazara giderken bir suikast sonucu öldürülür. Kıbrıs'taki ilk Türk şehidi olarak tarihe geçen Abdullah Çavuş'un öldürülme sebebi ise kısa bir süre önce adaya silah getiren birtakım Rum milislerine karşı yaptığı baskındır. Baskında silahlara el konulmuştur. Ama bu operasyon sonrasında Abdullah Çavuş da, Rum milisler tarafından 'mimlenmiştir'. Bu suikast, bir anlamda Ada huzuruna sıkılan ilk kurşundur... Gazeteler saldırıyı kınarken, olay Türkiye'de de yankı bulur. Abdullah Çavuş'un cenazesine akın akın insanlar gelir. Ama suikast Ada'da yaşayan iki toplumun yıllar içerisinde birbirinden ayrılmasıyla sonuçlanacak olayların başlangıcı olarak tarihe geçer.

EŞİ ADİLE HANIM ANLATIYOR
Bugün, Abdullah Çavuş'u hatırlayan pek çıkmaz. Belki tarih kitaplarında ya da Kıbrıs sorunuyla ilgili yayınlarda adı şöyle bir geçer. Eşi ve çocukları hâlâ hayatta olan Abdullah Çavuş'u bize hatırlatan ise TRT Türk'te 24 Mart'ta başlayacak Yaşayan Bellek adlı belgesel dizisi. Bir sözlü tarih programı olan belgesel dizinin Benim Kıbrıs'ım adlı ikinci bölümünde Abdullah Çavuş'un öyküsünü eşi Adile Alparslan ile çocukları anlatıyor. Belgesel, sadece Abdullah Çavuş'un hikâyesini hatırlatmakla kalmıyor aynı zamanda Kıbrıs'ın 1900'lerin başından bugüne kadar olan çatışmalı tarihini de izleyenlere aktarıyor. Belgesel dizisinin Benim Kıbrıs'ım bölümü, projeyi hayata geçiren ekip için de çok özel. Çünkü Benim Kıbrıs'ım bölümünün yönetmeni Rıza Baloğlu, çekimlerin bittiği gün ani bir kalp krizi sonucu vefat etmiş. Bunun için ekip bu projeyi Rıza Baloğlu'na adıyor. Yapımcılığını Su Yapım'ın üstlendiği Yaşayan Bellek 26 bölümden oluşuyor. Belgeselin senaristi Sevinç Baloğlu, 'Resmi tarihte, insan unsuruna çok yer yoktur. Projeyle, tarihteki insan unsurunu ortaya çıkarmaya çalıştık' diyor.

TARİHE İNSANİ BAKIŞ
Kültür Bakanlığı ve medya aracılığıyla duyurular yaptıklarını anlatan Baloğlu, kendilerine 151 başvuru geldiğini söylüyor. Baloğlu ile birlikte, Doğan Hızlan, Ece Temelkuran, Ferzan Özpetek, Murat Menteş, Ümit Sezgin'den oluşan değerlendirme kurulu, bu hikâyelerden 26'sını seçmiş ve ekip de belgeselini çekmiş. Baloğlu 'İlginç hikâyeler vardı karşımızda. Demek ki, insanlarda böyle bir beklenti varmış. Resmi tarihi biliyoruz, ama insanların yaşadıkları başka bir şey. Bireyden yola çıkarak, tarihe bakmak başka türlü bir tarihin kapılarını aralıyor,' diyor. 87 yaşındaki Adile Alparslan'ın öyküsü Yaşayan Bellek belgesel dizisinin en etkililerinden. Baloğlu, Adile Alparslan'ın kocası ve kendisinin öyküsünü anlatırken bir başkasının öyküsünü anlatır gibi olaylara mesafeli yaklaşmasından etkilemiş. Baloğlu 'Adile Hanım'ın derinden yaşadığı bir acıyı, bu kadar mesafeli anlatması beni etkiledi. Adile Hanım ile Rum tarafında da çekim yapmak istedik ama o kabul etmedi. Sanki hayatının bir dönemini kapatmıştı' diye anlatıyor duygularını.

