Halfeti'den Hasankeyf'e Sudaki Umut




Yapım Tarihi - 2007
Süre - 00:30:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, Dijital Betacam

Yönetmen - Kerime Senyücel
Yapımcı - Kerime Senyücel
Yapım, Yönetim Yardımcısı - Burcu Yüksel
Danışman ve Metin Yazarı - Filiz Doğanay
Müzik - Derya KÖROĞLU
Kameraman - Görkem ÖZOK
Sesçi - Muharrem Arman

'Su' ile değişen hayatların öyküsü
Halfeti'den Hasankeyf'e- Sudaki Umut.

Kerime Şenyücel, 'Halfeti Suya Dönüşen Topraklar' ve 'Zeugma; Dün Bugün' adlı belgesellerine bir yenisini ekledi- 'Halfeti'den Hasankeyf'e- Sudaki Umut'.

6 Bin Yıllık Tarih
Sonbaharda TRT'de yayınlanacak belgeselde, Batman'a bağlı Hasankeyf başta olmak üzere, Diyarbakır, Mardin, Şırnak ve Siirt'e bağlı 80 civarında yerleşimi etkileyecek olan 'Ilısu Barajı'nın çalışmaları ele alınıyor. Proje kapsamında baraj su tutmadan önce 6 bin yıllık geçmişi olan Hasankeyf'in tarihi anıtlarının restore edilmesi, taşınabilir olanlarının ise bir kültür adasına taşınması hedefleniyor.








To Hasankeyf / Hope in the Water

Production- 2009
Duration- 10x30’ 2x60
Format- Digital Betacam
Subtitle- English

Director - Kerime Senyücel
Producer - Kerime Senyücel
Asistant of Director and Producer - Burcu Yüksel
Consultant and Script writer - Filiz Doğanay
Music - Derya Köroğlu
Camera - Görkem Özok
Sound - Muharrem Arman

Water Means Hope” is the follow- up documentary of “Halfeti ,a land of Hope and Misfortune” filmed between 1998 and 2001. The film reveals how the land in Upper Mesopotamia was inundated. The Director of the documentary,Kerime Senyucel speaks to the same people who were in the film after a period of 7 years and learns what has happened to them. Then she compares the lives of the people in the inundated areas with the resulting changes which have taken place because of the dam planned to be built in the same area, Ilısu Dam on the Tigris River.

This documentary filmed candidly is far more than just the story of a dam but describes the new life of Emine who had the only magnolia tree in the town...
The coffeehouse owner, Şerif, who has become an entrepreneur in tourism ....
And the heroısm in the life of Ahmet, the Shepherd from Hasankeyf in addition to the prayers songs, squabbles, laughter,and love of the people.
“Water Means Hope” deals with Turkey’s struggle in the pursuıt of water to the most remote region of the country.

Crew
Producer and Director- Kerime Senyücel
Consultant and Script writer- Filiz Doğanay
Music- Derya Köroğlu
Camera- Görkem Özok
Sound - Muharrem Arman
Editing- Fatma Külük
Asistant of Director and Producer- Burcu Yüksel
Photos- Murat Zilelioğlu


Contact
Kerime Senyücel
0312 463 31 20-21
0532 372 98 37
kerime.senyucel@trt.net.tr
kerime.senyucel@gmail.com




Hope in the Water
TRT
30’x10

“Hope in the Water” is the follow up story “Halfeti land of Hope and Misfortune”which was the story of the flooded land on upper Mesopotamia filmed between 1998 and 2001. The Director of the documentary Kerime Senyucel finds the same people after 7 years and finds out what have happened to them. Then she makes a link to the new stories of the Dam which is going to be buılt on the same area. Ilısu Dam on the Tigris River.

This documentary shot with gripping intimacy, is far more than just a Dam Story.In the new life of Emine who had the only magnolia tree in the town...
The cofee house owner Serif who became a tourism executive ...
The heroısm in the life of Ahmet the Shepherd from Hasankeyf....
Their prayers,songs,fights,laughter,and love...
“Hope in the Water”is the story of Turkey’s struggle on the pursuıt of water to the remotest area of the country..

The documentary is sponsored by Nurol &Cengiz Construction and Trading Co. İnc.

Producer and Director- Kerime Senyucel
Written by- Filiz Doğanay, Kerime Senyucel
Musıc- Derya Köroğlu
Camera- Görkem Özok
Editor- Fatma Külük
Sound- Muharrem Arman
Stills- Murat Zilelioğlu
Poster, pamphlet and invitation are designed by- Alev Altundal



Source
Kerime Senyücel








Basın Bülteni

HALFETİ’DEN HASANKEYF’E- SUDAKİ Umut
TRT
Yapım Yönetim- Kerime Senyücel
30’x10 Bölüm

TRT de yaklaşık bir buçuk yıldır çalışmaları Süren bir belgesel çalışması yapılmakta..
1996-2001 arasında çekilen “Halfeti Suya Dönüşen Topraklar” Belgeselinde izlenen kişiler ve aileler 7 sene sonra bulunarak yaşamlarındaki değişiklikler belgeleniyor ve bu öyküler yapımına şu günlerde başlanan Ilısu Barajı’na bağlanıyor.

