Yapım Tarihi - 2011
Süresi - 00:58:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Yüksel Yavuz
Prodüksiyon - Zülfiye Akkulak (Newa Fîlm)
Kamera - Cemil Kızıldağ
Diyarbakır Belgesel Film Günleri, Yarışma Dışı Gösterim Bölümü. 2011
1. Dersim Uluslararası İnsan Hakları Film Festivali, Belgeseller Seçkisi Bölümü,
Gösterim Seçkisi. 2011
3. Akdeniz Bienali, Köln, Gösterim Seçkisi. 2011
Akdeniz Bienali'nde “İstanbul Tınıları”
Köln'de yaşayan yönetmen Yüksel Yavuz'un İstanbul'daki azınlıkların kimlik
sorunlarını konu alan “İstanbul Tınıları” belgeseli, Köln'de düzenlenen Akdeniz
Bienali'nde ön gösterimde seyircilerle buluştu.
Almanya'nın Köln kentinde düzenlenen 3. Akdeniz Bienali kapsamında yönetmen
Yüksel Yavuz'un “İstanbul Tınıları” (Sehnsucht nach Istanbul Songs of Fraternity)
belgeseli ARTE kanalında yayınlanmadan önce Ludwig Müzesi'ndeki Filmforum
salonunda ilk kez beyaz perdeye taşındı. Ön gösterimi yapılan belgesel,
kalabalık bir topluluk tarafından izlendi. Ön gösterimin bitiminde seyircilerin
alkışları eşliğinde öne çıkan WDR-ARTE sorumlusu Sabine Rollberg ve yönetmen
Yüksel Yavuz, seyircilerin yorum ve eleştirilerini cevaplandırdılar. Yönetmen
Yüksel Yavuz hazırladığı belgeselinde, bu yıl Almanya'nın Ruhr Havzası ve
Macaristan'ın Pecs kentlerinin yanı sıra Avrupa Kültür Başkenti olarak
belirlenen İstanbul'da yaşayan, azınlık diye tabir ettiği grupları işleyerek,
Türkiye'deki azınlıkların bakış açılarından ortak kültürel unsurlarını
harmanlayan İstanbul'u yansıtmaya çalıştığını açıkladı.
Belgeselinde Kürtlerin dışında, Rum, Rumen, Ermeni ve Yahudi azınlıklarının
İstanbul'daki varoluşlarını ve yaşadıkları kültürel kimlik sorununu müzikal bir
altyapı üzerine oturtan Yavuz, azınlıkların çoğunluğu oluşturan Müslüman Türk
toplumu tarafından baskı altında tutulduğunu ve bu azınlık kültürlerinin yok
olma tehlikesi altında olduklarını savundu. Türkiye'de hükümetin göstermelik
açılımlarla sadece Batı'nın gözünü boyadığını belirten Yavuz, azınlıkların
“Türkiyeli” kimliğini benimsemediğini vurguladı. Yavuz belgeselinde kullandığı
müzikal altyapı ile, uluslararası bir dil olan müziğin, bu azınlıkları ortak
dilini oluşturduğunu söyledi. 5 Eylül 2010
Yüksel Yavuz’dan İstanbul halkları.
Yönetmen Yüksel Yavuz İstanbul’da yaşayan hakları beyaz perdeye taşıyor.
‘İstanbul Tınıları’ adlı belgeselde, kente yaşayan Ermeni, Rum, Yahudi, Roman ve
Kürtlerin müziklerini irdeleniyor.
Yüksel Yavuz’un yeni bir filmi “İstanbul Tınıları”nda İstanbul’da yüz yıllardan
beri yaşayan eski ve yeni azınlıkların yaşamlarını irdeliyor. Yönetmen,
kamerasıyla kentin en ücra yerlerine girip Ermeni, Kürt, Yahudi ve Rumların
içinde bulunduğu korku, tedirginlik ve huzursuzluğu anlatıyor.
Yüksel Yavuz, Tarla başı ve Sulu Kule’den iç karartıcı kareleri yakalamış. Bu
halkların müzik grupları etrafında örülen belgeselde, kentin en kuytularına
dalan yönetmen feryat niteliğinde yükselen seslere dikkat çekiyor.
Yahudilerin korkudan kendi isimlerinin saklaması… Ermenilerin “Buradan kovulacak
günü bekliyoruz…” Yok denecek kadar az olan İstanbul’un yerli haklarından
Rumların, “Bu topraklarda olan zenginliklerin farkında değiller…” Kürtlerin ‘biz
bir haksız savaşın mağduruyuz’, Romanların “ Sulu Kuleden sürgün ediliyoruz”
sözleri…
Müzikal tadındaki belgeselde 5 ayrı dilde ve farklı mekânlarda şarkılar
seslendiriliyor.
