Çocuk Cumhuriyeti




Yapım Tarihi - 2005
Süre - 00:30:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, Sayısal Betacam, 4:3

Yönetmen - Önder Bostancı
Yapımcı - Önder Bostancı
Sunucu - Ülkü ADATEPE
Yapım Yardımcısı - Ümit Çevik
Yönetmen Yardımcısı - Çiğdem Atik
Işık - Gökhun SERENER, Mehmet Köksal
Kamera - Hayri Çölaşan, Atilla Arslan
Arşiv Kamera - Sinan Aydoğan



23 Nisan neden çocuk bayramı?

“Çocuk Cumhuriyeti” belgeseli, Atatürk’ün TBMM’nin açılış günü olan 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmesinde rol aldığı düşünülen başlıca etkenleri birer hipotez olarak tarihi bağları içinde ele alarak, bir bütünlük içinde kamuoyunun bilgi ve tartışmasına açmayı hedefliyor.

Program, TBMM’nin kuruluşundan 85 yıl sonra, tarihin ve Atatürk’ün kamuoyunca bilinmeyen yanlarını sergilemeyi amaçlıyor ve 23 Nisan’ın çocuklara bayram olarak armağan edilmesinin nedenlerini TRT ekranlarında yine 23 Nisan'da anlatıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 günü açıldığında, yalnızca bir ulusal irade kaynağının çalışmaya başlamasının değil; aynı zamanda, topraklarımız üzerinde yeni bir dönemin başlamakta olduğunun da habercisiydi.

Kurtuluş Savaşı ve bu savaş sonunda elde edilen bağımsızlığımız, güçlükler ve yokluklarla dolu, çileli, ama güzel ve kutsal inançlarından bir an bile uzaklaşmamış, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere yurtsever insanlarımızın bir ürünü.

Bütün olumsuzluklara, tesis, malzeme, insan gücü yoksulluğuna rağmen Anadolu’da meydana getirilen askeri tamirhanelerde çalışanlar, tasavvur edilmesi bile güç olan onurlu bir hizmetin altından kalkmasını bildiler. Mücadele yılları geçip Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra, TBMM’nin açıldığı 23 Nisan günü, “Ulusal Egemenlik Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı.



Milli Egemenlik ve çocuk

İlk zamanlarda yalnızca “Milli Egemenlik” günü olarak kutlanan bayram, 1930’lu yılların başlarında “Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak tanımlandı. Peki, bu arada ne olmuştu, hangi düşünce “Milli Egemenlik” ve “çocuk” kavramlarını bir araya getirmişti? Günümüzde ilköğretim kurumlarında kolaycı bir yaklaşımla “Atatürk çocukları çok severdi, bu yüzden bu bayramı çocuklara armağan etti.” şeklinde ifade edilen düşünce ne kadar doğru olabilir? Acaba Mustafa Kemal Atatürk’ün bilmediğimiz bazı yönleri bu kararın oluşumuna etki etmiş miydi? Böyle bir etki varsa bunun kaynağı neydi? Bu sorular, önemsiz gibi görünmelerine rağmen, hem farklı bir Atatürk portresi çizmemizi, hem Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki hiç bilmediğimiz çocuk emeğini değerlendirmemizi, hem de bugünkü parlamenter sistemi daha iyi algılayıp sorgulamamızı sağlayacak cevapları içinde barındırıyor.

Çocuklara armağan edilen Cumhuriyet tarihinin bu en önemli günü, neden bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün yönlendirmesiyle bu ismi almıştı? Çocuk bayramı olabilecek başka bir gün bulunamaz mıydı? Döneme ilişkin bazı fotoğraflar, Atatürk’ün yakın çevresindekilerin anıları, kimi belgeler, bize, ulusal egemenlik bayramının neden çocuklara adandığını söylüyor. Ankara Televizyonu Eğitim ve Kültür Programları Müdürlüğü’nce hazırlanan “Çocuk Cumhuriyeti” belgeseli, TBMM’nin kuruluşundan 85 yıl sonra, tarihin ve Atatürk’ün kamuoyunca bilinmeyen yanlarını sergilemeyi amaçlıyor.

“Çocuk Cumhuriyeti” programı, Atatürk’ün bu önemli yıldönümünü çocuklara armağan etmesinde rol aldığı düşünülen başlıca etkenleri birer hipotez olarak tarihi bağları içinde ele alarak kamuoyunun bilgi ve tartışmasına açmayı hedefliyor.



