Dünya sineması,
her zaman çizgi romana ilgi göstermiş, sevilen çizgi roman
kahramanları mutlaka beyaz perdeye aktarılmıştır. Bunlar arasında Batman gibi
ölmek üzereyken sinemanın canlandırdığı karakterler olduğu gibi, X Men gibi hep
popüler olan ve sinemada da bunu sürdüren karakterler vardır. Bir de başarılı
bir çizgi roman olup kötü bir uyarlama ile sinemaya aktarılmış tipler vardır ki
(Örümcek Adam, Kaptan Amerika vb.) onlar da "kısmetsiz yapıtlar" sınıfına dahil
edilebilir.
Türk sineması da yıllar boyunca çizgi romana başvurmuştur. Özellikle 1965-1975
yılları arasında bu, çok yoğun olarak yapılan bir iş haline gelmiştir. Yerli
çizgi roman kahramanları tarihi filmlerde rol almış, yabancı kökenli çizgi roman
karakterleri ise western ve süper kahraman denebilecek türleri etkilemiştir.
Türk sinemasının imkanları, çizgi roman kahramanlarını da etkilemiş, çoğu film
absürd olmaktan öteye geçememiştir. Bu filmlerin pek çoğu kaybolmuştur, oysa
aralarında nice "Dünyayı Kurtaran Adam"lar bulunabilirdi. Bu filmlerin bir kısmı
bugün zaman doldurmak için televizyonlarda oynatılsa da dünyada epey
araştırmalara konu olmuş, antolojilere girmiş, örnek olarak çeşitli ortamlarda
gösterilmişlerdir.
Örümcek Adam
İlk kez 1966 yılında Cevat Okçugil ile Yeşilçam'a girmiştir. Ancak uzun ömürlü
olamamıştır. Örümcek Adam'ın 1973'te yer aldığı başka bir filmi ise dünya
sinemasında eşine oldukça ender rastlanabilecek bir türdendir. Üç Süper Adam
adlı filmi Fikret Uçak yönetmiş, senaryosunu Doğan Tamer yazmıştır. Bu filmde
sinema tarihinde ilk ve son kez Örümcek Adam kötüdür. Filmde ayrıca Kaptan
Amerika, Meksikalı güreşçi El Santo gibi başka süper kahramanlar da vardır.
Film, şiddet sahneleri ile doludur, deniz motoru pervanesi ile öldürülen
adamlar, biçki makinesi ile doğranan kötüler, şişle dağlanan kadınlar vb. Film
pek çok araştırmacı tarafından "şok edici" bulunmuştur.
Kızılmaske
Yeşilçam'da aynı döneme denk gelen iki ayrı Kızılmaske filmi vardır.
Biri 1968 yapımı Tolgay Ziyal'ın yazıp yönettiği Kızıl Maske'dir. Bu filmde
Fantom, çizgi romandaki özelliklerine nispeten sadık kalınarak sinemaya
aktarılmıştır. Çetin İnanç'ın aynı yıl vizyona giren Kızıl Maske'si ise biraz
daha farklıdır. Fantom daha bir Türk'tür. Artık macera peşinde koşamayacak kadar
yaşlanan babasının elini öperek göreve başlar, filmde yerel şiveler kullanılarak
komiklikler üretilir. Üstelik kostümü de orijinali gibi değildir. (Kıyafetin
göğsünde bir "S" var. Zaten aşağı yukarı bütün kostümlerde bir S harfi veya
yarasa işareti mevcut. Hatta bazısında ikisi birden bulunuyor. ) Filmde başka
ilginçlikler de var: Sinema tarihinin ilk ve son zenci Fu Manchu'su gibi.
Kızılmaske, Levent Çakır'ın oyunu ile 1971'de tekrar beyaz perdede boy
göstermiştir.
Red Kit
Dünya sinemasında ilk kez Türkiye'de beyaz perdeye aktarılmıştır. 1967
yılında Öztürk Serengil'in başrolünü oynadığı filmde Serengil gördüğü bir rüyada
kendini Red Kit sanır ve vahşi batıda macera peşinde koşar. 1971 yılında bu kez
İzzet Günay Red Kit olur ve Dalton Kardeşleri kovalar. 1974 yılında ise son Red
Kit Aram Gülyüz'ün yönetiminde Sadri Alışık olur. (Red Kit Atını Seven Kovboy)
Batman: 1973 yılında Levent Çakır'ın oynadığı bir filmde Batman, Yeşilçam'a ayak
basmıştır.
