Siyah Beyaz




Yapım Tarihi - 2011
Süre - 00:00:00
Bölüm Sayısı - 6
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - İsmail Sert
Yapımcı - Yasemin Sökmen
Yard. Yönetmen - M. Emin Yeşilyurt
Metin Yazarı - Cem Yavuz
Danışman - Okay Gönensin
Sunucu - Hülya Hökenek



Siyah Beyaz

Yönetmen - İsmail Sert
Yapımcı - Yasemin Sökmen

Cumhuriyet Gazetesi’nin, başlangıcından günümüze editoryal tarihi, 6 bölümlük
belgeselle, TRT Haber ekranına geliyor… Belgeselin 1. bölümünün başlığı “Adı
Cumhuriyet Olsun”.

Tarih- 7 Mayıs 1924. İlk sayıdaki manifestosunda Yunus Nadi diyordu ki;
“Memlekette her anlamıyla gerçek bir demokrasi kurulması için gazetemiz bütün
varlığıyla çalışacaktır. O yıllar düşünüldüğünde İleri bir hedefti. 1928’de dil
devriminin gerçekleşmesinde, soyadı kanununun kabulünde, tatil gününün pazara
alınmasında gazete başrollerdeydi. 1929’da batıdaki örneklere bakarak güzellik
yarışmalarını başlattı. 1930’da iki partili düzene geçilmesi kararını desteklese
de pek heyecanlı değildi. İnönü-Atatürk ayrışmasında Atatürk’ün yanındaydı ve
bütün gücünü eski rejimin karşısında yeni rejimi savunmak için harcıyordu. 10
Kasım 1938’de Atatürk’ün ölümü gazete açısından yeni bir dönemin başlangıcı
oldu.

Siyah Beyaz, 13 Ocak Perşembe TRT Haber’de…

trt.net.tr






BASINDA BELGESEL

TRT, Cumhuriyet Gazetesi'nin belgeselini yayınlayacak

Cumhuriyet Gazetesi'nin kuruluşundan günümüze iniş ve çıkışlarla dolu tarihi, 6
bölümlük belgeselle TRT Haber'de ekrana geliyor. Yönetmenliğini İsmail Sert'in
yaptığı 'Siyah-Beyaz' isimli 6 bölümlük belgeselde Ali Sirmen'den Hasan Cemal'e,
Cengiz Çandar'dan Murat Belge'ye basın camiasının birçok isminin görüşlerine yer
veriliyor.

Cağaloğlu'nda, bir zamanlar İttihat ve Terakki'nin Genel Merkezi ve İngiliz
İşgal Kuvvetleri Komutanlık binası olarak da kullanılan Ünlü Pembe Köşk'te yayın
hayatına başlayan gazeteyi anlatan belgesel, Yunus Nadi'nin 7 Mayıs 1924 tarihli
ilk nüshaya yazdığı takdim yazısındaki şu ifadelerle başlıyor- "Cumhuriyet,
sadece Cumhuriyet'in bilimsel ve yaygın ifadesiyle demokrasinin savunucusudur.
Cumhuriyet, demokrasi fikir ve esaslarını bozan, yıkan ve yıkmaya çalışan her
kuvvetle mücadele edecektir. Memlekette her anlamıyla gerçek bir demokrasi
kurulması için gazetemiz bütün varlığıyla çalışacaktır. Memlekette halkın, halk
tarafından, halk için idaresi bizim idealimizdir ve yalnız bu idealin esiriyiz,
başka bir kuvvetin değil."

Belgeselde gazeteyle ilgili görüşlerini açıklayan Murat Belge, "Cumhuriyet
gazetesi yeni kurulan rejimin militan bir savunucusu olarak yayına başlamıştır"
derken, Cengiz Çandar bir dönem kadrosunda yer aldığı kurumla hakkında şu
değerlendirmede bulunuyor- "Cumhuriyet, tarihi boyunca bazı misyonları kendine
üstlenmek gibi bir huy, bir adet geliştirmiştir. Cumhuriyet sadece gazete
değildir." Halen gazetenin yazarları arasında yer alan Ali Sirmen ise
"Cumhuriyet bir misyon gazetesidir. Misyonunun ne olduğu da öyküsünde gizlidir"
diyor. Hasan Cemal, Taha Akyol, Okay Gönensin, Ali Bayramoğlu ve Ahmet Turan
Alkan da belgeselde Cumhuriyet'e bakışlarını anlatıyor.

Cumhuriyet'in bir dönem Hitler'e duyduğu sempatiden gazetenin darbeler
karşısında aldığı farklı tutumlara, yayın kadrosundaki isimlerin karıştığı darbe
girişimlerinden İlhan Selçuk-Hasan Cemal arasındaki ideolojik kavgaya, Uğur
Mumcu suikastından Ak Parti ile ilişkilere satır başı pek çok konunun işlendiği
belgeselin ilk bölümü 13 Ocak Perşembe günü yayınlanacak.

zaman.com.tr
Cihan
08.01.2011







TRT'den, Cumhuriyet gazetesi belgeseli

Cumhuriyet Gazetesi'nin kuruluşundan günümüze iniş ve çıkışlarla dolu tarihi, 6
bölümlük belgeselle TRT Haber'de ekrana geliyor. Yönetmenliğini İsmail Sert'in
yaptığı 'Siyah-Beyaz' isimli 6 bölümlük belgeselde Ali Sirmen'den Hasan Cemal'e,
Cengiz Çandar'dan Murat Belge'ye basın camiasının birçok isminin görüşlerine yer
veriliyor.

