|
Mehmet Avcıdırlar HAKKINDA

Gültekin ÇİZGEN
“FOTOĞRAF 2000”
Mehmet Avcıdırlar, Türk fotoğrafının gerçek evliyasıdır. Yakın yıllarda
kaybettiğimiz Mehmet Avcıdırlar için “eşittir fotoğraf” demek herhalde yanlış
olmaz. Çünkü onun kadar fotoğrafa tutkulu bir başka kimse neredeyse yoktur.
“Yahu ben fotoğraf yüzünden evlenmedim” dediği bilinir. İşte üstünde şeytan tüyü
olan, müthiş sempatik, oya gibi bu adan, namı diğer “emmi” böyle bir kimlikti.
Sahi, kendi gibi bir adamdı.
Avcıdırlar’ı tanıyan hemen herkes bilir ki, o yalnız fotoğraf aleminin değil,
tüm sanat çevresinin en bal dudak adamlarından biridir. Yaşanmış benlerce hikaye
Dede Korkut masalları gibi bin renkli tarif içeren olaylar bitmek bilmez.
Bitmesini de hiç kimse istemezdi. Avcıdırlar gerçek bir tiryakilikti. Onun bir
göçebe kültürü temsilcisi olduğu her halinden belliydi. Anadolu’nun dört bir
köşesinde uzun süreler yaşanmış, her tarafa da binlerce güzel anı serpmiş bir
yaşam. Çanakkale, Mersin, İstanbul, Ankara, Trabzon onun yaşam gemisinin baş
iskeleleri sayılmalıdır. Ancak Anadolu gerçekten ondan sorulurdu.
Yine onun gibi bir evliya olan, yine dağ başlarında kaybettiğimiz bir başka
değer, Yusuf Ziya Ademhan’ın onunla ilgili gerçek bir hikayesi vardı. Yusuf Ziya
Ademhan bir gün Anadolu’nun Allah’ın unuttuğu köşesinde, dağ başında elinde
fotoğraf makinesiyle geziyormuş.İleride korudan sürü ve çoban çıkmış.
“Selamünaleyküm, aleykümselam” derken, çoban durmuş durmuş, Yusuf’un boynundaki
kameraya bakmış bakmış “Sen Mehmet Avcıdırlar’ı tanır mısın ağam?” diye sormuş,
Mehmet Avcıdırlar’ı her kuş uçmaz, kervan geçmez köşenin fotoğrafçısı olduğuna
dair, Anadolu insanıyla onun kaynaşmasını anlatan çok güzel bir hikaye.
Sık sık kaybettiği kamerası ve üzerinde taşıdığı tek kat elbisesinden başka
hiçbir şeyi olmayan, yeni çamaşırını hamamlarda değiştirip, orada bırakan
üslupta, böyle bir yaşam tekniğiyle devam eden biriydi. Hiçbir yere temelli
bağlanması mümkün olmayan bir tip. Aynen büyük gönül adamı Neyzen Tevfik gibi,
limon almaya deyip evden çıkan ve yıllarca tekrar ortalarda gözükmeyen biri.
“Yahu ben şunu bir çekip geleyim” diye yok olurdu. Aylar ve aylar sonra
Anadolu’nun bir köşesinden bir kart alınır, sağ ve salim Anadolu’nun bir yerinde
olduğu anlaşılırdı. Bu tarz davranmak onun için vazgeçilmez bir yaşam biçimiydi.
Mehmet Avcıdırlar, belki de en verimli çağında Türk fotoğrafını öksüz bıraktı.
Nevi şahsına münhasır, kendine özgü denen bir kişiliği vardı. Türkiye’nin
Anadolu’nun fotoğrafça keşfinde yadsınmaz ve unutulmaz hizmetleri vardır.
Kusursuz bir teknikle naif bir anlatımı olan fotoğrafları kendisinden anı olarak
bugün bulundukları her yerde bizi selamlıyor.
Gültekin ÇİZGEN
2000
|