Kazakistan'dan Macaristan'a Erenler



Yapım Tarihi : 2000
Süresi :
Bölüm Sayısı : 13

Erenlerin İzinden 13 bölümden oluşan bir belgesel olarak tasarlandı. Bölümler, G.Ü. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi'nce gerçekleştirilen proje çerçevesinde G.Ü. İletişim Fakültesi tarafından çekildi. Tüm proje T.C. Başbakanlık Tanıtma fonu katkılarıyla gerçekleştirildi. Çekimler Kazakistan'dan Macaristan'a geniş bir coğrafyada yapıldı. Post-production dahil tüm proje 2 senede tamamlandı. Projede iki yüzden fazla kişi görev aldı.

Proje Başkanı 
Prof. Dr. Enver Hasanoğlu 
Genel Koordinatör 
Prof. Dr. Alemdar Yalçın 

Genel Yönetmen 
Doç. Dr. Peyami ÇELİKCAN

Yapımcı 
Dr. Şahin Karasar 

Çekim Yönetmenleri 
Doç. Dr. Peyami Çelikcan 
Doç. Ünlen Demiralp 
Yrd. Doç. Şükrü Künüçen 

Kurgu Yönetmeni 
Dr. Kaya Özakgün 

Teknik Metin 
Prof. Dr. Alemdar Yalçın 
Prof. Dr. Mürsel Öztürk 
Prof. Dr. Michael Kiel 
Ali Yaman 
Baki Öz 

Metin 
Doç. Dr. Peyami Çelikcan 

Danışma Kurulu 
Prof. Dr. Alemdar Yalçın 
Prof. Dr. Mürsel Öztürk 
Prof. Dr. Zafer İlbars 
Doç. Dr. Belkıs Temren 
Yrd. Doç. Dr. Atilla Erden 
Erol Sertkaya 

Proje Danışmanları 
Prof. Dr. Irene Melikoff 
Prof. Dr. Michael Kiel 
Prof. Dr. Süreyya Farooqi 
Prof. Dr. Barbara Frischmuth 
Prof. Dr. Nurhan Karadağ 
Dr. Armağan Elçi 
Dr. İsmail Ergin 
Ahmet Hazerfen 

Genel Koordinatör Yrd. 
Füsun Yoldaş 

Yapım Yardımcısı 
Serhat Kaymas 

Kameramanlar 
Yrd. Doç. Şükrü Künüçen 
Sonat Konor 
Gökhan Kolsal 
Toygar Aktay 

Kurgu 
ODTÜ-GİSAM 
Thomas Balkenhol 
Ersan Ocak 

Grafik-Animasyon: 
ODTÜ-GİSAM 
Ozan Özbanazı 
Ali M. Demirel 

Foto-Reporter 
Yrd. Doç. İbrahim Demirel 

Seslendiren 
Ahmet Aksoy 

Deyiş ve Nefesler 
Hasan Yükselir 

Müzik 
Ertuğrul Bayraktar 

Müzik Yönetmeni 
Okan Murat Öztürk 

Stüdyo ASC 

Tonmaister 
Ahmet Özgül 

Yapım-Yönetim Yardımcıları 
Harun Ekinci 
Mehmet Hanay 
Suphi Değer 
Şafak Türkel 
Hüseyin Bulut 
Hulusi Soybir 

Yapım Görevlileri 
Gıyasettin Aytaç 
Derya Öcal 
Hacı Yılmaz 
Sezer Kılıç 
Çiğdem Bayram 
Selma Keskin 
Bilge Ceviz 
Ayşegül Aytuğ 
Sevim Özçetin 

Ülke Danışmanları 

TÜRKİYE 
Yrd. Doç. Dr. Atilla Erden 
Ali Aktaş 
Ali Yaman 

İRAN 
Davut Duman 
Ali Askar Emini 

TÜRKMENİSTAN 
Murat Haşayev 
Serdar Akiniyazov 
Prof. Dr. Orazpolat Eke 

ÖZBEKİSTAN 
Hadi Şenol 
Ravşan Aliyev 
Rüstem Zainov 
Burhanyan Umarov 

KAZAKİSTAN 
Hikmet Özdenoğlu 

YUNANİSTAN 
Adelayt Merseniye 
Yorgos Mavromatis 
Andonis Manuras 
Kostas Papayorgios 
Selçuk Özcan 