Cağaloğlu'nda, bir zamanlar İttihat ve Terakki'nin Genel Merkezi ve İngiliz
İşgal Kuvvetleri Komutanlık binası olarak da kullanılan Ünlü Pembe Köşk'te yayın
hayatına başlayan gazeteyi anlatan belgesel, Yunus Nadi'nin 7 Mayıs 1924 tarihli
ilk nüshaya yazdığı takdim yazısındaki şu ifadelerle başlıyor- "Cumhuriyet,
sadece Cumhuriyet'in bilimsel ve yaygın ifadesiyle demokrasinin savunucusudur.

Cumhuriyet, demokrasi fikir ve esaslarını bozan, yıkan ve yıkmaya çalışan her
kuvvetle mücadele edecektir. Memlekette her anlamıyla gerçek bir demokrasi
kurulması için gazetemiz bütün varlığıyla çalışacaktır. Memlekette halkın, halk
tarafından, halk için idaresi bizim idealimizdir ve yalnız bu idealin esiriyiz,
başka bir kuvvetin değil."

Belgeselde gazeteyle ilgili görüşlerini açıklayan Murat Belge, "Cumhuriyet
gazetesi yeni kurulan rejimin militan bir savunucusu olarak yayına başlamıştır"
derken, Cengiz Çandar bir dönem kadrosunda yer aldığı kurumla hakkında şu
değerlendirmede bulunuyor-

"Cumhuriyet, tarihi boyunca bazı misyonları kendine üstlenmek gibi bir huy, bir
adet geliştirmiştir. Cumhuriyet sadece gazete değildir." Halen gazetenin
yazarları arasında yer alan Ali Sirmen ise "Cumhuriyet bir misyon gazetesidir.
Misyonunun ne olduğu da öyküsünde gizlidir" diyor. Hasan Cemal, Taha Akyol, Okay
Gönensin, Ali Bayramoğlu ve Ahmet Turan Alkan da belgeselde Cumhuriyet'e
bakışlarını anlatıyor.

Cumhuriyet'in bir dönem Hitler'e duyduğu sempatiden gazetenin darbeler
karşısında aldığı farklı tutumlara, yayın kadrosundaki isimlerin karıştığı darbe
girişimlerinden İlhan Selçuk-Hasan Cemal arasındaki ideolojik kavgaya, Uğur
Mumcu suikastinden Ak Parti ile ilişkilere satır başı pek çok konunun işlendiği
belgeselin ilk bölümü 13 Ocak Perşembe günü yayınlanacak.

habervakti.com
08 Ocak 2011







Gazeteyle, Cumhuriyet’i anlatan belgesel

TRT’de, ilk kez bir gazetenin belgeseli yapıldı. Türkiye’nin en eski gazetesi
Cumhuriyet’in 1924’ten günümüze gelen yayın hayatı Siyah Beyaz’da anlatılıyor.

Türkiye’de ilk kez bir gazetenin tarihini anlatan belgeseli yapıldı. Siyah
Beyaz, Cumhuriyet gazetesini beyaz cama taşımaya başladı, geçen perşembe
gününden itibaren. TRT’de 25 yıldır prodüktörlük yapan İsmail Sert ve ekibinin
44 gazeteci ve akademisyen ile yaptığı 800 dakikalık görüşmeden oluşan belgesel,
7 Mayıs 1924’te kurulan gazete üzerinden Türkiye tarihinin kritik dönemlerine de
ayna tutuyor. Bir gazetenin sevinçle, sıkıntıyla, tepkiyle, alkışla, inişle,
çıkışla geçen uzun yolculuğun öyküsünü anlatıyor.

TAM 44 GAZETECİYLE GÖRÜŞTÜK
Cumhuriyet yayın hayatına başladığında, Cumhuriyet ilan edileli henüz altı ay
olmuştu. Gazete, ilk bildirisinde varlığını demokrasiye adadığını duyurdu.
Haberleriyle, yorumlarıyla rejimin tüm tarihine tanıklık etti. “Onun için böyle
bir belgeseli Cumhuriyet hak ediyordu” diyor Sert. Atatürk’ün kurduğu, isminin
yine onun tarafından verildiği bir gazeteydi Cumhuriyet. Sert, “7 Mayıs 1924’
ten bugüne kadar temel değişikliklere uğramadı. Ne logosu ne de sahipleri...
Sahiplerini hep kendi bünyesi içinden çıkardı. Cumhuriyet’in içinden bakıp bir
ülkenin durumunu çok iyi anlayabileceğimizi düşündük. Ve bu şekilde yola çıktık”
diyor. Belgeselde yer alan konukların ikna edilmesi için aylarca uğraştıklarını
anlatıyor. Toktamış Ateş, Emre Aköz, Taha Akyol, Mehmet Barlas, Ali Bayramoğlu,
Murat Belge, Hasan Cemal, Oral Çalışlar, Ragıp Duran, Aydın Engin, Okay
Gönensin, Ali Sirmen, Meral Tamer, Umur Talu gibi 44 önemli gazeteci,
akademisyen ile görüşmeler yaptıklarını, aylarca gazetenin arşivinde
çalıştıklarını belirtiyor.

ÇEKİŞME TİRAJ KAYBETTİRDİ
Sert, gazetenin ilk döneminin, kuruluşundan Atatürk’ün ölümüne kadar olan bir
süreci kapsadığını, kuruluş amacının yeni kurulan Cumhuriyet’i savunmak olarak
açıklandığını hatırlatıyor. Atatürk’ten sonra gazetenin İsmet İnönü ile inişli
çıkışlı bir ilişki içinde olduğunu vurgulayarak “İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi
Almanyası’nın yanında yer alan gazete, Demokrat Parti ile değişken ve problemli
bir ilişki yaşıyor” diyor.

