Bir Fotografa Merhaba Demek...



Tarih çok uzun bir nehirdir. Trabzon bu nehrin her noktasında var. Etiler, Asurlular, Yunanlılar, Kimmerler, Amazonlar, İskitler, Medler, Persler... Daha sonraları, Halibler, Hal­diler, Kolhlar, Komanlar, Tibarenler, Mosinekler, Makronlar, Driller, Ski­tenler ve Lazlar. Bu nehirde en son yıkananlar Türkler.

Trabzon bir sevda ise bu sevda türküsünü kente yazdıranlar, tek bir ulusun evlatları değil; bir dünya kültürünün süzülmüş damlalarıyla birikmiş, tüm insanlığın nefesleriyle oluşmuş bir dua gibi. Hangi sokağına adım atsanız tarihin yetim çocukları sizi karşılayacakmış gibi sessiz, sakin bakışlarıyla size hoş geldin der mimarisi, dar sokakları, mezarlıkları, türküleri, yöreye has yeşili, horonu ve kültürü; sizi alır bulutlara taşır. Sanki son Argonatlar bulutları, kucak kucak altın postlara yüklenmiş gibi getirir, Boztepe'nin tepesinden kente savururlar. Mavi gözlü, sarı saçlı bir papatya güzeli elinizdeki kameraya bakar, bir Monalisa öpücüğü yüreğinizi ısıtır ve deklanşöre basarsınız. Sanatında, fotoğrafında tarihin ilk gebeliği başlamıştır. Eğer şüri sevmiyorsanız, eğer türküleri yürekten söylemiyorsanız deklanşöre basmayınız. Tarihi yazacaksanız, beynimiz ve yüreğimiz arasındaki köprüde fotoğrafa ve fotoğrafçılara sofra kur­mak gerekir.

Trabzon ülkenin İstanbul'dan sonra hemen fotoğrafçılığı misafir eden kentidir. Rastlantı değildir. Trabzon önemli bir kenttir ve bir dünya limanıdır. Çeşitli diller: ve çeşitli konsoloslukları ticari kurumlar ve Hıristiyanların dünya devletleriyle, kültürel, inançsal, ekonomik bağları vardır. Bu soluk boruları hemence fotoğrafa bağlamıştır.

Daha önceleri kamerasını Trabzon'a taşımış olan var mıdır bilinmez ama, Armakof 1898'de Trabzon'da ilk fotoğrafhaneyi açar. 1920 yıllarına kadar Kakuli - Cacoulis Biraderler, Çolakyan gibi fotoğrafçılar Trabzon'un fotoğrafında boy gösterirler. Türkler 1920 yıllarından sonra bu horona katılırlar.

Kafkas Fotoğraf­hanesi, Mümtaz Fotoğrafhanesi, Türk Fotoğrafhanesi, Foto Hürrem, Cumhuriyet Fotoğrafhanesi, Wolffka Fotoğrafhanesi, Foto Turhan, Foto İpek, Fotc~ Moda, Kitabi Hamdi Mahdumları, Hasan Erbaş Fotoğraf­hanesi, Foto Doğu, Foto Sümer, Foto Nimet, Foto Şeref gibi fotoğrafçılar tarihte yerlerini alırlar. Bu uğraşları yapanlar, hayatlarını bu işten kazandıkları karanlık oda çalışmaları, anı fotoğrafçılığından para kazan­dıklarından dolayı "Fotoğraf Bir Sanat mıdır?" sorusunu tarihe taşıyanları, Trabzon'da gündeme getirir ve amatör fotoğrafçılık Trabzon'un sanat ve kültür gündemini oluşturmaya başlar. Tiyatronun sosyal iliş­kileri, edebiyatın heyecanlı ilk tohum­ları, filizleri tarihe doğru kollarını uzatırlar. Meslekleri başka başka olan insanlar, büyük çabalar sonucu "Amatör Fotoğraf Kulübü"ne can katarlar. Türkiye'nin 2. fotoğraf kulübüdür ve Şinasi Barutçu'nun kurduğu "Türkiye Amatör Foto Kulübü"nün çalışma ve ilkelerini yaşatırlar. Bankacı Ali Rıza Burhanoğlu, elektronikçi Hasan Küçükömeroğlu, tüccar Hayati Pirselimoğlu ve kardeşi Ahmet Pirselimoğlu, bankacı Sina Kami, kitapçı Hamit Başman ve fotoğraf makinelerimizin doktoru Yusuf Sezgin ilk yönetimini üstlenirler. Daha sonra yönetim kurullarına Muzaffer Feyzioğlu ve Mustafa Beşgen katılırlar. Kulüp, fotoğraf sevdalılarının buluşma yeridir. Hamit Başman çok iyi bir karanlık oda arısıdır. Dededen kalma bilgi birikimi vardır.

