Yapım Tarihi - 2005
Süre - 00:20:00
Format - Belgesel, Renkli, Betacam
Bölüm Sayısı - 22
Yönetmen - Aygün Filiz, Gülşen Saru
Yapımcı - K. Münir Aykın, Zuhal Altın
Kameraman - Bülent Mortaş
Işıkçı - Mutlu Yaşar
Sesçi - Yusuf Zorlu
Ulaşım - Celal Çetinkaya
'Mıh Osman Filmi' Pazar Günü...
Malatyaspor'un kurucularından, eski Beden Terbiyesi Bölge Müdürü, Malatya'nın
renkli simalarından "Mıh Osman" lakaplı 87 yaşındaki Osman Çağlı'yla ilgili
çekilen,"Bir İnsan, Bir Hikaye" belgeselinin, 17 Eylül Pazar günü saat 15.25'den
itibaren TRT 2'de yayınlanacağı bildirildi.
Geçtiğimiz yayın sezonunda TRT 1 televizyonunda yayınlanmakta olan ve ilginç,
renkli simaların yaşamlarının konu edildiği "Bir İnsan Bir Hikaye" programı için
Osman Çağlı'nın da çekimleri Mayıs ayında Malatya'da yapılmıştı.
Yaklaşık 30 dakika süreli olan program için yönetmen Gülşen Saru ile teknik
görevliler Bülent Mortaş, Yusuf Zorlu, Mutlu Yaşar ve Celal Çetinkaya'dan oluşan
ekip Malatya'ya gelmiş ve 3 gün süreyle, Osman Çağlı'nın Malatya'daki yaşamını
görüntülemişlerdi.
Osman Çağlı'nın; evinde, kentteki günlük yaşamında, parkta, Şire Pazarı'nda,
Orduzu Pınarbaşı'nda, Yeşilyurt'taki kayısı bahçelerinde yapılan çekimlere yer
verilen, Malatya'daki günlük yaşamı, kentteki rutin ziyaretleri ve sohbetlerinin
yanı sıra, bazı anılarının da yer aldığı belirtilen programın Haziran ayında
yayınlanacağı belirtilmiş, ancak daha sonra Eylül ayında başlayan yeni yayın
dönemine kaldığı ifade edilmişti.
Çağlı'nın, Haziran ayında yapılan Malatyaspor kongresinde "Bizim filim
oynayacak, seyredin" diye duyurduğu belgeselin, 17 Eylül Pazar günü saat
15.25'de TRT 2'de yayınlanacağı bildirildi.
Kaynak
15 Eylül 2006 Cuma
Malatyahaber.com
Fotograf - Çağlı ve TRT Ekibi
Şu dağı da size vereyim...
TRT'nin Nihat Akkaraca ile geçenlerde yaptığı çekimlerle oluşturduğu program
yayına giriyor. Akkaraca 1 Haziran perşembe günü 12.10'da TRT1'de Bir İnsan Bir
Hikaye programında. İzlenmeye değer olduğundan eminim! Ben kaçırmayacağım...
Edit1- Yayını biraz önce izledim. (Fotoğraf yayın sırasında ekrandan
alındığından biraz çarpık görünüyor. Kusurumuz affola...) Eski Datça, taşlı
yollar, dalından toplanan bademler, ilaç derdindeki yaşlı köylü nineler, dağlar,
denizler. Güzel Anadolu toprağı. Nihat Bey Amerika davetini reddedişini
anlatırken, "Bana binalar bir şey demiyor. Benim burada dağlarım var," dedi.
Alın size/bize bir ders daha...
Akdeniz gibi bilge bir delikanlı- Nihat Akkaraca...
Nihat Akkaraca’yı Tanır mısınız? Kendi kendine İngilizce öğrenmiş birini
Guardian muhabirlerinin Türkiye’de rehber olarak seçeceği aklınıza gelir miydi?
Peki, 75 yaşında blog yazan başka bir Türk tanıyor musunuz?