Kerime Senyücel’in yönetiminde çekilen “Halfeti Suya Dönüşen Topraklar” ve “Zeugma; Dün Bugün” Belgeselleriyle Birecik Barajı’nın yapım süreci, suyun adım adım yükselişi ve Zeugma Antik Kenti’nde yapılan kurtarma çalışmaları izlenmişti.Yayınlanan belgeseller dışında bir de 200 saatlik bir arşiv oluşturulmuştu.

2001 yılında yayına giren belgeselde , barajın göl alanında kalan 7-8 kişi hayatlarına gelecek büyük değişim çerçevesinde çekim sürecinde adım adım izlenmişti. Halfeti’de tek manolyalı evin sahibi Emine; Savaşan’ın Ünlü arıcısı Orhan, Fırat'ın üst kotlarında kurulacak Dorucak Köyünde “Kendin Kes ,Kendin Pişir Kendin Ye” özelliğinde bir turistik tesis açmaya çalışan Yasin Sağır acaba 2001 den bugüne kadar geçen sürede ne yaptılar? Belgesel bütün bu kişileri yeni hayatlarını yaşarken buldu..ve “Su gelmeden önceki yaşamları”nın yanına “Su geldikten sonraki yaşamlarını” da ekledi..

Birecik Barajı altında kısmen kalan Zeugma Antik Kenti’nin Gaziantep Müzesi’ne götürülen ve çağdaş bir ortamda sergilenen 1500 metre karelik, Roma Dönemi imparatorluk mozaikleri de belgesel projenin içine alındı.Bugün için yeniden gündemde olan Zeugma Açık Hava Müzesi hazırlıkları ,kazı başkanı Dr Kutalmış Gökay, Yard Doç. Dr. Rıfat Ergeç, Dr. Mehmet Önal‘ın anlatımlarıyla güncellenmiş olacak.
Belgeselde Birecik Barajı’nın olumlu ve olumsuz sonuçları ele alınacak, daha sonra bu verilerin ışığında, Batman iline bağlı Hasankeyf başta olmak üzere, Diyarbakır, Mardin, Şırnak ve Siirt’e bağlı 80 civarında yerleşimi etkileyecek olan “Ilısu Barajı”ı çalışmaları kültür,çevre ve yeniden iskan boyutlarıyla ele alınacak.
Dicle Nehri üzerinde yapımına başlanan Ilısu Barajı’nda ,Almanya, Avusturya ve İsviçre bankalarından kredi olarak 1,2 milyar Euro alınıyor. Baraj yılda 3833 milyar KW saat enerji üretecek. Bölgeye su ve elektrikle gelecek yaşam standardı yanında; değişimin istihdam alanı da yaratacağı kesin.

İnşaatını Nurol ve Cengiz Firmalarının üstlendiği Ilısu Barajı’nın şantiyesinde su altında kalacak bölgelerden 6000 kişi çalışacak.
Nurol &Cengiz Firmaları aynı zamanda belgeselin sponsorluğunu d üstlenmiş durumda.....

Baraj su tutmadan evvel binlerce geçmişi olan Hasankeyf’in tarihi anıtlarının restore edilen ve taşınabilir olanlarının bir kültür adasına taşınması hedefleniyor. Bu kültürel kurtarma projesine 25 milyon Euro ayrılmış.
Tarihte ilk köy yerleşiminin MÖ 7500’de Diyarbakır yakınlarında Ergani’de Çayönü’nde olduğu hatırlanırsa yaklaşık 10000 yıl sonra bu insanların torunlarının torunlarını hala mağaralarda yaşıyor görmek, sefaletlerine Tanık olmak insanın içini burkuyor.
Bir yandan da merkezleri Hasankeyf olan Artuklu Beyliği’nin 12.y.y.’da bugünkü bilgisayarların temelini oluşturan “Artuklu Otomata”sını yapmış oldukları ve bu çalışmaların Leonardo da Vinci’yi bile etkilemiş olduğu düşünülürse bu topraklarda bugün yaşayanların durumu iç acıtıcı bir çelişki oluşturuyor.
Hastanesi, okulu olmayan yöre halkı bazen bir akrep sokmasından hayatını kaybedebiliyor.sebebi de Hasankeyf'te Sağlık hizmetleri yetersiz olduğu için hastanın 45 kilometre uzakta Batmana taşınması.
Su onlar için bir Umut kaynağı olurken Türkiye’ye dünya medeniyetinin başladığı yer olan Mezopotamya’nın su kaynaklarını kontrol etme olanağı da sağlayacak.

