Geminin ön kısmı batarken yatakta yatan ve beraber ölen 2 ihtiyar daha sonra
kayıklara binerken görülüyor.
Başlangıç sahnesinde çekimlerin yapıldığı kara parçası, üzerindeki film ekibiyle
birlikte uzaktan göze çarpıyor. Bu durum, geminin battığı sahnelere kadar sık
sık tekrarlanıyor.
Jack (Leonardo Di Caprio) ve arkadaşı, geminin güvertesinde denizdeki yunusları
seyrediyor. Ancak, küçük bir sorun var. İki yanı beyaz olan bu cins yunuslar,
Pasifik açıklarında yaşar, Atlantik'te değil.
Filmdeki "genç Rose"un gözleri yeşil iken, yaşlılığını canlandıran aktris mavi
gözlü.
Jack, Rose'a sarı kağıda yazılı bir not veriyor, Rose, notu açtığında kağıt, bir
anda beyaz oluyor.
İnsanlar, buz dağına çarpan gemide, bir oraya, bir buraya savrulurken, geminin
altında bunu sağlayan kaydırak gözüküyor.
Dikkatli izlendiğinde Jack'in birinci mevki restoranına girdiği cam kapıya
karşıda çekim yapan kameramanın görüntüsünün yansıdığı görülüyor.
Rose filmin sonunda kurtulmak için bir düdük bulup çalıyor ama onca soğuğa
rağmen metal düdük hala nasıl çalışıyor ve ağzına yapışmıyor.
Titanic tamamen battıktan sonra Rose denizin dibinden çıkıyor ve makyajı hala
kusursuz.
Jack, Rose'a resimlerini gösterirken ve Titanic'in önünde el ele tutuşurken,
güneşin konumu geminin gidiş yönüne göre yanlış.
Jack'in büyüdüğüm yer olarak Rose'a bahsettiği göl, yapay ve o tarihlerde
bulunmuyor.