“12 Mart darbesinin bir ucu gazeteye dayanıyor” diyen Sert şunları söylüyor-
“Bundan üç gün önce Doğan Avcıoğlu, Cemal Madanoğlu, İlhan Selçuk, İlhami
Soysal, Mümtaz Soysal gibi isimlerin dahil olduğu bir grubun toplantısının
gazete içinde yapıldığı söyleniyor. Gazete, Hasan Cemal ve ekibinin başa
gelmesiyle askere karşı tavır değişikliğine gidiyor. Askerin tüm uygulamalarını
eleştiriyor gazete... İlhan Selçuk ve Hasan Cemal çekişmesiyle hızla tiraj
kaybetmeye başlıyor. Selçuk ve ekibi tekrar başa geliyor ve bugünkü politikasına
geri dönüyor.”

Le Monde olamadı
CUMHURİYET’İN Kıbrıs Harekatı’ndan sonra ABD ambargosu karşısında yaptığı
‘Millet Yapar’ adlı bir kampanyasının büyük ses getirdiğini söylüyor Sert.
“Toplanan paralarla denizaltılar yapıldı. ‘Cumhuriyet sadece gazete verir’
diyerek bu sözünün arkasında hep durdu. Kitap ekini ilk çıkaran gazete oldu.
Tatil gününün pazara alınmasında başrol oynadı. 1929’da ilk güzellik yarışma-larını
başlattı. Ama yine de Türkiye’nin Le Monde’u olamadı. Cumhuriyet farklı
görüşteki insanlara yer verseydi gerçekten lokomotif olabilirdi.”


Özkan Güven / ozkguven@gmail.com
stargazete.com
16 Ocak 2011







Şimdi de yandaş belgesel
Akşam yazarı Oray Eğin yazdı...

Elimde ciltli, kuşe kağıda renkli basılmış bir katalog duruyor. 'Siyah Beyaz'
isimli belgesel için hazırlanmış ve basına dağıtılmış. Belli ki epey para
harcanmış. Parası neden önemli- Çünkü 'Siyah Beyaz' bir TRT belgeseli, bütün
masraflarını bizler vergilerimizle karşılıyoruz.
Ve bu belgesel Cumhuriyet gazetesinin tarihi üzerine.
Cumhuriyetimiz kadar eski bir gazetenin hikayesinin televizyona aktarılması,
geleceğe bir belge olarak kalması elbette önemli. Ancak durup dururken neden
şimdi bir Cumhuriyet gazetesi belgeseli yapılır, onu da merak etmiyor değilim.
Hele hele işin içinde TRT varsa.
Kataloğun sayfalarını karıştırdıkça kafamdaki sorular yavaş yavaş aydınlanıyor.
Bu belgesel için söyleşi yapılan isimlere bakıyorum- Şu anda Cumhuriyet'te yazan
sadece üç kişi var. Bedri Baykam, Ümit Zileli ve Ali Sirmen.
Önceki gün Hikmet Çetinkaya'yı aradım- 'Hikmet Abi, bu belgeselden size söyleşi
teklifi geldi mi' diye sordum.
'Hayır' dedi, 'Ne bana, ne Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız'a, ne Orhan
Erinç'e, ne de Cüneyt Arcayürek'e böyle bir talep gelmedi.'
İlginç değil mi?
Cumhuriyet hakkında bir belgesel ama Cumhuriyet'in omurgasına yer verilmiyor,
sadece 'göstermelik' üç yazarla kısa söyleşiler yapılıyor.
TRT'nin belgeselinde Cumhuriyet'i kimler anlatıyor dersiniz? Cumhuriyet'le hiç
ilgisi olmamış, ya da geçmişte Cumhuriyet'ten çeşitli sebeplerden uzaklaştırılıp
bu gazeteye kin bilemiş kişiler.
Başta Hasan Cemal. Zaten belgeselin danışmanı da Cemal'in Cumhuriyet
yıllarındaki sağ kolu Okay Gönensin.
Belgesel de Cemal'in Cumhuriyet'in gövde gösterisi gibi- Cengiz Çandar, Şahin
Alpay, Ümit Kıvanç, Meral Tamer, Osman Ulagay.
Oral Çalışlar ve Aydın Engin gibi liberal saflara savrulanlar...
Eski bir Cumhuriyet çalışanı olan Mehmet Barlas'a, sinema eleştirmenliğini
neredeyse Türkiye'ye öğreten Atilla Dorsay'a, hatta Türkiye'nin ilk Cemaat'çi
Atatürkçüsü eski Cumhuriyet yazarı Toktamış Ateş'e bile şaşırmadım ama bazı
konuştukları insanları hakikaten anlayamadım.
Ali Bayramoğlu, Emre Aköz, Mehmet Şevket Eygi, Taha Akyol ne alaka- Bu isimler
mi anlatacak Cumhuriyet'in tarihini? Bu kişilerin adları Hasan Cemal'in
'Cumhuriyet'i Çok Sevmiştim' kitabında bile bir kere geçmiyor...
Sırf isim listesi aslında amacın Cumhuriyet gazetesini anlatmak değil,
Cumhuriyet'i karalamak olduğunu hemen belli ediyor. Kavgalar, Cumhuriyet'teki
fikir ayrılıkları da yer alabilir ama bu belgesel belli ki Hasan Cemal'in
anıları gibi tek taraflı.
TRT'nin neden böyle bir işe alet olduğunu anlamaksa zor değil- Bu iktidar
döneminde TRT'de dönen dolapları, kadrolaşmayı en sık haber yapan gazetelerden
biri Cumhuriyet. Bu aralar TRT'nin kendisini eleştiren kişilere karşı belaltı
çalıştığı, birebir savaştığı da malum.
Ne hale geldik, görün işte... Bizim vergilerimizle dönen bir kurum, böylesi
'şahsi' meselesine bizim vergilerimizi alet edebiliyor.
Bu iş için de 'her işe yarar' liberaller zaten dünden razı.
Yeter ki Hasan Cemal ve Okay Gönensin bitmek bilmeyen o ergen öfkesiyle İlhan
Abi'lerinden intikam alsınlar.
Bu arada ben 'liberallerden faydalanılma' yöntemini de sekiz sene öncesinden
hatırlıyorum.
Bugün Cumhuriyet'i karalayan kadro, sekiz sene önce de AKP'yi yere göğe
sığdıramayan, 'değişimin' fikri altyapısını hazırlayanlar değil miydi?