22/03/2011






Mustafapaşa mübadilleri ‘Yaşayan Bellek’ belgeselinde

TRT Türk TV’de 24 Mart 2011 akşamı yayınlanmaya başlayan ‘Yaşayan Bellek’ isimli belgeselin 30 dakikalık ilk bölümünde Ürgüp’e bağlı Mustafapaşa beldesinde yaşayan mübadiller konu edildi. “Naime Kete Münevver Tato i Çemçe (Naime Teyze, Münevver Abla ve Cem)” adı ile gösterilen ilk bölümün çekimleri Mustafapaşa ile Yunanistan’ın Kastorya bölgesindeki köylerde yapıldı. Yönetmenliğini Rıza Baloğlu’nun, yapımcılığını ise Sevinç Baloğlu’nun üstlendiği belgeselin sunumu Mustafapaşa’da yaşayan bir 3. kuşak mübadil olan Süreyya Aytaş tarafından gerçekleştirildi.

Mübadelenin öyküsünü ilk kez üç kuşağın anlatımıyla ekrana getiren belgeselde, 100 yaşındaki Naime Teyze’nin 14 yaşındayken geldiği ve bir daha asla göremediği köyünü, onun gözleriyle gezen 3. kuşak mübadillerinden beyin cerrahı Prof. Dr. Cem Açıkbaş anlatıyor. İkinci kuşak mübadil Münevver Tato ise doğmadığı toprakların dilindeki türküleriyle belgesele katılıyor.

“Dışarıdan bakınca bir hayat; içine girince bin hikaye…”
Bir sözlü tarih çalışması olan ‘Yaşayan Bellek’ belgesel projesi, “Dışarıdan bakınca bir hayat; içine girince bin hikaye…” sloganıyla ve “Dede ve ninelerimiz sadece bizimle yaşayan büyüklerimiz değil, bilinmeyen bir tarihin ve kültürün tanıkları. Onların anlattıklarını kayda geçirip gönderin; seçilen projenizi birlikte çekelim” çağrısıyla yola çıktı. Proje için yapılan başvurular 2010 Kasım ayına kadar kabul edildi. Ardından, Doğan Hızlan, Ferzan Özpetek, Ece Temelkuran, Ümit Sezgin, Murat Menteş ve Sevinç Baloğlu’ndan oluşan seçici kurul, başvuruda bulunan 150 öyküyü değerlendirerek çekilecek projeleri belirledi. Belgesel, proje ekibinin pilot olarak belirlediği altı öykü ile birlikte toplam 26 bölümden oluşuyor.
Proje, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Öztürkmen, Sabancı Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Leyla Neyzi ve tarih araştırmacısı Recdet Sakaoğlu’nun danışmanlığında yürütülüyor.

30 03 2011






Hatıralar unutulmasın diye; Yaşayan Bellek

TRT TÜRKte yayınlanacak Yaşayan Bellek kişisel tarihine duyarlı herkesi, bilinmeyen bir tarihin bellek yoluyla belgelenmesine katkıda bulunmaya çağırıyor.

Sözlü tarih üzerine çalışmalar yapan üç araştırmacı bu çalışmalarını belgesel dizi haline getirecek. Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Arzu Öztürkmen, Sabancı Üniversitesinden Doç. Dr. Leyla Neyzi ve Tarih Araştırmacısı Necdet Sakaoğlunun danışmanlığında sürdürülen Yaşayan Bellek Projesi ise, ilk kez sözlü tarih araştırmalarını bir kültür belgeseli dizisi olarak hayata geçirmeyi hedefliyor.

Anadolunun günümüzdeki konuklarının bu coğrafyanın yaşanmışlıklarını ve kültürlerini, belleklerden görüntüye ve yazıya, bir başka deyişle de geleceğe aktarmak isteyen Yaşayan Bellek şöyle bir çağrıda bulunuyor; Kentinizde veya kasabanızda, köyünüz, mahalleniz ya da evinizde, anlatacaklarını değerli bulduğunuz büyüklerinizle yapacağınız sohbeti kaydedip, gönderin. Derlenen yaşam öyküsünün çekilmek üzere seçilmesi halinde, projenin yerel koordinatörü olarak TRT TÜRK ekibine katılmak mümkün.

