Hevi




Yapım Tarihi - 2013
Süresi - 01:39:00
Bölüm Sayısı - 4
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Kürtçe

Yönetmen - Yüksel Yavuz


Yüksel Yavuz yeni filmi 'Hêvî'de 4 Kürt kadınını anlatıyor

Yönetmen Yüksel Yavuz "Hêvî" (Umut) adıyla yeni uzun metrajlı belgesel filmini tamamladı. Yeni Filmini ANF'ye anlatan Yavuz "Kadınlar, Kürt halkının özgürlüğü için en büyük Umut" dedi. İlk gösterimi 9 Ocak 2014'te yapılacak filmin yapımcılığını Newa Film adına Zülfiye Akkulak üstlendi.

Aynı kulvarda, farklı tarihlerde yolları kesişen dört kadın; İHD İstanbul eski şube başkanı Eren Keskin, BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk ve PKK kurucularından Sakine Cansız... Her biri Kürt özgürlük hareketi, demokrasi/kadın mücadelesi ve insan hakları sahasında Kürdistan ile Türkiye'nin 1980'ler, 1990'lar ve 2000'li yıllarında bazen yana yana, bazen biri içerde, diğeri dışarıda, bazen de beraber içerde, mücadele saflarındaydı.

1980'lerin başında Cansız ve Kışanak aynı yıllarda cezaevindeyken, ziyaretçileri Tuğluk'tur, 1990'larda ise Keskin avukatlarıdır. Kürdistan'ın savaş günlerinde Cansız gerilla komutanı, Keskin insan haklarının yorulmaz savunucusu, Kışanak “kirli savaş’ın” gazetecisi ve Tuğluk ise Kürt mahkumlarının genç avukatı. 2000 lı yıllarda her dört kadın Kürt siyaset ve demokrasi mücadelesinin unutulmaz yüzleri oldular.

2006-2007'de çektiği "Close Up Kurdistan" (Yakın Plan Kürdistan) ile kamarasıyla başlattığı Kürdistan yolculuğunda yönetmen Yüksel Yavuz, bir etap daha yol aldı ve bu dört kadının öyküsünü "Hêvî" (Umut) adlı belgesel filmle beyaz perdeye taşıdı. Film aslında "Yok sayılan, varlığı inkar edilen ve her türlü baskıya maruz kalan bir halkın kadınları ne yapar?" sorusunun yanıtını arıyor.

'HÊVÎ' BİR SÜRECİN PANORAMASI
Anlattığı 4 kadının hikayesi kadar, çekimleri 2012 nin sonbaharında Türkiye ve Kuzey Kürdistan'daki cezaevlerinde start alan açlık grevinin en kritik günlerinde başlayan bir sürecin de panoraması. Birinci bölümde avukat Eren Keskin 90’lı yıllarda savaşın doruğa çıktığı ve cinsel şiddetin kadınlara karşı bir savaş politikası olarak yürütüldüğü süreçte, Tanık olduğu olayları ve kişisel deneyimlerini anlatırken, ikinci bölümde cezaevlerindeki tutsaklarla dayanışma için açlık grevine başlayan milletvekillerden Gülten Kışanak ve Aysel Tuğluk'a eşlik ediliyor.

Üçüncü bölüm ise kendisiyle planlanan çekimlerden kısa bir süre önce iki kadın arkadaşı Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez ile birlikte 9 Ocak 2013 günü Paris'te katledilen Sakine Cansız'ın Kürt kadınları için örneklerle dolu hayatına bir yolculuk...

'KADINLAR KÜRTLERİN UMUDU'
Filmin hikayesini ANF'ye anlatan yönetmen Yüksel Yavuz "Bütün alanlarda Kürt kadınlarının önde olduğunu gözlemledim. Üstelik Kürtlerin yaşadığı bir coğrafyada kadınların böyle bir rolü üstlenmeleri olağanüstü bir durum ve ben buna dikkat çekmek istedim" diye konuştu.

