Animasyon, elle çizilen veya bilgisayar ortamında yaratılan resim, karikatür, fotograf, grafik veya
balmumu, kil, çamur, plastik malzemeler, kumaş, oyuncak bebekler, minyatür
heykeller, kuklalar, karton yapıların bir senaryo çerçevesinde canlandırılması ile
oluşan hareketli görüntüdür. Canlandırma işlemini gerçekleştirmek için bir çok
yol vardır.
Geçmişte animasyonlar istenen resimlerin kağıda çizilmesi ve kağıtların hızlıca
geçirilmesi (flipbook) veya bir çemberin içine konup döndürülmesi ile
yapılıyordu. Günümüzde bilgisayar tabanlı programlar animasyonlar yapılmasına
olanak sağlamaktadır.
Animasyon, kurmaca, deneysel, belgesel veya uzun metraj olabilir.
Ustaların Kişisel Web Siteleri
Ali Murat Erkorkmaz - http://www.alimurat.com
Mehmet Naci Dedeal - http://www.dedeal.com
Tuğhan Aslan - http://www.tughan.com
Fethi Gürcan Mermertaş -
http://fethigurcanmermertas.blogspot.com/
Paper Lady (Ali Murat Erkorkmaz)
Ali Murat Erkorkmaz tarafından üretilen canlandırma filmin senaryosu.
http://www.alimurat.com/sayfalar02/PAPERLADY.htm
Çizgi Filmleri Çocuk Müzik Eğitimi Açısından Değerlendirilmesi
Yard. Doç. H. Selen ERGÖZ
Sakarya Üniversitesi Devlet Konservatuarı
Canlandırmacılar Meslek Birliği Manifestosu
Canlandırma filmi, Türkiye’de “çizgi film” veya son yıllarda moda olan terimle,
“animasyon” adlarıyla tanınmaktadır.
Fakat “çizgi film” de, “animasyon” da, canlandırma sineması sanatının geniş
kapsamlı anlamını yansıtan kelimeler değildir.
Bu yüzden, çizgi film veya animasyon tâbiri yerine, “Canlandırma”, bu filmleri
tasarlayan ve üreten sanatçıya da, “Çizgi filmci” veya “Animasyoncu” yerine
“Canlandırmacı” demeyi tercih ediyoruz.
Teknolojik gelişmeler, canlandırma sineması sanatına pek çok yenilikler katmakla
kalmadı, bu sanatın kapsama alanını da dönüştürdü. Canlandırma sineması
sanatında, yirmi yıl önce “bilgisayar (computer) animasyonu” ismiyle bilinen bir
tür, artık “CG (3D) animasyon” adı ile canlandırma filminin üç ana kategorisine
dahil oldu. Bugün artık, “Canlandırma filmi” denince, bu üç ana türde yapılmış
filmlerin (videoların) toplamı akla geliyor. Canlandırmanın üç ana türü:
- Klasik canlandırma
- Stop-motion
- CG (Bilgisayar grafiği, 3D ile canlandırma) ‘dir.
Bu türlerin her birinde, aynı zamanda sinema alanına dahil edilen eserler
verilmektedir. Sanat yoğunluklu deneysel ve teknik ağırlığı fazla olan ticarî
canlandırma filmlerinin her ikisinde de aslında emek-yoğun bir üretim
gerçekleşmektedir. Canlandırma filminin hızlıca hareketi, saniyede akan görüntü
sayısının çokluğunu perdelemektedir. Bu da, canlandırmanın, üç beş çizgi veya
obje ile kolayca yapılıveren bir işmiş gibi algılanmasına sebep olmaktadır.
Bilgisayarın canlandırma filmlerinde yoğun olarak kullanılmasıyla da, son
zamanlarda, canlandırma filmlerini “bilgisayarın kendi kendine yaptığı” gibi
daha da yanlış bir toplumsal algılama biçimi gelişmiştir. Oysa bilgisayar,
canlandırma filmlerinin daha kaliteli bir görsel sunum içinde gerçekleşmesi
için, bu filmleri üreten insana yardımcı olan bir araçtan başka bir şey
değildir.
Canlandırma sineması, sinema alanı içinde yer alan bir sanat dalıdır.
Canlandırma sanatçısı da aynı sinema alanında eser veren fikir ve sanat
sahibidir. Ülkemizde, 1995’de yapılan yasal düzenlemelerle, canlandırma filmi
için eser üreten sanatçının fikrî hakları, filmin üretiminde payları olan diğer
eser sahipleri ile birlikte resmen tanınmıştır. Fikir ve Sanat Eserleri
Yasası’nın sekizinci maddesindeyapılan bu düzenleme ile yasada “animatör” olarak
geçen canlandırma filmi sanatçısı, fikir ve sanat eseri sahibi, yani ürettiği
filmin telif haklarında payı olan kişi olarak tescil edilmektedir (Yasaya göre,
senarist, yönetmen, özgün müzik bestecisi ve animatör, filmin dört eser
sahibinden biridir).