Kullanışlı gazetecinin adı
GEÇEN haftayı kapatırken Taraf'ta yazan bir 'kullanışlı gazeteciden'
bahsetmiştim. Kendisini aralarına almayanlara karşı tetikçilik yapan,
birilerinin emrine giren yeni bir çocuktan.
Adı Melih Altınok...
Ben 'Metin Altınok' yazmışım... Kafamda Melih diye bir adam o kadar yer etmemiş
ki böyle bir hata yapmışım...
Çünkü ben bir tek Türkçe'nin büyük şairi Metin Altıok'u bilirim... Melih ya da
benzerlerini beynim hatırlamak istese de bünyem kabul etmez. Ama bu hatayı
yaptığım için üzüldüm... Bir kere Metin Altıok'a saygımdan. Böyle bir türle
karıştırılacak son isim. En başta babasının adını hep çok güzel yaşatan kızı
Zeynep'ten ve bu büyük şairi sevenlerden özür dilerim.

Lokanta Maya notları
Menderes Utku ne kadar güzel yaşlanıyor. Bir zamanlar İstanbul'un en beğenilen
erkeğinin yüzüne aklar düşüyor. Ama hala kendisine baktırıyor. İki haftada iki
kere karşılaşınca yaşlanmanın da insana yakıştığını düşündüm. Bir de Menderes
Utku'nun hala kentte bir 'öncü' olduğunu.
Onu en son Karaköy'deki Lokanta Maya'da görünce 'Tamam, doğru yere gelmişiz'
dedim.
Radikal'e yemek yazıları da yazan Didem Şenol'un açtığı Maya'da yemek bir türlü
kısmet olmamıştı. Şenol'un adı dışında her şeyi çok güzel olan bir yemek kitabı
var; 'Kızımız Defne'yi Oğlumuz İskorpit'e.' Bu kitabı da çok beğenmiştim,
yemeklerini tatmak istiyordum.
İki sefer gittik ve kapıda kaldık.
Bir seferinde bir beyaz eşya firmasının servisleri için kapatılmıştı mekan,
yüzümüze bakılmadan kapı dışarı edildik.
Azimliyiz, ikinci sefer gittik. Yine kapıda kaldık. Çünkü bazı akşamlar saat
20.00'de kapanıyormuş. Tutturamadık, restoranın hangi saatte açık olup hangi
saatte kapalı olduğunu ezberleyemedik- Normalde haftada bir gün kapalı olur,
akşam yemeği veriliyorsa da her gün verilir diye alışmışız...
Neyse, geçen hafta nihayet nasip oldu da gittik.
Peşinen söyleyeyim, çok beğendim. Sadece yemeğe odaklanıyorsunuz. Bütün masalar
dolu, ağırlıkla da yabancılar. Şık bir kalabalık. Yemeklerin bazıları iyi;
mücver, muhammara gibi klasik seçenekler ağırlıklı. Hemen her şeyi tadına bakmak
için söyledik. Kalamar ızgara çok sertti, onun dışında her şeyden memnun kaldık.
Ana yemek olarak masadaki üç kişi bonfile istedi. Çok az (bleu), az ve orta
pişmiş şekilde. Etlerimizi tam istediğimiz gibi pişirdiler ama garson masada
hepsini karıştırdı ve yanlış verdi. Bunlar çok sık oluyor Türkiye'de. Bir de
patatesler çok iyi olabilecekken bekletildiği için yumuşamış, birbirine
yapışmış. Arkadaşım 'büfe patatesi' dedi; hani dürümün içine falan konan
cinsten!
Ama etin tadı çok iyiydi; belli ki iyi yerlerden malzeme temin ediliyor. Tatsız,
süpermarket etleri astronomik fiyatlarla sunulmuyor.
Benim en temel eleştirim Didem Şenol'un kitabında olan yemeklerin restoranda
bulunmamasıydı; kitabı okuyan, gelip bazı reçetelerin orijinallerini görmek
isteyebilir.
Peki Maya'ya tekrar gider miyim? Sık sık gitmek isterim. Çünkü yemeğe verilen
önem hoşuma gitti.
Bir de aynı türde başka bir yer olan Münferit'ten çok daha az kasmış, iddiasız
ve daha başarılı bir yer. Fiyatlar da apartman girişinde konuşlanmış ve New
York'taki birçok iddialı yerden daha pahalı hesap ödediğiniz Münferit'in aksine
mantıklı.


muhalifgazete.com
07 Şubat 2011







CHP`nin Cumhuriyet belgeseli Oray`ı rahatsız etmiş!

TRT'nin belgeselinde Cumhuriyet`i kimler anlatıyor dersiniz? Cumhuriyet ile hiç
ilgisi olmamış, ya da geçmişte Cumhuriyet`ten çeşitli sebeplerden uzaklaştırılıp
bu gazeteye kin bilemiş kişiler. Akşam yazarı Oray Eğin, TRT Haber`de yayınlanan
ve Cumhuriyet gazetesinin tarihini anlatan Siyah Beyaz isimli belgeseli "yandaş
belgesel" olarak niteledi ve belgesel ekibine sert sözlerle yüklendi.