Halfeti’de hayaller gerçeğe dönüşürken Hasankeyf’te ise her şey yeniden başlıyor. Büyük dedelerinden beri süregelen baraj yapılacak hikayesine bir türlü inanamayan Hasankeyfliler hatta geniş olarak barajdan etkilenen bölgedeki insanların çoğu “Artık yeter,olacaksa olsun. Olmayacaksa da buraya yatırım yapılsın” diyor..

Barajla gelecek değişimi, Birecik Barajında olduğu gibi Ilısu Barajında da 50 yaş üstünde olanlarla ,daha genç olanların algılamaları farklı.. Gençler gelişim ve yeniliğe açıkken,yaşlılar geçmişlerinin yok olmasından endişeli.. Özellikle bölgedeki gençlerin değişim istemelerinin nedeni daha iyi bir yaşam sürdürebilmek.

Ilısu Barajı’ndan etkilenecek bölgede %95’lere varan işsizlik, insanları baraja bağlı bir olumlu değişim beklentisine sokmuş durumda. Hasankeyf başta olmak üzere insanlar mağara koşullarında Sağlık, eğitim ve iş güvencesinden uzak yaşıyorlar. Pek çok bölgede feodal ağalık düzeni hala hakim. Kamulaştırmalar sonucu bu düzende, kız çocuklara hak tanımayan geleneksel aile düzeni de ister istemez sarsılıyor. Devlet yeni yerleşim alanlarında “maraba” denen tapu sahibi olmayan çalışanlara da iskan hakkı tanıyor.

Bu arada Ilısu Barajı faaliyetleri Hasankeyf kazılarının yoğunluk ve maddi imkanlarını artırdı. Sanat tarihçiler ve arkeologlar 2008 yazının kavurucu sıcakta çalışmalarını sürdürdüler. 2006`da bir bölümü bulunan Artuklu Hamamı ve 2002`de bir bölümü bulunan Mardinike Camisi bölgesinde 6 Haziran 2008 `de kazı çalışmaları tekrar başlatıldı.Kazı ekibinin başkanı Batman Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Abdusselam Uluçam, 6 öğretim üyesi, 70 işçi ve 15 arkeoloji bölümü öğrencisiyle 40 dereceyi geçen sıcaklıkta güneşten korunmak için yöresel poşuyu başlarına bağlayıp çalıştılar.

Kurtarma çalışmaları Hasankeyf dışındaki tarihi alanlarda da sürdürüldü.
İşte tüm bu konular, Halfeti’de tek manolyalı evin sahibi Emine’nin yaşamında, Gözeli Köyü’nden Cuma ve Sıdıka Göçmen’in yeni evlerinde, şimdi bir turizm işletmecisi olan Şerif Bilgin’in Halfeti’deki sal lokantasında; Hasankeyf’li Çoban Ahmet’in, Siirt’in Köprübaşı Köyü sakinlerinin,Mardin’in Dargeçit Köyünden çıkıp bugün Ankara’da Üniversite yaşamlarını sürdüren Murat ve Selimin hayat öykülerinde gözlerimizin önüne serilecek.
Tabii ki her değişim hele hele binlerce kişinin evleri ya da tarlalarını bahçelerini bırakıp ,yeni bir yaşam kurmalarını gerektiriyorsa başlı başına bir sarsıntıdır. Ama bazen de ,insanların bölgede şu anda yaşadıkları düzeye bakınca , “acaba bundan daha büyük bir sefalet olabilir mi?” diye düşünmeden edemiyor...



YAPIM EKİBİ
Yapım ve Yönetim- Kerime Senyücel
Danışman ve Metin Yazarı- Filiz Doğanay
Müzik- Derya Köroğlu
Kamera- Görkem Özok
Ses- Muharrem Arman
Kurgu- Fatma Külük
Yapım ve Yönetim Yardımcısı- Burcu Yüksel
Fotoğraflar- Murat Zilelioğlu


İletişim için:

Kerime Senyücel
0312 463 31 20-21
0532 372 98 37
kerime.senyucel@trt.net.tr
kerime.senyucel@gmail.com

Burcu Yüksel
0312 491 2558
0554 360 1923
burcuyuksel@trt.net.tr
burcuyuksel@windowslive.com



Kaynak
Kerime Senyücel









2. Bölüm

Kaçmak istediklerimiz aslında vazgeçemediklerimiz

Birecik Barajından etkilenen Halfetiye bağlı Savaşan ve Gözeli Köyleri bu bölümün konusunu oluşturuyor. Barajın su tutmasından 7 yıl sonra bölgeye gidip yerleşim yeri su altında kalan köyleri buluyoruz.

Eski Savaşanın Arıcı Orhanı Yeni Halfetideki evinde.

Gözeli Köyünden Cuma Göçmen ve karısı Sıdıka da yeni evlerinin rahatına alışmış ama özellikle Cuma Göçmen sular altında çok azı görünen köyüne bakarken gözleri yaşarıyor.

Süre- 32’30”
TRT-2, 9 Kasım 2009, Saat- 22:25




3. Bölüm

Toprağın verimiyle şehrin verimi bir olmaz.