Süpermen
Yeşilçam'ın en sevdiği karakterlerdendir. Sık sık sinemada boy
göstermiş, kendisi olmasa bile adı afişlerde yer almıştır. (Süpermenler gibi...)
Süper Adam - 1971, Süper Adam Kadınlar Arasında - 1972, Süper Adam İstanbul'da -
1972, Süpermen Dönüyor - 1979 giibi. Bunlar arasında orijinal konuya en fazla
sadık kalan Kunt Tulgar'ın Süpermen Dönüyor'udur. Ayrıca bu filmde ilk kez Türk
sinemasında bir adam uçurulmuştur. Ayrıca bir tek Süpermen'in yetmediği filmler
de vardır. İtalyan İtalo Martinenghi'nin Erler Film ile ortaklaşa
gerçekleştirdiği bir Süpermen parodisi olan filmin başrollerini Cüneyt Arkın,
Aldo Conti ve Sal Borghese oynamıştır. Aynı İtalyan'ın bu kez Yavuz Yalınkılıç
ile gerçekleştirdiği Üç Süpermen Olimpiyatlarda ise türün en acayip filmi
olmuştur. Dağınık senaryo, anlamsız diyaloglar, kötü yönetim vb. gibi sebeplerle
film uç bir örnek olarak tarihte yerini almıştır. Süpermen'in dişi versiyonu yok
mudur? Elbette vardır: Gülgün Erdem, Süper Kadın Dehşet Saçıyor (1972)...
Zagor
1970'de ilk Zagor, Cihangir Gaffari ile canlandırılır. Bu Zagor'un dünya
sinemasında ilk görünüşü olmuştur. Bir yıl sonra Nişan Hançeryan Levent Çakır'ı
Zagor yapar. Kara Korsan'ın Hazineleri ve Kara Bela... Bu iki filmde Zagor çizgi
romandan aynen sinemaya aktarılmıştır. Yanında Çiko'su ve Kazma Kürek Bill'i
olduğu halde maceradan maceraya atılır. Üstelik kötü imkanlarla, oyuncuların
kişisel gayretleri ile. Bir sahnede Levent Çakır 15 metre yükseklikte bir
kuleden akrobatik hareketlerle aşağı atlar. Bu filmlerle ilgili enteresan bir
not da şu: Zagor nedense AHYAAK yerine YİHHUU diye bağırmaktadır. (Bu filmlerde
mutlaka karakterin orijinal bir özelliği ile oynuyorlar, Yeşilçam geleneği
herhalde. Belki de yayıncının telif hakkı istemesi korkusundandır.)
Swing
EsseGesse stüdyolarının ürünü olan Swing, bilindiği üzere ilk ve tek
olarak Yeşilçam'da sinemaya uyarlanmıştır. Filmde Salih Güney, Swing'i, Ali Şen
Mister Blöf'ü, Süleyman Turan Gamlı Baykuş'u, Gülgün Erdem ise Betty'i
canlandırmaktadır. Swing'in bu macerası çizgi romanından aynen sinemaya
aktarılmıştır. Puik bile eksik değildir.
Tarkan
1969'da çekilen BOZKIRLAR ŞAHİNİ TARK-HAN, ilk Tarkan filmi oldu. Fatih
Film'in yapımcısı olduğu filmin yönetmeni Mehmet Arslan, oyuncuları Tanju Korel
(Tark-Han), Sezer Güvenirgil'dir. Sezgin Burak'ın film üzerinde hak iddia
etmemesi için Tarkan adı TARK-HAN şeklinde kullanıldı.
1969'da senaryosu eser sahibi Sezgin Burak tarafından yazılan ilk Tarkan'ı Tunç
Başaran yönetti. Filmin oyuncuları Kartal Tibet (Tarkan), komedyen Morris (Kulke),
Zuhal Aktan, Sevgi Can, Oktar Durukan, Lale Belkıs, Kayhan Yıldızoğlu, Aynur
Aydan oldu. Bundan sonraki bütün Tarkan filmlerini Mehmet Aslan yönetti. Tarkan
rolünü ise her zaman Kartal Tibet oynadı.
1970'te Tarkan "GÜMÜŞ EYER" filmi çekildi. Filmde Reha Yurdakul (Altar-Tarkan'ın
babası), Eva Bender (Büyücü Goşha), Bilal İnci (Kostok), Atıf Kaptan oynadı.
