Türk BüyükleriSüre - 00:50:00 Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe Bölüm Sayısı - 2 Yönetmen - Salih Dirilik Yapımcı - Tanju Turunç Yapım - TRT Ankara TV Senaryo - Ömer Lütfi Mete, Salih Dirilik Müzik - Ergün Balcı Kameraman - Şerafettin GÖKER Çekim Mekanları - Ankara, ilk Meclis, Tacettin Dergahı, Sebilürreşat Matbaası, Mısırlı Apartmanı gibi gerçek mekanlar, İstanbul. Oynayanlar - Altan Akışık'ın Mehmet Akif'i canlandırdığı dizide Agah Hun, Muhip Arcıman, Renan Fosforoğlu, Levent Çakır, Orhan Kutlu ve Şeref Gezgen gibi oyuncular rol alır. Sesli olarak çekilmiştir. Salih Dirilik'e Kasım ayı ortalarında Belgesel Şube Müdürü Muhsin Mete'den iki teklif iletilir. Bunlardan biri, Mehmet Akif Ersoy'un 27.Aralık'taki 50. ölüm yıldönümünde gösterilmek üzere senaryosu Ömer Lütfü Mete tarafından hazırlanmış 45 dakikalık bir belgesel-dram; diğeri ise,Süleyman Nazif ile ilgili olarak senaryosu Hüseyin Akçalı tarafından hazırlanan 30 dakikalık bir dramadır.Salih Diriklik, arka arkaya çekilmesi gereken bu projeler için Belgesel Şube Müdürü'nü arar ve ikisini birden çekemeyeceğini bildirir.Muhsin Mete'nin, ikinci projeyi isterse başkasına çektirebileceğini söylemesi üzerine de hazırlıklara başlar. Ancak, Mehmet Akif ile ilgili olarak Ömer Lütfü Mete tarafından yazılan senaryonun, aslından senaryodan çok,Mehmet Akif'ten kısa menkıbeler tarzında birbiriyle ilgisiz hikayeler silsilesi olduğu ortaya çıkar.Hemen Mehmet Akif ile ilgili seyredilebilir bir senaryo yazılmaya çalışılırsa da, yayın günü belli olan proje için zamanınyetersiz oluşu, özel ihtisas gerektiren bu tür bir biyografik konuda fazla derine inmeyi imkansız kılar.Zaten 10 milyonluk bütçe, büyük dramatik sahnelere girebilmek için yeterli de değildir. Mehmet Akif'in hayatındaki önemli çıkış noktalarını belgesel unsurlarla birbirine bağlanmayı deneyen Diriklik,Ocak ayı başında gösterilmesi gereken Süleyman Nazif projenin yönetmenliğini de, daha önce Gün Doğmadanadlı filmini seyredip beğendiği İsmail Güneş'e teklif eder. Ancak, TRT'de yeni bir yönetmene kapı açabilmek için İsmail Güneş'i seçişiyle büyük bir hata yaptığının henüz farkında değildir. Dizinin çekimleri devam ederken Belgesel Şube Müdürü Muhsin Mete yeniden telefon eder. Mehmet Akif ve Süleyman Nazif ile ilgili filmlere Ahmet Hamdi Tanpınar'ı da ekleyerek, "Türk Büyükleri" adı altında göstermeye karar verdiklerini bildirir ve M. Turan Akköprülü'nün bu son projeyi Mesut Uçakan'a çektirmek istediğini belirtir. Böylece, Mesut Uçakan için de biyografi dalıyla ilgili bir araştırma maratonu başlamış olur. 18.Aralık Perşembe akşamı TV-1'de Atlas-TVS tarafından hazırlanan Uzak Kentin İnsanları adlı 60 dakikalık TV filmi gösterilir. Filmde ana tema olarak, insanların birbirleriyle iletişim (köprü) kuramamaları, bencillikleri sebebiyle kendi mutsuzluklarını hazırlamaları, nesiller arasındaki görüş ve düşünce farkının gün geçtikçe çoğaldığı mesajı verilir. Uzak Kentin İnsanları filminde Yalın anlatım, aşırılıklara kaçmayan