|
BENİM TANIDIĞIM AVCIDIRLAR

Erol YAZICI
Duyulur duyulmaz sesle “Lan efendi...eyvah, eyvah...” deyip sağ elini dirsekten
kırıp avucunu yukarı kaldırarak eliyle ufak daireler çizdiğinde anlardık ki,
etrafta biri, ihtimal bir yönetmen olmayacak bir iş yapıyordur. Bir enstantane
kaçıyordur, bir meselenin özü kavranmamıştır, bir görmemişlik ya da kabalık
yapılıyordur da müdahale etmek ya icap etmez ya da işe yaramayacaktır.
Bir perşembe günü dönmek üzere Karadeniz’e gidip 7 yıl kalan biri Avcıdırlar.
Bana öyle söylemişti.
Bir evi yoktu, düzenli bir geliri yoktu, bir işi bir yerde birikmiş parası
yoktu. Hangi hamam olduğunu hatırlamıyorum, o dönem İstanbul’a gittiğinde sık
uğradığı bir hamamda yıkandıktan sonra yeni iç çamaşırlarını giyip eskilerini
bırakır çıkarmış. Hatta hamamdakiler daha sonra ona senin bıraktıklarını biz
yıkayıp yıkayıp kullanıyorduk, son zamanlarda çok seyrek uğruyorsun gibi bir şey
dediklerini anlatırdı.
Yeni mezun idealist bir kamera asistanı için, TRT için bir belgesel yapmak
üzere, doğu ve güneydoğuyu dolaşırken zaten yeterince var olan heyecan ve
mutluluğa bir de böyle, çıkardığı çamaşırı koyacak yeri ve adresi olmayan bir
gezgin fotoğrafçı dervişle tanıştığınızı ekleyin.
O zamanlar Avcıdırlar benim için, sıradan insanın yaşamı kullanma kılavuzunu
yırtıp atmış, kafasına estiğince yaşayan, kural düzen tanımayan bi acayip adam.
Adam aşmış, bir hikayeleri var, bir de güzel anlatıyor, hayatı yemiş yutmuş.
Hayran kaldım ayrı, dergahına girip düz değnek toplayasım var, o kadar yani.
Ankara’daki evlerinden biri de benim evim oldu. 1986 yılından 1989 yılına kadar
yani Suyla Gelen Kültür programının çekimleriyle başlayan ve Keçenin Teri ve
Fırat’ın Türküsü programının büyük bölümünün çekimleri sırasında hem çekimlerde
hem çekim aralarında birlikte çok zaman geçirme şansım oldu.
Anlatacak çok şey oldu, onun anlattığı çok şey vardı. Bir kısmını onun için
söyleyecek sözü olanlar anlatacaklardır, bir kısmını da ben daha sonra sizlerle
paylaşırım. En son Kuzguncuk’ta Can Yücel’in kahvesinde emeklilik için sigorta
işlemlerini nasıl yapabileceğimizi konuşmak üzere buluşmuştuk. Kadınlar yıllara
yayılan, insanın gözünü alıştıra alıştıra yaşlanırken, erkeklerin bir düşme yaşı
var bir anda yaşlanıveriyorlar. Avcıdırlar’ı son gördüğümde o eşiği geçtiği
hemen belli oluyordu. Üzüntümü belli etmemeye çalışsam da sanırım anladı.
Ayrılırken emeklilik işlerine ilişkin bir iş yapmak ve daha sonra görüşmek üzere
vedalaşmamız icap ederken birbirimize bir söz vermeden ve başka bir şey
söylemeden ayrıldık.
Zaman zaman aklıma düştüğünde, genellikle gülümserim, bazen de (şimdi olduğu
gibi) bir ona bakar hüzünlenirim, bir bize bakar hüzünlenirim.
Erol YAZICI
TRT Ankara Televizyonu
Dış Çekim Servisi
Kameraman
|