1971'de Tarkan "VİKİNG KANI" filmi çekildi. Filmde Fatma Belgen (Atilla'nın
kızı), Eva Bender (Viking Kralının kızı), Seher Şeniz (Çin Prensesi), Hüseyin
Alp (Dev Orso), Bilal İnci oynadı. 1972'de Tarkan "ALTIN MADALYON" filmi
çekildi. Filmde Halit Akçatepe (Kulke), Zeki Alasya (Viking Kralı), Kamuran
Usluer (Atilla), Eva Bender (Goşha) rollerini oynadı. 1972'de Tarkan "GÜÇLÜ
KAHRAMAN" filmi çekildi. Filmde Hülya Darcan, Reha Yurdakul, Halit Akçatepe,
Ferhat Özsert, Suphi Tekiner oynadı. 1972'de Tarkan "KOLSUZ KAHRAMAN'A KARŞI"
filmi çekildi. Sinema araştırmacısı Pete Tombs, Tarkan filmlerini karanlık
çağlarda geçen Conan serilerine benzetmiştir. (Şahsen ben de Tarkan'ı biraz
Conan'a benzetirim. Az konuşur, insan dostu pek yoktur, tek başına dolaşır.
Ancak Conan'ın bencilliği ve para hırsı Tarkan'da pek yoktur.)
Karaoğlan
Karaoğlan da Suat Yalaz tarafından 8 kere filme çekilmiştir. Aslında
Yeşilçam'da tarihi macera furyasını başlatan da Karaoğlan'dır denebilir.
Başlangıç 1962 yılında "Cengiz Han'ın Hazineleri" ile yapıldı. Atıf Yılmaz'ın
yönettiği filmde başrolü Orhan Günşıray oynuyordu. Daha sonra Suat Yalaz
Karaoğlan'ı bizzat çekmeye karar verdi. Filmin tanıtımı Akşam Gazetesi'nin
açtığı bir yarışma duyurusuyla yapıldı. İki metrelik dev duvar ilanlarıyla baş
karakteri beyazperdede canlandırabilecek yetenekli bir genç arandı. Daha önce
Kaan'da başrolü oynayan Orhan Günşıray bütün iyi niyetine karşın Kaan tipine
uyamamış ve film başarısız olmuştu. Bir kısmı gerçekten yetenekli adaylar
arasından yine de aranan şartlara uygun bir kişi çıkmadı. Suat Yalaz, filmi ne
olursa olsun çekecekti ve mecburen sanatçı çevresini taradı. Tesadüfen aradığını
buldu. Kartal Tibet genç ve yetenekli bir sinema oyuncusuydu ve inanılmaz
derecede Karaoğlan'a benziyordu. Çekimlere başlandı. titiz çalışmalar, uygun
mekan arayışı, yılanlar ve akreplerle dolu vadilerde yapılan zor sahneler...
Suat Yalaz, Karaoğlan'ın ilk çekimi sırasında ilginç olaylar anlatıyor: Örneğin,
çekimlerin Kilyos'ta yapılması teklif ediliyor. Yalaz, Kilyos'un Orta Asya
inandırıcılığını vermeyeceğini söyleyerek reddediyor. Sonuçta ortaya çıkarılan
siyah-beyaz filmlerden hepsi de umulanın çok üstünde bir başarı sağladı. Sinema
ve sevilen bir çizgi romanın gayet güzel bir birleşimine ilk kez bu filmlerde
tanık olduk.
ALTAY'DAN GELEN YİĞİT'i ikincisi BAYBORA'NIN OĞLU izledi. Reha Yurdakul ve tüm
kadro çok başarılıydı. Yine de asıl şöhret üçüncü filmde, Camoka'nın
İntikamı'nda Danyal Topatan'a güldü. Muhteşem bir Camoka olmuştu. Hem fizik
olarak çizgi romandaki karaktere çok uygundu, üstelik onu büyük bir oyun gücüyle
yorumlamıştı .
Karaoğlan filmlerinin üçü de Suat Yalaz'ın ayrıntılar üzerinde özenle durduğu
filmler olmuştur. Sonuçta ortaya gerçekten inandırıcı ve iyi filmler çıkmıştır.
Yukarıda sayılanlar dışında, Tom Braks, Malkoçoğlu, Kara Murat gibi daha nice
karakter filme alınmıştır. Yeşilçam çizgi roman furyasından 80'lerin başına
doğru girdiği krizle birlikte vazgeçmiştir. Buna rağmen 90'larda Deli Balta gibi
bir kaç örnek de yok değildir.