Yapım Tarihi - 2002
Süre - 00:25:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Abdulhamit Avşar
Yapımcı - Abdulhamit Avşar, Figen Baranoğlu
Metin Yazarı - Burak Tezcan, Figen Baranoğlu
Danışman - Prof. Dr. Özden Çankaya
Seslendiren - Suat Güzey
Kameramanlar - Mehmet Yıldız, Levent AHİ, Cengiz Karadeniz
Kurgu - Murat Işık
Jenerik - A. Tufan Bilgen
Matbaanın aksine, icadından çok kısa bir süre sonra Türkiye’ye giren radyo
yayıncılığının, pek fazla gündeme getirilmeyen ilk amatör deneme yayınlarından,
TRT’ye geçişine kadar olan döneminin öyküsü. Belgeselde bu bağlamda, dönemin
yazılı basınında bahsedilen, ancak kayıtlarda rastlanmayan ilk amatör radyo
yayınından başlayarak, bu yeni kitle iletişimin nasıl etkin bir kanaat
oluşturucu unsur haline geldiği radyo yayınındaki ilklerden yola çıkılarak ele
alınmakta.
Kaynak
Abdulhamit Avşar
Radyodan Yükselen İlk Sesler
Yönetmen - Abdülhamit AVŞAR
Yapımcı - Abdülhamit AVŞAR, Figen BARANOĞLU
Yapım Yardımcısı - Seyfi SİNAN
Yönetmen Yardımcısı - Figen BARANOĞLU
Kamera - Atilla TEMİZKAN, Tahir Ateş, Mehmet YILDIZ, Berkant ÇOLAK, Levent AHİ,
Cengiz KARADENİZ
Kurgu - Murat IŞIK, Deniz ÇANKAYA SALMANLI
Danışman - Prof. Dr. Özden ÇANKAYA
Metin Yazarı - Burak TEZCAN, Abdülhamit AVŞAR
Seslendiren - Suat Güzey
Bölüm Sayısı Süresi - 1 x 25’
Yayın Tarihi - 06.05.2002
5 kilowattlık küçük bir vericiden 6 Mayıs 1927 tarihinde başlayan radyo
yayınının yıldönümü dolayısıyla hazırlanmış bu programda; prodüktör Mustafa K.
GERÇEKER, Ruşen Ferit KAM, Prof. Dr. Özden ÇANKAYA, Eşref ŞEFİK, TRT İstanbul
Radyo Müdürü Ayhan DİNÇ, Turizm Tanıtım ve Devlet Eski Bakanı Ali İhsan Göğüş,
Emel GAZİMİHAL, Selahattin KÜÇÜK, Faruk YENER ve Tarık GÜRCAN ile yapılan
röportajlarla radyonun Türkiye'de yayına başlama süreci ve yaşanan olaylar ele
alınmaktadır. 1950 yılında siyasi iktidarın ilk kez el değiştirerek Demokrat
Parti'ye geçmesi, Kore Savaşı ve Güney Kore'ye yayın yapacak kısa dalga Çakırlar
vericisinin kurulması anlatılmaktadır. Programda ayrıca, Cumhurbaşkanı İsmet
İNÖNÜ'nün İstanbul Radyosunu açış konuşması, Başbakan Refik SAYDAM'ın Meclis
konuşması ve Atatürk'ün naaşının İstanbul'dan Ankara'ya nakli ile ilgili radyo
yayınları da yer almaktadır.
Kaynak
Geçmişten Geleceğe Belgeler... Bilgiler... 1968/2008
TRT Arşiv Dairesi Başkanlığı, N. Beyhan Karadağ
“Alo alo muhterem
sami'in, burası İstanbul telsiz telefonu …”
Türkiye’de radyo yayınlarının ve yayıncılığının, Eşref Şefik’in yaptığı bu
anonsla başladığı kabul edilir. Telsiz telgrafın Kurtuluş Savaşı sırasında
iletişimi sağlayan en önemli araçlardan biri olarak, savaşın kazanılmasında
önemli rol oynadığı, telsiz telefonun da (radyo) telsiz telgrafın bir çeşidi
gibi görülüp önem verdiği düşünülebilir. Kurtuluş Savaşı yıllarında, iletişimin
önemi daha iyi anlaşılmış ve bu alanda büyük bir boşluk olduğu görülmüştür. Bu
boşluğu öncelikle telsiz telgrafla doldurmak amacıyla girişimlerde
bulunulmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra, her alanda büyük devrimler yapan
yeni devlet bu alanda da geri durmamış ve 1925 yılında “Telsiz Tesisi Hakkında
Kanun” adıyla bir yasa çıkartarak, ülke genelinde bir telsiz şebekesi kurulması
öngörülmüştür.