Birecik Barajı kamulaştırma davalarını takip eden Halfetili avukat Hatice Karakullukçuyu barajın su tutmasından 7 yıl sonra 2007de Gaziantep'te modern bir plazadaki yazıhanesinde buluyoruz..Ondan kamulaştırma öykülerini dinliyoruz.

Birecik'in Dorucak köyüne gidiyoruz.Bu köy yerleşim yerlerinin tümünü kaybetmişti. Yeni Dorucak Köyünü ziyaret ediyoruz. Dorucaklı Yasin Sağır'ın baraj su tutarken hayal ettiği,kendi deyimiyle "kendin kes,kendin pişir, kendin ye" lokantasını gerçekleştiremediğini ama azim ve sebatla dağda modern sulama teknikleriyle bahçe yaptığını görüyoruz.

Dorucak Köyünün mezrası Bahçeönü'nün de yeni bir köy oluşturduğunu görüyoruz. Muhtar Salih Derin'in dağın Şıhbekir tepesindeki b,r ağaca diktiği bayrak ve bir çadırla başlattığı yeni köyün öyküsüne Tanık oluyoruz.

Eski Dorucak'ın mezrasıyken bağımsız bir köy olan Bahçeönünün muhtarı Salih Derin'i "Tepede bir ağaç,bir çadır,bir bayrakla yola çıkarak kurduğu yeni yerleşimde ziyaret ediyoruz.

Birecik'in, Fıratın en alüvyonlu alt kısmında yer alan ve tüm yerleşimi Birecik Barajı suları altında kalan Keskincenin yeni yerleşimine gidip, ilk göç yılında çektiğimiz Bakkal Hasan Uysal, Ümmühan Uysal ve ailesini ekrana getiriyoruz.

Keskince Köyünde en fazla kamulaştırma parasını alan Hacı Bekir Yavuz'un oğlu Müslüm Yavuz'un Nizipte açtığı granit fabrikasını 7 yıl sonra ziyaret ediyoruz.

Süre- 32’24”
TRT2-16 Kasım 2009 22.30




4. Bölüm

Ben Baraj yapıldıktan sonra hiç dut yemedim.

Birecik’e bağlı Geçittepe Köyü ,barajın oluşumundan 7 yıl sonra ziyaret edilir. Fırat’ın alt bölümünde olan Geçittepe tüm yerleşimini kaybetmiş.Üst kodlarda yeni bir köy de kuramamışlar. İstedikleri alan baraj Gölüne çok yakın olduğu için izin alamamışlar. Bahçelerinin içine ev yapmışlar. Tüm Geçittepe Köyü Kendirci ailesinden oluşur.

Geçittepe Köyü, Fırat'ın alt kısmında en alüvyonlu bölgede olduğu için iyi kamulaştırma parası almışlar.Nizip Birecik ve Antep'te işler kurabilmişler.. Ama yine de köylerini özlüyorlar..Akşamları Gaziantep'te “Kendirciler Lokalinde “toplanıp eski günlerini özlemle anıyorlar. Köyde Hasan Kendirci gibi barajdan sonra mutsuz olanlar da var.Nizip'te küçük bir apartmanda yaşamını sürdürmeye çalışmakta...

Birecik barajında tüm yerleşimini kaybeden bir köy de Nizip'e bağlı Belkıs Köyü.. Kamulaştıracak malları olmayanlara devlet üst kodlarda yeni Belkısı oluşturmuş. Ama Safiye Hanım “Evet rahatız güneş enerjimiz,güzel mutfağımız var.Ama otura otura tembelleştik” “Nasıl bir kabı kalaylarsan ışıldar. Biz de pas tutuyoruz” diyor.

Süre- 23’43”
TRT-2 23 Kasım Pazartesi 22.25





5. Bölüm

Esnaf Olmak da çok güzel bir şeymiş.

Fırat nehri kıyısındaki Belkıs Köyü 2000 senesinde inşaatı biten Birecik Barajı sırasında tüm yerleşim alanı kaybetmişti. Kamulaştırılacak hiçbir malı olmayanlara üst kodlarda yeni bir köy kuruldu. Burayı Birecik Barajının oluşmasından yedi sene sonra ziyaret ettik.

Belkıs köylülerinden kamulaştırma parası alanların büyük bir kısmı Nizip fıstık halinde esnaf olmuşlar.Fıstık ticareti yapıyorlar. Müslüm Fırat “Eskiden başkalarının tarlasında işçilik yapıyorduk. Şimdi esnaf olduk. Esnaflık da güzel şeymiş kardeşim” diyor.

Nizip'te yerleşen çok sayıda Belkıs köylüsü var. Bunlardan Güneş Fırat,”Buraya geldiğimizde erkekleri okula yolladık. Ama kızları evde tuttuk. Şimdiki aklım olsa kızlarımı da okuturdum” diyor. İnsanlar baraj olayını zaman zaman hüzünle ,zaman zaman umutla yaşamışlar. Bu bölümde barajla gelen yeni yaşamların Nizip’e bağlı Belkıs Köyünün yaşamını nasıl değiştirdiğine Tanık olacağız.