Kadınların Kürt hareketine öncülük etmesiyle özgürlük umudunun daha da güçlendiğini ve bu yüzden filmine "Hêvî" (Umut) ismini verdiğini söyleyen Yavuz'a göre kadınlar artık Kürt halkı için büyük bir Umut. "Close Up Kurdistan" filminde bir Kürdistan yolculuğunu hatırlatan Yavuz "Bu yeni filmde de Kürdistan'a yolculuk var, fakat başka bir vesileyle. Her iki film arasında hem bir paralellik var, hem de birbirlerini tamamlayan filmler" dedi.

Berlin, Paris, Rotterdam, İstanbul, Ankara, Dersim, Diyarbakır ile Kandil ekseninde çekimleri yapılan "Hêvî" Sakine Cansız ve arkadaşlarının katledilmesinin birinci yıldönümünde 9 Ocak 2014'de Almanya’da vizyona girecek ve daha sonra Kürdistan ile Türkiye'de izleyicilerle buluşacak. Filmin galaları ise Berlin, Hamburg, Köln, Diyarbakır ve İstanbul'da yapılacak.

firatajans.com
PERWER YAŞ
BERLİN
01.11.2013








Almanya’da Bir Film - Hevi - Hoffnung - Umut

"Cizre’deyiz İHD olarak. Orada zaten tek bir otel var, gittiğimizde hep orada kalıyoruz. Girişte ne yapacağımızı planlarken, birden bire yaşlı bir adam girdi içeriye bağırarak:´Köyleri yakıyorlar, köyleri yakıyorlar!´ Hemen kalktık, yola koyulduk. Yolda asker bizi durdurdu,´Gidemezsiniz´ dedi. O zaman bugün gibi değil, silahı üzerine doğrultuyorlar hemen. O anda karşıdan beyaz bir Renault geldiğini gördük. Yanımızdan geçerken arabada yaşlı bir kadın elini kaldırarak gösterdi bize „Bana bunu yaptılar“ demek ister gibi. Hayatımda ilk kez yandığı için eriyen bir insan eli gördüm. Öfkeden bağırmışım, ´Allahım bir Türkü öldürmek istiyorum´ diye. Cezmi Ersöz geldi sarıldı ´Beni öldür Eren´ dedi, ´Beni öldür.´ Hala unutamam.“

Avukat, insan hakları savunucusu Eren Keskin’in 90’li yıllara ait anlatımlarıyla başlıyor Hevi, Türkçesiyle Umut. Ve ilk andan itibaren izleyiciyi koltuğa yapıştırıyor. Kımıldayamayacak kadar büyük acı yaşanmışlıklar, fotoğraflar ve gazete kupürleri izleyicinin boğazından karnına doğru yavaş yavaş büyüyerek inen bir düğüme dönüşüyor.

Hevi - Umut - Hoffnung, yönetmenliğini Yüksel Yavuz’un yaptığı, 99 dakikalık bir sinema belgeseli ve bu hafta Almanya’da 20 kadar sinemada gösterime girdi. Film, dört Kürt kadının ayakta kalma mücadelesine eşlik ediyor- İnsan hakları savunucusu, avukat Eren Keskin, 9 Ocak 2013‘te Paris’te öldürülen ve PKK ’nin önde gelen kadın figürlerinden Sakine Cansız, BDP Eş Başkanlarından Gültan Kışanak ile BDP milletvekili Aysel Tuğluk.

Üç bölümden oluşan filmin ilk bölümünde ağırlık Eren Keskin’in bir kadın, bir avukat ve İnsan Hakları Derneği (İHD) temsilcisi olarak ağırlıklı biçimde 90’li yıllarda Tanık olduğu hak ihlallerini anlattığı bölüm. Keskin, köy yakmalardan, öldürülen kadın PKK’lıların soyulup, askeri araçlara bağlanıp, köylerde çırılçıplak sÜrüklenmesine, tecavüzlere kadar Tanık olduğu olayları aktarıyor.