senaryo ve başarılı bir oyuncu yönetimi dikkat çeker. Mehmet Akif Ersoy ile ilgili belgesel ise, yine TV-1'de 27. ve 28.Aralık gecesi ard arda gösterilir. İki bölümlük dizi, İstiklal Marşı şairinin şanına yakışmayan bir bütçe ile kotarılan, başta verilen senaryo taslağının basitliği sebebiyle iki ayağın bir pabuca sokulduğu, zamana karşı yarışılan bir proje olmuştur. Sesli çekilen dizide ya sesin, ya da kameranın doğru kullanıldığı planların seçilme zorunluluğu, hem ses seviyesinde, hem de mizansenlerde çeşitli hatalar oluşturur. Sonuçta dizi, İslamiyet’in ilahi bir Düzen olduğu, Milli Mücadele'nin kazanılmasında İslami ruhun önemli bir yeri olduğu gibi (TRT'de o güne kadar söylenememiş) spiker konuşmaları dışında, önemli hiç bir yanı olmayan bir yapım olarak kalır. Nitekim dizinin gösterimi ardından, 5.Ocak.1987 tarihli Zaman Gazetesi'nde M. Ertuğrul Düzdağ tarafından yayınlanan tenkit, özellikle belgesel bölümde kullanılan fotoğraflardaki yanlışlıkları ön plana çıkaran, iyi niyetli yazılardan biri olur. Ancak aynı iyi niyeti, Boğaziçi Dergisi'nin Ocak '87 sayısında Yağmur Gökhan imzasıyla yayınlanan Sefa Kaplan'ın yazısı için söylemek mümkün olmaz. Bu yazıya göre kabahat, olaya Müslümanca bakmaya çalışan ve Ömer Lütfi Mete'nin senaryosunu değiştiren yönetmendedir: " .. .Ancak yönetmen madem senaryoyu beğenmiyordu, neden altına imzasını eklemişti? Senaryoya ne katmıştı? Ömer Lütfi Mete ise, yapılan programda kendi senaryosundan 'keçiboynuzundaki keçi' kadar esame kalmadığını söylüyordu. Kim neyi söylerse söylesin, program bir ihanetti. Mehmet Akif'e 'Müslüman' takımından olanların düşmanca bir komplosu gibiydi..." Ülkücü takımdan Salih Diriklik'e atılan ikinci Tokat ise, TRT'ye girmesi için bizzat kapı araladığı İsmail Güneş'ten gelir. Kendi çektiği zorluğu göz önüne alarak, Süleyman Nazif projesi için Mehmet Akif filminin üç misli bütçeyi (yani 30 dakikalık proje için 15 milyon ayrılmasını) TRT'ye kabul ettiren Diriklik, çektiği filmi zar zor yayına yetiştirip İstanbul'a döndüğünde, Süleyman Nazif ile ilgili hoş olmayan bir sürprizle karşılaşır. 5.Ocak.1987'de gösterilecek film hakkında, 29.Aralık.1986 tarihli TV'de 7 Gong Dergisi'nde "Süleyman Nazif Tartışılıyor" başlıklı bir yazı yayınlanmıştır. Bu yazıda şu iddialara yer verilir: " ...Mehmet Akif'in yönetmeni Salih Diriklik, Süleyman Nazif'in çekimlerinin Atlas Televizyon Şirketi'nde yapılması için yönetmen İsmail Güneş'e baskı yapar. (...) Salih Diriklik, Atlas Televizyon Şirketi'nin ortaklarındandır. Söylentiye göre, ...Atlas Televizyon Şirketi, Süleyman Nazif'in çekiminin İsmail Güneş'e verilmesi üzerine, Salih Diriklik vasıtasıyla ..bir engellemeye girişmişlerdir. Yönetmen İsmail Güneş ise konuyla ilgili olarak açıklama yapmaktan kaçınmakta ve 'Yorum yok. Siz öğreneceğinizi öğrenmişsiniz. Bu konuda benim size söyleyecek fazla bir şeyim yok' demektedir. (...) Çıkarlar yüzünden TRT'nin parasının nasıl sokağa atıldığı gün gibi meydanda değil mi?" Haberin yazılış şeklinden de belli olmasına rağmen, bu iddiaların bizzat İsmail Güneş tarafından ortaya atıldığı, haberin yazarı Ayşe Durukan ile yapılan görüşmede ortaya çıkar. Bu haberle, belki de Salih Diriklik'in TRT'ye girişinin engellenmesi düşünülmüştür. Ama olay, beklenenin tam aksi yönde gelişir. İsmail Güneş, setteki İleri geri konuşmaları sebebiyle TRT’nin Kara listesine alınır ve bir daha TRT adına direkt film çekme imkanı bulamaz. 