TRT-2 30 Kasım Pazartesi 22.25



6. Bölüm

Zeugma dün... 2001 Zeugma bugün... 2008

Kerime Senyücelin yönetiminde, Birecik barajının adım adım izlendiği 1996-2000 arasındaki sürecin belgelendiği “Halfeti Suya Dönüşen Topraklar” ve “Zeugma Dün.. Bugün..” belgesellerinden yola çıkarak hazırlanan “Halfetiden Hasankeyf” Sudaki Umut” adlı belgeselin bu haftaki bölümünde ,Birecik Barajının yapılmasıyla kısmen sular altında kalan Fırat kıyısındaki antik Zeugma Kentinin de yapılan kurtarma kazılarında çıkarılan 1500 metrekare mozaiğin günümüze uzanan öyküsü anlatılıyor.
Zeugma'nın simgesi haline gelen ,kimilerine göre çingene kızı, kimilerine göre Büyük İskender, kimilerine göre de Tanrıça Gayya mozaiğinin Zeugma kazılarından ,Gaziantep müzesi Zeugma bölümüne kadar yolculuğuna Tanık olacağız.
1980 li yıllarda başlayan Zeugma kazılarını çok sınırlı olanaklarla başlatan ve bir Don Kişot cesareti ve azmiyle sürdüren, dönemin kazı başkanı Yard. Doç Dr. Rıfat Ergeç, Dr. Mehmet Önal, Prof. Catherine Abadie Reynalden günümüz kazı Başkanı Prof. Kutalmış Görkay’a uzanan tüm çabalar ekrana gelecek. Bugünkü Zeugma Açık Hava Müzesi çalışmaları anlatılacak.

Süre- 33’09”
TRT-2 7 Kasım 22.25




7. Bölüm

Öyle güzel tarihi eserler su altında kalacak
Ama olsa da iş imkanları olacak

GAP ülkemizde Cumhuriyet Döneminde Cumhuriyetin kendisinden sonraki en büyük kalkınma projesi.Fırat ve Dicle Havzalarını kapsamakta... Başta sulama ve enerji yatırımları ağırlıklı olmak üzere bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlayacak önemli bir entegre proje..., Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Batman ve Şırnak illeri olmak üzere 9 ili kapsar. Bu illerde 2000 nüfus sayımına göre 6,5 milyon insan yaşamakta.

GAP Projesinin Dicle ayaklarından Ilısu barajının yapılmasıyla Diyarbakır,Batman Şırnak, Siirt,ve Mardin’e bağlı 200 yerleşim ya kısmen ya da tamamen sular altında kalacak .Bunların içinde en çok adından sözedilen Batman’a bağlı Hasankeyf İlçesi...

Hasankeyf’ in kuzeyinde bulunduğu Mezopotamya verimli toprakları su ulaşımına elverişli konumu ile tarih boyunca çeşitli kavimlerin ilgisini çekmiştir. Bölgenin her yerinde, Pers, Helen, Roma, Sasani, Bizans ve İslam Kültürünün izleri bulunur.

1986 yılında Kültür Bakanlığı denetiminde başlatılan Arkeolojik kazı çalışmaları günümüzde de sürdürülmekte.

Belgeselin bu bölümünde Hasankeyfin tarihi ve sosyal kimliği yanında Hasankeyfli Çoban Ahmet’in mağarasında, 45 metrekarelik 6 kişiyle sığmaya çalıştığı evinde sürdürdüğü yaşam kavgasına Tanık olacağız,Hasankeyf ‘te yaşam savaşına Tanık olurken diğer Halfetililerinde yıllardır birlikte yaşadıkları baraj gerçeğini anlamaya çalışacağız.

Süre.31'35"
TRT-2 21 Aralık Pazartesi 22.25




9. Bölüm

"Baraj olacaksa olsun Bu memleket geri kaldı”

Dicle Nehri üzerinde yapılacak olan Ilısu Barajı’nın suları altında kalacak bölgede dolaşıyoruz.
Bu bölümde Hasankeyfe bağlı Kesmeköprü Köyünden Orhan Afşin bize henüz 10 yaşındayken akrep sokması sonucunda kaybettiği kızını anlatacak. Kurak geçen bir mevsimde çıkılan yağmur duasına Tanık olacağız.
Daha sonra Diyarbakır Bismil İlçesine bağlı, bölgenin tek Yezidi Köyü Kumgeçit Köyüne gideceğiz. Barajdan ne beklediklerini soracağız.
Batmanın Beşiri İlçesine bağlı, Hamidi Ailesinin sahip olduğu Rıdvan Mezrasında hem Hamidilere; hem de köylülerden Muhsine Yelboğan bize köyünü anlatacak.
Yine Diyarbakır Bismil’e bağlı Sinan köyünün ağalarıyla olan kavgalarına Tanık olacağız.
Bismil'e bağlı Aşağı ve Yukarı Sazlık köylerinde gençler, barajın gelişinin onlar için ne anlama geldiğini anlatacaklar.