BULGARİSTAN 
Prof. Dr. Lübamir Mikov 

ROMANYA 
Gülten Abdula 

MACARİSTAN 
Laszlo Horvath 
Kovacs Maria 

BOSNA-HERSEK 
Remzi Pitiç 

ARNAVUTLUK 
Baba Edmond İbrahimaj 
Gergije Koçlu 

MAKEDONYA 
KOSOVA 
Elizabeth Koneska 


Yapım Sponsorları
Halkbankası Genel Müdürlüğü
Kodak Professional Türkiye Temsilciliği

Medya İlişkileri
N’PR Halkla İlişkiler ve Tanıtım 

KATKILARINDAN DOLAYI 
Dışişleri Bakanlığı
Kültür İşleri Genel Müdürlüğü
TİKA Başkanlığı
Türkiye’nin Türkmenistan, Kazakistan, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Makedonya, Arnavutluk Büyükelçilikleri 
TİKA-Türkmenistan ve Kazakistan Koordinatörlükleri Bosna-Hersek ve Kosova Türk Askeri Birlikleri; 
İran, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Bosna-Hersek, Arnavutluk ve Makedonya’nın Türkiye Büyükelçilikleri 
İran, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan Devlet Televizyonları, Girit K Televizyonu ve Denge Animasyon ile İlgili Sivil Toplum Örgütleri ve İnanç Önderlerine 

TEŞEKKÜR EDERİZ

Yapım
Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Arş. Mrk. ve İletişim Fakültesi 
Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu Katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. 
2000

Genel Koordinatör - İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Alemdar Yalçın
Proje Başkanı - Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Enver Hasanoğlu

Belgeselin Yapımı
Kaya Özakgün / Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi
Peyami Çelikkan / Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi
Şahin Karasar / Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi
Ünlen Demiralp / Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi
Şükrü Küçünen / Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi

13. yüzyıldaki Türk hümanizmi 'Kazakistan'dan Macaristan'a Erenler' adlı bir belgesele konu oldu.
Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacıbektaş Veli Araştırma Merkezi, 13. yüzyılda Anadolu'da Türk hümanizminin kaynaklarını ortaya koyan bir dramatik belgesele imza attı. Başbakanlık Tanıtma Fonu'nun tahsis ettiği bütçeyle TRT'nin eşgüdümünde gerçekleştirilen 'Kazakistan'dan Macaristan'a Erenlerin İzinden' adlı belgesel, 13 bölümden oluşuyor. 13 ülkede toplam 200 çekim gününde tamamlanan belgeselin 45 dakikalık İngilizce CD-Rom versiyonu, Türkiye hakkında araştırma yapan kurumlara, turistlere ve kültür araştırmacılarına Türk hümanizmi konusunda ışık tutacak. TRT Int kanalıyla bütün Asya ve Avrupa'da yayımlanacak.

Kaynak - Kültür Sanat



'İnsanın izinde 100 bin kilometre

Gazi Üniversitesi tarafından hazırlanan 'Kazakistan'dan Macaristan'a Erenlerin İzinden' belgeseli için 13 ayrı ülkeye gidildi. Alevi-Bektaşi kültürünü belgelemeyi amaçlayan çalışma için 150 saatlik görüntü, 20 bin kare fotoğraf çekildi.

Celal BAŞLANGIÇ

Karadağ sınırından giriyorlar Arnavutluk'a. "Hayırdır inşallah! Burada ne işiniz var" gibisinden bakıyor Arnavut gümrük memurları. Çekim ekibi rahat. Çünkü sınırı kolayca geçmelerini sağlayacak faksın çoktan çekilmiş olması gerekiyor gümrük kapısına; "Alevi-Bektaşi kültürü üzerine bir belgesel çekimi yapan Gazi Üniversitesi mensuplarının Arnavutluk'a girmesinde bir sakınca yoktur" diye.

Ancak gümrük memurlarının kuşkulu bakışlarını görünce sormadan edemiyorlar:

"Faks geldi değil mi?"

Arnavutlar şaşırıyor: "Ne faksı? Bu sınır kapısında faks yok ki!"

Bu sefer şaşırma sırası Türkiye'den gelen ekipte. "Peki" diyorlar, "Buradan elçiliğimize bir telefon edebilir miyiz?" Arnavutlar çaresiz: "Burada telefon da yok."

Ekipten birini en yakın telefona ulaşabilmek için Arnavut gümrük memurlarıyla birlikte yola çıkıyor. Ekibin geri kalanı gümrük binasında bekliyor.

