Karartma Geceleri (Blackout Nights) (Nächte der Verdunkelung)




Yapım Tarihi - 1990
Süre - 01:25:00
Format - Uzun Kurmaca, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Yusuf Kurçenli
Yapımcı - Senar Turgut
Senarist - Yusuf Kurçenli
Görüntü Yönetmeni - Colin Mounier
Işık - Nezir Yücel
Kurgu - İsmail Kalkan

Oyuncular
Tarık Akan
Bülent Bilgiç
Nurseli İdiz
Menderes Samancılar
Gökhan Mete

Filmde, bir öğretmenin yazdığı şiir kitabı yüzünden tutuklanması anlatılır. Mustafa, bir ortaokulda edebiyat öğretmenliği yapmaktadır. Aynı zamanda birçok dergiye yazılar yazar. Bir süre önce çıkan şiir kitabı hükümet tarafından yasaklanır. Mustafa hakkında da tutuklama emri çıkar. Hapse giren arkadaşlarının işkence gördüğünü öğrenen Mustafa, polislerden kaçarak izini kaybettirmeye çalışacaktır.

6. Adana Altın Koza Film Festivali, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması
En İyi Film Ödülü / Yusuf Kurçenli
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü / Tarık Akan
En İyi Yönetmen Ödülü / Yusuf Kurçenli



Kaynak
Antalya Altın Portakal Film Festivali






Ilgaz'ın romanından Yusuf Kurçenli'nin sinemaya aktardığı "Karartma Geceleri", bugünlerde Londra Film Şenliği'nde Türkiye'yi temsil edecek. Ilgaz, Kurçenli'nin romanın özüne bütünüyle bağlı kaldığını söylüyor. Önce İstanbul ardından Antalya Film Festivali'nde ödüllendirilen Yusuf Kurçenli'nin "Karartma Geceleri" filmi önümüzdeki günlerde Londra'da, 34. Londra Film Festivali'nde Türkiye'yi temsil edecek. "Karartma Geceleri", çeşitli yönleriyle yılın en çok sözü edilen filmi oldu hiç kuşkusuz. Film ilk olarak İstanbul Film Festivali'nin ulusal yarışma bölümüne katılamama tehlikesi atlattı. Bu tehlikeye filmin yapımcı ve yönetmenine göre denetleme kurulu, kurula göre ise filmi gereken süreden daha geç veren yapımcı neden oldu. Yapılan müdahalelerle ilan edilen tarihten geç de olsa film gösterildi. Yarışma sonucunda da "Eczacıbaşı Vakfı Yılın En İyi Türk Filmi" ödülünü aldı.

"Karartma Geceleri'nin birinciliği çevresinde odaklanan tartışmalar daha sonra o dönem TÜRKFİLM Başkanı olan Vecdi Sayar'ın, TÜRKFİLM Danışma Kurulu'nca filmin "devlet düşmanı" olduğu gerekçesiyle uluslararası yarışmalara gönderilmesinin sakıncalı bulunduğunu ve kurumun parasal desteğinin esirgendiğini ileri sürerek tepki göstermesi ardından da istifa etmesiyle daha da alevlendi. Antalya Film Festivali'nden sonra ise "Karartma Geceleri" bir kez daha tartışmalara konu oldu. "Karılar Koğuşu" filmi ile 'Karartma Geceleri'nin yönetmeni Yusuf Kurçenli'yle "en iyi yönetmen" ödülünü paylaşan Halit Refiğ, kendi filmi Ue "Karartma Geceleri'ni kıyaslıyor ve çeşitli yorumlarda bulunuyordu. Refiğ'e göre her ikisi de 40'lı yıl "Karartma Geceleri'nin kaçak öğretmeni Mustafa L'ral'ın kendisi olduğunu vurguluyor. Ilgaz, "Bu roman, bu film, 1944'te polisten kaçışımın öyküsüdür" diyor. ların Türkiye'sini anlatan bu filmler tamamıyla farklı dünya görüşlerinden yola çıkılarak gerçekleştirilmişti ve Antalya'da jürinin "Karartma Geceleri"ne hemen "Kanlar Koğuşu"nun ardından ikincilik vermesi telifçi bir tutum ortaya koyuyordu. Halit Refiğ "Karartma Geceleri"nin işkence olgusuna farklı ve yanlış bir açıdan yaklaştığım, o dönemde devlet tarafından aydınlara yöneltilmiş bir işkence sistematiğinin söz konusu olmadığını ileri sürüyordu. Halit Refiğ'in karşı çıktığı en temel nokta "gerçekçilik" esasında beliriyordu. Refiğ, bir otobiyografik romandan sinemaya uyarlanan filmin ülkenin belli bir döneminden kesitler sunması nedeniyle bu esasa uyması gerektiğini söylüyordu.