Süre- 33’23”
TRT 2 11 Ocak PAZARTESİ 22.25



Bölüm 10. Bölüm

Bizi bu dağlardan ayırmayın..Biz balık gibiyiz ..Başka yerde yaşayamayız..

Belgesel dizinin son bölümünde Dicle üzerinde yapımına başlanan Ilısu Barajı projesinden etkilenecek olan Diyarbakır,Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak bölgelerinde dolaşmayı sürdürüyoruz. İlk durağımız Diyarbakır'ın Bismil ilçesine bağlı Aşağı ve Yukarı Salad beldeleri. Burada barajı isteyenler ve istemeyenlerin sözlerine kulak veriyoruz. Oradan yine Diyarbakır'a bağlı İsalı Köyüne geçiyoruz. Köyün ağası Kazım Avşar barajla ilgili beklentilerini anlatıyor. Siirt'te Köprü başı ve Aktaş köylüleri işsizlik yüzünden gençlerin göç etmesinden duydukları acıyı dile getiriyorlar.

Nihayet Ilısu Barajının gövdesinin oluşacağı ,barajdan ilk aşamada etkilenecek olan ve kamulaşturması tamamlanmış Mardin Dargeçit’e bağlı Ilısu Köy’üne geliyoruz.Köylüler üst tarafta oluşacak yeni köy yerinde muhakkak bir yere sahip olmak istiyorlar. Nihayet Dargeçitli iki üniversite öğrencisi Selim İnan ve Yavuz Aslanı Ankara'daki evlerinde ziyaret ediyoruz. Selimin işportada oyuncak bebek satarak 11 çocuğunu yetiştiren ve okutan babası Emin İnan ve ailesini Dar geçitte ziyaret ediyoruz. Selimin kardeşi Yasemin bize dostluk ve kardeşlik üzerine yazdığı şiiri okuyor. Ankara'da okuyan Yavuz Aslan “ Ben Avrupa'ya gitmek istiyorum. Ama doğduğum topraklarda iş imkanı olursa oralara dönerim” diyor.

Süre- 36’07”
TRT 2 18 Ocak PAZARTESİ 22.25









TRT, Ilısu Barajının yapımını belgeselle anlatacak

Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarından Güneydoğu Anadolu Projesi`nin (GAP) anahtar projesi konumundaki Ilısu Barajı belgesel oldu. TRT, Ilısu Barajı yapımının başlangıç aşamasını `Halfeti`den Hasankeyf`e-Sudaki Umut` adlı belgeselle ekrana taşıyacak.

TRT tarafından çekilen belgeselin yapımını Kerime Şenyücel üstleniyor. "Halfeti`den Hasankeyf`e-Sudaki Umut" adıyla ekrana gelecek projede `Ilısu Barajı`nın yapımı, tarihi, çevrenin ve insanların etkilenişi izleyiciye anlatılacak. Belgeselin danışmanlığını ve Metin yazarlığını "Halfeti Suya Dönüşen Topraklar" ve "GAP Güneydoğu`nun Gerçekleşen Rüyası" belgesellerinde de Kerime Senyücel ile birlikte çalışan Filiz Doğanay yapıyor. "Hasankeyf`i Yaşatma Derneği", "Devlet Su İşleri" ve "Başbakanlık GAP İdaresi"nin de yardımıyla hazırlanan belgeselin, 2008`de yayınlanması planlanıyor.

Yapımda, Halfeti`de tek manolyalı evin sahibi Emine`nin yaşamında, Gözeli Köyü`nden Cuma ve Sıdıka Göçmen`in yeni evlerinde, şimdi bir turizm işletmecisi olan Şerif Bilgin`in Halfeti`deki sal lokantasında; Hasankeyfli Çoban Ahmet`in yaşamından kesitler gözler önüne serilecek.

Yeni dönemde TRT`de ekrana gelecek belgesel, yıllar önce yapılan Birecik Barajı`nın olumlu ve olumsuz sonuçlarını ve barajın yapımından sonra değişen hayatla Hasankeyf, Diyarbakır, Mardin, Şırnak ve Siirt`e bağlı yerleşim yerlerin nasıl etkileneceği anlatıldı.

