Yapım Tarihi - 2018
Süresi - 01:40:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Kanada, Kürtçe, Türkçe, Fransızca
Yönetmen - Sami Mermer, Hind Benchekroun
Xalko, Sami Mermer ve Hind Benchekroun tarafından yönetilen ve 2018'de vizyona
giren Kanadalı bir belgesel filmdir. Film, Mermer'in kendi doğum yeri olan ve
erkeklerin çoğu Türkiye'den mülteci olarak ayrıldıktan sonra kadınların Kürt
geleneğini koruduğu Türkiye'deki bir Kürt köyü olan Xalko'yu anlatıyor.
Xalko, a Kurdish village in Turkey, is threatened by the exodus of its people to
Europe or America. A look at immigration from the eyes of those left behind.
This documentary tells the story of my native town, Xalko, one of the very few
Kurdish villages in the heart of Turkey’s Central Anatolia. Deserted by its men
who have gone to Europe or America, Xalko still survives to this day thanks to
those who keep the fort: mothers and children who do what it takes to keep it
alive while they wait and hope for the return of their husbands, their absent
fathers who too often do not come back. This documentary follows the ongoing
daily life of Xalko and questions its future, threatened by a continuing exodus
and by desertification. Ultimately, Xalko takes a look at migration from the
unexpected point of view of those left behind.
El director Sami Mermer torna al seu poble kurd d’Anatòlia per retrobar-se amb
els seus familiars i veïns. El poble està habitat majoritàriament per dones els
marits de les quals van emigrar i no han tornat.
12. TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Profesyonel Belgesel Yarışması, Finalist. 2022
Kaynak
TRT Belgesel Film Yarışması
Le Gala Quebec Cinema, Prix Iris, Best Documentary. 2020
Yamagata International Documentary Film Festival, New Asian Currents, Award of
Excellence. 2019
Xalko Montreal’de gösterimde
Sami Mermer ve Hind Hind Benchekroun imzalı belgesel bir film Xalko, Montreal’de
gösterime çıkıyor.
Daha önce Kaplumbağalar yaşlılıktan ölmez (Les Tortues ne meurent pas de
vieillesse) ve Callshop İstanbul filmlerinden tanidığımız ikili, bu kez Sami
Mermer’in doğum yeri olan Kürt köylerinden Xalko (Halko) (Gölyazı) sakinlerini
konu aldığı bir belgesele imza atıyor.
Xalko, Sami Mermer’in doğmuş olduğu Türkçe adıyla Gölyazı köyü. Köy, Anadolu’nun
ortasında Konya Cihanbeyli’ye bağlı bir köy ve araştırmalara göre sakinlerinin
1800’lerin başında bu yöreye gelip yerleştikleri düşünülüyor.
Belgesel filmde, hemen her üçüncü dünya ülkesinde benzerlerini görmüş olduğumuz,
daha iyi bir yaşam sağlamak amacıyla insanların doğup büyüdükleri toprakları,
bazen geçici bir süre için, bazen temelli terk edip büyük kentlere ya da yabancı
ülkelere yapılan göç konusu işleniyor.
Kendisi de köyünü terk etmiş olan yönetmen Sami Mermer, ailesinden başlayarak
köydeki göç olgusunu işlerken, köyde kalan kadınlar üzerinden sorunu masaya
yatırıyor.
Köydeki ailelerin çoğunun erkekleri daha iyi bir yaşam için Batı’ya, daha çok
Avrupa ülkelerine göçmüştür ve köydeki tüm işler kadınlara kalmıştır.
Köyde kalan birkaç genç ise babalarını ancak birkaç yılda bir döndüklerinde
görebilmektedirler.
Gözümüzün önünde yaşanan ve çoğu kez göz ardı etmiş olduğumuz sorunlara parmak
basan, değişik dünya film festivallerinde ödüllere layık görülen Sami Mermer,
Hind Hind Benchekroun’un filmi Xalko, görülmeye değer biçimde Montreal’de
yarından itibaren Cinematheque quebecoise ve Cinema du Parc’ta gösterime
çıkıyor.
24/10/2019
Xalko
Belgeselde izlediğimiz kadarıyla köy nüfusunun büyük bir kısmı kadınlardan
oluşuyor, erkekler azınlıkta! Xalko'dan göç etmiş yönetmen Sami Mermer'in orada
kalmış ailesinde çoğunluğun kadınlardan oluştuğu zaten kesin. Ev işlerinin
tümünü yerine getirdikleri gibi inek, koyun, keçi veya kazlarla ilgileniyorlar,
onlardan elde ettikleri ürünleri satarak geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar.
Bazıları baharda papatyalarla kaplı düzlüklere yayılarak hâlâ "Seviyor,
sevmiyor…" oyunu oynayacak kadar muzip.
Köydeki az sayıdaki çocuğun en sevdiği eğlencelerden biri eşeğe binmek.
Bu arada kangal köpekleri birbiriyle dalaşıyor.
Güneşli mevsimler, sisli günler ve geceler, rüzgârın tozu dumana kattığı
dönemler, karın ortalığı huzurla kapladığı mevsimler geçip gidiyor.
Yakın veya uzak şehirlere, Avrupa ülkelerine şu veya bu sebepten fazlasıyla göç
vermiş bir coğrafyada, gidenlerin geride bıraktıklarını hüzünle izliyoruz.
