Doğum Tarihi - 4 Ocak 1643, Lincolnshire (25 Aralık 1642 tarihinde Woolsthorpe)
Ölüm Tarihi - 31 Mart 1727, Londra
Işıkla ilk ilgilenen bilim adamı Newton oldu. 1666 yılında güneş ışığını bir
prizmadan geçirerek bir renk demeti elde etti ve bu demete spektrum adını verdi.
Bu renk demetini bir mercekten geçirerek beyaz ışık üretti.
Newton beyaz ışığın, diğer renkli ışınların karışımı olduğunu, ışığın
kendisinin çok hızlı yol alan parçacıkların akışı şeklinde gerçekleştiğini,
uzayın bu parçacıklarla dolu bulunduğunu ileri sürerek fikirlerini 1704 yılında
basılan "Opticks" adlı kitabında yayınladı. Bu kitap, ışık teorilerini
ilk defa kitaba alınan temel kitap olarak kaldı.
Renk olayı ilk defa 1666 yılında Newton tarafından incelenmiştir.
Isaac Newton fiziğin en önemli isimleri arasında yer alır. İlk aynalı teleskopu
geliştirmiş, renk ve ışığın niteliğine açıklık getirmiş, evrensel kütle çekimi
yasasını ortaya atarak fizikte devrim gerçekleştirmiştir.
Newton doğumundan 3 ay önce babasını kaybetmiştir. Bir çiftçi ailesinin
çocuğu olan Newton 12 yaşında Grantham'daki King's School'a başlamıştır. 1661'de
buradan mezun olan Newton aynı yıl Trinity College'a girdi. 1665'de buradan
mezun olan Newton lisans üstü çalışmalarına başlayacağı sırada veba salgını baş
gösterdi ve üniversite kapatıldı. Bunun üzerine Newton 2 yıl annesinin
çiftliğinde kaldı. Burada çalışmalarına devam etti. 1667'de Trinity College'a
öğretim görevlisi olarak geri döndüğünde sonsuz küçükler hesabının (difransiyel
ve integral) temelini atmıştır. Daha sonra da ışığın yapısını açıklamış ve
evrensel kütle çekimi kanunu ortaya atmıştır. Ancak çekingen olan Newton fizikte
devrim yaratacak bu fikirlerini çok uzun yıllar sonra yayınlamıştır. Örneğin
sonsuz küçükler hesabını 38 yıl sonra yayınlamıştır. Lisans üstü çalışmalarını
tamamlayan Newton 27 yaşındayken Cambrige Üniversitesinde matematik profesör
olarak getirilmiştir. 1671'de aynalı teleskopu geliştirerek Royal
Society'e seçildi. Ama burada özellikle Robert Hooke tarafından şiddetle
eleştirilmesi Newton'u iyice içine kapanık hale getirdi. Bilim dünyasıyla
ilişkisini kesen Newton 1678'de ruhsal bunalıma girdi. Yakın dostu ünlü astronom
Edmond Halley'in çabalarıyla 6 yıl sonra bilimsel çalışmalarına geri
döndü. Ve 2 yıl içinde efsanevi yapıtı Principia'yı yayınladı. Bu eser büyük ses
getirdi.Kitabın yayınlandığı yıl kral II. James tarafından Katolik'liği yayma
çalışmalarına direniş gösteren Newton, kral düşürüldükten sonra 1689'da
üniversite parlamentosuna girdi. 1693'de yeninden bunalıma giren Newton'un yakın
dostları John Locke ve Pepys ile arası bozuldu. 2 yıl sonra düzeldiyse de
bilimsel çalışmalarda eski verimliliğini gösteremedi. 1699'da darphane
müdürlüğüne getirilerek Londra'ya yerleşti. 1701'de profesörlükten ayrıldı.
1703'de Royal Society'nin başkanı oldu.1704'de sonsuz küçükler hesabını da
içeren Optik adlı kitabını yayınlayınca Leibniz arasında tartışma başladı. Leibniz
sonsuz küçükler hesabını Newton'dan 20 yıl önce yayınlamıştı. Newton'un
hayatının son 25 yılı bu tartışmalarla geçti ve 1727'de Londra'da öldü.