Yapılması halinde Antik Kent Hasankeyf’i sular altında bırakıp bırakmayacağı şeklinde yıllardan beri devam eden polemiklerle gündeme gelen Ilısu Barajı'nın yapım süreci bir belgesele konu oldu. Daha önce de "Halfeti Suya Dönüşen Topraklar" ve "Zeugma Dün Bugün" belgesellerini çeken Kerime Şenyücel, Ilısu Barajı'nın yapımını da TRT için kayda döktü. "Halfeti'den Hasankeyf'e-Sudaki Umut" adlı belgesel, barajın yapılışını ve çevreye ve kültüre etkilerini konu alıyor. Yapım ve yönetimi Kerime Şenyücel’e ait olan ‘Halfeti’den Hasankeyf’e- Sudaki Umut’ belgeseli, 1996-2001 arasında çekilen ‘Halfeti Suya Dönüşen Topraklar’dan sonra Ilısu Barajının yapım sürecini konu edindi. Belgeselde kişi ve ailelerin yerleşim alanların sular altında kalması ve sonrasındaki değişiklikleri işliyor. Bu değişiklikler, yapımına şu günlerde başlanan Ilısu Barajı konu edilerek anlatılıyor. Şırnak, Siirt, Mardin, Diyarbakır ve Batman sınırlarında yer alacak barajda sualtında kalacak yerleşim bölgelerinden 6 bin kişiye iş umudu olacak. Diğer bir hedef de ise sular altında kalacak tarihi yerleşim merkezi Hasankeyf'teki anıtların bir kültür odasına taşınması. Bu süreçleri de belgeleyen yapımın danışmanlığını ve Metin yazarlığını ise Filiz Doğanay üstlendi. TRT’de önümüzdeki ay içerisinde yayınlanması beklenen ve 30 dakikalık 10 bölümden oluşan belgeselin müzikleri de Derya Köroğlu’na ait.

“İNSANLARI EN DRAMATİK BOYUTLARDA EKRANA GETİREN BİR ÇALIŞMA”
TRT’de yaklaşık iki yıldır çalışmaları Süren belgeselin galası Antik Kent Hasankeyf kadar tarihi bir geçmişe sahip Mardin’in Midyat İlçesinde düzenlendi. Kalabalık bir davetli grubunu katıldığı galanın açılış konuşmasını yapan belgeselin yönetmeni Kerime Senyücel, “Proje ekibi 1996-2001 arasında çekilen “Halfeti Suya Dönüşen Topraklar” ve Zeugma –Dün-Bugün” belgesellerinde izlenen kişiler, aileler ve tarihi mekânlarını 7 sene sonra tekrar ziyaret etti. Fırat Nehri üzerinde inşa edilen Birecik Barajıyla yaşamlarına gelen değişimi engelledi. Bu öyküleri yapımına Dicle Nehri üzerinde başlanan Ilısu Barajına bağladı. Bu proje sadece bir “Baraj Belgeseli” değil insanları günlük yaşamları içinde en doğal ifadeleriyle en dramatik boyutlarda ekrana getiren bir çalışmadır.”dedi.

Halfeti'den Hasankeyf'e-Sudaki Umut belgeselinin birçok insan için ayrı bir anlam taşıdığını anlatan Şenyücel, “Her çalışmanın sonunda insanın yapamadığı şeylerde oluyor yapabildiğimizi yaptık Bu belgeselin bana öğrettiği çok şey oldu. Bana çok şey kattı. Belgeselin iyi tarafı da odur. Her zaman bir konuda kendinizi geliştiriyorsunuz yeni yeni şeyler öğreniyorsunuz. Bölge insanının çok daha yakından tanıma olanağı buldum. Ilısu Barajından diğer barajda da öyleydi çok değişik tepkileri ekrana taşıdık. Şöyle bir sonuca vardık. Aslında insan hayatında çok büyük bir acı oluşuyor. Evini, toprağını geçmişini kaybetmek. Sular altında kalması hepimiz için de öyle özellikle orta yaş kuşağı ve üstü nostaljik tarafına daha çok takılıyorlar. Ilısu Barajının sular altında kalacak bölgesinde gençler arasında aşırı derecede bir işsizlik var. Bundan dolayı da iş umutları buraya yapılacak 3,5 milyar euroluk yatırıma bağlamışlar. Devamlı bize sorudukları acaba bu yatırım bize iş umudu getirir mi? Buradaki gençler burada çalışacak 6 bin genç arsında nasıl girebilir mi takip ediyorlar. Onun için çok değişik tepkiler aldık. 50 yıldan beri bu olayın konuşulduğu için artık bu olay olmayacak gözü ile bakıyorlar. Ya olsun ya olmasın diyorlar. Olayın netliğe kavuşmasını istiyorlar.”diye konuştu.

BARAJIN YAPIMCISI BELGESELE SPONSOR OLDU
Barajın yapımcı firması olan Nurol’un sponsor olmasının belgeselin tarafsız olup olmadığı sorusuna ise Şenyücel, “Teklifimizi kendilerine götürdüğümüzde belgeselimizi zaten çekmiştik. Onlar da belgeseli izlemeden hemen onay verdiler. Bu konuda kesinlikle bir etki olmadı.”dedi.

