|
Tolga ÖRNEK

Tolgahan ÖZKAN Röportajı
Bu ay, Atatürk'ü dünyaya tanıtmak amacıyla bir belgesel hazırlamış "Örnek" bir Türk Genci ile Belgesel film konusunda
sohbet ettik. Evet, Tolga'nın kendisi de adı gibi "örnek" bir Türk genci. Tolga Örnek'in Ekip Film bünyesinde hazırladığı
Atatürk Belgeseli, Chicago Film Festivali'nde 1600 film arasından "Belgesel Film" dalında üçüncü oldu. Atatürk Belgeseli,
40 üniversitede gösterildi ve 22 ülkede Televizyondan yayınlandı.
*Öncelikle bize kendiniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
1972 doğumluyum. Robert Lisesi'ni bitirdim. İstanbul Teknik Üniversitesi Metalurji Bölümü'nden mezun olduktan sonra
University of Florida'da "Malzeme Bilimi" üzerine Master yaptım. Daha sonra sinemaya duyduğum ilgi dolayısıyla University
of Washington'da "Sinema" üzerine yüksek lisans yapmaya başladım. Eğitimimi tamamladıktan sonra iki sene daha Amerika
Birleşik Devletleri'nde yaşadım. Daha sonra Türkiye'ye dönerek Ekip Film bünyesindeki çalışmalarıma başladım.
*Metalurji ve sinema birbirinden çok farklı uğraşlar. Eğitiminizi tamamladıktan sonra sinemaya olan ilginiz nasıl başladı?
A.B.D sinemayla ve film ile yoğrulmuş bir ülke. Her tarafta film ve sinema ile ilgili dergiler, festivaller, TV kanalları, sinema
gösterimleri var. Film ile bu kadar iç içe yaşamak beni etkiledi. Zaten daha önceden de film ve sinemaya bir ilgim vardı.
Sinemayla ilgili yayınları, makaleleri zevkle okuyordum. İşte bütün bu sebeplerden dolayı sinemayı kariyer olarak benimsedim.
*Sinema eğitimi aldınız ancak çalışmalarınız belgesel filmlerden oluşuyor. Bunun sebebi nedir?
Sinema ile belgesel, aslında birbirinden çok farklı alanlar değil. Ben bu ikisini birbirinden ayırıyorum. Belgesel film, hayatı
gerçekleriyle aynı anda görüntüler. Sinemada ise; siz, hayatı kendiniz şekillendirirsiniz. Ancak ikisinde de bir kamera, bir
ışık, bir kurgu söz konusudur. Kamerayı nereye koyacağınızı karar vermek ikisinde de yaratıcı zevklerdir. Belgesel filmi
yaparken kendinizi de eğitebilirsiniz. Bilmediğiniz bir konu hakkında araştırma yapıyorsunuz, okuyorsunuz böylece bilgi
topluyorsunuz. Ayrıca belgesel filmin şöyle bir avantajı var: Sinema filminin senaryosu doğrultusunda sonu da bellidir.
Belgesel Film ise sürprizlerle doludur. Araştırma hep devam ettiğinden montajın sonuna kadar filmin, nereye doğru gittiğini
bilemezsiniz Öyle bir şey olur ki, son anda elinize geçen bir belge filmin konusunun değişmesine, son anda gelen bir fotoğraf
filmin daha dramatik bir hal almasına yol açabilir. Filmin seslendirmesi bile tek başına filme, olağanüstü bir boyut katabilir. Bu
yüzden belgesel, biraz daha devingen bir film türü. Ayrıca, Türkiye'nin belgesel film alanında bir açığı olduğunu düşünüyorum.
Ekip Film bünyesinde çektiğimiz filmlerle, bu açığı bir nebze olsun kapatmaya çalışıyoruz.
*Belgesel film, çok geniş kapsamlı bir ön hazırlık gerektiriyor; çünkü amaç gerçeği olduğu gibi yansıtabilmek. Bu sorumluluk
sizi çalışmalarınızda nasıl etkiliyor?
Belgesel filmlerin kalitesi yapılan araştırma ile doğru orantılıdır. Araştırma filmin sonuna kadar sürmelidir. Varsayımlardan
kaçınılmalıdır. belgesel filmin zorluğu ve sorumluluğu görüldüğü üzere onun tarzından kaynaklanıyor. Biz de bu sorumluluğun
gereği olarak araştırmalarımız sonunda elde ettiğimiz bilgilerin üçüncü bir kaynaktan doğrulanmasına önem veriyoruz.
*Araştırmanın bu kadar önemli olması ekibinizi ve niteliklerini akla getiriyor. Bir belgesel ekibinde olması gereken nitelikler
nelerdir? Siz ekibinizi oluştururken nelere dikkat ettiniz?
Bir belgesel ekibi herşeyi sorgulamalıdır. Çok titiz olmalıdır. Elde ettiği bilgiyi ikinci hatta üçüncü elden kontrol etmelidir. Bulunan
belgenin ve fotoğrafın mümkünse orijinali bulunmaya çalışılmalıdır. Sonuç olarak ekibin büyüklüğünden çok bilgiye ulaşabilme
kabiliyeti önemlidir. Ayrıca hangi kaynaktan ne tür bilgi edinileceği, hangi arşivde kiminle görüşülerek doğru bilgiye ulaşılabileceğini
bilen bir ekip az kişiyle de çok iş çıkartabilir.