Saatler geçiyor. Ne gelen var, ne de giden. Gümrükteki memurlar "Bir an önce gelseler de gümrüğü kapatıp gitsek. Çünkü mesaimiz bitti" diye sabırsızlanıyor.

Sekiz saat sonra geri dönüyor gidenler. Sorun çözülmüştür.

Hava karardığı için gümrük memurları tedirgin. "Şimdi" diyorlar, "Sizi İşkodra'ya kadar biz götüreceğiz. Yol boyunca bizi çok yakından takip edin. Araya başka bir aracın gireceği kadar bir boşluğu sakın bırakmayın."

Gece karanlığında düşüyorlar yola. Otele geldiklerinde ilk işleri araçlarını yerleştirecek güvenli bir yer bulmak. Çünkü daha önce aldıkları bilgiye göre, Arnavutluk'ta arabanın teybi ya da içindeki eşyası çalınmıyor. Birkaç dakika içersinde araba tümüyle yok oluyor.

Ertesi gün yapılan görüşmeden sonra İşkodra müftüsü geliyor otele. İlk konuşmadan 'İslamiyet'le ilgili bir belgesel' sanmış yapılacak çalışmayı. Ancak ekibin 'Alevi-Bektaşi kültürü üzerine' bir belgesel hazırladığını öğrenince "Bana ne" deyip gidiyor.

Tiran'da Dünya Bektaşiler Merkezi'ne ulaşıyorlar sonunda. Amaçları Kreye'de Sarı Saltık'ın çıktığı mevkie ulaşmak. Arnavutluk'taki Bektaşilerin en önde gelen adı Reşat Bardi'den (Dede Reşat) sonra gelen dini lider Edmond Baba yapacak rehberliklerini. Çünkü Arnavutluk'ta çatışan gruplar var. Polis bile güvenilir değil. Bu yüzden yol çok riskli.



Edmond Baba oturuyor minibüsün en önüne; başında sarığı, üzerinde yeşil cüppesi, içinde yakasız gömleği ve belinde işlemeli, kalın kuşağıyla. Bütün kapılar açılıyor yolda. Edmond Babayı görünce ne polis kesiyor yollarını, ne de çatışan gruplar. Çünkü hemen herkes tanıyor Edmond Babayı. Arnavutluk nüfusunun yüzde 60'ı Müslüman. Ama bu Müslümanlar içinde Alevilerin oranı yüzde 60.

Çekimleri bitirip Tiran'a dönüyorlar. Ancak bir de Arnavutluk çıkışına kadar olan yol var. O bölüm de güvenli değil. Dünya Bektaşi Merkezi'nin binasından Reşat Dedenin çerçeve içersinde, koskocaman bir fotoğrafını getiriyorlar. Bağlıyorlar minibüsün önüne. Fotoğrafı gören yolu açıyor. Böylece başlarına bir iş gelmeden çıkıyorlar Arnavutluk'tan. Bu elbette tek bir ülkede başlarından geçen bir olay.

Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi, Türkiye dışında; İran, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Macaristan, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Makedonya ve Kosova'da toplam 100 bin kilometre kat ederek 'Kazakistan'dan Macaristan'a Erenlerin İzinden' adlı bir belgesel hazırlıyor. Başbakanlık Tanıtma Fonundan sağlanan 500 bin dolarla tamamlanan belgesel için tam 150 saatlik görüntü, 20 bin kare fotoğraf çekilmiş. Dizi yakında TRT 1'de gösterilecek.

Araştırma enstitüsünün müdürü de olan Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alemdar Yalçın, böyle bir çalışmayı bir üniversitenin ilk kez gerçekleştiğini söylerken önemli bir noktanın altını çiziyor:
"Arşivlenmesi gereken ne varsa ulaşmaya çalıştık. Dijital datayı değerlendirebilecek bir bilgi merkezinde bu malzemeleri tüm bilim dünyasına sunacağız."



Belgesel için üç ayrı ekip çalışmış. Asya'da 57, Balkanlar'da 58, Anadolu'da da 85 gün olmak üzere toplam 200 gün boyunca yapılmış çekimler. Prof. Dr. Yalçın belgeselin amacını anlatırken "Anadolu'da Türk hümanizminin kaynaklarına ulaşmayı hedefledik" diyor.