Haluk Ongan fotoğraf malzemesi satar. Muzaffer Feyzioğlu tıp eğitimini fotoğrafa, sine­maya taşır. Sait Aydemir fizikçidir; doğayı rasyonel gözlemleriyle yakalar ve kameraya hapseder; kimyasal bilgisini, insan sevgisini fotoğrafa yansıtır. Hayati Pirselim avcıdır; fotoğrafı avcılıkla evlendirir. Ahmet Selim Teymur yargıçtır; sanatın her koluna ilgi duyar; hat sanatçısıdır; müzik teorisyenidir ve şeftir; korolar yönetir; yazdırır, ama fotoğraf tar­lasında da bir çiçek olur. Yusuf Sezgin hasta makinelerimizin doktorudur; babasıdır; babacandır, tiyatrocudur, ama fotoğraf kimyasını iyi bilmektedir. Kasımoğlu Kardeşler araba aksamı satıcısıdır, ama fotoğrafa, kültüre ve insanca sevgiye sevdalı­dırlar ve Mustafa Beşgen fotoğrafın eğitimini almış bir ressamdır; sanata, eğitime, fotoğrafa sevdalı bir çelebidir.

Trabzon'da ilk fotoğraf sergisini Ahmet Selim Teymur, Sait Aydemir ve Mustafa Beşgen üçlüsü açar, karanlık odalarında kendilerinin üret­tiği fotoğraflarla. 2. sergiyi de Ali Rıza Burhanoğlu, Ahmet Pirselim'in katıl­masıyla sürdürürler. Bu çalışmalara, bir gönül adamı, bir sanat sevdalısı Ömer Kalaycıoğlu da destek verir. Bir sigara paketi gibi, bir mücevher gibi körüklüsünü yanında taşır; fotoğrafı içtenlikle yaşar ve yaşatır.

Fotoğrafçılık, Ömer Bilgen'in özverili gayretleriyle sosyal görevini sürdürür. Foto Kulübü Trabzon'un uğranılan bir kültür yuvasına dönüşür ve dernekler kapanır. Şekip Isken­der'in büyük gayretleriyle "Foto Forum" kurulur. Siyah beyaz senfonisi renkliye dönüşür. Zamanın "tik­tak"ını tekniğin soğukluğunu mesle­ğiyle yaşayan Şekip İskender, kam­erasıyla Trabzon'un şürini yazmaya gayret eder. Süleyman İskender, iç dünyasıyla fotoğrafı bir masala dönüştürür. Mustafa Reşat Sümerkan bir mimardır; dernekçilikle fotoğrafı aynı öyküde, sofrada toplar. Aynı derneğin içinde Vedat Osmanoğlu hep yurt dışı yarışmalarıyla ünlenir. Sinan Gurbetçi, mimarlığı, doğayı bir masalla fotoğrafa taşır. Fazıl Saraç, vargit ve zifin çiçekleriyle fotoğrafta at koşturur. Osman Zeki Demirkale, resimdeki duyarlılığını, fırçasını fotoğrafa yansıtır. Haydar Durmuş, bil­gisini stüdyo çalışmalarına aktarır. Zeki Sezgin sessiz bir şarkıyla fotoğrafa katılır. Halil İbrahim Hayal'de çalışmalarıyla bu horonda yer alır.

Baba mesleğini saygılı bir sevgiye dönüştüren Hasan Saltık, ustalığını, makro çalışmalarıyla fotoğraf tarihine armağan eder ve sonra, Trabzon'dan başkente kendini taşır. Trabzon fotoğrafçılığında bir sevdalıdır
Mehmet Avcıdırlar. Yalnızdır, ama kameraya tutkundur; büyük kompozisyonlar üretir ve boyar onları. Kurumlara satar, folklorik özellikleri yakalar ve ekmek parasını kazanır.

Trabzon fotoğrafçılığında bir simurgdur Coşkun Kulaksızoğlu. Herkesin uyuduğu zamanlarda o bulutların peşindedir; özgürlüğe tutkundur ve fotoğrafta, kamerada bilgilidir. Birkaç sergi yaparlar Trabzon'da, Ankara'da. Mustafa Beşgen, Hasan Paçal, Ruşen Bilen, Osman Zeki Demirkale ile birlikte. Yurt dışında ödüller alır ve Hassel Blad'a sevdalıdır. Herkesin ayrı bir işi vardır ama Kulaksızoğlu'nun tek ya­vuklusu fotoğraftır. Trabzon'u yaşa­tan ender fotoğrafçılardan biridir. Mitra daha uyanmadan o Zigana'nın, bulutların koynundadır. Zaman za­man Yaşar Bedri Mamiyasıyla bu türküye katılır. Şairdir, ressamdır ama şürin fotoğrafını çekmeye çalışır.

Zafer Baki'nin Nikon'a sevdasını, Ali Van'ın ise makro çalışmalarına katkısını da unutmamak gerekir. lşığa sevdalıları, akla gelmeyenleri, Trabzon bir sevdadır diyenleri rahmetle anarak herkese vizöre bakmak, bir çiçekte, bir böcekte, bir bulutta, bir türküde, bir çocuğun kahkahasında Trabzon'u yaşatanları kucaklayarak sanata merhaba demek, ölümsüzlüğe merhaba demek fotoğrafın görevidir. Bu görevi yalanla sulandırmayanlara saygı ile merhaba. Dünyada her nesneye, her buluta, dağa, dereye, insana Yunus'ça en içten yaklaşan, ona seni seviyorum, seni sonsuza taşıyacağım diyenlere merhaba. Trabzon'un fotoğraftaki simurglarına merhaba.




Kaynak
http://www.garizma.com/th/047.html