Doğum Tarihi - 16 Temmuz 1935, İsveç', Lidköping
Ölüm Tarihi - 7 Ekim 2017, Stockholm
Barbro Gidlund,
İsveçli gazeteci, yönetmen, belgeselci. 16 Temmuz 1935'te İsveç'in Lidköping
kentinde doğdu. İsveç Televizyonu'nda muhabir olarak çalıştı. İlk üç belgeselini
eşiyle birlikte Anadolu'da çekti. Bunlar "Nuh'un Gemisi", "Anadolu Uygarlıkları"
ve "Tarihte İstanbul"... 1991 yılında "Menekşe Koyu" adlı filmin yönetmenliğini
yapmış, senaryosunu ise Yaşar Kemal'le birlikte yazmıştı. Filmin görüntü
yönetmenliğini de Güneş Karabuda üstlenmişti. "Bir Yazarın Portresi" adıyla
Yaşar Kemal belgeseli çekti. 1950'li yıllarda İsveç'ten gelip Ege'nin küçük bir
köyüne yerleşti. "Zeytin Ağacının Gölgesinde" adlı kitabı 1980'li yıllara kadar
uzanır. Çok partili hayatın ilk seçim gezilerini İnönü'nün yanında izler... Samanpazarında "Adana Canavarı"nın meydanda asılmasına tanık olur.
Yönetmen Filmografisi
Bir Yazarın Portresi (Yaşar Kemal) - 1993
.... Uzun Belgesel
5. Ankara Film Festivali, Sinemada Yaşar Kemal Bölümü, Gösterim Seçkisi. 1993
Menekşe Koyu - 1991 .... Uzun Kurmaca
4. Ankara Film Festivali, Ulusal Uzun Film Yarışması, En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü. 1992 (Gürel Yontan)
4. Ankara Film Festivali, Ulusal Uzun Film Yarışması, Umut Veren Yeni Kadın Oyuncu Ödülü. 1992 (Vildan Kara)
Svartskallen (Kara Kafalılar) - 1981 .... Tv Filmi, İsveç, Sveriges Television SVT
Ambassaden (Elçilik) - 1974 .... Tv Filmi, 01:05:00, İsveç, Sveriges Television SVT
Bebek - 1973 .... Tv Filmi, 01:05:00, İsveç, Sveriges Television SVT (Senaryo -
Yaşar Kemal)
26. Gezici Festival, Tuncel Kurtiz’in Sürgün Yılları Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2021
Nuh'un Gemisi - 1961 / Güneş Karabuda, Barbro Karabuda
Tarihte İstanbul - 1960'lar / Güneş Karabuda, Barbro Karabuda
Anadolu Uygarlıkları - 1960'lar .... Uzun Belgesel / Güneş Karabuda, Barbro Karabuda
Barbro ve eşi Güneş Karabuda 60’lı, 70’li ve 80’li yıllarda tüm dünyadaki ulusal
kurtuluş ve demokratik direniş hareketleri üzerine sayısız röportaja imza atmış
bulunan uluslararası ün sahibi iki büyük gazeteciydi.
16 Temmuz 1935'te İsveç'te doğmuş olan Barbro Gidlund, gazeteci Güneş Karabuda
ile evlendikten sonra Türkiye'yi ikinci vatan bellemiş, eşiyle birlikte,
özellikle Demirel iktidarı döneminde uğradıkları baskılara rağmen, röportajları
ve yazılarıyla ülkemizin demokrasi mücadelesine büyük katkıda bulunmuştu.
Barbro ve Güneş 60'lı yıllarda bizim yayınladığımız Ant Dergisi'nin önde gelen
yazarlarındandı...
Asya, Orta Doğu ve Latin Amerika ülkelerindeki çeşitli röportajlarının yanı sıra
özellikle Endonezya'daki korkunç komünist avı üzerine yaptıkları ve Ant'ta kapak
olan röportaj islamcı faşist hareketin giderek hızla örgütlendiği, sol ve
demokratik kuruluş, yayın ve kişileri açıkça tehdit etmeye başladığı o yıllarda
büyük bir uyarı niteliği taşıyordu.
Demirel iktidarı dönemindeki baskılar, Kürdistan üzerine yazdıkları bir kitaptan
ötürü 1967 yılında Karabuda’ları da hedef almıştı.