"Elimde ciltli, kuşe kağıda renkli basılmış bir katalog duruyor. `Siyah Beyaz`
isimli belgesel için hazırlanmış ve basına dağıtılmış. Belli ki epey para
harcanmış. Parası neden önemli- Çünkü `Siyah Beyaz` bir TRT belgeseli, bütün
masraflarını bizler vergilerimizle karşılıyoruz. Ve bu belgesel Cumhuriyet
gazetesinin tarihi üzerine." diyen Eğin yazısına şöyle devam etti-

"Cumhuriyetimiz kadar eski bir gazetenin hikayesinin televizyona aktarılması,
geleceğe bir belge olarak kalması elbette önemli. Ancak durup dururken neden
şimdi bir Cumhuriyet gazetesi belgeseli yapılır, onu da merak etmiyor değilim.
Hele hele işin içinde TRT varsa.

TRT`nin belgeselinde Cumhuriyet`i kimler anlatıyor dersiniz? Cumhuriyet`le hiç
ilgisi olmamış, ya da geçmişte Cumhuriyet`ten çeşitli sebeplerden uzaklaştırılıp
bu gazeteye kin bilemiş kişiler.
Başta Hasan Cemal. Zaten belgeselin danışmanı da Cemal`in Cumhuriyet
yıllarındaki sağ kolu Okay Gönensin.
Belgesel de Cemal`in Cumhuriyet`in gövde gösterisi gibi- Cengiz Çandar, Şahin
Alpay, Ümit Kıvanç, Meral Tamer, Osman Ulagay.
Oral Çalışlar ve Aydın Engin gibi liberal saflara savrulanlar...
Eski bir Cumhuriyet çalışanı olan Mehmet Barlas`a, sinema eleştirmenliğini
neredeyse Türkiye`ye öğreten Atilla Dorsay`a, hatta Türkiye`nin ilk Cemaat`çi
Atatürkçüsü eski Cumhuriyet yazarı Toktamış Ateş`e bile şaşırmadım ama bazı
konuştukları insanları hakikaten anlayamadım.

Ali Bayramoğlu, Emre Aköz, Mehmet Şevket Eygi, Taha Akyol ne alaka- Bu isimler
mi anlatacak Cumhuriyet`in tarihini? Bu kişilerin adları Hasan Cemal`in `Cumhuriyet`i Çok Sevmiştim` kitabında bile bir kere geçmiyor...

Sırf isim listesi aslında amacın Cumhuriyet gazetesini anlatmak değil,
Cumhuriyet`i karalamak olduğunu hemen belli ediyor. Kavgalar, Cumhuriyet`teki
fikir ayrılıkları da yer alabilir ama bu belgesel belli ki Hasan Cemal`in
anıları gibi tek taraflı.

TRT`nin neden böyle bir işe alet olduğunu anlamaksa zor değil- Bu iktidar
döneminde TRT`de dönen dolapları, kadrolaşmayı en sık haber yapan gazetelerden
biri Cumhuriyet. Bu aralar TRT`nin kendisini eleştiren kişilere karşı belaltı
çalıştığı, birebir savaştığı da malum."


birikimhaber.com
07-02-2011






Cumhuriyet Gazetesi Belgeseli TRT Haber'de!

Cumhuriyet Gazetesi’nin, başlangıcından günümüze editoryal tarihi, 6 bölümlük
belgeselle, TRT Haber ekranına geliyor
TRT Haber, Cumhuriyet Gazetesi’nin tarihi öyküsünü anlatan bir belgeseli
ekranlarına getiriyor. Yönetmenliğini İsmail Sert, yapımcılığını Yasemin
Sökmen’in üstlendiği belgeselin Metin yazarlığını ise Cem Yavuz yaptı…

Türkiye’deki birçok gazeteden, televizyondan gazetecilerden, akademisyenlerden,
uzmanlardan görüşlerin alındığı, arşivlerde görüntülerin ve bilgilerin alındığı
belgesel, 6 bölüm halinde TRT Haber izleyicileriyle buluşacak. Belgeselin ilk
bölümü 13 Ocak Perşembe akşamı 20:30’da ekranlara gelecek.

Sunuculuğunu Hülya Hökenek’in yaptığı ‘Siyah-Beyaz’, Cumhuriyet gazetesini,
kurucusunun belirlediği demokrasi ideali ekseninde takip ederek, yayınlarını
siyasal kırılma noktalarında ve sancılı dönemlerde aldığı roller üzerinden
analiz ediyor.

Program Cumhuriyet’in kimliğini, yakın tarih içindeki olayların aynasında
yakalamayı hedefliyor. Ülkemizdeki demokrasi yürüyüşünde bir gazetenin ne kadar
önemli olduğunu esas alarak ve çok sayıda değerli gazetecinin katkısıyla
yazılanları/yazılamayanları irdeliyor.

Türkiye’nin en eski gazetesi Cumhuriyet, 7 Mayıs 1924’te Yunus Nadi’nin
yönetiminde yayın hayatına başladı. Yunus Nadi ilk sayıya yazdığı manifestoda,
gazetenin işlevini, ‘demokrasiyi savunmak’ olarak belirlemişti-

“Cumhuriyet, sadece cumhuriyetin, bilimsel ve yaygın ifadesiyle demokrasinin
savunucusudur. Cumhuriyet, demokrasi fikir ve esaslarını bozan, yıkan ve yıkmaya
çalışan her kuvvetle mücadele edecektir. Memlekette her anlamıyla gerçek bir
demokrasi kurulması için gazetemiz bütün varlığıyla çalışacaktır.”

Gazete, kısa süreli kapatılmalarının dışında bugüne kadar yayınını sürdürdü.
Türkiye Cumhuriyeti tarihine tanıklık etti. Çok partili hayata geçiş
denemelerini, darbeleri, muhtıraları ve sıkıyönetimleri gördü. Ekmeğin karne ile
alındığı günleri, depremleri, bayramları, seçimleri ve referandumları yaşadı.