Çocuk emeğinden çocuk simgesine

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin temellerini atan silahlı kuvvetlerin arkasındaki çocuk emeğini ve bu emeğin önemini biliyordu. Makine Kimya Endüstrisi Kurumu arşivlerindeki çok sayıda fotoğraf; imla atölyelerinde, kullanılmış kovan ayırma, çaplandırma gibi birçok alanda gönüllü çocuk işçilerin çalıştığını bize kanıtlıyor. Birçoğu Keskin yöresinden olan bu çocukların başında bulunan ustaların büyük bölümü ise, 1915’te aileleri Doğuda Ermeni ve Ruslar tarafından öldürüldükten sonra Kâzım Karabekir tarafından meslek okullarına gönderilmiş olan gençlerdi. Diğer yandan, İstiklâl Madalyası için TBMM’de yapılan ilk görüşmelerin de cephede savaşmakta olan 12 yaşındaki bir kız çocuğu nedeniyle başlamış olduğunu da biliyoruz. Belki de, Atatürk, ulusal egemenliğin kazanılmasındaki bu önemli hizmeti, bir bayramla ödüllendirerek, vefa borcunu ödemiş olmayı istemişti.

Öte yandan Mustafa Kemal Atatürk, TBMM’nin taşıması gereken nitelikleri, açılış yıldönümünü çocuklara armağan ederek göstermeyi amaçlamıştı. Çocuk gibi saf, temiz, riyadan uzak, geleceğe güvenle bakan, meraklı, sonsuz öğrenme isteğiyle dolu, aidiyet hisleri güçlü bir TBMM yaratmak, Atatürk’ün hedeflerinden biriydi. Çocuk kavramı meclisle ve onun geleceğe yönelik tasarımlarıyla en iyi örtüşen simgeydi.

Cumhuriyetin bekası çocuklarla mümkün

Balkan Savaşları’ndan başlayarak önemli nüfus kayıplarına uğrayan Osmanlı toplumu, Cumhuriyetin kurulmasına yetecek enerjiyi güçlükle yaratabilmişti. Nüfusun en genç ve eğitimli kesimini oluşturan 17-30 yaş arasındaki büyük bir kesim cephelerde Can vermişti. Osmanlı padişahlarının iktidarından Cumhuriyete dönüşümü planlayan Atatürk, bu yeni rejimi koruyacak temel unsurun, padişaha bağlılık kültürüyle yetişmiş yaşlı kuşaklar olmayacağının; Cumhuriyetin bekasını sağlayacak ve onu yaşatacak asıl kuşağın çocuk ve gençler olacağının bilincindeydi.

Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu önemli yıldönümüyle ilgili birçok görüşe de program içeriğinde yer verildi. Program yarı dramatik bir anlayışla işlendi. Programın sunuculuğunu ise, bir ilke imza atarak, Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe gerçekleştirdi. Ayrıca program hazırlanırken, MKE Kurumu’nun çok önemli arşiv malzemeleri elden geçirildi. Programın çekimleri sırasında oluşturulan canlandırma sahnelerinde, yine MKE Kurumunun katkılarıyla döneme ilişkin tezgahlar, silah ve mühimmat kullanıldı.


Kaynak
TRT Radyo Televizyon Dergisi, Nisan 2005, Sayı 191, Sayfa 6 - 7



"Çocuk Cumhuriyeti" Belgeseli
Belgesel TRT-1 ve TRT-2 de izlenebilecek...
23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı, neden çocuklara armağan edildi? TRT'nin yeni belgeseli "Çocuk Cumhuriyeti"nde bu sorunun cevabı aranıyor. Tek bölümlük belgesel, bugün TRT 1 ve TRT 2'de yayınlanacak. "Çocuk Cumhuriyeti"nin yapım ve yönetimini Önder Bostancı üstlendi. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nun fotoğraf arşivinden yararlanılan belgeselde, canlandırmalara da yer verildi. Bir elinde çekiç bir elinde mermi... Onlar cephedeki Mehmetçiğe destek için gönüllü çalışıyor. Yapımda, 1921'de henüz 11 yaşındayken fişekhanede çalışan Sakine Borkut ile yapılan röportaj da yer alıyor. Belgeselde bir ilk de yaşandı. Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe ilk kez bir yapımın sunuculuğunu üstlendi.



Kaynak
TRT Resmi Web Sitesi, 22.04.2005




Çocuk Cumhuriyeti

TRT’den Cumhuriyetin Çocuklarına Bir Armağan

TRT 23 Nisan’da, cumhuriyetin çocuklarına bir armağan olarak ilgiyle izleyeceğiniz bir belgesel ekrana getiriyor… “Çocuk Cumhuriyeti”…

Program fikrini yaratan bir soru, iki cevap...