Filmi izlerken, iki yıl önce Cannes’da gösterilen Bahman Ghobadi’nin “Kasi Az
Gorbehaye İrani Khabar Nadareh” (Kimse İran kedilerinden bahsetmiyor) filmini de
hatırlatıyor.
‘İSTANBUL’UN FARKLILIKLARINI YANSITMAYA ÇALIŞTIM’
“Neden böyle konulu bir belgesel” sorusuna yönetmen Yüksel Yavuz şu sözlerle
cevaplıyor- ‘’Aslında bu belgesel fikri, ‘Close Up Kürdistan’ı çekerken oluştu.
Diğer yandan da, bu yıl İstanbul Avrupa’nın kültür başkenti. Birçok etkinlik ve
böylesi eserler yapılıyor. Bende bu filmi çektim. İstanbul’da yaşayan
azınlıkların durumunu beyaz perdeye yansıtmaya çalıştım. İçinde bulunduğu durum
ve Türklerin onlara bakış açısını göstermeye çalıştım. Biraz eleştirisel bir
tarzda. Bunu yaparken, klasik bir tarzda yapmadım. Ermeni, Rum, Yahudi, Roman ve
Kürtlerin İstanbul’daki yaşantılarını müzikleri şahsında anlatım. Çünkü müzik
bir halkın, tarihidir, kültürüdür dilidir. bütün bunlar müzikte kendini ifade
ediyor bende. Onun için müziği kullandım.”
Belgeselde konu alan hakların İstanbul’da zor koşullar altında yaşadıklarını
belirten Yavuz, “Gerçekten bahsedilen halklar çok kötü durumda yaşıyorlar.
Örneğin Rumlar, İstanbul’un en eski halklarından bir tanedir. Ama bugün
bitmişler. Örneğin bundan yüz yıl önce Rumların İstanbul’daki nüfusu 180 bin
civarındayken bugün 2 bin. O zaman da İstanbul’un nüfusu bir milyondu. Bu ise 15
milyon civarı. Yine Yahudiler, 500 yıl önce geldiler. Bun onlarda çok az kalmış.
Ermeniler de ha keza öyleler. Dernekleri gizli ve ücra yerlerde, ibadet yerleri
kör kuytu ve kilitlerin arkasında. Kürt ve Romanların durumları da benzer” diye
konuşuyor.
ONLAR BİR DÖNEM İSTANBUL’UN ÇİÇEKLERİYDİ
Ermeni, Rum ve Yahudi’lerin tedirginlik içinde yaşadığının altını çizen Yüksel
Yavuz, Ermeni kadını Kayus Calikman’ın sözlerini şöyle aktarıyor- ‘’Bu Ermeni
kadın İstanbul dışında hiç bir yerde yaşayamayacağını söyledi. Ama diğer
taraftan da şunu söylüyor ‘Biz İstanbul halkları buranın çiçekleri ve
renkleriydik. Ama şu anda ise tedirginlikle kovulacağımızı günü bekliyoruz.’
Son sözleri ise Yüksel Yavuz’un şöyle- ‘’Bu insanlar, bu durumdalar. Kendi
isimlerini bile gizleyecek kadar tedirgin ve korkuyorlar. Yine Romanların Sulu
Kule sorunu var. Romanlar tepkili, Çünkü ‘Roman Açılımı’ diyorlar. Ama işin özü
ise öyle görünmüyor. Kendilerinin tanımı şu; ‘Bize diyorlar ki size yeni
yerleşim yeri hazırladık. Nerede? 50 km İstanbul dışında. Nasıl olacak, biz ne
yiyip ne içeceğiz? Bütün işlerimiz burada nasıl gidip geleceğiz? Kimse bunun
cevabını vermiyor. Niyet belli; bizi buradan kovmak istiyorlar.’ Kürtler de, bu
kirli savaştan kaçıp İstanbul’a gelmişler. Herkes bir yakını bu savaşta
yitirmiş. İstanbul’da yoksulluk içinde yaşıyorlar. İşte ben bu tabloyu
göstermeye çalıştım.”
58 dakikalık belgesel, 30 Eylül’de, Avrupa saatiyle 21- 50, Türkiye saatiyle de
22- 50′de, Alman ve Fransız televizyonu ARTE de, gösterilecek.
Filmin künyesi:
Orijinal al ismi- Sehnsucht nach İstanbul
Yönetmen- Yüksel Yavuz
Prodüksiyon- Zülfiye Akkulak-Newa Fîlm
Kamera:Cemil Kızıldağ
Süre- 58 dakika