Karaoğlan Karakterleri


KARAOĞLAN
Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun yazdığı Kaan adlı romanı 1959'da çizmeye başladım. Bu sırada kafamda Karaoğlan tiplemesi gelişmeye başladı. İlk bölümleri Kozanoğlu yazdı ama daha sonra ben hem yazıp hem de çizmeye başladım. Çünkü Kozanoğlu'yla benim aramda kahraman anlayışı farklıydı. O deli dolu bir kahraman kurgulamıştı, ben ise daha bir aklı başında, dengeli, gençlere örnek olacak, atılgan, devrimci, ilerici ama dengeli biri istedim. Karaoğlan'ın bu denli kalıcı olmasının nedeni, fonda tarihi bir atmosfer olmasına rağmen kahramanın kafa yapısının bugünkü üniversite gencine benzemesidir.

Karaoğlan, İsmail Cem'in TRT Genel Müdürüyken benzettiği gibi, biraz Yunus Emre, biraz Köroğlu, biraz Dadaloğlu, biraz Dede Korkut, dolayısıyla örnek bir insan prototipi. Bir yanıyla da Karaoğlan belinde uzun bir kılıcı olan bir İnce Mehmet'tir. Önce insancıl sonra toplumcu. Kendi aslını kaybetmeyen, yurduna bağlılığını yitirmeyen bir dünya vatandaşı. Bir ist'çi olmasına gerek yok. İşin ucuzuna, bedavacılığına kaçmıyor. Buna yapısı müsait değil.

Karaoğlan ile babası Baybora arasında zaman zaman kuşak çatışmalarına benzer olaylar yaşanıyor. Babası Baybora ile arasındaki fark Baybora'nın örf, töre, gelenek göreneğe vurgu yapması, Karaoğlan ise bazen babasına ‘‘Baba çok geri kaldın hareket et’’ demesini biliyor. Karaoğlan'ın öğretici ve eğitici vasfına vurgu yapıyorum. Bundan da kesinlikle taviz vermiyorum. Karaoğlan, çapkındır, yakışıklıdır, güzel kadınlara meraklıdır ama hiçbir zaman etek düşkünü olmamıştır. Zaten çok yakışıklı ve meziyetli olduğu için kadınlar ona aşık oluyor. Sürekli insancıl davranıyor ve toplumsal sorunların çözülmesi için kılıç sallıyor, canını tehlikeye atıyor.

Karaoğlan bilgiye ve bilgeliğe de önem veriyor. Bilge Kağan'ın (Kültigin'in) Orhun Bartı'ndaki anıtlarını, Uygur yazısından sökmeye çalışır ve anlamak için çaba sarf eder. Sanki bugünün arkeoloji talebesi gibi bir rol oynar. Devamlı da kavga etmiyor tabii, böyle işlere de zaman ayırıyor.

Tarkan ile Karaoğlan arasındaki fark, Tarkan daha çok Viking'e benzer. Eğildiği zaman arkadan donu gözükür, baldırı çıplaktır. Ama Karaoğlan'ın bir şayak pantolonu vardır, giyimine kuşamına dikkat eder. Tarkan çok vahşi ve ürkütücü bir kahramandır, Karaoğlan'ın o kız güzelliğinin, sevecenliğinin altında müthiş bir kararlılık ve doğruculuk vardır. Ülkülere saygı vardır. Karaoğlan güler bir yüzle bu insancıl ülkülerin uygulanması için çırpınır. Karaoğlan dünya tatlısı bir adamdır ama vurduğu zamanda duvara yapıştırır.

BAYIRGÜLÜ
Aslında Ferganalı sıradan bir sokak kızı. 18 yaşlarında güzel bir kız. Yoksulluk içinde büyümüş olduğu için geçimini yankesicilik yoluyla sağlamaya çalışıyor. Sempatik, sevecen, sıcakkanlı, çok zeki bir kız. Okuması yazması yok, ama aklını çok iyi kullanıyor. Karaoğlan'ın uzatmalı sevgilisi, ona delice aşık. Sıkıştığı zaman çok inandırıcı yalanlar söyleyebilecek kadar kıvrak zekalı.

BAYBORA
Karaoğlan'ın babası. Altay eteklerinde, Bayanağullu oymağından, kılıç kullanmadaki hüneriyle, gözü pekliğiyle ün salmış bir Uygur savaşçısı. Türk törelerine, geleneklere son derece bağlı, bütün Türk boylarını bir sancak altında toplamak niyetinde olan Cengiz Han'a hizmet veren biri. Cengiz Han Baybora'ya önemli mevkiler vaat ettiği halde, bağımsızlığı tercih ettiği için bunları reddetmiş dürüst bir insan. Baybora için, ‘‘Asya'nın en iyi kılıç kullanan adamı’’ derler.

CAMOKA
Acıması, korkusu olmayan, sıska vücudunda olağanüstü bir güç taşıyan, maddi çıkarları için babasını bile satacak kadar gözü dönmüş, yarı deli bir adam.

ZENKA
Olağanüstü yeteneklere sahip, cadı ruhlu, acımasız, büyüyle uğraşan, hırçın, çok tehlikeli bir kadın.

BALABAN
Her sorunun kaba kuvvetle çözülebileceğine inanmış, emeklilik hududunda bir savaşçı. Kendisini her zaman herkese Cengiz Han'ın eski alay beylerinden Balaban Bahadır diye tanıtır. Yemeğe ve içkiye çok düşkün. Şen şakrak bir adam. Onu oburlukla suçlayanlara, ‘‘Bir vuruşta bir deveyi çökerten bu gövdenin iyi beslenmesi lazım’’ diye cevap verir. Karaoğlan ve Baybora'ya son derece sadık gerçek bir askerdir.

ÇALIK
Karaoğlan'ın dövüş sanatını öğrenmek için yedi yaşındayken verildiği Baysungar'ın alayında, Karaoğlan'ın eğitimine, hizmetine atanmış bir yaşlı kişi. Saz çalar, ozanlığı vardır, çok şey bildiğine inanır, sıska, çabucak telaşa kapılır, işgilli bir Tatar. Karaoğlan'ın dövüş sanatını öğrenmesinde birazcık emeği geçtiği için, Karaoğlan'a öz evladı gibi sahip çıkar, kendisi olmadan kahramanın hiçbir işi başaramayacağını zanneder.