Bütün öğrenciler, neredeyse tüm ilköğretim yaşamları boyunca, her 23 Nisan töreninde Atatürk’ün bu bayramı çocuklara armağan etmesinin nedeni olarak onun çocuklara duyduğu güven ve sevgiyi gösteren, Atatürk’ün çocuklarla ilgili anılarının anlatıldığı konuşmaları dinlerler. Anlatılanların birçoğu yüzeysel ve özneldir. Atatürk’ün çocuklarla ilgili anılarının anlatıldığı bu konuşmalar, çocukların hafızalarında belli belirsiz bir “insan Atatürk” portresi çizdikten sonra, nesnel kanılara dönüşebilecek hiç bir tortu bırakmadan uçup giderler.

Mustafa Kemal Atatürk, bu önemli bayramı yalnızca çocuklara duyduğu sevgiden dolayı mı onlara armağan etmiştir? Attığı her adımı tartan, olgu ve olaylara olabilecek en geniş perspektiften bakan bu lider, TBMM’nin açıldığı günün kutlandığı önemli bir bayramı bu kadar basit bir gerekçeyle çocuklara armağan etmiş olabilir mi? Kesinlikle hayır! 23 Nisan’ın 78 yıldır ulusal bayram olarak kutlandığı ülkemizde, Atatürk’ün ulusal egemenlik bayramını çocuklara armağan etmesinin nedenleri, nesnel ve bilimsel ölçütlerle ilk kez tartışılacak. Bu soruya verilecek iki tane cevabımız var...

1. Cevap

Atatürk, Kurtuluş Savaşı döneminde bütün bir vatanın harekete geçmesini sağlamıştı. Ülke, tüm kaynaklarıyla, 7’den 77’ye savaşın içindeydi. Atatürk, özellikle mermi imalatında çalışan çocuk işçileri, onların minik elleriyle yarattığı mucizeyi yakından biliyordu.

Ankara ve Keskin’de kurulan imalathanelerde yüzlerce çocuk, işçi olarak; az sayıdaki yetişkin erkek ise ustabaşı olarak çalışıyor; kadınlar ise üretilen cephane ve silahı cepheye sevk ediyordu. Minik eller, patlama ihtimali çok yüksek olan dolu top mermilerini torna tezgahlarına takıp çapını küçülterek ordumuzun kullanabileceği hale getirmek için gözlerini kırpmadan çalışıyorlardı. Çocuklar yalnızca işçi de değildi. Bazıları istihbarat kuryesi olarak hizmet ediyor, bazıları ise savaşıyordu.

İstiklâl Madalyası fikrinin TBMM gündemine gelmesini sağlayan ilk olay, 12 yaşında bir kız çocuğunun cephede gösterdiği yararlılıklardı. Bu küçük kız, Yüzbaşı olan babasının kendini bırakacak kimsesi olmadığı için hayatının dört yılını cephelerde geçirmişti ve babası şehit olduktan sonra da “terhis” olmayarak savaşmaya devam etmişti. O dönemin gazeteleri ona Türk Jeanne D’arc benzetmesiyle geniş yer ayırıyorlardı.

Savaş bittikten sonra, bütün çocuklar, bir çok yetişkinin yaptığı gibi günlük yaşamlarına geri döndüler. Onlar madalya için değil, ülkeleri için savaşmışlardı. Ve yine sessiz çoğunluk olmayı tercih etmişlerdi.

Çocuk Cumhuriyeti, o yılların çocuklarından birini, günümüzde yaşayan tek tanığı, Keskin Fişekhanesinin küçük kız çocuğu Sakine’nin anılarını ilk kez günümüz kamuoyuna taşıyor.

2. Cevap

Mustafa Kemal Atatürk, yaptığı bazı konuşmalarda çocuk kavramından ne anladığını açıkça ifade etmiştir. Saf, duyarlı, yalansız, iki yüzlü olmayan, elindekini koruyan, dürüst, olumlu anlamda çıkarını kollayan, duyarlı, acıma duygusu olduğu kadar hakkını korumak için acımasız da olabilen, düşüncesini açıkça ifade edip savunan bir çocuk portresi çizer Atatürk...

Tüm bu özellikler, Atatürk’e göre, aynı zamanda bir ulusal meclisin taşıması gereken nitelikleri de tanımlamakta mıdır acaba? Atatürk’ün, meclisin görev ve yetkilerini ele aldığı konuşmalarda bu niteliklere dikkat çekmesi bir rastlantı olabilir mi? Çağdaş psikolojinin çocuk kimliğini tanımlarken kullandığı anahtar kavramlar, herhangi bir ulusal meclisin de taşıması gereken kimlik ve karakteri tanımlar mı acaba?

Yayın
23.04.2007 18:00 / TRT1