Yapım Tarihi - Mayıs / Aralık 1979
Süresi - Bölümlere göre aşağıda verilmektedir.
Bölüm Sayısı - 4
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yayın Tarihi - 13.05.1979
Yönetmen - Orhan Tuncel
Yapımcı - Orhan Tuncel, Süleyman Saylan (Trt)
Kameraman - Muhterem Kiper, Şahin Demirel, Yücel Özden, Tevfik Şenol, Egemen
Baykal, Osman Sınayuç
Sesçi - Ziya Bender, Celadet Çiftçili
Kurgu - Ayten Şener, Alper Gültekin
Metin Yazarı - Orhan Tuncel
1. Bölüm - İshakpaşa Sarayı / 24' 44'' Yayın Tarihi - 13 Mayıs 1979
2. Bölüm - Göksu Kasrı / 20' 29'' Yayın Tarihi - 20 Mayıs 1979
3. Bölüm - Ihlamur / Ayasağa Kasrı / 27' 30'' Yayın Tarihi - 27 Mayıs 1979
4. Bölüm - Aynalı Kavak / Beykoz / Tophane Kasrı / 25' 44'' Yayın Tarihi - 3 Haziran 1979
Anadolu beyleri ve Osmanlı hükümdarları, kırlık yerlerde, su kenarlarında,
saraylar ve köşkler yaptırmışlardır. Yöneticilerin özellikle doğaya olan
özlemini dile getiren bu yapılar günümüze değin kasır adıyla anıla gelmiştir.
Anadolu'da bir zamanlar beyliklerle yönetilen bölgelerinde, beylerin, valilerin;
kendilerini çeşitli tehlikelerden korumak için yaptırdıkları kimi yapılara da
kasır denmiştir. Bunlar genellikle, kentlerin yüksek yerlerinde kurulmuş
hisariçi kalelerini anımsatan yapılardır. Osmanlı padişahlarının yaptırdığı
kasırlar ise genellikle; kırlarda, dinlenme köşkleri ve saraylar niteliğinde
idi. Osmanlılar, başta Boğaziçi olmak üzere çeşitli mesire yerlerinde, sıcak
mevsimleri geçirmek için Orman içlerinde, su kenarlarında pek çok kasır
yaptırmışlardır. Türk mimari tarihinin önemli örneklerinden olan kasırlarımız
(yazlık saraylar) tüm önlemlere karşın sayıca azalmışlardır. Bu belgeselde,
kasırlardan günümüze kalanlardan bazıları tanıtılmaktadır.
1. Bölüm
Anadolu beyleri ve Osmanlı hükümdarlarının savunma amacıyla yaptırdığı
kasırlara Örnek teşkil eden ve Türk mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan
İshakpaşa Kale Sarayı tanıtılmaktadır. Ağrı Dağı yakınlarında, Doğubeyazıt'ın 5
kilometre uzağında eski Doğubeyazıt yanında sarp kayalar üzerine kurulmuş,
Kartal yuvasını andıran 116 odalı olan saray anlatılmaktadır. Türbesi, camii,
surları, iç ve dış avluları, divan ve harem salonları, koğuşları ile bir bey
kalesi olan İshakpaşa Sarayı'nın, Türkistan, Selçuklu ve Osmanlı mimari
özelliklerini birleştiren bir yapı olduğu, sarayın yapımını 1685'de Doğubeyazıt
Sancak Beyi Çolak Abdi Paşa'nın başlattığı ve 99 yıl sürdüğü belirtilmektedir.
2. Bölüm
“Ihlamur Kasrı” Bu bölümde Yeni Cami Hünkar Kasrı, Ayazağa Kasırları ve
mimarileri konu edilmektedir. Sultan 2. Mahmut'un sık sık avlanmaya çıktığı için
yapılan Ayazağa Kasrı'nın, Sultan Abdülaziz döneminde Ser Mimarı Devlet olarak
tanınan Sarkis BALYAN tarafından yapıldığı belirtilmektedir. Kasrın, 2.
Meşrutiyet’ten sonra ordunun hizmetine verildiği, 1. Dünya Savaşı sırasında
Süvari Astsubay Mektebi olarak kullanıldığı, ordudan süvari sınıfının
kaldırılmasından sonra 1960 yılında Jandarma sınıfına tahsis edildiği, ardından
da İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’na devredildiği anlatılmaktadır.
3. Bölüm
Bu bölümde; “Beykoz Kasrı”, “Aynalıkavak Kasrı” ve “Tophane Kasrı”
anlatılmaktadır. Mısır Hidivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından Sultan
Abdülmecit için yaptırılan Beykoz Kasrı'nın, Boğaziçi’nde yapılan ilk kagir ve
Neo-Klasik üslupta yapılan bir yapı olduğu, 20. yüzyılın başlarına harap bir
durumda geldiği, önce bir Darül Eytam, sonra Trahom Hastanesi olarak
kullanıldığı, daha sonra da ordu emrine verildiği belirtilmektedir. Kasrın daha
sonra Sağlık Bakanlığı tarafından 1953 yılında onarılarak, klinik olarak
kullandığı ifade edilmektedir. Osmanlı padişahlarının yazlık sarayların yanı
sıra, bazı yer ve kuruluşları ziyaret ve denetimleri sırasında kısa süreli
oturmak için yaptırdığı kasırlara Örnek olacak en eski kasırlardan Hasköy'deki
Aynalıkavak Kasrı da bu bölümde tanıtılmaktadır. Sultan 1. Ahmet döneminde
yapılan, 1677 yılında yanan bu kasırda; Sultan 4. Mehmet'in 1677 yılında haremi
ile birlikte bir süre yaşadığı anlatılmaktadır. Programda ayrıca, 3. Ahmet'in,
Tophaneye geldiği zaman dinlenmesi için kurulan Tophane Kasrı'nın, Rus Çarı’nın
kardeşi Grandük Konstantin’in Sultan Abdülmecit tarafından burada kabulü ile
tarihe geçtiği, Osmanlı-Rus Savaşı’nı sonlandıran 1894 yılı Uluslararası
Konferans ile Lozan Antlaşması’ndan sonra Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun
toplantılarına da sahne olduğu, bunun yanı sıra II. Dünya Savaşı sırasında
Sıkıyönetim Mahkemesi’nin de burada toplandığı bilgileri verilmektedir.
Kaynak
Orhan Tuncel
Geçmişten Geleceğe Belgeler... Bilgiler... 1968/2008
TRT Arşiv Dairesi Başkanlığı, N. Beyhan Karadağ
Not
Belgesel kitapta 3 bölüm olarak belirtilmiştir. Ancak Orhan Tuncel ile yaptığım
görüşmede ve bana verdiği yazılı bilgilerde 4 bölüm olduğunu ifade etmektedir.