Yurt dışında İsveç Televizyonu için bir çok belgesel gerçekleştirdikten sonra
biraz dinlenebilmek ve dostlarıyla beraber olabilmek için İstanbul’a
gelmişlerdi. Sık sık bir araya geliyor, özellikle yakından tanıyıp izledikleri
ulusal kurtuluş hareketleri üzerine izlenimlerini bizlerle paylaşıyorlardı.
21 Temmuz 1967 günü Ant’ın dış politika yazarlarından Hüseyin Baş telefon ederek
o sabah Karabuda’ların kalmakta oldukları evi polislerin basarak her ikisini de
göz altına aldığını bildirdi.
Ant yazarlarından Yaşar Kemal ile birlikte gözaltına alınma nedenini öğrenmek,
bir an önce serbest bırakılmalarını sağlamak için derhal harekete geçtik.
İkisi de Ankara Basın Savcılığı’nın talimatı üzerine gözaltına alınmışlardı ve
polis refakatinde Ankara’ya sevkedileceklerdi. Ne ki sevk işlemi hemen yapılmadı
ve her ikisi de bütün gün İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde bir sandalyede
bekletildiler.
O sırada Barbro, Ayperi ve Nisan'dan sonraki üçüncü çoğu Fonsy'ye altı aylık
gebeydi. Karabuda’lar nihayet geç vakit polis refakatinde Ankara’ya
sevkedildiler.
Esenboğa Havaalanı’nda yirmiye yakın sivil ve resmi polisin telaşlı koşuşmaları
arasında «devralınan» Karabuda’lar kimseyle görüşmelerine izin verilmeden bir
süre polis amirliği odasında alıkonuldular. Daha sonra jeep’e bindirilerek
Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüler. Orada da tüm geceyi birer sandalye
üzerinde geçirmek zorunda bırakıldılar. Hamile olan Barbro’nun geceyi bir otelde
geçirmesine izin verilmesi için yapılan müracaat da reddedildi.
İki gazeteci nihayet 22 Temmuz günü öğleye doğru Ankara Basın Savcılığı’na
sevkedildiler. Ancak orada da hemen sorguya alınmayıp Savcılık kapısında ayakta
beklemeye mecbur edildiler.
Gebeliğin de etkisiyle burnundan kan boşanan Barbro Savcılık kapısında zaman
zaman yere oturup bacaklarını uzatarak kendini toparlamaya çalışıyordu.
Nihayet sorguya alındıklarında Basın Savcısı kendilerine 12 Aralık 1966 tarihli
sağcı bir dergide ortaya atılan bazı iddiaları ihbar sayarak İsveç’te 1960
tarihinde yayınlanmış olan Fırat’ın Doğusu (Öster om Eufrat – i kurdernas land)
adlı kitaplarında Türk Devleti’ni yıkıcı yayın yaptıkları gerekçesiyle
haklarında soruşturma açıldığını bildirdi. Ancak iki gün sonra nöbetçi Sulh Ceza
Hakimliği’nin kararıyla serbest bırakıldı.
Endonezya’daki korkunç komünist kıyımını da yine Karabuda’ların bir röportajıyla
Ant Dergisi’nde yansıtmıştık.
Karabuda’larla dostluğumuz, basın özgürlüğü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi
için mücadele ortaklığımız biz 1971 darbesinden sonra sürgüne çıktığımızda da
devam etti.
Bizi Paris ve Stockholm’de haftalarca ağırladılar, Türkiye’deki cunta yönetimine
karşı destek olabilecek tanınmış siyasal liderlerle, gazetecilerle, sivil toplum
örgütleriyle ve sendikalarla, ulusal kurtuluş ve direniş hareketlerinin
sürgündeki temsilcileriyle ilişkiler kurmamıza yardımcı oldular.
Barbro’yla 1973 sonbaharında büyük bir acıyı paylaştığımız günü anımsıyorum.
Güneş ve Barbro Karabuda, İsveç Televizyonu tarafından 1971 yazında Şili'deki
gelişmeleri izlemek üzere görevlendirilmişlerdi. Şili'de iki yıl kadar
kaldılar... Başta Cumhurbaşkanı Allende olmak üzere sol iktidarın
yöneticileriyle, ülkenin aydınları, sanatçılarıyla çok sıkı ilişkiler kurdular,
röportajlar yaptılar.
Barbro Karabuda, Stockholm’de uzun süre direndiği amansız hastalığa yenik
düşerek 7 Ekim 2017'de, yaşama veda etti. Barbro'nun ölümünden bir yıl sonra,
onun gibi ciddi bir hastalıkla mücadele eden eşi Güneş Karabuda'yı da 24 Ağustos
2018'de kaybettik.