Fakültenin Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Peyami Çelikcan genel yönetmenliğini, metin yazarlığını ve bazı bölümlerin çekim yönetmenliğini üstlenmiş. Öğretim üyesi Dr. Şahin Karasar ise belgeselin yapımcısı olmuş. Ama bazı bölümlerde şoförlük yapmak gibi, birçok iş de üstlenmiş. Öğretim üyesi İbrahim Demirel ise belgeselin hemen tüm çekimlerine katılıp 20 bin kare fotoğraf çekmiş.

Belgesel çekimleri boyunca ilginç gözlemlere ve bilgilere sahip olmuşlar.

Örneğin ziyaret edilen, adak adanan üç bin 'maddi kaynak' belirlemişler. "Bunun ancak 40'ına gidebildik" diyor Prof. Dr. Yalçın, "Yalnızca Sivas'ta böyle 300 yer var. Her yaz Hacı Bektaş Veli'yi 350 bin kişi ziyaret ediyor. Bin yıllık sözlü bir gelenek olarak yaşıyor bu öğreti. Adam göçebe. Kışı İslahiye'de, yazı Kozan'da geçiriyor. Dört çocuğunu da motosikletinin sepetine koyup ziyarete geliyor. Budapeşte'deki Gülbaba Tekkesi'ni 80 yaşında bir Katolik hanım gönüllü olarak bekliyor. Örneğin Yunanistan'daki Mürsel Baba şenliklerine dört bin kişi katılıyor, adak kurbanlar pişiriliyor. İşin ilginci Ortodokslar da katılıyor bu şenliklere."

Alevi-Bektaşi kültürü ve bunun maddi kaynaklarına ilişkin pek çok yanlış bilginin de düzeltilmesi sağlanmış bu belgesel çalışmaları sırasında. Örneğin bir kaynak, Bulgaristan'daki Hasan Baba türbesinin Karadeniz kıyısında olduğunu yazmış. Yıllardır da herkes bu kaynaktan alıntı yaparak yazmış. Yani eldeki tüm kaynaklara göre Hasan Baba'nın türbesi Karadeniz kıyısında. Ancak bu belgesel sırasında ortaya çıkmış ki, aslında sözü edilen türbe tüm kaynakların aksine Deliorman'da. Karadeniz kıyısında değil. Mevcut bilgiler içerisinde yüzde 40'a yakın bu türden kaynak hatası belirlenmiş belgesel çalışmaları sırasında.



Belgesel çekimi boyunca, Türklerin İslamiyet'ten önceki Şaman inancının ilk kaynaklarından, Bektaşi geleneğinin bugün yaşayan unsurlarındaki ritüel benzerliğine ilişkin pek çok bulgu saptanır. Kazakistan'ın Alatau Dağları'nda yaşayan Şamanların dilek bezlerinin aynısı Türkmenistan'da dilek ağacına asılır. Anadolu'nun dört bir yanından geçip Balkanlara, Kırcaali bölgesindeki Orman Baba türbesine kadar insanlar dileklerini aynı bez parçalarıyla dile getirirler. Belgeselin ilk bölümündeki saptamaya göre "Türklerin İslamiyet ile tanışmadan önce sahip oldukları inanç sistemlerine ait öğeler, İslam inancının benzer özellikleriyle kaynaşarak, farklılıkların çatışma değil, kaynaşma aracı olarak kullanılabileceğini gösteren zengin örnekler olmuşlardır".

Elbette böyle bir çalışmanın gerçekleşmesi insanın aklına "Devlet kendi Alevi'si ile barışıyor mu?" ya da "Aleviliği tüm muhalif kimliğinden soyutlayıp, sistemin bir parçası olarak devletin resmiyeti içersinde eritmek mi hedefleniyor?" gibisinden sorular getirebilir.

Ama, amaç ne olursa olsun, Gazi Üniversitesi'nin yaptığı bu çalışma, en azından Alevi Bektaşi kültürüne ilişkin bugüne dek hiç oluşturulmamış zengin bir bilgi ve belge birikimi yaratmıştır.

Hem, insanların din, dil, ırk, cinsiyet ve bütün diğer farklılıklarını bir zenginlik olarak gören ve bu yüzden farklılıklara saygı duyan, buna hoşgörüyle yaklaşan Anadolu hümanizminin ardından yola düşülmüştür bir kez.

Anadolu erenleri "Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır" deyip düşmüşler insan sevgisinin peşine. 
Elbette bilim aydınlıktır ve hiçbir zaman karanlıkta aranmaz ki insan sevgisi...

Basında Belgesel hakkındaki makaleler