Yapım Tarihi - 2014
Süre - 01:35:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Gülşah Doğan
9 yıl önce, 10 çocuk annesi Faslı-Hollandalı bir kadın olan Naziha köklü bir
karar vermiştir. Şiddet gösteren kocasını kapının önüne koyar ve çocuklarını
doğru yola döndürmek için bir düzine sosyal hizmet görevlisinin yardımıyla bir
mücadeleye girer. Kocasının evi nasıl bir “terörist eğitim kampına” çevirdiğini
mükemmel bir Hollandaca ile anlatır. Oğullarının suç eğilimleri göstermesine
neden olan bu kara dönem hakkında acılı konuşmaktadır. En büyük oğulları şimdi
kendi başlarına yaşadığı için Naziha her zamankinden daha kararlıdır. Fakat tam
rüzgar döner gibi görünürken, kader ağır bir darbe vurur ve hayalini kurduğu
sakin hayat her zamankinden daha uzak görünmeye başlar. Gençliğinin ağırlığı ve
çocuklarıyla yaşadığı sürekli problemlere rağmen daha iyi bir hayat için verdiği
mücadeleden yorulmayan, modern ve kendini ifade edebilen bir kadının
hikayesidir.
Naziha’s Spring
Nine years ago, a Moroccan-Dutch woman and mother of 10 named Naziha made a
drastic decision. She threw out her violent husband and took up the struggle to
get her children back on the straight and narrow, with the help of a dozen
social workers. In perfect Dutch she tells the story of how he turned her house
hold into a “terrorist training camp.” She speaks bitterly about this dark
period, which has led to her sons criminal behaviour. Now that her eldest sons
live on their own, she is more determined than ever. But just as the tide seems
to have turned, fate strikes hard, and the normal quiet life she dreams of looks
further away than ever. This is the story of an articulate woman who, despite
the burden of her youth and continual problems with her children, is tireless in
her struggle for a better life.
kweekweek.com/documentarististanbul
IDFA'da Seyirci Ödülü Naziha'nın Baharı'na
Gülşah Doğan'ın Fas kökenli Hollanda vatandaşı Naziha'yla kurduğu yakın dostluk
sayesinde ortaya çıkan samimi ve güçlü kadın portresi festival seyircisinin
gönlünü kazandı.
Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da 19-30 Kasım tarihleri arasında düzenlenen
Uluslararası Belgesel Festivali IDFA'da seyirci oylarını Gülşah Doğan'ın
Naziha's Spring adlı yapımından yana kullandı.
250 bin civarında seyirci toplayan etkinlik 3 bine yakın konuğuyla kapasitesini
2014'te de artırmış oldu.
Irak'ta savaşmış olmanın travmasını taşıyan ABD'li askerlerle ilgili Of Men and
War adlı eser uzun metrajlı belgeseller yarışmasında VPRO IDFA ödülüne layık
görülürken, Çeçenya'da televizyon muhabirliği yapmış Vijatsjeslav Nemishev
hakkındaki Kamchatka - The Cure for Hatred adlı yapım orta metrajlılar
klamanında ödül kazandı.
Hollanda'da bir Türkiyeli
Gülşah Doğan'ın Fas kökenli Hollanda vatandaşı Naziha'yla kurduğu yakın dostluk
sayesinde ortaya çıkan samimi ve güçlü kadın portresi festival seyircisinin
gönlünü kazandı. Müslüman kültürüyle yetişmiş bir kadının Amsterdam'da verdiği
mücadele Hollandalıları duygulandırdığı gibi, oğullarının toplumla uyumlu
şekilde yaşamlarına devam etmesi için gösterdiği çaba da takdir topladı.
Hollanda doğumlu Gülşah Doğan, hassasiyetle yaklaştığı kahramanı ve ailesinin
hikayesini Naziha's Spring adlı yapımda dramatizasyona gerek duymadan,
dolambaçsız bir dille aktarıyor. Joshua Oppenheimer'in son eseri The Look of
Silence'ın ikinci olduğu klasmanda Gülşah, BankGiro Loterij ödülüne hak kazanmış
oldu.