Projeye öyküler, yazılı, ses ya da görüntü kaydı olarak gönderilebiliyor. Başvurular arasından seçilen 20 hikayenin yazılı metinleri ya da kayıtları referans olarak kabul edilecek ve çekim ekibi sözlü tarih çalışmasını, projeye başvuran kişi ya da kişilerle birlikte yapacak.

TRT TÜRK tarafından gerçekleştirilecek olan ve Su Yapımın Proje Koordinatörlüğünü yürüteceği Yaşayan Bellek dizisinin belgesel tadındaki programlarının yönetmenliğini ise belgesel ve fotoğraf çalışmalarıyla tanınan Rıza Baloğlu üstlenecek. Projeye son katılım tarihi: 1 Kasım 2010

Ayrıntılı bilgi için: www.yasayanbellek.com
08 Eylül 2010







TRT-TÜRK'te iddialı bir belgesel dizisi başlıyor!

“Yaşayan Bellek” bir farkındalık projesi
Dışarıdan bakınca bir hayat; içine girince bin hikaye…

TRT- TÜRK’ün“Dışarıdan bakınca bir hayat; içine girince bin hikaye…”cümlesiyle başlattığı proje çağrısı öncelikle bu çağrının ulaştığı herkeste bir “farkındalık” yaratmayı amaçlıyordu. Anne ve babalarımızın, dede ve ninelerimizin yaşadıklarını dinleme, dahası onları kaydetme disiplininin önemine vurgu yapan çağrıya gelen cevapların, konu çeşitliliğinin yanı sıra Türkiye’nin hemen her bölgesinden olması ise “sözlü tarih”i hedefleyen böyle bir proje için sağlam bir altyapı oluşmasını sağladı.

Dede ve Ninelerimiz Sadece Bizimle Yaşayan Yaşlı Büyüklerimiz Değil,
Onlar Bilinmeyen Bir Tarihin ve Kültürün Tanıkları…

Bilindiği gibi Türkiye’de, özellikle son yıllarda başta üniversiteler olmak üzere sivil toplum kuruluşları sözlü tarih üzerine pek çok çalışma gerçekleştiriyorlar. Sözlü Tarih konusunda çalışmaları olan Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Arzu Öztürkmen, Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Leyla Neyzi ve Tarih Araştırmacısı Necdet Sakaoğlu’nun danışmanlığında sürdürülen Yaşayan Bellek Projesi , sözlü tarih proje çağrısına başvuruda bulunan kişilerin tanıklıklarını,bir kültür belgeseli dizisi olarak hayata geçirdi.

Başvuruda bulunan hikayeler arasında çekilmeye değer bulunanlarını ise Doğan Hızlan, Ece Temelkuran, Ferzan Özpetek, Murat Menteş, Ümit Sezgin ve Sevinç Baloğlu’ndan oluşan bir ‘Değerlendirme Kurulu’ seçti.

Ferzan Özpetek: “İnsan belleği, sinema için her zaman inanılmaz hikayeler saklar… Bu sadece belgeseller için değil imgesel film için de öyle…Önemli olan dinlemek ve fark etmektir…”

Seçici Kurul üyesi Ferzan Özpetek, bu projede yer almanın kendisini heyecanlandırdığını çünkü insan belleğinin sinema için çok özel hikayeler sakladığını belirterek, “insan belleği sinema için her zaman inanılmaz hikayeler saklar… Projeleri okurken sadece belgeseller için değil uzun metraj imgesel filmler için de olağanüstü hikayeler olduğunu fark ettim. Gerçekten Türkiye bu anlamda çok zengin bir ülke. Tarih ve bireysel yaşanmışlıklar bir araya gelince hikayelerden etkilenmemek mümkün değil.Yaşayan Bellek projesini, bir sözlü tarih arşivi oluşturulması açısından da son derece önemli buluyorum.” dedi…

Usta kalem Doğan Hızlan, “Yaşayan Bellek”, yakın tarihi farklı bir açıdan gündeme getirecek bir “aydınlanma projesidir” diyerek, projenin sadece tarih değil, sosyolojik açıdan önemine dikkat çekti. Antalya Şiir Günleri Jürisi nedeniyle geceye katılamamaktan büyük üzüntü duyduğunu belirten Doğan Hızlan, projenin gelecek nesiller için de önemli bir veri oluşturacağının altını çizdi.

