|
Ayşe Şeyda MARAŞ

Doğum Tarihi - 19 Nisan 1975
1975 Doğumlu. Eğitimi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-Tv Bölümü.
Açık su scuba rescue dalgıcıdır. Kaş'ta bir dalış merkezinde, sualtlı fotoğrafçısı ve sualtı
videographer olarak çalışıyor. "Sular Altında Kalan Cümleler" adlı filmi sualtını dramatize etmeye
çalıştığı ilk filmidir. MSÜ-STM Mensupları Derneğine üyedir.
YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLERİ
Sular Altında Kalan Cümleler - 2005
3. Pam Çevre Kısa Film Festivali, Uluslararası Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2005
Uluslararası Doğu Akdeniz Sualtı Film Festivali, İkincilik Ödülü. 2005
Kemer Uluslararası Sualtı Günleri, Gösterim. 2005
ODTÜ Kısa Film Günleri, Gösterim. 2005
Hilâl Tv 1. Kısa Film Yarışması, Mansiyon Ödülü. 2007
Hisar Kısa Film Festivali, katılım. 2007
Madag / DEMA - 2005
Mağara Kaşifleri - 2005
Begonvil Dalış Merkezi Tanıtım Filmi - 2003
Yönetmen - Ayşe Şeyda MARAŞ
Sualtı Kamera - Ayşe Şeyda MARAŞ, Atilla KARA
Kaynak
Ayşe Şeyda MARAŞ
Derin sularda görüntü avlayan kadın
Şeyda Maraş, Türkiye’nin ilk kadın sualtı “videografırı”. Nedir o? İyi bir
dalgıç olmak, su altında bir çekim yapabilmek, yaptığın çekimlerle bir hikâye
anlatabilmek, kurgusuyla, müziğiyle bir film ortaya çıkarabilmek. Bütün
Türkiye’de, tüm bu işleri aynı anda yapan iki kadın daha var.
Şeyda Maraş altı yıldır sualtında... Önce merak sonra hobi olarak başlayan
dalgıçlık onu öyle etkilemiş ki artık sualtı fotoğrafları çekiyor, denizin
derinliklerinin hikâyesini video filmleriyle anlatıyor.
Türkiye’nin “ilk kadın sualtı videografırı” Şeyda Maraş, başka bir deyişle
sualtı film yönetmeni; Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki sinema eğitimini yarım
bırakıp Kaş’a yerleşmiş, kendisini “şehir kaçkını” olarak tanımlıyor ve Kaş’a
gelme sürecini şöyle anlatıyor: “1994’te Mimar Sinan Üniversitesi’ne özel
yetenek sınavıyla girip sinema eğitimine başladım, 1999 yılında beşinci
sömestrdeyken okulu bıraktım. Ailem İstanbul’da değildi, duygusal, ekonomik
nedenlerden dolayı artık İstanbul’da yapamayacağımı düşündüm. 1997 yılında Kaş’a
tatile gelmiştim ve âşık oldum Kaş’a. 2000 yılında ise tamamen yerleşmeye karar
verdim.”
İlk kez bir arkadaşının teşvikiyle sualtına dalan Maraş, şöyle devam ediyor:
“İlk dalışımdan sonra sualtını sevdiğime karar verdim ve 2001 yılında da
sualtına dalmaya başladım. Kaş Türkiye’nin dalış için en uygun yeri. Birincisi,
dalış yapılabilecek nokta sayısı fazla; ikincisi, sualtı habitatı çok iyi,
üçüncüsü ise batıklarıyla, sualtı arkeolojisi açısından çok zengin bir yer.
Çevremden özellikle Atilla Kara’nın büyük desteğini gördüm. Onun dalgıçlık
bilgisi, benim sinema bilgim, üretim yapmamız için bir sinerji oluşturdu.”
Şeyda Maraş’a, okuldaki hocaların ‘dur ne yapıyorsun, nereye gidiyorsun, okulu
bitir demedi mi?’ diye soruyoruz. “Dolaylı olarak!”, diyor. Ne demek “dolaylı
olarak?”
“Okuldaki öğrenci filmlerinde oynuyordum, Lütfi Akad 2002 yılında, o filmlerden
birinde beni izleyince, ‘Şeyda nerede?’ diye sormuş. ‘Gelip film çeksin,
bitirsin okulu’, diye bir tepkisi olmuş, ama ben o zaman Kaş’a yerleşmiştim.”
Sular Altında Kalan Cümleler
Şeyda Maraş, Sular Altında Kalan Cümleler’i 2003 yılında yaklaşık on üç kaset
olarak çekmiş, 2004’te kurgusunu bitirmiş ve 2005’te yarışmaya göndermiş. Film
ulusal ve uluslararası festivallerde gösterilmiş, yarışmalardan ödüller almış;
ama onun Kaş’a yerleşmekten muradı biraz da sinemadan uzaklaşmakmış.