Türkiye’de radyo yayınlarının ve yayıncılığının, Eşref Şefik’in yaptığı bu
anonsla başladığı kabul edilir. 6 Mayıs 1927 tarihinde İstanbul Sirkeci’deki
Büyük Postane binasının bodrum katında... Henüz kimsede radyo alıcısı
bulunmadığı için, her akşam Postane binasının kapısının üzerine yerleştirilen
hoparlör aracılığı ile duyurulur radyo yayınları. Halkın radyo yayınlarını
dinleyip tanıması, kendi mahallelerinde anlatması ve yayılabilmesi için…
Radyo, elektrik ve elektromanyetik alanındaki bilimsel-teknik gelişmelerin
ürünüdür. Radyo, başka bir deyişle telsiz telefon, telli elektronik
haberleşmenin daha İleri bir aşamasıdır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında,
düzenli radyo yayınlarına başlanmasına değin geçen süre içinde daha çok
amatörlerin elinde gelişir. Yirminci Yüzyıl’ın ilk çeyreği kapanırken radyo, bir
iletişim aracı olarak insanlığın yaşamındaki yerini alır.
1910 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde, "Telsiz Gemi Yasası" çıkarılarak,
radyo telsizi ile yapılan iletişim kısıtlanır. Avrupa'da ise, düzenli telsiz
kullanımını 1914 yılında Almanya başlatır. Tüm bunlar, sesli haberleşmenin
gelişmesinde önemli başlangıçlardır.
1909 yılında, radyonun babası olarak kabul edilen Lee De Forest, Paris'te Eyfel
Kulesi'ne yerleştirdiği bir anten ile "boşluk tüpü" buluşunu radyo yayını
yaparak denedi. Deneme, bölgedeki Fransız askeri istasyonlarından dinlenebildi.
1910 yılında, Ünlü tenor Enrico Caruso'nun New York Metropolitan Operası'ndaki
aryalarının radyo ile yayınlanabilmesi, dünyada geniş yankılar uyandırdı. (Oskay,
1978)
Radyo vericisinden ilk profesyonel radyo yayıncılığı, Amerika Birleşik
Devletleri'nin Pittsburg kentinde gerçekleşti. Westinghouse fabrikası radyosu
olan, K.D.K.A. adlı istasyonun ilk yayını, seçim haberleriydi.
1922 yılında, yine Amerika Birleşik Devletleri'nde, ilk ticari radyo WEAF,
yayına başladı. Amerika'da başlayan radyo yayıncılığı gelişmeleri, kısa sürede
Avrupa ülkelerine de yayıldı ve 1922 yılında, İngiltere'de BBC radyosu yayına
başladı. BBC, İngiliz Posta Dairesi'nin girişimi ile kurulmakla birlikte, 1927
yılında, Kraliyet Yayın Yasası ile bir devlet kurumuna dönüştürüldü. Böylece,
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ticari modelin dışında bir modelin oluşmasına
öncülük etti. (Oskay, 1978)
Aynı yıl, Fransa'da ve Sovyetler Birliği'nde, 1923'te Almanya'da radyo yayınları
başladı. Türkiye'de de radyolu döneme, batı ülkelerinden kısa bir süre sonra,
1927 yılında geçildi.
Dünyada ilk radyo yayınlarının başladığı yıllar, Türkiye’nin Kurtuluş ve
Bağımsızlık Savaşı yıllarına denk gelir. İstanbul “İtilaf Devletleri”nce işgal
edilmiştir ve üç yıl sonra “geldikleri gibi giderler!”