Newton bilimsel çalışmalarının yanı sıra ilahiyata da ilgi duydu. Aslen
Yahudi olan Newton İncil'deki kutsal üçlemeye karşı çıkan kronolojik bir eserde
yazmıştır.Newton'un önemi antik çağda başlayan ve daha sonra İslam uygarlığı
aracılıyla Avrupa'ya geçen ve Kopernik, Kepler, Galileo tarafından savunulan
fikirleri tutarlı olarak birleştirebilmesidir. Sonsuz küçükler hesabını bularak
analitik geometriyi geliştiren İslam uygarlığından bu yana matematikteki en
önemli gelişmeye imza atması da onu yücelten en önemli faktördür.
Galile’nin öldüğü yıl, küçük bir çiftlik evinde "prematüre" doğmuştur. Hasta ve
zayıf bünyeli, içine kapanık ve kavgacı bir kişilik O’nu çoğunlukla toplumdan
uzak yaşamaya itmiştir. Batıl inançlara karşı bağışıklığı olmadığından döneminin
mistik düşüncelerinden etkilenmiştir. Buluşlarını açıklamamaya dikkat eder,
rakipleriyle kıyasıya mücadele ederdi. Cambridge Üniversitesi’nde öğrenci iken
1666 yılında salgın hastalık yüzünden okulu kapatıldı, iki yıllığına evine döndü.
Bu süre içerisinde evrensel çekim yasasını biçimlendirme imkanı buldu. İçine
kapanık ve gösterişten hoşlanmayan kişiliği nedeniyle bu buluşlarını yayınlamayı
arzulamıyordu, ancak 20 yıl sonra Halley’in baskısı ile Principia bilim
dünyasına çıkacaktır. Daha önceki dağınık ve kopuk haldeki çalışmalar Newton’un
katkısıyla kuramsal bir sisteme oturmuştur. Fizik (evrensel çekim yasası ve
optik), matematik (diferensiyel denklemler ve integral hesapları) ve astronomi (gökmekaniği)
alanlarında çalışmıştır. 26 yaşında matematik profesörü olmuştur.
Çalışmalarının hareket ile ilgili bölümünü kısaca Principia olarak bilinen "Doğa
Felsefesinin Matematiksel İlkeleri" (Philosphiae Naturalis Principia Mathematica)
eserinde yayınladı. Evrensel çekim kanununu anlatan bu kitabını E. Halley’in
ısrarı ile 1687 yılında bastırdı. Ancak bunu, matematik kafası basit kişilerin
saldırılarından korunmak için Latince yazmış (ölümünden sonra 1729 da İngilizce
çevirisi yapılmıştır) ve anlatımında anlaşılmasını güçleştirmek için klasik
geometri yöntemini kullanmıştır.
Galile eylemsizlik ilkesi ile Aristo görüşlerini kökten değiştirerek cisimlerin
hareketini açıklamıştı. Ancak gökmekaniğini ilgilendiren bölüm hala tam
açıklanamamıştı. Eylemsizlik kuralı gök cisimleri için de geçerli olmalıydı,
ancak gezegenler doğrusal değil (Güneş’den uzaklaşıp gitmek yerine) eliptik
hareket etmektedir. Dolayısiyle gezegenler için aynı yasayı kullanmanın ortaya
problem çıkaracağı belliydi. Newton, bunun çözümünü, Galile’nin ölçtüğü "çekim"
de bulur. Newton’a göre, Ay’ı Dünya’nın çevresinde yörüngede tutan kuvvet, bir
taşın yere düşmesine neden olan kuvvettir.
Gezegenlerin hareketleri hakkında daha önceden bulunmuş bilgilerde vardı;
Fransız astronom Ismael Boullian tarafından 1645 de, iki cisim arasında, onları
birleştiren çizgi boyunca bir çekme kuvvetinin olabileceği ve bunun da aradaki
uzaklığın karesiyle ters orantılı olacağı öne sürülmüştü. Ayrıca 1666 da İtalyan
Giovanni Borelli; bir uydunun merkezkaç kuvvetinin uyduyu gezegene doğru çeken
kuvvetle eşit olduğunu söylemişti. Newton dağınık olan bu bilgileri yasalaştırdı
ve çekim kuvvetinin matematiksel ifadesini, Kepler yasalarını da gözönüne alarak
F = G ((M m)/r2) şeklinde verdi. Bu yasayı Kepler’in üçüncü yasasını
açıklayabilmek için kullandığında O’nun diğer sonuçlarını da elde etti. Böylece
tüm evrende geçerli olan bir tek hareket kanunu (evrensel çekim yasası) olduğunu
kanıtlamıştır.