İnsan manzaraları
Yönetmenliğini Laurent Bécue-Renard'ın yaptığı Of Men and War, Irak işgalinde
görev almış ABD askerlerini utanç ve suçluluk duyguları içinde, yaşamlarını
sürdürmeye çalışırken görüntülüyor. Savaştan ruhları zedelenmiş olarak çıkan bu
insanlar travmalarını atlatamadıkları için aile ilişkilerinde de
zorlandıklarından terapiyle topluma uyum göstermeye çabalıyorlar. Fransa-İsviçre
ortak yapımı olan 142 dakikalık belgeselin savaş karşıtı mesajı ödül
kazanmasında önemli rol aldı.
Moskova'nın devasa çöplüğünde, hayatta kalmak için mücadele veren insanlar
hakkındaki Something Better to Come adlı çarpıcı belgesel ise Jüri Özel ödülüne
layık görüldü. Yönetmenliğini Hanna Polak'ın yaptığı 110 dakikalık destansı
eserde çocukluğundan itibaren 14 yıl boyunca Yula adlı kızı takip ederken
kıyameti andıran fonda birbirinden trajik insan portrelerine tanıklık ediyoruz.
Danimarka- Polonya ortak yapımı belgeselde Rusya'nın lideri Putin'e duyulan
nefret bir kez daha karşımıza çıkarken polisin sık sık gerçekleştirdiği
baskınlarda çöplükte yaşayanları tartaklayıp kulubelerini yıkması da durumun
vahametini katmerlendiriyor.
Yönetmenliğini Julia Mironova'nın yaptığı Kamchatka - The Cure for Hatred adlı
45 dakikalık belgeselde 2001 yılında muhabir olarak katıldığı Çeçenya savaşının
etkilerinden kurtulabilmek için Rusya'nın en doğusundaki bir adaya sığınan
Vijatsjeslav Nemishev'e odaklanıyoruz- Doğayla iç içe bir yaşam sürdürmesine
rağmen savaşın anıları peşini bırakmıyor, hatta belgeselin sonunda kendisini
Suriye'deki çatışmaların içinde görüyoruz.
First Appearance adlı bölümde ise ödülü Macaristan'dan Gábor Hörcher'in 72
dakikalık Drifter adlı belgeseli kazandı. Ülkenin gayet hüzünlü taşrasında
imkansızlıklar içinde yaşayan delikanlı Ricsi'nin özel hayatı tüm ayrıntılarıyla
teşhir ediliyor. Özellikle babasıyla olan inişli çıkışlı ilişkisi, hamile bir
sevgili, ralli şoförlüğü sevdası, başının polis ve adaletle belaya girmesi
olgunluğa giden dolambaçlı yolda kahramanımızı zorluyor.
Hollanda stili
En iyi Hollanda yapımı belgesele verilen Beeld en Geluid ödülünü The New
Rijkmuseum - The Film adlı yapım kazandı. Hollanda'nın en ünlü müzesinin 10 yıl
süren ve yılan hikayesine dönen yenileme çalışmaları hakkındaki 130 dakikalık
belgeselin yönetmeni Oeke Hoogendijk. 2003 yılında başlayan geniş kapsamlı
çalışmalar yıllarca bitirilemediği gibi bütçe defalarca aşıldı, bürokrasi
tıkandı, yöneticiler istifa etti, planlar bir çok defa değiştirildi ve
Amsterdam, müzesinden uzun süre mahrum bırakıldı. Binanın zemin seviyesinden
geçen bisiklet yolu ise durumu iyice çıkmaza süren unsurdu. Bisikletçiler
birliğinin inadı sayesinde şehir ulaşımında önemli yer tutan bisikletlerin
parkurunda değişiklik önlenerek vatandaşların şehir kararlarındaki etkin rolü
bir zafer olarak kutlandı. Fakat mevzubahis müdahaleyi, Avrupa'nın bu küçük
ülkesine hakim olan taşra zihniyetinin göstergesi olarak yorumlayanlar da oldu.
Müzenin açılışı kraliçenin önderliğinde gayet şatafatlı bir törenle
gerçekleştirilmiş olsa da, ülkenin tarihine ufak çaplı bir skandal olarak geçmiş
olan bu olay kolay unutulacak gibi görünmüyor.
Festival sonuçları hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayın. (MT/ÇT)
https://www.idfa.nl/nl/tags/project.aspx?id=5273991F-70A3-431D-836F-264B6B41BCE6
Murat Türker
İstanbul
BİA Haber Merkezi
01 Aralık 2014