Giderlerken, Fransız işgal kuvvetleri komutanı General Charpie, bir telsiz
telefon hediye eder. Hediye edilen telsiz telefon ile İstanbul’daki Öğretmen
Okulu’nun kimya öğretmeni Rüştü Bey (Uzel) başkanlığında bir öğrenci grubu
deneme yayını yapmak için hazırlıklara girişirler. İlk radyo yayını 19 Mart 1923
tarihinde Öğretmen Okulu’nun bodrumunda, davetliler ve basın huzurunda
gerçekleştirilmek istenir. Yayın, İstanbul Üniversitesi’nde (Zeynep Kamil
Konağı) toplananlar tarafından heyecanla dinlenir. Henüz Cumhuriyet ilan
edilmemiştir ve İstanbul da işgalden henüz kurtulmuştur. Olay, ertesi gün 20
Mart 1923 tarihli Tevhid-i Efkar Gazetesi’nde şöyle yer alır:
“Şehrimizde Telsiz Telefon Tecrübeleri
Berlin, Paris, Moskova’daki konserleri İstanbul’dan dinleyebilecek miyiz?
Darülmuallimin Muallimlerimizden Rüştü Bey bir aydan beri İstanbul halkına dahi,
Avrupa ve Amerika’da birdenbire fevkalade taammüm eden telsiz telefon hakkında
bir fikir verebilmek için tecrübeler yapmaktadır. Dün Darülmuallimin konferans
salonunda bir nutuk, ney ile çalınan bir zeybek şarkısı terennümatı,
Darülfünun’dan (İstanbul Üniversitesi) vazıh bir surette dinlenebilmiştir.
Mamaafih konser namesi arasında limanımızdaki sefainin telsiz telgraf muhaberatı
dahi karışmaktaydı.”(Özakman, 1969)
İlk radyo yayını denemeleri 1921 1923 yılları arasında yapıldı
Bu deneyden önce de İstanbul’da radyo dinlenebildiğini, 1921 yılında bir Fransız
savaş gemisinden yapılan müzik yayınının İstanbul Üniversitesi öğrencilerine
dinlettirildiği anılara dayanarak aktarılmaktadır. (Dinç, 2000)
Türkiye’de ilk radyo yayın deneyiminin 1921 ve 1923 yıllarında gerçekleştiğini
anılardan öğreniyoruz. Ama, telsiz telgrafın Kurtuluş Savaşı sırasında iletişimi
sağlayan en önemli araçlardan biri olarak, savaşın kazanılmasında önemli rol
oynadığı, telsiz telefonun da (radyo) telsiz telgrafın bir çeşidi gibi görülüp
önem verdiği düşünülebilir. Kurtuluş Savaşı yıllarında, iletişimin önemi daha
iyi anlaşılmış ve bu alanda büyük bir boşluk olduğu görülmüştür. Bu boşluğu
öncelikle telsiz telgrafla doldurmak amacıyla girişimlerde bulunulmuştur.
Cumhuriyetin ilanından sonra, her alanda büyük devrimler yapan yeni devlet bu
alanda da geri durmaz ve 1925 yılında “Telsiz Tesisi Hakkında Kanun” adıyla bir
yasa çıkarılarak, ülke genelinde bir telsiz şebekesi kurulması öngörülür.
Bu amaçla, bir ihale açılır ve bir Fransız şirketi, telsiz şebekesi (radyo
vericileri) kurma işini üstlenir. Ankara ve İstanbul’da, 1925 yılında yapımına
başlanan ve 1927 yılında hizmete sokulan telsiz telgraf vericileriyle, Berlin,
New York, Moskova, Tahran, Viyana, Londra gibi merkezlerle bağlantı kurulmuştur.
(Kocabaşoğlu, 1980) Bu vericilere, telsiz telefon yayını yapabilecek
donanımların eklenmesiyle, radyo yayınları gerçekleştirilebilmiştir.
Türkiye’de radyonun kuruluş çalışmaları, telsiz vericilerinin inşaatı sürerken,
yapım işleri tamamlandığında yayın yapacak şirketin hazır olması amacıyla, 1926
yılında başlar. Fikrin sahibi, İleri Gazetesi’nin sahibi Sedat Nuri Bey (İleri)’dir.