*Dilerseniz biraz da ilk çalışmanız olan Atatürk Belgeseli'nden bahsedelim. Daha önceki röportajlarınızda, Atatürk Belgeseli'ndeki
amacınızın yabancılara Atatürk'ü tanıtmak olduğunu belirtmiştiniz. Filmde, Atatürk hakkında bilgi verecek kişileri, yabancılardan
seçmenizin sebebi bu muydu?
Atatürk Belgeseli için kaynakları yabancılardan seçmek "bir zorunluluktu" diye, düşünüyorum. Düşünün, Churchill ile ilgili bir belgesel
çekiliyor ve konuşanlar hep İngiliz. Onu övüyorlar. Bunun bir inandırıcılığı olur mu? olmaz. Ancak bir Pakistanlı, "Churchill hakkında
bir araştırma yapmıştım, şu yönleri beni çok etkiledi." şeklinde konuşursa bunun inandırıcılığı fazla olur. Atatürk'ü uzaktan objektif
olarak incelemek için; "Atatürk ile herhangi bir ulusal ve biyolojik bağı olmayan insanlar ile konuşalım, bakalım bu insanlar onu nasıl
yorumluyorlar?" görelim, dedik. Bu kişileri uluslararası platformda konuşturmamız, bizim için de uluslararası alanda bir referans olur
diye düşündük.
*Yurt dışındaki bu kaynaklara ulaşmak için nasıl bir yol izlediniz?
Yurt dışında arşivler oldukça düzenlidir ve uzmanlar sistematik çalışırlar. Bizde bu arşivlerin bir listesi var ve ihtiyacımız olan bilgilere
bu adreslere e-mail çekerek ve faks yollayarak ulaşabiliyoruz. Bunun dışında iyi bir danışma kurulunuz olması gerekiyor. Bu kurul
incelediğiniz konu hakkında bilgi sahibi olan insanlardan oluşturulmalıdır. Bu kuruldaki kişiler sizi çalışmalarınızda yönlendirebilirler;
çünkü bu kişiler sizin bir iki yıldır uğraştığınız konuyu 40 yıldır inceleyen insanlardır ve oldukça yüklü bilgi birikimleri vardır. Ellerinden
bir çok fotoğraf geçmiştir ve pek çok kişi tanımışlardır. Bu kişiler sizin pek çok yeni dokümana ulaşmanızı sağlıyor.
*İlk belgesel filminiz için Atatürk'ü konu olarak seçmenizin sebebi neydi? Belgesel konusu olarak hakkında bilgi sahibi olunan kişileri
seçmek riskli bir iş çünkü insanlar bu gibi konulara karşı daha ilgisiz olabiliyorlar ve bildikleri şeyleri izlemekten sıkılabiliyorlar.
Ben şimdiye kadar çekilmiş olan Atatürk belgesellerine baktım ve bu kadar ilginç bir hayattan bu kadar sıkıcı filmler çıkarmak çok zor
bir iştir diye düşündüm. Atatürk Belgesellerinde Atatürk'ün insani yönünün atlandığını gördüm. Ortada dramatik bir öykü var ama
insanlar bunu atlamış. Can Dündar tarafından hazırlanan "Sarı Zeybek" bu duygusal yönü biraz olsun yakalamıştı. Fakat o belgesel de,
sadece Atatürk'ün son 500 gününü anlatıyordu. Sonuç olarak söylenmemiş şeyleri olduğuna, söylenilenlerin de daha farklı bir bakış
açısıyla çarpıcı bir hale getirilebileceğine inanmıştım. Bu yüzden bu konuyu seçtim.
*Belgesel filmlerinizin metnini de siz yazıyorsunuz. Yazarlık yönünüz de var mı?
Aslında metnin yazımı, en zorlandığım aşama, çünkü yazarlık yönüm yok. Sadece araştırmanın içinde bulunduğum için, yazımı da ben
üstleniyorum. Şiirsel bir anlatımım yok. Metin akıcı, heyecan verici ve tempolu olsun istiyorum. Bu yüzden de metinler duygusallıktan
çok didaktik özellikler taşıyor.
*Atatürk Belgeseli'nden sonra Fenerbahçe Belgeseli çektiniz. Şu anda da Nemrut Belgeseli üzerinde çalışmalarınıza devam ediyorsunuz.
Nemrut Belgeseli hakkında da bize biraz bilgi verebilir misiniz?
Nemrut Belgeseli'ni, İş Bankası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın sponsorluğunda çekiyoruz. Fenerbahçe Belgeseli'nde olduğu
gibi bu çalışmamızda da canlandırmalara yer vereceğiz. Bilgi ve animasyonu birleştireceğiz. Bu film için İtalya'dan 1, Almanya'dan 2 ve
A.B.D'den 3 uzman gelecek. Uzmanları mekanda görüntüleyeceğiz. Belgesel, renkli çekilecek ve kralın Nemrut Dağı'nı keşfi, tahta
çıkma töreni canlandırılacak. Belgeseli Kasım ayında bitirmeyi planlıyoruz.
*Tolga bey bize zaman ayırdığınız için size teşekkür ediyor çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Ben de size ilginiz için teşekkür ederim.
Kaynak -
http://207.201.138.3/best/arsiv/tolga_ornek.htm
|