"Yüzsem de bu suyun içine mi girsem; içsem de o benim içime mi girse?" dediği
Datça'nın denizi kadar pırıl pırıl bir beyin o. Kendisi için büyük bir
alçakgönüllülükle "Boş zamanlarını yaşanmış yerel öyküler zırvalayarak
geçirirdi. Yemekten sonra öyle bir zırvalama için bilgisayarın karşısına oturdu.
Parmaklar klavye üzerinde gezinirken bu yazıyı zırvalamaya başladı. Acaba,
yetmiş beşlik bu "Datçalı ihtiyar” kimdi? Merak eden çıkacak mı? Ben de merak
ediyorum...." dese de o Akdeniz kadar bilge bir delikanlı.
TRT’nin geçenlerde Bir İnsan Bir Hikaye programı için kendisiyle program yaptığı
Datça'lı blogcu Nihat beyin hayatı çok ilginç. İlkokul mezunu bir Çiftçi
çocuğunun Milli Eğitim’e ihtiyaç duymadan, yani kendi kendine çok mükemmel
İngilizce, tv tamirciliği vs. öğrenebileceğinin, ve de 75 yaşında Yunanca'ya
merak sarabileceğinin, yine 75 yaşında internetle dost olup blog açabileceğinin
öyküsü onunki.
Birkaç dernekte birden aktif biçimde çalışıyor. Araştırmacı. Kitap ve gazetelere
öykü ve yazılar hazırlıyor. Gezi rehberi... Bütün bunları güzel topraklarımızı,
değerlerimizi tanıtmak, Ege adalarındaki dostluk köprüsüne katkıda bulunmak
amacıyla yapıyor. Dünyanın barış içinde yaşanan daha güzel bir yer olması adına.
Her sabah iç karartıcı gazete haberlerine bakmaktansa onun bloguna bakın derim
ben. İnanıyorum ki içiniz açılacak. Onun bu ülkenin geleceğine inancı sanırım
gençlerden çok daha fazla zaten.
Böyle bilgiye aç, çevresiyle ve dünyayla yakından ilgili insanlar galiba her
zaman genç kalıyor...
Kaynak
lyricintermezzo.blogspot.com
Pazartesi, Mayıs 29, 2006
Perşembe, Mayıs 11, 2006
Hasan Uğur EPİRDEN...
1954’te babası Münevver Necati Epirden’in görevlendirildiği banka şubesi açılışı
sırasında İzmir’de doğdu.Ancak o gene de doğma büyüme İstanbullu olduğunu
söyler.
Hayatını çocuklarına vakfetmiş bir baba, ideal bir ev kadını olan annesi Gül (Gülizar)
hanım ve kız kardeşi Refia Nur ile mutlu ve Örnek bir aile yaşantısı dahası
mükemmel bir ergenlik dönemi geçiren Epirden ailesinin geçmişi saraya, Sultan
Reşat soyuna uzanmaktadır.
Çocukluğu ve gençliği Ortaköy’de geçen ve Burak Reis İlkokulu’nda Edibe
öğretmenin ellerinde ABC’yi öğrenen Epirden orta ve lise öğrenimini Saint-Michel
Fransız Koleji’nde yaptıktan sonra yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk
Fakültesi’nde gördü.
EPİRDEN VE SPOR
Çok küçük yaşlarda spora yüzme ile başlayan, mahalle aralarında yaptıkları
futbol maçlarında gol attığı için aşağı mahalleden yediği dayak sonrası futbola
küsen Epirden, 1967’de tanıştığı ve hayatında daha sonra büyük rol oynayacak
olan voleybol Milli takım pasörü Alper Başaran ile birlikte Kumburgaz
plajlarında oynadığı voleybol ile o zamanın Milli takım Teknik Direktörü Ayhan
Demir’in dikkatini çekti ve Beyoğluspor’da voleybol oynamaya başladı.
Gençler Türkiye Şampiyonu kadrosunda ve Deplasmanlı Lig kadrosunda yer aldı.
Uzun mesafe yüzücülüğü yapan Epirden 1971, 72 ve 73 yıllarında yapılan Kumburgaz
yarı maratonunda 2 birinciliği bir üçüncülüğü bulunmakta.