Bölünmüş aileler, babalarını pek hatırlayamayan çocuklar, gurbette verilen hayat
mücadeleleri ve evde onları belki hayat boyu bekleyen kadınlar. Filmde başka
diyarlarda kendini yeni hayatlara kaptırmış, kumar batağına saplanmış, köklerini
unutmuş hayırsız adamlardan da bahsediliyor; dervişlere danışılarak kaderin
değişmesi için teşebbüslerde de bulunuluyor.
Geçtiğimiz ay Montreal Uluslararası Belgesel Festivali RIDM'de yer alan Xalko
adlı Kanada yapımı seyirciyi ilk andan itibaren sıcaklığıyla kuşatıyor.
Yönetmenliğini Sami Mermer’le Hind Benchekroun'un paylaştığı estetik film 100
dakikalık süresine rağmen asla sıkmıyor. Bizleri Xalko köyünün dünyasına, yavaş
akan zamanına zarafetle dahil ediyor, ayrıca Kürtçe'ye olan özlemimizi bir nebze
de olsa gideriyor.
Kürt kimliği
Türkiye'de Kürt olma duygusunu derinden, bağırıp çağırmadan, içten içe yansıtan
bir yapısı var Xalko'nun. Orta Anadolu coğrafyasında azınlık olmanın ne kadar
meşakkatli bir dinamik olduğunu da birebir hissettiriyor başarılı belgesel.
Kimliksizleştirme adına tepeden inme bir kararla köyün adının birçok yerleşime
verilmiş bir adla değiştirilmiş olması bile yeterli değil mi?
Baskı gören coğrafyada göç etmek birileri için kaçınılmaz bir hal aldığında
bunun bedeli geride kalanlarla paylaşılıyor, izleri nesilden nesle aktarılıyor.
Kadınlar ne kadar güçlü olsa da hayatları bir şekilde sekteye uğruyor, birçoğu
arzu edilenden epeyce uzak yaşamlara talim etmek zorunda kalıyor. Uzaklaşmış
kişilerinin hayatı bir şekilde kurtulmuş gibi görünse de geride kalanların
düzenlerini değiştirme şansı pek yok. Kadere sessizce boyun eğiliyor, isyan
etmek nedense zor! Üstelik geleneklere uygun olarak kadının köyden birisiyle,
görücü usulüne göre evlendirilmesine hâlâ prim verildiği düşünülürse.
Xalko ahalisi kadınla erkeğe mümkün olduğunca eşitlikçi muamele etmeye çalışsa
da ataerkil statükoyla karşı karşıya olduğumuz kesin.
Kumara bulaşmış kişinin şeytana uyduğunu ifade edebilecek bağnazlıkta
karakterler de var güçlü belgeselde. Ancak yeni neslin temsilcilerinden bazıları
evleneceği adamı seçme hususunda ayak direyebiliyor.
Bu arada köyün nüfusu azaldıkça azalıyor, haneler boşalıyor, bazen kasvet, bazen
içinden çıkılmaz durumun dayattığı ümitsizlik izleyicinin içini burkuyor…
Başarılı belgesel
Babası Apo ve annesi Zaxo'ya ithaf ettiği belgeselle Sami Mermer tecrübe
çıtasını yükselterek insanın içine işleyen bir esere imza atmış durumda. Daha
önce, yine Hind Benchekroun'la kotardıkları Callshop İstanbul'a göre çok daha
derli toplu, duygusunu birebir seyirciye geçiren bir sinema yapıtı izliyoruz.
Bunda Mermer'in köyüne, çocukluğuna, akrabalarına, kısacası özüne dönmesinin
payı mutlaka vardır; film kahramanlarının kamera karşısındaki rahatlıklarının
sebebi de bu kesinlikle. Fakat film seyirciyi zoraki bir duygusallığa asla
sürüklemiyor; hatta bazı anlarda güçlü, inatçı ve başına buyruk bazı Kürt
kadınlarının mizah dolu dünyasına dahil edip gülümsettiriyor, insanın kendiyle
dalga geçebilmesinin güzelliğini bir kez daha ispatlıyor.
Filmin ışık yönetimine de diyecek yok. Arka planına sisin hâkim olduğu karedeki
paslı, grafitili otobüs durağı ve önünde Xalko sakinlerinden bir kadının
görüntüsü filmin fotoğrafik zirvelerinden sadece bir tanesi. Veya alaca
karanlıkta bahçesindeki ateşin başında yemek hazırlarken izlediğimiz bir diğer
kadın, arkasında koyu mavinin muhtelif tonları arasında batmış güneşten kalan
son kırmızılık ve o anda ezan okunurken perdeyi inleterek çakmış şiddetli bir
şimşek…
Filmin kahramanlarından bir kadının kocasına kavuşmak için Avusturya'ya gitme
hazırlıklarına da tanık oluyoruz. Biri ufak olmak üzere iki kız çocuğundan en
azından üç aylığına uzaklaşmak zorunda olması tabii ki üzücü; vize kuyruğunda
karşılaştığı Kobane'den kaçmış Suriyeli mülteciler gibi gündemdeki mevzulardan
birine de değinilmiş belgeselde.
Müzik eşliğine de epeyce özenilmiş filmin sonunda Feqiyê Teyran'a ait Ey Dîlbera
Gerden Zerî'nin Sümeyra Çakır yorumunu dinliyoruz… Helal olsun!