Sedat Nuri Bey radyo yayınları yapabilmek için, bir şirket kurmak gerektiğini
düşünür ve maddi destek için de fikrini devlet ekonomisinde ağırlığı olan ve
Mustafa Kemal’in emriyle İş Bankası’nı kuran Celal Bayar ve Anadolu Ajansı ile
görüşür, kurulacak şirkete destek vermelerini ister. Sedat Nuri Bey, fikrini,
teknik destek sağlamak için, yeğeni telsiz meraklısı Hayreddin Bey (Hayreden)’e
Açar. Hayrettin Bey, Sultan İkinci Abdülhamit döneminde evden eve telgraf hattı
kuran bir kişidir. Amatör radyocudur. Hayreddin Hayreden, radyo girişimini
yıllar sonra 28 Ekim 1953 tarihli Vatan Gazetesi’nin Radyo ekinde Atlan İlkin’le
yaptığı söyleşide şöyle anlatır:
“Radyo istasyonu kurmaya teşebbüs edişimiz, ilk zamanlar hükümet mahfillerinde
pek iyi karşılanmamıştı. Milletin henüz geri olduğunu, bunu hazmedemeyeceğini ve
esasen elde teknik eleman da bulunmadığını söylüyorlardı. Ben ise onlara,
dünyada en çok plak satışının yurdumuzda olduğunu, ahalinin böyle şeylere
ihtiyacı bulunduğunu anlatmaya çalışıyor, fakat ikna edemiyordum. Nihayet her
işte ileriyi gören Atatürk’ün dehası bu işi de halletti. Kendisine bu
teşebbüsten bahsetmişler. “Aleti getirsin de dinleyelim” demiş. Ata ile ordu
hayatından tanışırdım. Birgün kendi yaptığım alıcıyı Orman Çiftliği’nde O’na
götürdüm. İstasyon ararken karşımıza tesadüfen Rus radyosu çıktı. Atatürk
Sofya’da iken az çok Rusça’ya kulağı dolmuştu. Dinledi, dinledi… Birden herkesi
susturdu. “Efendiler” dedi, “Bakın propaganda yapıyorlar.” Derhal istasyonun
kurulmasını emrettiler ve biz şirketi tesis ettik. ” (Dinç, 2000)
Çağının en İleri görüşlü kişisi olan Mustafa Kemal Atatürk, dünyadaki
gelişmeleri yakından izlemekte ve geleceği iyi görmektedir. Atatürk’ün
önerisiyle, hükümet çağdaş iletişim sisteminin kurulmasına karar verir. O
yıllarda, pek çok ülkede radyo yayınları yapılmasına karşın, henüz hiçbir ülkede
gelişmiş, güçlü vericisi olan bir radyo istasyonu yoktur. 1926’da tüm dünyada
123 radyo istasyonu vardır ve toplam verici güçleri 116 KW’tır. Ankara ve
İstanbul’da kurulacak iki istasyonun verici güçleri 20 ve 250 KW’tır. Dünyadaki
en güçlü vericiler olarak kurulacak istasyonların Avrupa’nın her yerinden,
İskandinav ülkelerinden bile dinleneceği tahmin edilerek, radyo yayınlarının
Türkçe’nin yanı sıra, Fransızca ve Almanca dillerinden de yayın yapması
planlanır.
Telgraf kullanımının bittiği akşam saatlerinde
Ankara ve İstanbul’da kuruluş çalışmaları Süren telsiz vericilerinin işletme
hakkı 10 yıllığına, Sedat Nuri Bey’in önderliğinde, İş Bankası, Anadolu Ajansı,
Falih Rıfkı (Atay) ve Cemal Hüsnü (Taray) Beylerin ortaklaşa kurduğu Türk Telsiz
Telefon Anonim Şirketi’ne (TTTAŞ) verilir. Bu şirket böylece iki istasyonu kendi
ve “Posta-Telgraf-Telefon Genel Müdürlüğü (PTT)” adına işletecekti. Türkiye’de
ilk radyo yayını İstanbul’da 6 Mayıs 1927’de, Ankara’da Kasım 1927’de
başlatılır.