Bir ara hobi olarak yaptığı sporların başında gelen futbol dalında tavsiye
üzerine Galatasaray Genç takımıyla antrenmana çıktı. Ancak dönemin Galatasaray
Divan Heyeti’nde yer alan ve eski milli futbolculardan “Bombacı” lakabıyla Ünlü,
babası Münevver’in beğenisini kazanamayıp, vetosunu yiyince voleybola daha bir
başka sarıldı.
Sırasıyla klüp ve okul takımları, karma, genç ve A Bayan Milli Takım
antrenörlükleri, Türkiye Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliği (2 dönem),
Milli Takımlar Kafile Başkanlığı, Plaj Voleybolu Kurul Başkanlığı (2 kez), büyük
kariyer sahibi olduğu ve ülkemizde duayenliğini ve misyonerliğini yaptığı “Plaj
Voleybolu” hocalığı ve 1991’de kurduğu “EPİRDEN BEACH VOLLEY” grubuyla yaptığı
100’e yakın turnuva onu voleybolumuzun önemli ve saygın isimleri haline getirdi.
2004 yılında ülkemizi temsilen gittiği Lüksenburg’taki CEV (Centre Européen De
Volleyball) Beach Volleyball zirvesinde ülkemiz sahillerinin dünya ve Avrupa
plaj voleybolu için taşıdığı önemi anlattı.
1992’de Montreaux’de Uluslar arası Antrenör Kursu’nda, dünya çapında 132
antrenör arasında 4 kişiye verilen “Prix De Serviabilité” ödülünü hazırladığı ve
sunduğu “Voleybolda refleks ve önemi” isimli teziyle aldı.
Bu arada senelerce antrenörlüğünü yaptığı ve şampiyon takımlar çıkardığı Notre
Dame De Sion Fransız Kız Lisesi’nin bu başarısında, okul bünyesinde
kullanılmayan bir eski kliseyi spor salonuna dönüştürmesi dış basında Fransız
Paris Match dergisinde yayınlandı ve tartışmalara neden oldu, ancak takdir ve
övgü ile karşılandı.
Kısa adı VAD olan Antrenörler Derneği’nin kurucu üyeleri arasında yer alan
Epirden (No- 7) aynı zamanda TMOK (Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi üyesidir.
(2000 / 689)
EPİRDEN VE MÜZİK
Lise dönemi başlarında, Türk Pop Müziğimizin kaynağı, sanatçı Erol Büyükburç ile
tanışması hayatının bu alanda da akışını değiştirmiş ve çok genç yaşta başta
Erol Büyükburç olmak üzere sırasıyla Barış Manço, Cem Karaca, İlhan İrem dahil
22 sanatçının “Noter Vekili” olarak menajerliklerini yaparak bu alanda batılı
anlamda ilk menajer olma onurunu yaşamış, sadece Barış Manço ile 512 olmak üzere
toplam 1000’in üzerinde konser, 100’ün üzerinde festival ve 13 büyük Türkiye
Turnesi yapmıştır.
Yoz müziğin, ucuz ve asit yapıtların, kültürsüz müzikseverlerin, menfaatçı basın
ve medyanın bu sektöre yön vermeye başlaması, Epirden’in “Sanatçı” ünvanının
ayağa düştüğünü vurgulayarak bu alanda sessiz kalmaya başlamasına yol açmıştır.
EPİRDEN VE EDEBİYAT
Ortaokul’da, o zamanın Türk Dil Kurumu Başkanı Haydar Ediskun’un Türkçe
öğretmeni olarak bazı Gizli yeteneklerini sezmesi, Lisede Edebiyat hocası şair
Sabri Altınel’in kalemi ve şiiri ona daha sevdirmesi, Ümit Yaşar Oğuzcan, Cahit
Külebi, Turhan Oğuzbaş ile tanıştırması, ileriki yıllarda Özdemir Asaf ile
karşılaşması ve dostlukları, bir Nazım Hikmet Ran hayranı olan Epirden’in şair
olmasında ve yükselmesinde önemli rol oynamıştır.
