Scanograph Tekniğinin İdeolojik Yapısı




Uğur OKÇU, her yerde fotoğraf çekmektedir. Ama çok önemli bir özelliği vardır. O, denizcidir. Uzak yol denizcisi, üstelik meslekten! Öyleyse neden egzotik coğrafyalarda da soyut görüntüler peşinde. Neden Karaipler'den, Pasifik Okyanus'undan, Brezilya kıyılarından, Malacca Boğazı'ndan, Aden Körfezi'nden, ya da Kamçatka'dan egzotik manzaralar, portreler, ayrıntı çekimler v.b. gibi getirmiyor/getiremiyor. Niye, yolculuğun, maceranın, özgürlüğün standart cazibesinin peşinde değil. Hayatın/hayatiyetin en başdöndürücü yanlarından biri, farklı coğrafyalarda, farklı ifade modelleri içinde aktif insanların eş zamanlı olarak aynı tartışma odaklarında buluşmalarıdır. Günümüzde, uzak denizlere yelken açma esprisiyle açıklanıveren egzotizmin sona erdiği şeklinde ifade olunan felsefi saptama, OKÇU'nun Scanograph'larında görsel karşılığını bulmaktadır.

Baudrillard, kökten Egzotizm başlıklı yazısında egzotizmin sıradan bir yabancılık durumu ya da turistik bir fantazi olmadığını belirterek (*) Segalen'den bir alıntı yapmaktadır: "Egzotizm, ezeli ve ebedi bir anlaşılmazlığın keskin ve ani algılanışıdır." (**)

Örneğin Rezonans adlı Scanograph, Rio De Janeiro'dan, Bombay'e kimyevi özel bir yağ taşıyan bir tankerin grandi direğinden çekilmiştir. Örneğin, Genelev, Hollanda Antilleri'nden Wilhelmstadt Curaçao'dan fotoğraflanmıştır. Örneğin, Martılar, Cape Town'dan geçerken kaydedilmiştir.
Okçu'nun scanograph'larını gerçekleştirdiği mekanların genellikle egzotik coğrafyalarda olduğunu bildiğimize göre görüntülerin soyut ambiguitesi, Segalen'in egzotizm hakkındaki öneri/tanımı ile örtüşmektedir. Okçu şöyle söylemektedir: Benim sorunum fotoğrafın peşinden koşmak değil, onu zihnimde oluşturmak!"

(*) Jean Baudrillard, Kötülüğün Şeffaflığı, Çeviren: Emel Abora, Işık Ergüden, Ayrıntı Yayınları, İstanbul 1995, ss.137-146.
(**) Jean Baudrillard, a.g.e., s.138.

Doç. Dr. Simber ATAY
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Ana Sanat Dalı Bölüm Başkanı