Yapım Tarihi - 1976
Süre - 00:26:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Tarık Alpagut
Prodüktör - Çetin Öner
Kameraman - Yalçın Gökçebağ
Kameraman Asistanı - Şerafettin Göker
Ses Teknisyeni - Ömer Faruk Kutlu
Rehber Görevliler - Velittin Alper, Özcan Seyhan, Aslan Türe
Yapım - TRT Ankara Televizyonu Dış Yapımlar Ünitesi
Silifke ve çevresinin tanıtıldığı belgesel film.
1976 Nisan ayında TRT bölgemizi tanıtacak bir film-belgesel çekmiş. Bunu Halk
Eğitim Bülteninde o zaman Halk Eğitim Müdür yardımcısı olan Aslan Türe kurumun
aylık bülteninde şöyle anlatmış:
DIŞ ÜLKELERDE TANITMAK ÜZERE SİLİFKE’NİN FİLMİ ÇEKİLDİ
Bölgemizi Avrupa’da tanıtmak üzere düşünülen film çekim çalışmaları 3 gün sürdü.
TRT Genel Müdürlüğü Televizyon Daire Başkanlığı TRT Ankara Televizyonu Dış
Yapımlar Ünitesi tarafından ele alınan bu programda aşağıda adını verdiğimiz
teknik personel görev almıştır.
Prodüktörler: Çetin Öner ve Tarık Alpagut
Kameraman: Yalçın Gökçebağ
Kameraman asistanı: Şerafettin Göker
Ses teknisyeni: Ömer Faruk Kutlu
Programın adı: Akdeniz’den Toroslar
Filmin Adı: Çukurova, Çukurova
Rehber Görevliler: Velittin Alper, Özcan Seyhan, Aslan Türe
19 Nisan 1976 günü isimleri yukarıda bildirilen teknik ekip Halk Eğitim Merkezi
aracılığında Kaymakam Orhan Tütüncü ile tanıştırıldı. Programın amacı anlatıldı.
Gerekli teknik açıklamalarda bulunuldu. Hemen oracıkta bir çalışma programı
açıklandı. Yapılan program gereğince 20 Nisan günü Silifke Kalesi ve Kızkalesi (Korikos)
çevrelerinde mahalli halk oyunları eşliğinde çalışılması kararlaştırıldı.
Velittin Alper’in rehberliğinde yapılan 1. Gün çalışmaları umulduğundan daha
başarılı geçti.
2. gün İmamuşağı Kırtıl mahallesine gidildi. Her türlü ön malzemelerin öğretmen
Özcan Seyhan tarafından temin edildiği bu günkü çalışmalarda Torosların
Akdeniz’e bakan mis gibi kokan yemyeşil çam ormanları, yeşil yamaçlar, vadiler,
ekin tarlaları ve fundalıklar arasında otlayan davar sürüsünün filmi çekildi.
Kırtıl’daki ünlü Tahtacı ozanı Felteş (Ahmet Duman)’ın evi ziyaret edildi.
Felteş ile vefakâr karısı evdeydi. Hoş sohbet edildikten sonra saza sarıldı
Felteş. Özünden gelen en ünlü Türkmen deyişlerini bağlamanın telleriyle
kucaklaştırıyordu Koca Felteş. Hoırosan Türkmenlerinin ezgileri hep birlikte
yaşandı. Pir Sultan Abdal sanki Kırtıl’a gelmişti o gün…
3.gün aralarında benim (Aslan Türe) de bulunduğum grupla Keşlitürkmenli ve
Uzuncaburç çevresine gidildi. Uğra’nın Alanda tarihi su kemerleri, kral çeşmesi
ve mezarların ihtişamlı görünüşüne doyum yoktu. Işıklı bir bahar güneşi vardı
gökte. Her taraf dupduru gömgöktü. Aradığımızı bulmuş, çalılıklar arasında
görülen Yörük çadırına doğru yol almak üzere arabalarımızdan inmiştik. Ama
çadıra varmak ne mümkün… Mosmor rengiyle hırçın bir çoban köpeği olanca hışmıyla
geliyordu üzerimize. Taş ve sopalarla köpeği güç bela durdurabildik. Köpek
havlıyor, kamera çalışıyordu. Çadırdaki Yörük kadını kendine has bakış ve
tebessümü ile uzaktan seyrediyordu bizi. Kuşkulu ve çekingendi. Yüz vermedi
bize. Kendimizi ve neden buraya geldiğimizi, yabancı olmadığımızı anlattık.
Tanışmamız zor olmadı. Zira çadırda erkeği olmayan bir kadın, Kızılgeçit köyü
eski muhtarı emektar Ömer Ağa’nın Uzuncaburç’a gelin giden kızıymış. Oğlaklar
emişmek için meleşiyor, çebiç ve yazmışlar yattıkları yerde geviş getiriyordu.
Küçük kız elinde tuz torbasıyla keçiyi sağan anasına yardım ediyordu. Bütün
bunlar olup biterken, tabii ki kamera ve ses alma cihazları da nasibini
almaktaydı. Çok güzel bir tablo idi bu…