Filmin ikinci bölümünde Aysel Tuğluk ve Gültan Kışanak’ın kadın politikacı ve milletvekili olarak yaşadıklarına eşlik ediyor kamera. 2012 yılında cezaevlerinde düzenlenen açlık grevlerine destek amacıyla Diyabakır’da başlattıkları açlık grevlerinde onların yanında. Yalnız değiller. Dostları ve yoldaşları Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Osman Baydemir, Dicle Üniversitesi öğrencileri, işadamları ve daha bir çok kişi DTK binasında yanlarındalar. Yönetmen Yüksel Yavuz, Kışanak ve Tuğluk’a dışarıda düzenledikleri miting ve protestolarda da eşlik ediyor. Dokunulmazlığı olan kadın vekillerin tazyikli sularda sÜrüklenişi, plastik mermilerle yaralanışları, dövülmeleri… Gültan Kışanak, 'AKP bilinçli olarak hedef alıyor kadınları“ diye anlatıyor. „Çünkü AKP zihniyetinin kadının kendi fikrini söylemesine tahammülü yok.“ Kışanak ve Tuğluk, çözüm sürecine ilişkin hükümeti samimiyetsiz bulduklarını ve hiç bir zaman bu kadar çok siyasetçinin, kadının içeride olmadığını belirtiyorlar.

Hevi’nin son bölümünde ise geçen yıl Paris’te öldürülen Sakine Cansız’ın hayatı anlatılıyor. Cansız ile 2012 yılı Aralık ayında Berlin’de buluşan yönetmen Yüksel Yavuz, Ocak 2013’te, Paris’ten döner dönmez çekimlere başlamak üzere sözleşmiş. 9 Ocak 2013’te öldürülmesinin ardından Sakine Cansız’a eşlik eden arkadaşlarını ve ailesini filme dahil etmiş. Onların gözünde ve gözüyle aktarılan bir Sakine Cansız var. Rotterdam’daki ağabeyi Metin Cansız‘dan Diyarbakır cezaevindeki işkence günlerinden tanıdığı, yoldası Nuran Maraşlı anlatıyor. Cezaevinde gördüğü işkenceler sırasında aklına gelen komik hikayelerle ağlanacak hallerine hep gülecek bir duygusallık katabildiğini. Sonrasında Kandil‘e götürüyor yönetmen seyirciyi. Kamptaki ve dağlardaki Sakine Cansız’ı anlattırıyor. Biz „Avrupa’da kadının kendini güvende hissedebileceğini zannettik“ diye anlatıyorlar.

Yönetmen Yüksel Yavuz, 'Yıllardır Kürt kadın milletvekillerinin uğradığı baskı ve şiddeti gördükten sonra böyle bir film çekmeye karar verdim' diye anlatıyor. Filmin yapımcısı Berlin’deki Newa Film’in sahibi Zülfiye Akkulak ise filmin kahramanı dört kadının bütün yaşadıkları zorluklara rağmen, düşüncelerinden ödün vermeden, ayakta kalma mücadelelerinin kendisini çok etkilediğini ve bu nedenle böylesi bir filmi desteklediğini anlatıyor. Hamburg Schleswig-Holstein ve Medienboard Berlin-Brandeburg tarafından desteklenen filmin Türkiye ve Avrupa’da zor ve kısıtlı koşullarda çekildiğini de vurgulayan Akkulak ve yönetmen Yüksel Yavuz, Hevi’nin Türkiye’de gösterilmesini çok istiyorlar. 'Çünkü o toprakların öyküsünü anlatıyor' diye de ekliyorlar. Ancak bu konuda pek iyimser değiller. Filmin Türkiye’de sinemalarda gösterimine izin verilmeyeceği endişesini taşıyorlar.

Hevi, üç bölüm arasındaki geçişler hariç müziksiz, oldukça sert ama bir o kadar da Duygu dolu hikayelerin öne çıktığı bir sinema belgeseli. Özellikle „Okulda bir arkadaşım vardı Kürt“ ya da „Eski mahallede otururken bir komşumuz vardı Kürt“ diye cümleler kurmanın ötesinde Kürtleri yakından ve onların, özellikle de kadınların gözüyle tanımak isteyen, cesur seyirci için yapılmış.

Elmas Topçu
Almanya