Hayat Ağacı




Yapım Tarihi - 1986
Süre - 00:34:45
Format - Belgesel Sinema, Renkli, Türkçe
Yayın Tarihi - 24 Mayıs 1986

Yönetmen - Semra Sander
Yapımcı - Semra Sander
Metin Yazarı - Semra Sander
Program Danışmanı - Güran Erbek, Mine Gökbulut
Kamera - Egemen Baykal
Seslendiren - Olcay Poyraz
Özgün Müzik - Eftal Küçük
Işık - Güngör Şipka
Ses - Yücel Özden, Vedat Bayar, Çetin Önen
Negatif Kurgu - Uğur Sağer
Kurgu - Ruhiye Hacıhabiboğlu
Ses Birleştirme - Engin Aker
Oynayanlar - Hande Mumcu, Tufan Ersoy

Tarih boyunca hemen her inanışta ölümsüzlüğün simgesi olan bir hayat ağacı sembolü hep olagelmiştir. Bu sembol, Anadolu'da mezar taşlarının yanı sıra el işlemeleri, metal ve ahşap işlemelerde kullanılmıştır. İnsan hayatı üzerinde doğumdan ölüme kadar etkisi olan Hayat Ağacı motifinin, Anadolu'da özellikle evlenme geleneklerinde etkili olduğunu görebiliriz.

Yöreden yöreye değişmekle birlikte evlilik geleneklerinin tek kaygısı vardı aslında; uzun, hayırlı ve bereketli bir evlilik ve aile bağlarının sürdürülmesi... Bu gelenekler kendini Hayat Ağacı motifiyle açıkça, su ve kuş motifleri ile üstü kapalı olarak ifade ederdi.

İşte bu belgeselde eski evlilik töreleri ve eski geleneksel evlerdeki yaşam, Hayat Ağacı motifinin etrafında işlenmektedir.



Kaynak
Semra Sander






Hayat Ağacı
Bölüm Sayısı Süresi - 1 x 35’
Yayın Tarihi - 24.05.1986

Yönetmen - Semra Sander
Yapımcı - Semra Sander
Kamera - Egemen Baykal, Çetin Önen
Sesçi - Yücel Özden, Vedat Bayar
Kurgu - Ruhiye Hacı Habiboğlu
Danışman - Güran Erbek, Mine Gökbulut
Metin Yazarı - Semra Sander
Seslendiren - Olcay Poyraz
Özgün Müzik - Eftal Küçük

Tarih boyunca hemen her inanışta ölümsüzlüğün simgesi olan bir hayat ağacı sembolü hep olagelmiştir. Bu sembol, Anadolu'da mezar taşlarının yanı sıra el işlemeleri, metal ve ahşap işlemelerde de kullanılmıştır. Programda, insan hayatı üzerinde doğumdan ölüme kadar etkisi olan “Hayat Ağacı” motifinin, Anadolu'da özellikle evlenme geleneklerinde etkili olduğu, yöreden yöreye değişmekle birlikte evlilik geleneklerinin tek kaygısının uzun, hayırlı ve bereketli bir evlilik ve aile bağlarının sürdürülmesi olduğu ve bu geleneklerin kendini “Hayat Ağacı” motifiyle açıkça, su ve kuş motifleri ile de üstü kapalı olarak ifade edildiği anlatılmaktadır. Yapımda ayrıca, “Hayat Ağacı” motifinin etrafında eski evlilik töreleri ve eski geleneksel evlerdeki yaşam da işlenmektedir.




Kaynak
Geçmişten Geleceğe Belgeler... Bilgiler... 1968/2008
TRT Arşiv Dairesi Başkanlığı, N. Beyhan Karadağ






Gelenekler bir ulusun bir yörenin yaşamında en önemli öğeler arasında yer alırlar. Öte yandan yaşam ekonomik ve toplumsal koşulların etkisi ile sürekli olarak değişir. Geleneklerde... Kimi geleneklerimiz vardır ki, onlardan kısa sürede sıyrılamayız. Kimileri ise kolayca değişir. Parçalanır yada yitip gider. Yaşamın sürekli değişimi kaçınılmazdır. Ama yavaş, ama hızlı...