1.Ocak.1987'den itibaren resmen TRT'nin sözleşmeli yönetmeni olan Salih Diriklik ise, sütten ağzı yandığı için, artık TV yönetmenliği için kimseye kefil olmamaya karar verir. Mesut Uçakan, TV'deki "Türk Büyükleri" adlı dizinin üçüncü (ve son) bölümü olan Ahmet Hamdi Tanpınar adlı filmin çekimine Aralık ayı sonlarında başlar. Hikayesi Beşir Ayvazoğlu tarafından yazılan 60 dakikalık bu projede Selim Naşit, Selma Sonat, Bülent Polat gibi oyuncular rol alır. Mesut Uçakan'ın ilk belgesel denemesi olması dışında fazla bir özelliği olmayan film, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 25. ölüm yıldönümü olan 24. Ocak.1987 günü TV-1'de yayınlanır. Aralık '86 tarihli Girişim Dergisi'nin 15. sayısında ise, İhsan Işık'ın "Bunalım TV'yle mi Doğdu?" başlıklı bir yazısı yayınlanır. Toplumdaki gelişmelerden TV'nin tek başına sorumlu olamayacağını anlatan yazar, yazının sonunu şöyle bağlar: " TV'den şikayetler hangi noktalarda yoğunlaşıyor? Kültürel yabancılaşmayı yayması mı? Müstehcen filmlerle toplum ahlakını erozyona uğratması mı? Tüketim eğilimlerini kamçılaması mı? Kuşaklar arasında uçurumlar yaratması mı? Zamanı daha yararlı uğraşılarla kullanmaya engel olması mı? Süper güçlerin psikolojik propaganda aracı olarak kullanılması mı? Siyasal iktidarların halkı uyutmasına en büyük yardımı sağlaması mı? Bu şikayetlerin hangisi ilk defa TV'yle birlikte ortaya çıkmıştır? Elbette hiçbirisi. Bu konularda çok öncelerden beri basın ve yayın organları, sinema, tiyatro, edebiyat vb. milyonlarca defa söz konusu edilmiştir... TV ancak bunların yaygınlık ve etkinliğini arttırmıştır." Aralık ayı başında Türk sinemacılarını sevindiren olay, Kültür Bakanlığı'nın "1986 Sinema Başarı Ödülleri"ni dağıtması olur. Daha önce TRT ile ilgili Devlet Bakanı olan Mesut Yılmaz'ın Kültür ve Turizm Bakanlığı dönemine rastlayan bu ödül dağıtımında en büyük payı Varlık Film alır. Varlık Film, Mertoğlu Ömer Bey ve Gün Doğmadan adlı filmleriyle 8 milyon lira nakdi ödül alırken, Beyaz Bisiklet, Kan, Kurbağalar ve Züğürt Ağa adlı filmlerin yapımcılarına da 4'er milyon lira verilir. TRT'nin 1986 yılında dışarı yaptırdığı programlar için Yeşilçam ve tiyatroculara ödediği para ise 4 milyar lirayı bulmuştur. Bunlar içinde en büyük payı, bölüm başı 29 milyon ile Perihan Abla, 27 milyon ile Kaynanalar ve 21 milyon ile Kuruntu Ailesi alır. TRT'nin Milliyetçi-Muhafazakar idarecilerinin yılın son günü yaptıkları bir sürpriz ise, Yılbaşı eğlence programına dansöz Ferahnaz'ı çıkarmak olur. Belli ki yönetim, artık "dansöz"ü de milli bir motif olarak görmeye başlanmıştır. |