Epirden’in 6 şiir kitabı bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla Son İstasyon, Düş-üş /
Dinle Bebek, Güzelliğin Gölge Tanımıyor, Yüzüne Sürgün Olduğum, Merhaba
Kuşadası, Şairler Tenhalarda Ağlar’dır.
Ülkemizde şiir resitali veren ender sanatçılarımızdan biri olan Epirden’in
ayrıca birçok film, dizi film senaryosu, paradileri ve tiyatro eseri
bulunmaktadır.
Lise çağlarında amatörce verdiği uğraşlar içerisinde tiyatronun yeri başkadır.
1972-73 yıllarında Güngör Dilmen Kalyoncu’nun “Kurban” isimli tragedyasını
sahneye koymuş, başrol oynamış ve yönetmiştir.
Yakında hayatından unutulmayan bölümlerin yer alacağı ve hepsinin birer
“Kıssadan hisseye…” bağlandığı anılarının yer alacağı bir kitabın hazırlığı
içerisinde olan Epirden senelerdir çeşitli gazete ve dergilerde “Manşet” ve
“Epirden Gözüyle” isimli makaleleriyle seçkin okuyucusuyla buluşmaktadır.
EPİRDEN VE TURİZM
1974’te Dünya Turizm Kongresi (İstanbul) baş rehberliği yapan ve hemen akabinde
Çeşme Altınyunus beldesinde Turizm Aktivite ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
görevine getirilen Epirden, İran Şahı Rıza Şah Pehlevi, Ünlü modacı Pierre
Cardin ve Ünlü İtalyan şarkıcı Dalida’nın rehberliğini yaptı. Daha sonra
Kuşadası Adakule Hotel’in Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünü üstlendi,
Antalya Falez Hotel Olympos Disco’nun müdürlüğünde bulundu.
VE DİĞER UĞRAŞLARI
Gazetecilik, köşe yazarlığı, Televizyon program ve klip yönetmenliği, dublaj
sanatçılığı, radyo ve televizyon yapımcılığı, programcılığı ve sunuculuğu,
Fransızca öğretmenliği yarım asrı geçen yaşamına sığdırabildiği, zevkle ve
başarıyla yaptığı diğer uğraşları arasında yer almaktadır.
2006 haziran ayında TRT tarafından çekilen ve de TRT1’de yayınlanan “Bir İnsan
Bir Hikaye” isimli belgesel programında hayatı ele alınan ve yayınlanan Epirden,
doğayı, hayvanları sevmeyenlerin kendisini sevebileceklerine kuşku ile baktığını
ifade etmektedir.
Plaj voleybolunun ülkemizde ivme kazanmasının yolunun özerk bir Plaj Voleybolu
Federasyonundan geçtiği iddiasını taşımakta olan Epirden, en büyük mutluluğunun
plaj voleybolunun, Caretta Caretta olarak isimlendirdiği kendi sporcusunu
plajlardan yetiştiğini görmek olduğunu her fırsatta tekrarlamaktadır. Hasan Uğur
Epirden, eşi Gülbin emektar kedileri Tıkır, yavruları Zeytin ve Badem ile
mütevazı yaşamlarını 1996’dan beri çok sevdikleri Antalya’da sürdürmektedir.
epirdenbeachvolley.com
22 bölümden oluşan belgesel; hayata tutunan, yaşadıklarıyla hem kendine hem de
topluma Örnek olan ve aramızda yaşayan kahramanların hikâyelerini konu
edinmektedir.
TRTBELGESEL 12 Aralık 2009 Cumartesi 03:00
TRTBELGESEL 12 Aralık 2009 Cumartesi 17:00
Şu dağı da size vereyim...
TRT'nin Nihat Akkaraca ile geçenlerde yaptığı çekimlerle oluşturduğu program
yayına giriyor. Akkaraca 1 Haziran perşembe günü 12.10'da TRT1'de Bir İnsan Bir
Hikaye programında. İzlenmeye değer olduğundan eminim! Ben kaçırmayacağım...