Başlangıcında özellikle vurgu yaptığı ‘demokrasiye hizmet’ misyonu yıllar
boyunca hep karşısına çıktı. İnişleri çıkışları oldu. Bazen alkışlandı, bazen
eleştirildi. Kendi içinde de çatışmalar, sıkıntılar ve kopmalar yaşadı.
Yaşananlara tanıklık etmekle kalmadı, bazı değişim ve dönüşümlere aktif biçimde
katılmayı heyecanla benimsedi. Hatta öncülük yaptı. Siyasi tavrı sebebiyle
Türkiye Cumhuriyeti tarihi içindeki yeri daha da netleşti ve gazeteler içinde
öne çıktı.

‘Siyah-Beyaz’, 13 Ocak’tan itibaren her perşembe, saat 20.30’da TRT Haber’de.

Röportajlardan alıntılar

“Bir misyon gazetesidir cumhuriyet. Misyonunun ne olduğu da öyküsünde gizlidir.”
Ali SİRMEN

“Cumhuriyet gazetesi sadece bir gazete değildir.”
Hasan CEMAL

“Cumhuriyet çok dar bir kesimin vazgeçilmez gazetesi.”
Mehmet BARLAS

“90’ların başlarında çok iftihar ettiğimiz bir gazete vardı karşımızda. Valla o
günkü gazetenin eksiği neydi diye bana sorarsanız bence mükemmel bir şeydi,
eksik hiç yoktu.”
Meral Tamer

“Bizim zamanımızda, yani hem emekli, hem muvazzaf general sayısı oldukça
artmıştı gazetenin koridorlarında dolaşan. Bu yeni bir durumdu.”
Oral ÇALIŞLAR

“Cumhuriyet gazetesi bu yeni kurulan rejimin militan bir savunucusu olarak yayın
hayatına başlamıştır denilebilir. Batı demokrasilerinde çok alışık olmadığımız,
militan gazete. Yani bir rejimin adeta militanı gibi yayın yapan tamamen ona
angaje bir gazete.”
Murat BELGE

“Cumhuriyet gazetesinin ordudaki devrimci subaylara büyük güveni var. Bu içinde
yaşadığımız dönemde de ‘genç subaylar rahatsız’ manşetiyle de kendisini gösteren
bir damar Cumhuriyet gazetesinin genlerinde böyle devrimci, yani; parlamenter
siyasetten ziyade, devrimci metodları önemseyen bir gen var.”
Taha Akyol

“Sivil değişimin dışında askeri darbe üzerine kurulu bir değişim. Bu Türkiye’ye
felaket getirmektedir. Cumhuriyet gazetesi her zaman darbe taraftarı olmuştur.”
Mehmet Şevket EYGİ

“1960 ihtilali ile karşılaştığında Cumhuriyet Gazetesi, 1960 ihtilalini yine
büyük bir coşkuyla karşılayacaktır.”
Cemil Koçak

“Cumhuriyet gazetesi her zaman laikliğin altını beş kere çizmiş, buna karşı
demokrasinin altını pek çizmemiştir. Cumhuriyet gazetesinin özü budur.”
Emre AKÖZ

“Cumhuriyet uzunca bir süredir belli bir fikrin bülteni. 1970’li yıllardaki
durumuna geldi. Belki ondan daha bile renksiz.”
Okay GÖNENSİN

“Değişim fikrinin kendisinden alerji Duyan bir yayın politikası içerisinde. Bu
tabii onu gazete olmaktan çıkarıyor. Hem çağdaş olmaktan çıkarıyor, hem
anlaşılır olmaktan çıkarıyor, hem de Türkiye’ye katkı sunmaktan çıkarıyor. Tam
tersine değişim sürecinin önünde bir engel olmasına yol açıyor. Değişmemek bir
Erdem olamaz.”
Ali BAYRAMOĞLU

“Cumhuriyet gazetesi epey bir süredir, habercilik refleksi açısından benim
beklediğim düzeyde bir performans göstermedi. Cumhuriyet gazetesi bugün, biraz
antika bir eşya durumuna düşmüş izlenim veriyor.”
Haluk Şahin

“Şu anda cumhuriyete bir günlük gazete olarak bakmak çok zor. Çok fazla siyasi
angajmanla belirlenen bir gazete cumhuriyet.”
Ümit Kıvanç

“Türkiye’de ideolojik saplantısı olan okuyucu, bağlandığı gazetede hergün
kafasındaki düşüncenin bir benzerini, karşılığını bulmak ve böyle kendini güçlü
hissetmek gibi bir ihtiyaç içinde oluyor. Bu ilişki gazetecilik açısından doğru
bir ilişki değil bence.”
Tan Oral

“Bu gün gazete aslına dönmüş durumda. Aynı ulusalcılık adı altında son derece
kapalı klastrofobik faşizme yaklaşan bir milliyetçilik, ırkçılığa yakın bir
yabancı düşmanlığı içerisinde yayın yapıyor.”
Ragıp Duran

“Cumhuriyet gazetesi bütün bu süreçte bana göre o ulusalcı, askeri duyarlı
odağın ekseni oldu, düşünce aynası oldu. Dün öyleydi, bugün nasıl? Bugün de
öyle.”
Avni Özgürel

“Cumhuriyet, bugünkü Cumhuriyet ulusalcı hareketin Türkiye’deki sesidir. Hatta
yer yer organıdır.”
Aydın ENGİN

“Gerçekten bir referans gazetesi olarak gelişip büyürdü ve bu Türkiye’de gerek
demokrasinin kökleşmesi gerekse gazeteciliğin bugün içine düşmüş olduğu vahim
duruma düşmemesine yol açabilirdi.”
Şahin ALPAY

“Cumhuriyet tarihi boyunca bazı misyonları kendine üstlenmek gibi bir huy, bir
adet geliştirmiş durumdadır Cumhuriyet de. Dolayısıyla yani sadece gazete
değildir öyle diyeyim.”
Cengiz ÇANDAR