Radyoculuğun ilk yıllarında yayın saatleri diğer ülkelerdeki gibi kısıtlıydı ve
yalnızca, telgraf kullanımının bittiği akşam saatlerinde 4-4,5 saat radyo yayını
yapılıyordu. Profesyonel radyo programcıları bulunmadığı için, söz ve müzik
yayınları tiyatro sanatçıları ile ses sanatçıları tarafından canlı olarak
hazırlanıp sunuluyor, Anadolu Ajansı’nın günlük bülteni de haberleri
oluşturuyordu.
TTTAŞ’in gelir kaynaklarını ise, radyo alıcısı kullananların şirkete ödedikleri
yıllık 10 lira ruhsatname ücreti ile, ithal edilen radyo alıcılarının fatura
bedellerinden alınan yüzde 25’lik pay oluşturuyordu. Radyo yayıncılığı Umut
veren bir yatırım aracı olarak düşünüldüğü için, TTTAŞ, Telsiz Telefon Pazarı
Limited Şirketi adıyla bir şirket kurarak, radyo alıcısı satış ve kiralama
yoluyla pazarlamasını da yapmaktaydı. (Cankaya, 1997)
Radyo yayınlarının TTTAŞ tarafından gerçekleştirildiği 10 yıllık süre içinde,
devrimlerin halka benimsetilmesinde önemli işlevler üstlendiği bilinmektedir.
Özellikle, “Milli İktisat ve Tasarruf” ve “Türk Dili” alanlarında toplumu
etkilediği söylenebilir. (Cankaya, 2000) İlk dönem yayınlar müzik ağırlıklıdır.
Müzik yayınları genellikle Türk müziği tarzında olmakla birlikte, Atatürk’ün
isteği ile opera ve batı müziği de yayınlanmaktadır. 1934 yılında Atatürk’ün
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, batılılaşma konusunda yaptığı bir konuşmanın
ertesi günü, Türk müziği yasaklanarak, müzik yayınları tümüyle batı müziğinden
oluşur. İlk yıllardaki söz yayınları çoğunlukla doğaçlama gerçekleştiği için
içerikleri konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Gazeteler radyo yayın akışı
bilgilerinde, “Konferans”, “Konuşma” adı altında söz yayınlarının varlığını
belirtmektedirler. Ayrıca Darülbedayi sanatçılarının canlı temsilleri
yayınlanmaktadır.
İlk naklen yayın
Radyo ilk naklen yayımını da yine Atatürk’ün isteği ile, 1932 yılında Ayasofya
Camii’nde okunan mevlidi yayınlayarak gerçekleştirir. Bu naklen yayın için,
ertesi gün, Bağdat, Şam, Tunus ve İskeçe’den tebrik telgrafları gelir. İlk spor
naklen yayımı da, Kadıköy Fenerbahçe Stadı’nda oynanan Fenerbahçe-Avusturya WAC
takımları arasındaki futbol karşılaşmasıdır.
Radyo yayıncılığı tüm dünyada, önceleri yalnızca haber ve müzik içerikli bir
yayımcılık göstermekle birlikte, sonraları çeşitli izlencelerin yer aldığı
yayımcılığa dönüştü. Her toplumda, o toplumun yapısal özelliklerine göre
işlerlik kazandı. Örneğin, İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri gibi
ülkelerde, her şeyden önce, kendisi bir meta olarak endüstriyel-mali çıkarlar
ağı içinde önemli bir yer edindi. Özellikle radyoculuğun hızlı bir gelişme
gösterdiği ABD'de, piyasa önce radyo alıcılarının ve diğer araç gereçlerin
ticari yönüyle ilgilendi. Daha sonra ise, yayıncılığın kendisi gelir kaynağı
oldu. Herbert Schiller'in deyimiyle, "Piyasa ekonomisi, radyo haberleşmesini
ilkin araç gereç yapımcılarının daha sonra ise yayın ticareti yapan şirketlerin
kucağına itti."(Kocabaşoğlu, 1980)
Ülkemizde radyo yayınları, devlet eliyle kurdurulan özel bir şirket tarafından
özel girişim olarak başlar. On yıllık sürenin sonunda ise, TTTAŞ’nin radyo
yayıncılığı sözleşmesi yenilenmez ve radyolar devlet kurumu olan PTT’ye
devredilir. Böylece, görsel-işitsel yayıncılıkta fiilen 1990, anayasal olarak
1993’e kadar sürecek devlet tekeli başlamış olur. 1936-1940 yılları arasında
PTT; 1940-1946 yılları arasında Matbuat Umum Müdürlüğü, 1946-1960 yılları
arasında Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü radyo yayınlarını
gerçekleştirmiştir.