Son yıllarda TRT'nin yayın politikasının başında da, "geleneklerimizi" fırsat buldukça ya dizi belgesellerle ya da "İnanç Dünyası" gibi izlencelerde tanıtmak için gösterilen bir çaba var. Ne var ki, bu çabada "geleneklerimizi" geniş kitlelere gözü kapalı benimsetmek, bilinçsizce korumak ve en önemlisi de kimilerini hala yaşıyormuş gibi göstermek tutkusu ön plandaydı. Bugüne dek yayımlanan bu türdeki TV izlencelerinde yaratılmak istenen "geçmişe Özlem" havasını, toplumu tutuculuğa iten uğraşıyı ve günlük yaşam gerçeklerinden soyutlanmış bir yaşam biçimini geniş kitlelere aşılama eğilimini sezmemek olanaksızdı.

Oysa bir ulusun ya da bir yörenin gerek günümüzdeki ve gerek geçmişteki gelenekleri oraların yazınında, müziğinde, el işlerinde, mimarisinde ve diğer sanat dallarında ve yaşam biçiminde yadsınmayacak izler, sesler ve görüntüler ve etkiler bırakır. Bunlardan radyo ve TV izlencelerinde ve belgesel filmlerde nasıl söz edilmez. Bu ürünlerde onlar nasıl sergilenmez? Ama eğer değişen yaşam biçimini ve bu yaşam biçimini değiştiren koşulları görmezliğe gelerek " belgesel film " yaparsanız hem belgesel filmin anlamını bilmiyorsunuz hem de toplumu yerinde tutmak için " Gizli" bir amacınız var demektir. TRT televizyonunda Hayat Ağacı adlı belgesele dek geleneklerimizle ilgili olarak gösterilen tüm izlencelerde ve filmlerde varılan sonuç buydu- Geleneklere aşırı " milliyetçilik" anlayışıyla yaklaşım ve onlara bağımlılığı bağnazlıkla sergilemek...Günlük gerçekleri ve toplumsal yorumları hiçe sayarak...

Eğer "belgesel film" diye yapılan bir film, en azından toplumsal gerçekleri gözden uzak tutuyorsa ona "belgesel film" diye bilmek güçleşir. Eğer bir radyo-TV kurumu "gelenekler konusunda izleyicilerini aldatmaya çalışıyorsa, ortada "bilgisizlik" ten de daha ağır bir durum var demektir.

Televizyonun yayınları tüm bunları anımsatırken 24 Mayıs 1986 akşamı, hem de iyi bir yayın saatinde TV yapımcısı ve yönetmeni Semra Sander'in "Hayat Ağacı" çıkıp geldi. Bu filmi, oldukça kusursuz sayılabilecek anlatımıyla, "geleneklerimizi" sergilemiş diğer TV izlencelerinden ve belgesellerinden ayrı bir yere koymamız gerekiyor. Ayrıca, "Hayat Ağacı" sergilediği geleneklerin geçmişte kaldığını vurgulaması ve özellikle son bölümünde yaşamın değiştiğini özentiye kaçmadan anlatması bakımından da ilginçtir. Ve belgesel filmciliğin ve çağdaşlığın gereklerini yerine getiriyordu.

Ne var ki, bu küçük film ne belgesel sinemada yeni bir çığır açacak üstünlükler taşıyor (bunu günümüzdeki koşullarda yapımcıdan beklememiz haksızlık olur) ne de TRT Televizyonunun bu konudaki tutumunu değiştirebilir. Hayat Ağacı, dönemin koşulları, çağdaş anlamda değiştiğinde, televizyonumuzda neler yapılabileceğini gösteren bir pırıltı olarak kabul edilmelidir.

Mahmut Tali Öngören
Cumhuriyet Gazetesi / 3 Haziran 1986