“2002’den sonra özelikle yeni iktidarın gelişiyle birlikte Türkiye’de çok
belirgin olarak, hem ekonomik anlamda, hem toplumsal anlamda, hem sosyolojik
anlamda kötüye ve karanlığa gidiş saptadı Cumhuriyet. Bu saptamayla birlikte bu
gidişlere karşı giderek yükselen bir muhalif çizgi tutturmuş olduğu doğrudur.
Doğrusu da buydu çünkü.”
Ümit ZİLELİ

“Cumhuriyetin birinci sayfasında ne olacağını biliyorum. Bunu tahmin
edebilirim.”
Ahmet Turan Alkan


postmedya.com
08 Ocak 2011







TRT Haber 6 bölümlük Cumhuriyet gazetesi belgeseli yayınlayacak

Cumhuriyet Gazetesi'nin kuruluşundan günümüze iniş ve çıkışlarla dolu tarihi, 6
bölümlük belgeselle TRT Haber'de ekrana gelecek. Yönetmenliğini İsmail Sert'in
yaptığı 'Siyah-Beyaz' isimli 6 bölümlük belgeselde Ali Sirmen'den Hasan Cemal'e,
Cengiz Çandar'dan Murat Belge'ye basın camiasının birçok isminin görüşlerine yer
veriliyor.

Cağaloğlu'nda, bir zamanlar İttihat ve Terakki'nin Genel Merkezi ve İngiliz
İşgal Kuvvetleri Komutanlık binası olarak da kullanılan Ünlü Pembe Köşk'te yayın
hayatına başlayan gazeteyi anlatan belgesel, Yunus Nadi'nin 7 Mayıs 1924 tarihli
ilk nüshaya yazdığı takdim yazısındaki şu ifadelerle başlıyor:

"Cumhuriyet, sadece Cumhuriyet'in bilimsel ve yaygın ifadesiyle demokrasinin
savunucusudur. Cumhuriyet, demokrasi fikir ve esaslarını bozan, yıkan ve yıkmaya
çalışan her kuvvetle mücadele edecektir. Memlekette her anlamıyla gerçek bir
demokrasi kurulması için gazetemiz bütün varlığıyla çalışacaktır. Memlekette
halkın, halk tarafından, halk için idaresi bizim idealimizdir ve yalnız bu
idealin esiriyiz, başka bir kuvvetin değil.

"Belgeselde gazeteyle ilgili görüşlerini açıklayan Murat Belge, "Cumhuriyet
gazetesi yeni kurulan rejimin militan bir savunucusu olarak yayına başlamıştır"
derken, Cengiz Çandar bir dönem kadrosunda yer aldığı kurumla hakkında şu
değerlendirmede bulunuyor:

"Cumhuriyet, tarihi boyunca bazı misyonları kendine üstlenmek gibi bir huy, bir
adet geliştirmiştir. Cumhuriyet sadece gazete değildir." Halen gazetenin
yazarları arasında yer alan Ali Sirmen ise "Cumhuriyet bir misyon gazetesidir.
Misyonunun ne olduğu da öyküsünde gizlidir" diyor.

Hasan Cemal, Taha Akyol, Okay Gönensin, Ali Bayramoğlu ve Ahmet Turan Alkan da
belgeselde Cumhuriyet'e bakışlarını anlatıyor.Cumhuriyet'in bir dönem Hitler'e
duyduğu sempatiden gazetenin darbeler karşısında aldığı farklı tutumlara, yayın
kadrosundaki isimlerin karıştığı darbe girişimlerinden İlhan Selçuk-Hasan Cemal
arasındaki ideolojik kavgaya, Uğur Mumcu suikastinden Ak Parti ile ilişkilere
satır başı pek çok konunun işlendiği belgeselin ilk bölümü 13 Ocak Perşembe günü
yayınlanacak.


haberpan.com









TRT HABER'DE CUMHURİYET GAZETESİ BELGESELİ...

Cumhuriyet gazetesinin editoryal tarihini anlatan Siyah-Beyaz belgeseli “Hadi
Devrim Yapalım” başlığıyla TRT Haber ekranlarına geliyor...

- Darbe denmeyen 27 Mayıs, aydınlık bir adım, beyaz bir Devrim gazeteye göre.
- “Cici demokrasi”, “sandıksal demokrasi” diyerek yapılan alaylar…
- Hasan Cemal, gazete içine uzanan, Demirel hükümetine yönelik darbe girişiminin
hedefini anlatıyor.
- Darbe planına göre Uğur Mumcu, İlhan Selçuk hangi bakanlığa geleceklerdi?
Mehmet Barlas açıklıyor.
- 12 Mart muhtırasına ilk destek mesajı hangi devrimci örgütten geldi?
- 12 eylülün cinayetlerle, katliamlarla döşenen kanlı yolunda yaşananlar…!
- Talat Aydemir ile Kenan Evren arasında ne fark vardır?
- Gazete ne zaman 12 eylül rejimine dik durmaya başladı?

Siyah-Beyaz’ın Üçüncü bölümü 3 Şubat Perşembe, Saat 20.20’de, TRT Haber’de.

Hasan CEMAL:
27 mayıs’a darbe denmez gazetede.

Avni Özgürel:
Türkiye deki sol siyasetin ve uç akımlarının kıblesi haline geldi zaman içinde
gazete. Ülkenin sosyalist aydınlarının yer bulmak istediği bir gazete haline
geldi. 27 mayıstan sonra yeni dönemin şekillenmesinde de fevkalade etkindir.

Besim DELLALOĞLU:
Talat Aydemir ile Kenan Evren arasında ne fark vardır? diye sorsak, Kenan Evren
olduğunuz zaman başarılmış, konsolide olmuş bir darbeyi gerçekleştirdiğiniz
zaman Cumhurbaşkanı olabiliyorsunuz. Ama başarılı olamamış bir darbenin
müsebbibiyseniz tutuklanıyorsunuz, hatta idam edilebiliyorsunuz.