Toplumların değişiklik dönemlerinin, bu dönemleri yaşayanların kendi hikayeleri ile anlatıldığında, sivil ve sosyal tarih açısından önemli veriler içermesinden hareketle hayata geçirilen ‘Yaşayan Bellek’ projesinin pilot bölümlerinin çekimleri Rıza Baloğlu’nun yönetmenliğinde tamamlandı. “Benim Kıbrıs”ım bölümünün çekimlerini bitirdiği gün ani bir kalp krizi ile yitirdiğimiz Belgesel yönetmeni Rıza Baloğlu dizinin dört bölümünün çekimlerini bitirmişti.

İlk Bölüm:
NAİME KETE MÜNEVVER TATO İ ÇEMÇE
‘Naime Teyze, Münevver Abla ve Cem’ adlı ilk bölümün çekimleri Yunanistan’ın Kastorya bölgesi köyleriyle, Kapadokya’da çekildi. Mübadele hikayesini ilk kez üç kuşağın anlatımıyla ekrana getiren “Yaşayan Bellek” dizisinin bu ilk bölümünde yüz yaşındaki Naime Teyze’nin ondört yaşındayken geldiği ve bir daha asla göremediği köyünü, onun gözleriyle gezen üçüncü kuşak mübadillerinden,Antalya Devlet Hastanesi’nde beyin cerrahı olan Prof. Dr. Cem Açıkbaş anlatıyor. İkinci kuşak mübadil Münevver Tato ise doğmadığı toprakların dilindeki türküleriyle belgesele ilginç bir fon oluşturuyor…

BENİM KIBRIS’IM… 1956 yılında Kıbrıs’taki ilk Türk şehidin hikayesiyle örtüşen farklı bir Kıbrıs tarihi, şehit eşi Adile Alparslan’ın sıcak anıları ve samimi cümleleriyle anlatılıyor… 1920’li yıllara ait Kıbrıs görüntülerinin yer aldığı belgeselde, son derece şanslı bir evlatlık olan Adile Alpaslan’ın yaşamının acıları ve sevinçleri ile örtüşen bir ada tarihi, Adile hanımın ve çocuklarının anlatımı ile çiziliyor…

MÜZİK, BELGESELİN CANLI ÖGESİ OLARAK KULLANILIYOR…
Belgesel dizisinin biçimsel özellikleri arasında dikkati çeken bir unsur da, filmde kullanılan müziğin, yaşayan bir öge olarak kullanılması… Bir başka deyişle, belgeselin müziğini yapan kişi, enstrümanı ile çekimlerde, sahnelerin canlı kişisi olarak yer alıyor… Ama müzisyen kamerayı görmüyor, kamera ise müzisyeni sadece bir müzik olarak algılıyor…

Temel felsefesi, Anadolu’nun günümüzdeki konukları olan “bizlerin”, bu coğrafyanın yaşanmışlıklarını ve kültürlerini, belleklerden görüntüye ve yazıya, bir başka deyişle de “geleceğe” aktarmak olan Yaşayan Bellek projesine başvuruda bulunan hikayelerin çekimi ise devam ediyor.

TRT TÜRK tarafından yayınlanacak olan ve RSSu Yapım tarafından gerçekleştirilen “Yaşayan Bellek” dizisinin senaryosunu Sevinç Baloğlu yazıyor. Belgeselin Görüntü Yönetmenliğini İbrahim Çaltılı, özgün müziklerini ise Serkan Alkan yapıyor…