Edit1- Yayını biraz önce izledim. (Fotoğraf yayın sırasında ekrandan
alındığından biraz çarpık görünüyor. Kusurumuz affola...) Eski Datça, taşlı
yollar, dalından toplanan bademler, ilaç derdindeki yaşlı köylü nineler, dağlar,
denizler. Güzel Anadolu toprağı. Nihat Bey Amerika davetini reddedişini
anlatırken, "Bana binalar bir şey demiyor. Benim burada dağlarım var," dedi.
Alın size/bize bir ders daha...
Akdeniz gibi bilge bir delikanlı- Nihat Akkaraca...
Nihat Akkaraca’yı Tanır mısınız? Kendi kendine İngilizce öğrenmiş birini
Guardian muhabirlerinin Türkiye’de rehber olarak seçeceği aklınıza gelir miydi?
Peki, 75 yaşında blog yazan başka bir Türk tanıyor musunuz?
"Yüzsem de bu suyun içine mi girsem; içsem de o benim içime mi girse?" dediği
Datça'nın denizi kadar pırıl pırıl bir beyin o. Kendisi için büyük bir
alçakgönüllülükle "Boş zamanlarını yaşanmış yerel öyküler zırvalayarak
geçirirdi. Yemekten sonra öyle bir zırvalama için bilgisayarın karşısına oturdu.
Parmaklar klavye üzerinde gezinirken bu yazıyı zırvalamaya başladı. Acaba,
yetmiş beşlik bu "Datçalı ihtiyar” kimdi? Merak eden çıkacak mı? Ben de merak
ediyorum...." dese de o Akdeniz kadar bilge bir delikanlı.
TRT’nin geçenlerde Bir İnsan Bir Hikaye programı için kendisiyle program yaptığı
Datça'lı blogcu Nihat beyin hayatı çok ilginç. İlkokul mezunu bir Çiftçi
çocuğunun Milli Eğitim’e ihtiyaç duymadan, yani kendi kendine çok mükemmel
İngilizce, tv tamirciliği vs. öğrenebileceğinin, ve de 75 yaşında Yunanca'ya
merak sarabileceğinin, yine 75 yaşında internetle dost olup blog açabileceğinin
öyküsü onunki.
Birkaç dernekte birden aktif biçimde çalışıyor. Araştırmacı. Kitap ve gazetelere
öykü ve yazılar hazırlıyor. Gezi rehberi... Bütün bunları güzel topraklarımızı,
değerlerimizi tanıtmak, Ege adalarındaki dostluk köprüsüne katkıda bulunmak
amacıyla yapıyor. Dünyanın barış içinde yaşanan daha güzel bir yer olması adına.
Her sabah iç karartıcı gazete haberlerine bakmaktansa onun bloguna bakın derim
ben. İnanıyorum ki içiniz açılacak. Onun bu ülkenin geleceğine inancı sanırım
gençlerden çok daha fazla zaten.
Böyle bilgiye aç, çevresiyle ve dünyayla yakından ilgili insanlar galiba her
zaman genç kalıyor...
Kaynak
lyricintermezzo.blogspot.com
Pazartesi, Mayıs 29, 2006
Perşembe, Mayıs 11, 2006
Hasan Uğur EPİRDEN...
1954’te babası Münevver Necati Epirden’in görevlendirildiği banka şubesi açılışı
sırasında İzmir’de doğdu.Ancak o gene de doğma büyüme İstanbullu olduğunu
söyler.
Hayatını çocuklarına vakfetmiş bir baba, ideal bir ev kadını olan annesi Gül (Gülizar)
hanım ve kız kardeşi Refia Nur ile mutlu ve Örnek bir aile yaşantısı dahası
mükemmel bir ergenlik dönemi geçiren Epirden ailesinin geçmişi saraya, Sultan
Reşat soyuna uzanmaktadır.
Çocukluğu ve gençliği Ortaköy’de geçen ve Burak Reis İlkokulu’nda Edibe
öğretmenin ellerinde ABC’yi öğrenen Epirden orta ve lise öğrenimini Saint-Michel
Fransız Koleji’nde yaptıktan sonra yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk
Fakültesi’nde gördü.