Okay GÖNENSİN:
Cici demokrasi bir oyundur ve sandık sürekli olarak sadece sağ iktidarlara
çalışır. Sağ iktidarla sandık yoluyla mücadele edilemez. Ancak açıkça söyleyelim
askeri müdahaleler bu sağ iktidarı yola getirir. Yön, Devrim hareketinin ana
felsefesi buydu.

Taha Akyol:
İşte asker sivil subaylar ilerici Aydın ittifakı diye ifade ediliyor işte cici
demokrasi sandıksal demokrasi parlamenter demokrasi ile alay eder yayınlar
yapılıyor.

Hasan CEMAL:
1971’de askerle birlikte Demirel’in başbakanlığı yaptığı rejimi devirmek, çok
partili rejime son verip bir tür o yıllarda çok yaygın olan bir 3.dünyacı bir
rejimi getirip Türkiye’nin tepesine koymak istiyorduk.
Mehmet BARLAS:
Doğan Avcıoğlu başbakan olacak, Madanoğlu Cumhurbaşkanı olacak ya da Nadir Nadi
bilmiyoruz. Uğur Mumcu Milli İstikamet Bakanı olacak Çetin Altan Pekin’e
büyükelçi gönderilecek, İlhan Selçuk Kültür bakanı.

Taha Akyol:
12 Mart muhtırası mevcut düzeni devam ettirmek isteyen subayların daha çok sola
karşı verdikleri bir muhtıra değil de devrimci ordu dedikleri askeri cuntanın
sesi olsaydı Cumhuriyet gazetesi bunu destekleyecekti…

Bedri BAYKAM:
O yıllarda öğrenci hareketlerine sıcak bakan ve onların antiemperyalist duruşunu
onaylayan ve sonuçta öğrencinin özgürlük arayışı ve sağ iktidara karşı dik
duruşları ve çok cesur davranmaları, cumhuriyetin onayladığı desteklediği bir
çıkıştı.

Avni Özgürel:
Cumhuriyetin tabloyu hiç okuyamadığı hatta yanlış okuduğu kanaatindeyim.
Türkiye’nin bir tuzağa sÜrüklendiğini fark edemediler.

Osman ULAGAY:
Cumhuriyet Gazetesi hep sol içinde bile belli bir kesimin sözcüsü olarak
anılmaya başlanmış. Dolayısıyla, objektif habercilikten de biraz uzaklaşılmış.
Hep sanki belli bir siyasi amaca yönelik bir yayın organı şeklinde görülmeye
başlanmış.

Okay GÖNENSİN:
Biz askeri yönetime muhalefet ediyorduk hiç tartışmasız bir şekilde. Yani bu
konuda tamamen demokrasiden yana tavır alıyorduk. Bunu haberlerimizde de
yapıyorduk. Tavır olarak da alıyorduk.

Hasan CEMAL:
12 eylül askeri yönetimine karşı dik Duran günlük gazeteydi…12 Eylül’e karşı
duruyordu yani askeri yönetimini benimsemeyen bir yönetimi her açıdan belli eden
bir gazeteydi.
bv
Ümit Kıvanç:
Şimdi 12 Eylül dönemi cumhuriyet gazetesi hakikaten bence herkesçe bilinmesi
gereken çok güzel ve haysiyetli bir gazetecilik örneğidir.



Y a p ı m E k i b i:
Yönetmen - İsmail Sert
Yapımcı - Yasemin Sökmen
Yard. Yönetmen - M. Emin Yeşilyurt
Metin Yazarı - Cem Yavuz
Danışman - Okay GÖNENSİN
Sunucu - Hülya HÖKENEK

3 Şubat 2011
dorduncukuvvetmedya.com






TRT yönetimi hükümete yakınlığı ile sıkça eleştirilirken bir garipliğe daha imza
attı. Kanal, bugünlerde ilginç bir belgeseli yayınlamaya başladı. Belgesel
Cumhuriyet Gazetesi’nin tarihini anlatıyor.

İyi niyetli görünen çalışmanın gerçek amacı meselenin derinine inince
anlaşılıyor. Zira, TRT’nin Cumhuriyet Gazetesi belgeselinin danışmanı medyada
Cumhuriyet Gazetesi’ne düşmanlığı ile bilinen Okay Gönensin. Hasan Cemal ile
beraber gazeteden 1991 yılında ayrılan Gönensin’in Cumhuriyet Gazetesi’ne karşı
tavrı biliniyor.

Belgeselde gazete hakkında konuşturulan isimler de ilginç…

Okay Gönensin’in yanı sıra Taha Akyol, Hasan Cemal, Ümit Kıvanç, Mehmet Barlas,
Avni Özgürel gibi gazeteye karşı olan yazarların konuşturulduğu belgesel şöyle
tanıtıldı:.

“- Darbe denmeyen 27 Mayıs, aydınlık bir adım, beyaz bir Devrim gazeteye göre.

- “Cici demokrasi”, “sandıksal demokrasi” diyerek yapılan alaylar…

- Hasan Cemal, gazete içine uzanan, Demirel hükümetine yönelik darbe girişiminin
hedefini anlatıyor.

- Darbe planına göre Uğur Mumcu, İlhan Selçuk hangi bakanlığa geleceklerdi?
Mehmet Barlas açıklıyor.

- 12 Mart muhtırasına ilk destek mesajı hangi devrimci örgütten geldi?

- 12 eylülün cinayetlerle, katliamlarla döşenen kanlı yolunda yaşananlar…!

- Talat Aydemir ile Kenan Evren arasında ne fark vardır?

- Gazete ne zaman 12 eylül rejimine dik durmaya başladı?”

Böylece bir devlet kanalı, Türkiye tarihinde ilk kez Gönensin yönetiminde
muhalif bir gazeteyi hedef alarak belgesel çekti.

Odatv.com