1961 Anayasasının 121. maddesinde, “radyo ve televizyon yayınları, özerk bir
kamu tüzel kişiliği halinde kanunla düzenlenir” hükmü gereğince, 1 Mayıs 1964
tarihinde kurulan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) tarafından radyo
yayınları devletin tekelinde yapılmıştır. Radyoların TRT’ye bağlanmasına kadar
geçen sürede de yine Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak yayın
yapılmıştır. 1990’ların başında özel girişimler radyo yayınlarına fiilen
başlamakla birlikte, 1993 yılındaki anayasa değişikliği ve 1994 yılında
çıkarılan 3984 sayılı “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında
Kanun” ile yasal çerçevede devlet tekeli kalkmıştır.
Cumhuriyet’in 80. yılında TRT, Radyo 1, TRT FM, Radyo 3, Radyo 4 olmak üzere 4
ulusal; İstanbul, İzmir, Antalya, Trabzon, Erzurum, Çukurova, GAP-Diyarbakır
olmak üzere 7 bölgesel; 1 il (Hatay) radyosu ve 27 dilde yayın yapan Türkiye’nin
Sesi Radyosu ile, Antalya’dan İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça ve Yunanca
yayın yapan TRT Turizm Radyosu aracılığı ile geniş bir örgütlenme yapısıyla
dünyaya yayın yapmaktadır. (http://www.trt.net.tr) Özel girişimler tarafından
kurulan 36 ulusal, 104 bölgesel ve 1000’in üzerinde de yerel radyo kanalı fiilen
radyo yayını yapmakla birlikte, Radyo Televizyon Üst Kurulu’na kendilerine
frekans tahsisi yapılması için başvurmuş durumdadır.
Kaynaklar:
1- Özden Cankaya, (1997), Dünden Bugüne Radyo Televizyon-Türkiye’de
Radyo-Televizyonun Gelişim Süreci, İstanbul, Beta Yayınları,
2- Özden Cankaya, (2000), “Türkiye’de Radyo Yayıncılığının Öyküsü”, İstanbul
Radyosu, Anılar, Yaşantılar, Haz. Ayhan Dinç, Özden Cankaya, Nail Ekici,
İstanbul, Yapı Kredi Yayınları,
3- Ayhan Dinç, (2000), “İstanbul Radyosu’nun Öyküsü”, İstanbul Radyosu, Anılar,
Yaşantılar, Haz. Ayhan Dinç, Özden Cankaya, Nail Ekici, İstanbul, Yapı Kredi
Yayınları,
4- Uygut Kocabaşoğlu, (1980), Şirket Telsizinden Devlet Radyosuna, Ankara, A.Ü.
Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayını,
5- Ünsal Oskay, (1978), Toplumsal Gelişmede Radyo ve Televizyon-Geri Kalmışlık
Açısından Olanaklar ve Sınırlar, Ankara, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayını,
6- Turgut Özakman, (1969), Radyo Notları, Ankara,
7- trt.net.tr/saytek/1024/main.html
Bant No 2002-0335
Yayın Adı RADYODAN YÜKSELEN İLK SESLER
Materyal Cinsi VTK (1 inch)
Yapımcı Ünite Eğitim Kültür Programları Müdürlüğü
Yapımcı - Abdülhamit Avşar
Yönetmen - Abdülhamit Avşar
Süre - 00:24:27
İlk Yayın Tarihi - 2002-05-06
Açıklama RADYONUN YAYIN HAYATINA GEÇİŞİN 75. YILI NEDENİYLE HAZIRLANAN BELGESEL PROGRAM.