TRT Ankara Bölge Müdürü Osman Gökmen ise galada yaptığı açıklamalarında belgeselin taraflı olduğuna göndermelerde bulunarak, “TRT bir kamu yayıncı kurum olarak her zaman gerçeğin durumun bütün çıplaklığı ile bütün yönleri ile ortaya çıkarılmasına çalışıyor. TRT empoze yapmaz. Yapmamalıdır. Dayatma yapmaz TRT belli bir doğruyu tek bir düşünceyi telkin etmez. Çünkü TRT demokratik bir Türkiye’nin yayın kurumu olarak çağdaş Türkiye’nin yayın kurumu olarak kamuoyunu halkını vatandaşlarını konular, sorunlar, hakkında olaylar durumlar hakkında bilgilendirmekle görevlidir.”şeklinde konuştu.

Kerime Şenyücel’i yaptığı belgeselle çok başarılı bulan Süryani asılı Florans Orundaş ise bölgenin doğru şeklide tanıtılmasının yanında halkın daha sağlıklı bir şekilde karar vermesini sağlayacak bu tür yayınlara daha çok yer verilmesini istedi.

Galaya katılan davetçiler arasında bulunan ve yaptığı eylemlerle gündemde olan Çoban Ahmet ise barajın yapımından çok Hasankeyf’de yaşayan insanların içler acısı duruma dikkat çekti. Belgeselin Hasankeyfli biri olarak yaşadıklarını ve yaşayacakları anları tarihe not ettiği için tarihi bir misyon üstlendiğini belirterek, “Bu belgesel 2015 yılına kadar sürecek. Hasankeyf’in sorunları birkaç cümleye sığacak değil. Hasankeyf’in bütün sorunları barajda kesişiyor. Bu baraj için artık bıçak kemiğe dayandı. Ya evet ya da hayır cevabını almak istiyoruz. Eğer bu projeye alternatifi olan varsa gelsin yoksa sussunlar. Bu belgesel kesinlikle tarafsız bir şekilde çekildi ve ekrana taşındı. Belgesel taraflıdır diyenler de baraja karşı olanlardır.”dedi.

Arazilerinin köy ağası tarafından gasp edildiğini iddia ederek yıllardır köyün ağasına başkaldıran Sinan köylüleri de galaya katıldı. Galaya katılan Sinan Köyü Muhtarı Halil Duru ise altı yıldan bu yana kendilerine ait olupta el konulan 96 bin dönümlük toprak mücadelelerini sürdürdükleri belirterek, “Ilısu yapıldığında su altında kalacak köyümüzün kamulaştırma ücretini ise topraklarımızın üzerine kayıtlı olduğu ağa alacak. Sayın büyüklerime sesleniyorum Bizler bir kuru soğana muhtaç hale geldik. Lütfen sorunlarımıza çözüm bulun.”

Belgeselin yapım sürecinde çekilen fotoğraflarından sergilendiği galada ayrıca tamamı öğretmenlerden oluşan müzik grubu da söyledikleri Kürtçe, Arapça ve Türkçe müzik parçaları ile geceye renk kattılar.

ILISU BARAJI VE HASANKEYF
Yapımına başlanan Ilısu Barajı Şırnak, Siirt, Mardin, Diyarbakır ve Batman illeri sınırları içinde yer alacak. 199 yerleşim yerinin 80’i tamamen su altında kalacak. Avrupa bankalarından kredi olarak 1,2 milyar euro alınacak. Baraj yılda 3833 milyar KW saat enerji üretecek. Şu anda %90’ı işsiz olan bölgeye su ve elektrikle gelecek yaşam standardı yanında; değişimin istihdam alanı da yaratacağı kesin.

Baraj yapımında su altında kalacak bölgelerden 6000 kişi çalışacak. Baraj İnşaatını NUROL Firması yapacak. Baraj su tutmadan evvel 6000 yıllık geçmişi olan Hasankeyf’in tarihi anıtlarının restore edilen ve taşınabilir olanlarının bir kültür adasına taşınması hedefleniyor. Bu kültürel kurtarma projesine 25 milyon Euro ayrılmış.

Tarihte ilk köy yerleşiminin bin yıl öncesinde Diyarbakır yakınlarındaki Çayönü olduğu hatırlanırsa; bu bölgenin insanlarının imkansızlık, eğitimsizlik, işsizlik nedeniyle bugün içine düştükleri durum insanın içini burkuyor. Bir yandan da merkezleri Hasankeyf olan Artuklu Beyliği’nin 12.yy’da bugunkü bilgisayarların temelini oluşturan “Artuklu Otomata”sını yapmış oldukları ve bu çalışmaların Leonardo da Vinci’yi bile etkilemiş olduğu düşünülürse bu topraklarda bugün yaşayanların durumu iç acıtıcı bir çelişki oluşturuyor.

Hastanesi, okulu olmayan yöre halkı bazen bir böcek ısırmasından hayatını kaybedebiliyor.
Su onlar için bir Umut kaynağı olurken Türkiye’ye dünya medeniyetinin başladığı yer olan Mezopotamya’nın su kaynaklarını kontrol etme olanağı da sağlayacak.

Nezir Güneş
mardinlife.com
12.10.2009