Evrensel çekim yasası, çok güçlü ve kapsamlı bir teoridir. Kepler yasaları,
Galile’nin serbest düşmesi gibi bilinenleri açıklayabiliyor, gezegenlerin
görünen hareketlerini temsil ediyor, bununla kalmayıp bilinmeyen gezegenlerin
etkisini bile bulup, onları ortaya çıkarabiliyordu (Uranüs ve Neptün). Halley,
bu yasadan yararlanarak 1531, 1607 ve 1682 yıllarında görüne kuyrukluyıldızın
aynı cisim olduğunu ve bunun aralık 1758 de tekrar görüneceğini söyledi.
Kendi zamanına kadar bilimde gözlem/deney aşamasından yasaların elde edilmesi
ile yetinilmişken, Newton (bilimin genelinde geçerli olan) kuramsallığa ulaşmayı
başarmıştır. Böylece bilimin ne tür bir araştırmayla ilerleyebileceğini ortaya
koymuştur; O’na göre bilim, gözlem ve deney sonuçlarını bir ana kavrama bağlama
ve mantıksal sonuçlar çıkarma girişimidir.
Mercekli teleskopların bir takım optik hatalarının yanında odak uzunluklarının
büyük olması gibi sorunları da vardı. 1699 yılında, Newton yansımalı (aynalı)
teleskopu tasarladı ve kullanmaya başladı. Bu çalışması nedeniyle, Kraliyet
Bilimler Akademisi (İngiltere) üyeliğine alındı. Daha sonra (1703 yılında) bu
kuruma başkan oldu (ölene kadar » 25 yıl bu makamda kaldı), 1705 yılında da
Kraliçe Anne tarafından ödüllendirildi (İngiltere’de bilimsel çalışmalarından
dolayı onurlandırılan ilk kişidir).
Güneş ışığının, piramit şeklindeki bir cam parçasından geçtikten sonra tüm
renkleri sergilediğini gördü. Bu, beyaz ışığın, pek çok rengin karışımından
meydana geldiğini kanıtlıyordu. Bu deneyini Bilimler Akademisinde anlattığında,
ışık hakkındaki teorileri sarsılan Hollandalı Christian Huygens ve İngiliz
Robert Hooke tarafından çok sert eleştirildi. Aslında bu eleştiriler zayıftı ve
cevaplanması kolaydı. Newton’un, ışık üzerine bir teori geliştirmemiş olması
hakkındaki eleştirilerine karşılık, "ışığın değişik büyüklüklerdeki
parçacıklardan oluşan bir akıntı olduğu" teorisini öne sürdü. O güne kadar
ışığın bir dalga hareketi olduğu kabul ediliyordu. Tüm uzayı dolduran ince ve
esnek bir "ortam" ışığın yayılma hareketi için gerekliydi. Işığın bu ortamda
oluşturduğu küresel dalgalar her yöne yayılmaktadır. Dalga teorisi ışığın bir
çok özelliklerini açıklayabilmekteydi, örneğin teoriye göre ışık daha yoğun
ortamda daha yavaş ilerleyecekti (ki bu Snell’in kırılma yasasını
açıklayabiliyordu). Newton’a göre ise, ışık dalga olsaydı küçük bir açıklık
bulunan kapalı bir ortamı terk ettiğinde ses gibi yine her yöne dağılıp
aydınlatırdı. Ayrıca ışık dalga olsaydı, hiç bir cismin asla keskin sınırlı
gölgesi olmazdı. Işık hakkındaki bu iki görüş ancak 20. yy da ortak özellik
olarak kabul edilecektir. Newton ışık hakkındaki çalışmalarını ancak (Hooke’un
ölümünden sonra) 1704 yılında kitaplaştırdı: Optics.
Optik çalışmaları deneyin ağırlık taşıdığı araştırmalarken gökmekaniği ile
ilgili çalışmaları teorinin ağırlık kazandığı örneklerdir.
Newton, tanrı kavramına başvurmaksızın evrenin açıklanamayacağı inancındadır, ne
var ki formülleştirdiği yasa evrenin işleyişinin mekanik nitelikte olduğu
varsayımını içermekteydi.