Karartma Gecelerinin yazarı Rıfat Ilgaz'ın ise gerçekçilik konusunda farklı düşünceleri var.
Son zamanlarda rahatsızlığı nedeniyle evinden pek dışarı çıkmayan Ilgaz, film hakkında yapılan tartışmaları basından izlediğini ve bazı sözlere çok içerlediğini, kendisinin de bu konuda belirtmek istedikleri olduğunu söylüyor. önce "Karartma Geceleri'nin kaçak öğretmeni Mustafa Ural benim" diyor Rıfat Ilgaz. "Bu roman ve bu film benim 1944 yılında 2.5 ay süreyle polisten kaçışımın öyküsüdür." "Karartma Geceleri"nin öyküsü ise yazarın 1944 yılında yayımlanan "Sınıf" adlı şiir kitabıyla başlıyor. Bir anlamda "Karartma Geceleri"nin "ön kitabı" olan "Sınıf', Rıfat Ilgaz'ın 1943 yılında yazdığı, toplumcu bir öğretmenin duyarlıklarını yansıtan şiirlerinden oluşmaktadır. Ilgaz bu şiirlerinde öğrencilerin sınıfsal yapısını ve yoksulluğunu, okul dışı yaşamından kesitlerle verirken hemen her satırda toplumsal çelişkiyi yansıtır. "Sınıf" yayımlandıktan tam 25 gün sonra toplatılır. Suçu: "Yabancı rejim lehinde propaganda yapmak", "Milliyetçilere taş atmak", "Cemiyetimizin içyüzüne tarizde bulunmak", "Halk, zümre ve sınıflara dil uzatmak" kısaca Ceza Yasasının 142. maddesine muhalefet etmektir. Rıfat Ilgaz o yıllarda Nişantaşı Erkek Ortaokulu'nda öğretmenlik yapmaktadır. Okuldan raporlu olduğu bir gün eve dönerken komşularından birinin uyansıyla evde iki polis memurunun kendisini beklemekte olduğunu öğrenir. Hiç düşünmeksizin yolunu değiştirir ve tam 2.5 ay sonra teslim oluncaya değin durmadan kaçar. Bu süre içinde "Sınıf kitabının hesabını vermek üzere gece gündüz aranır. Ilgaz'ın yargılanması tutuklu olarak yapıyor ve 6 aya hüküm giyer. Rıfat Ilgaz daha sonra 2. Dünya Savaşı'nın Türkiye'deki yansımalarından biri olan "Karartma Geceleri'nde süren bu zorlu kaçışın öyküsünü hep yazmak ister. Ancak baskıcı ortam 40'lardan sonra 50"li yıllarda da etkisini sürdürecektir. "Karartma Geceleri" ancak 18'de yazılabilir. "Tek suçumuz hür insanlar gibi konuşmak. Kitaplar suç ortağımız" diyen Rıfat Ilgaz, böylece Mustafa Ural'ın dramını anlatırken okuyucuyu 2. Dünya Savaşı'nın karanlığında, aydınların ve sanatçıların dramına, kendi dramına ortak eder.

Rıfat Ilgaz, "Karartma Geceleri"ne ilişkin olarak en çok "devlet düşmanı" sözüne içerlediğini söylüyor. "Ne demek devlete karşı olmak" diyor ve ekliyor. "Yani ben eşkıya mıyım? Siyasal iktidarın karşısında olabilirim, ama devletin değil. Aydının, sanatçının görevi en ileri düşünce sistemine varmak, sağlam bir düşünce sistemine sahip olmaktır. Bu yüzden ben Marksist bir yazarım, artık rahatlıkla bunu söyleyebilirim. Ama ben devlete karşı değilim, devlet bana karşı." Yazara göre her dönemde işkence var. O dönemde de olduğu gibi. Gece gündüz sorgulamaları, ansızın uyandırılıp hapishane değiştirmeleri, kötü koşulları, Sansaryan Han'ın rahatsız edici anılarını anlatıyor ve işkenceye tabi tutularak pencereden atılan Hasan Basri adlı aydın bir öğretmeni anımsıyor Rıfat Ilgaz...

Mizah yanlan, "Sınır' ve "Devam" adlı kitapları nedeniyle yaşamı boyunca toplam olarak 5 yıl, 5 ay, 25 gün "mahpuslukla ödüllendirilen" Ilgaz, bugün hapishane anılarını gülümseyerek hikâye ediyor. Nasıl yıllarca pasaport alamadığım, derken bir gün, bir zamanlar öğretmenlik yaptığı, kulağını çekip yanağını okşadığı çocuğun emniyet 1. şubesinde müdür olmasıyla pasaportunun ayağına kadar getirildiğini anlatırken biraz da buruk...

Rıfat Ilgaz son olarak "gerçekçilik" konusuna değiniyor. "Bu roman gerçekçidir" diyor. "Ancak elbette ben romanoyım, vakanüvis değil, o yüzden bazı isimler bazı yerler değiştirilmiştir. Ama ben bir çagın dramını vermek zonındayım. O çagı değiştiremem. Aydının, sanatçının görevi de çağının sorumluluğunu üstlenmektir zaten." Yazar, filmin romanın ruhuna ne ölçüde sadık kaldığı konusunda ise "Benim bu eserim istediğim gibi filme yansımıştır.

Yusuf Kurçenli büyük başarı göstermiş, ne demek, neyi anlatmak istediysem vurgulayarak altını çizerek filme geçirmiştir" diyor. Sevim Burak'ın oğluna mektupları "Mach Vdan Mektuplar" adıyla yayımlandı Üzgün, ölümcül bir öfkeyle 1977-83 arasında oğlu Karaca Borar'a yazdığı mektuplarda Seyim Burak'ın yaşam ve sanat üstüne görüşlerinin yanı sıra tanıdığı kişilerle ilgili değişik yaklaşımları da yer alıyor.

17 Kasım 1990
Cumhuriyet