EPİRDEN VE SPOR
Çok küçük yaşlarda spora yüzme ile başlayan, mahalle aralarında yaptıkları
futbol maçlarında gol attığı için aşağı mahalleden yediği dayak sonrası futbola
küsen Epirden, 1967’de tanıştığı ve hayatında daha sonra büyük rol oynayacak
olan voleybol Milli takım pasörü Alper Başaran ile birlikte Kumburgaz
plajlarında oynadığı voleybol ile o zamanın Milli takım Teknik Direktörü Ayhan
Demir’in dikkatini çekti ve Beyoğluspor’da voleybol oynamaya başladı.
Gençler Türkiye Şampiyonu kadrosunda ve Deplasmanlı Lig kadrosunda yer aldı.
Uzun mesafe yüzücülüğü yapan Epirden 1971, 72 ve 73 yıllarında yapılan Kumburgaz
yarı maratonunda 2 birinciliği bir üçüncülüğü bulunmakta.
Bir ara hobi olarak yaptığı sporların başında gelen futbol dalında tavsiye
üzerine Galatasaray Genç takımıyla antrenmana çıktı. Ancak dönemin Galatasaray
Divan Heyeti’nde yer alan ve eski milli futbolculardan “Bombacı” lakabıyla Ünlü,
babası Münevver’in beğenisini kazanamayıp, vetosunu yiyince voleybola daha bir
başka sarıldı.
Sırasıyla klüp ve okul takımları, karma, genç ve A Bayan Milli Takım
antrenörlükleri, Türkiye Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliği (2 dönem),
Milli Takımlar Kafile Başkanlığı, Plaj Voleybolu Kurul Başkanlığı (2 kez), büyük
kariyer sahibi olduğu ve ülkemizde duayenliğini ve misyonerliğini yaptığı “Plaj
Voleybolu” hocalığı ve 1991’de kurduğu “EPİRDEN BEACH VOLLEY” grubuyla yaptığı
100’e yakın turnuva onu voleybolumuzun önemli ve saygın isimleri haline getirdi.
2004 yılında ülkemizi temsilen gittiği Lüksenburg’taki CEV (Centre Européen De
Volleyball) Beach Volleyball zirvesinde ülkemiz sahillerinin dünya ve Avrupa
plaj voleybolu için taşıdığı önemi anlattı.
1992’de Montreaux’de Uluslar arası Antrenör Kursu’nda, dünya çapında 132
antrenör arasında 4 kişiye verilen “Prix De Serviabilité” ödülünü hazırladığı ve
sunduğu “Voleybolda refleks ve önemi” isimli teziyle aldı.
Bu arada senelerce antrenörlüğünü yaptığı ve şampiyon takımlar çıkardığı Notre
Dame De Sion Fransız Kız Lisesi’nin bu başarısında, okul bünyesinde
kullanılmayan bir eski kliseyi spor salonuna dönüştürmesi dış basında Fransız
Paris Match dergisinde yayınlandı ve tartışmalara neden oldu, ancak takdir ve
övgü ile karşılandı.
Kısa adı VAD olan Antrenörler Derneği’nin kurucu üyeleri arasında yer alan
Epirden (No- 7) aynı zamanda TMOK (Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi üyesidir.
(2000 / 689)
EPİRDEN VE MÜZİK
Lise dönemi başlarında, Türk Pop Müziğimizin kaynağı, sanatçı Erol Büyükburç ile
tanışması hayatının bu alanda da akışını değiştirmiş ve çok genç yaşta başta
Erol Büyükburç olmak üzere sırasıyla Barış Manço, Cem Karaca, İlhan İrem dahil
22 sanatçının “Noter Vekili” olarak menajerliklerini yaparak bu alanda batılı
anlamda ilk menajer olma onurunu yaşamış, sadece Barış Manço ile 512 olmak üzere
toplam 1000’in üzerinde konser, 100’ün üzerinde festival ve 13 büyük Türkiye
Turnesi yapmıştır.
Yoz müziğin, ucuz ve asit yapıtların, kültürsüz müzikseverlerin, menfaatçı basın
ve medyanın bu sektöre yön vermeye başlaması, Epirden’in “Sanatçı” ünvanının
ayağa düştüğünü vurgulayarak bu alanda sessiz kalmaya başlamasına yol açmıştır.
