Canlı Cinli Zamanlar Yusufçuk Kuşlu Avcıdırlarlı;



Melda TAŞAN

Yeni bir zaman dilimiydi mi yoksa?
Ya da eskimiş hayat sayfalarından yalnızca biri miydi?
İnsanlar insanların hayatlarına nasıl dahil oluyorlar ya da!
Birdenbire miii yavaş yavaş mı?

''İstanbul'u dinliyorum
Gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor
Yavaş yavaş sallanıyor yaaaapraklar ağaçlardan''

Bu şarkıyı söyleye dolana dolana ay dolana dolana gün dolana...Dolaşıyorum İstanbullarda...Gözlerimden inciler saçılırcasına ağır ve hafif!Yüreğimde ince bir sızı ince saz gibi,inceden yağması gibi yağmurun gözlerim!

Kuzguncuk'taki Çınaraltı Kahve'nin içinin içindeki cam kenarından denize bakan masada iki kişiydiler, sandalyelerde karşılıklı oturmuşlardı, yüzlerinin yarısı pencerede denizde, deniz yüzlerinde, deniz içlerinde, deniz içerde gibi gibi... Masanın ortasında turşu tabağı, tabağın içinde kavun keleği hıyar karışık... Can ile Avcıdırlar! Karşılıklı karışık hatta oturuyorlardı. Beni kapıdan girerken,girer girmez Cannnn ''Bela geliyorum demez'' dedi de duyan kim? Ooooohooooo gözüm turşularda! Masalarının ortasına bir sandalye çektim oturdum sanki ortalarına oturdum... Meliiiike geçmiş zaman Meliiiikesi! Şimdiki zamandan bakıyorum, Can'ın yanındaki yabancıya... Yoksaaa yabancı falan değil miydi? Şimdiki zamandan bakıyorum!! Hay Allah şaşırıyorum, zaman şaşırtıyor beni... O!! O turşulu, Can'lı cinli masadan o andan itibaren ışık hızıyla hayatımıza dahil olmuştu bile...

Can ''Melikeciğim, Avcılardırlar birkaç gün kalabilir mi sizde'' dedi de!.. İyi ki dedi miii? Demez mi olaydııııı? Bilmiyorum vallaaaaa uzuuuuunn hikâyeler sonrası, uzun hikâyeler geçmiş zaman diliminde...


Melda TAŞAN
12 Aralık 2006