Ancak ülkemizde, yukarıda anılan her üç türde eser veren canlandırma filmi
sanatçılarının çoğu, kendilerine tanınan bu yasal haktan haberdar değildir.
Genellikle, sıradan bir işçi veya serbest çalışan olarak film üretmekte ve
filmin ticarî dolaşımından hemen hiç bir pay almadan, sadece bir kereliğine
“kendilerine bahşedilen” cüz’i ücretlerle yetinmek zorunda bırakılarak, hak
ettikleri telif ücretleri kelimenin tam anlamıyla, gasp edilmektedir. Televizyon
ve sinema için üretilen konulu filmlerde emekleri ve dolayısıyla fikir hakları
bulunduğu halde, kendilerinden hiç bir muvafakatname alınmadan bu filmler
gösterime girmekte veya yayınlanmaktadır. Oysa, bu filmlerde, ömürleri boyunca
maddî ve manevî hakları bulunmakta, ayrıca bu hakları, ölümlerinden sonra
çocukları tarafından da kullanılabilmektedir.
Tamamen sanat üretimi amaçlı deneysel filmlerde, genellikle filmin hemen her
şeyini kendisi üreten canlandırma filmi sanatçısı, kendi fikrî haklarını da
kolayca takip edebilmektedir. Ancak, ticarî amaçla, genellikle ticarî
mekânlarda, ekip çalışması ile üretilen filmlerin telif haklarının takibi, daha
çok sorun olmaktadır.
Ülkemizde, bu gibi sorunları yaşayan canlandırma filmi sanatçısının da, bu
sorunların yaşanmasında payı olan film yapımcılarının ve genel olarak toplumun
da, hızla gelişen ve popülerleşen canlandırma sineması sanatı hakkında daha
fazla bilgi sahibi olması gerekmektedir. Canlandırma sanatçısının fikrî
haklarının tanınması, bu hakların hak ettiği yeri bulması, canlandırma
sanatçısını kalkındırmakla kalmaz, aynı zamanda bu alanda ortaya çıkan toplam
görsel kaliteyi de arttırarak, ülkemizde canlandırmanın gerçek bir sektör olarak
hak ettiği yeri bulmasını da sağlar. Bu amaçla, canlandırma sanatçılarının yanı
sıra, canlandırmaya merak duyan genişçe bir kitlenin de eğitilmesi, bilgi ve
becerilerinin arttırılması gerekmektedir.
İşte bu amaçlarla, canlandırma sineması alanında hizmet verecek olan
Canlandırmacılar Meslek Birliği’nin, Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’nın 42.
maddesine göre yasal olarak kurulması zorunlu hale gelmiştir. Yukarıda sayılan
sorunların çözümünün bir dernek veya bir sendika oluşumu ile çözülmesi
imkânsızdır. Zira, derneklerin, fikrî takip ve piyasa ücretleri ile fiyatları
belirleme yetkileri yoktur. Çünkü, İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak ve az
sayıda kurucu ile kurulabilmektedirler. Çalışma Bakanlığı’na bağlı olan
sendikalar da, sadece ücretli işçi statüsündeki emekçilerin sosyal hakları için
kurulmaktadır. Oysa Kültür Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan meslek birlikleri,
en az 56 kişilik kurucu üye yelpazesi ile fikir ve sanat alanında geniş bir
katılımı sağlamakta, aynı zamanda sadece emeği değil, “fikrî mülkiyeti” de
korumak amacıyla, piyasa ücret ve fiyatlarını belirleyebilme yetkisine resmen
sahip olmaktadır.
Bu amaçlar doğrultusunda hareket edecek ve ileride hem kültür, hem de geniş bir
bilgi ve beceri merkezi haline dönüşecek olan meslek birliğimizi gerçekleştirmek
amacıyla, kurucu üyeleri bir araya toplamayı amaçlayan canlandirmacilar.net
sitemizi kurduk. Canlandırma sineması alanında fikir hakları bulunan eser sahibi
iseniz, bu site üzerinden, gerekli güncel bilgi ve duyuruları takip edip,
ilgili formları edinerek, kolayca, bu fikir ve sanat hareketine katılabilir ve
ömür boyu kimsenin dokunamayacağı haklarınıza kavuşabilirsiniz.