EPİRDEN VE EDEBİYAT
Ortaokul’da, o zamanın Türk Dil Kurumu Başkanı Haydar Ediskun’un Türkçe
öğretmeni olarak bazı Gizli yeteneklerini sezmesi, Lisede Edebiyat hocası şair
Sabri Altınel’in kalemi ve şiiri ona daha sevdirmesi, Ümit Yaşar Oğuzcan, Cahit
Külebi, Turhan Oğuzbaş ile tanıştırması, ileriki yıllarda Özdemir Asaf ile
karşılaşması ve dostlukları, bir Nazım Hikmet Ran hayranı olan Epirden’in şair
olmasında ve yükselmesinde önemli rol oynamıştır.
Epirden’in 6 şiir kitabı bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla Son İstasyon, Düş-üş /
Dinle Bebek, Güzelliğin Gölge Tanımıyor, Yüzüne Sürgün Olduğum, Merhaba
Kuşadası, Şairler Tenhalarda Ağlar’dır.
Ülkemizde şiir resitali veren ender sanatçılarımızdan biri olan Epirden’in
ayrıca birçok film, dizi film senaryosu, paradileri ve tiyatro eseri
bulunmaktadır.
Lise çağlarında amatörce verdiği uğraşlar içerisinde tiyatronun yeri başkadır.
1972-73 yıllarında Güngör Dilmen Kalyoncu’nun “Kurban” isimli tragedyasını
sahneye koymuş, başrol oynamış ve yönetmiştir.
Yakında hayatından unutulmayan bölümlerin yer alacağı ve hepsinin birer
“Kıssadan hisseye…” bağlandığı anılarının yer alacağı bir kitabın hazırlığı
içerisinde olan Epirden senelerdir çeşitli gazete ve dergilerde “Manşet” ve
“Epirden Gözüyle” isimli makaleleriyle seçkin okuyucusuyla buluşmaktadır.
EPİRDEN VE TURİZM
1974’te Dünya Turizm Kongresi (İstanbul) baş rehberliği yapan ve hemen akabinde
Çeşme Altınyunus beldesinde Turizm Aktivite ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
görevine getirilen Epirden, İran Şahı Rıza Şah Pehlevi, Ünlü modacı Pierre
Cardin ve Ünlü İtalyan şarkıcı Dalida’nın rehberliğini yaptı. Daha sonra
Kuşadası Adakule Hotel’in Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünü üstlendi,
Antalya Falez Hotel Olympos Disco’nun müdürlüğünde bulundu.
VE DİĞER UĞRAŞLARI
Gazetecilik, köşe yazarlığı, Televizyon program ve klip yönetmenliği, dublaj
sanatçılığı, radyo ve televizyon yapımcılığı, programcılığı ve sunuculuğu,
Fransızca öğretmenliği yarım asrı geçen yaşamına sığdırabildiği, zevkle ve
başarıyla yaptığı diğer uğraşları arasında yer almaktadır.
2006 haziran ayında TRT tarafından çekilen ve de TRT1’de yayınlanan “Bir İnsan
Bir Hikaye” isimli belgesel programında hayatı ele alınan ve yayınlanan Epirden,
doğayı, hayvanları sevmeyenlerin kendisini sevebileceklerine kuşku ile baktığını
ifade etmektedir.
Plaj voleybolunun ülkemizde ivme kazanmasının yolunun özerk bir Plaj Voleybolu
Federasyonundan geçtiği iddiasını taşımakta olan Epirden, en büyük mutluluğunun
plaj voleybolunun, Caretta Caretta olarak isimlendirdiği kendi sporcusunu
plajlardan yetiştiğini görmek olduğunu her fırsatta tekrarlamaktadır. Hasan Uğur
Epirden, eşi Gülbin emektar kedileri Tıkır, yavruları Zeytin ve Badem ile
mütevazı yaşamlarını 1996’dan beri çok sevdikleri Antalya’da sürdürmektedir.