“Gariptir, Kaş’a yerleşme gerekçelerimden biri sinema salonu olmamasıydı. Çok
yorulduğumu hissediyordum, sinemaya ilişkin hiçbir şey düşünmek istemiyordum. Bu
açıdan bakınca Kaş’ta arındığımı söyleyebilirim. Oysa sinema insanın içine
yerleşen bir virüs. Dalgıçlık yapmaya başladığımda suyun altında bambaşka bir
dünya gördüm ve içgüdüsel olarak bunun belgelenmesi gerektiğini düşündüm. Dalış
yaptığım firmanın sualtı fotoğraf makinesi vardı, onunla fotoğraf çekme
denemeleri yaptım. Bir süre sonra da sualtına dalan turistlerin fotoğraflarını
çekmeye başladım. Ama bu bana yetmedi, hareketli görüntü istiyordum, donmuş bir
anı su üstüne çıkarmak değil, sualtındaki hareketleri görüntülemek istiyordum.
Bu süreçte yüzlerce kare fotoğraf çektim. İlk zamanlar negatif çalıştım, sonra
dijital çalışmaya başladım.”
Sualtı filmlerinde genellikle deniz canlılarının beslenmesi, çiftleşmesi gibi
konular geveze bir dille anlatılırken, Şeyda Maraş ilk filmi Sular Altında Kalan
Cümleler’de denizin ağzından ama sadece kısa cümleler yazarak, denize varoluş
soruları sordurmuş. Bu soruların kendisinin Kaş’a yerleşmiş olmasıyla, bir
kaçışın sonrasında film yapmasıyla ilişkisi vardır elbette. Ama şu soru daha
provokatif sanki, o halde hemen soralım: “Suyun üstünde yönetmen olarak
yapabileceğin bir sürü şey varken, suyun altına inerek hareket alanını
daraltmıyor musun?”
“Aslında bu senin dışarıdan gördüğün! Benim burada olmam kader gibi, dalgıçlıkla
ilgilenmem hasbelkader olmuş bir şey. Madem suyun altındayım, dalgıçlık
yapıyorum, buradan bir film çıkarabilir miyim diye düşündüm. Kendi adıma
yaptığım filmi önemsiyorum; çünkü suyun altında görüntü avlıyorum. Böyle bir
malzemeden bir şeyler yapmayı, film çıkarmayı önemsiyorum. Çünkü ilk yaptığım
film, başka projelere ve Mağara Kâşifleri filmini yapmaya götürdü beni. Buna
sualtının daveti diyorum, ben. Zaten büyük beklentilerle buraya gelmedim, tam
tersi beklentilerime ket vurarak geldim, o yüzden benim için önemli bir şey.”
Şeyda Maraş, Türkiye’nin ilk kadın sualtı “videografırı” olduğunu söylüyor.
Kadın dalgıçların sayısının son yıllarda arttığını biliyoruz; ama sualtı
videografırlığı yapan kadın sayısında bir artış var mı, bir de bunun kriteri
nedir? “Benim dışımda iki kadın videografır daha biliyorum: Başak Çallıoğlu ile
Gökçe Durusoy. Sadece sualtında çekim yapmak değil, yaptığın çekimlerle bir
hikâye anlatmak, kurgusuyla, müziğiyle bir film ortaya çıkarmak önemli. Tabii
bunun kayda geçmesi için bir deklarasyonu da olmalı; yani bir yarışmada ya da
bir festivalde gösterilmeli. Yoksa eline kamerayı alıp çekim yapan herkesi
sualtı videografırı olarak değerlendiremeyiz. Ama sualtı videografırlığının bu
kadar az kadın tarafından yapılmasının nedeni, bu işin bir yanıyla ‘autorluk’
gerektirmesi. Dalgıçlık bilmeniz, bazen kamerayı sizin kullanmanız, sonra
metnini yazıp, kendiniz kurgulamanız gerekiyor.”
Dalgıçlık ve sualtı videografırlığı daha çok erkeklerin işi olarak görülüyor.
Ancak Maraş, erkeklerinin de çoğunun sinema bilgisi olmadığını ve bu işi hobi
olarak yaptıklarını kaydediyor. Önünde örnek teşkil edecek kimsenin olmamasının
kendisini yalnız bıraktığını ifade eden Maraş, “Dalgıçlık işinde sualtına dalış
seviyen ve dalış sayın çok önemlidir, benim böyle bir niteliğim yoktu. Bu
‘hobi’yi gerçekleştirmek için hoca olman, kariyer yapmış olman gerekiyor!
Yapılan işler de bizim sinema bilgimizin çok uzağında yetersiz işlerdi. Bu
yüzden sualtı videografırlarıyla erkek olmalarından daha önce sinemasal
bakışları olmadığı için bir dil yakalayamadık.” diyor.
‘Sualtına dalmak arındırır’
Şeyda Maraş’ın sualtında yaptığı çalışmalar onun yeniden okula dönmesine yol
açmış. Aftan yararlanıp Mimar Sinan Üniversitesi’ne geri dönmüş ve Afla Gelen
adlı bir kısa film çekmiş. Geçen yıl Kültür Bakanlığı’ndan destek alan Mağara
Kâşifleri filmi ise hem TRT’de hem de İZTv’de gösterilmiş. “Şehirde bir şey
yapmaya adaydık ve bir şey olmaya zorlanıyorduk. Sinema öğrencisiyken çok önemli
şeyleri bir anda yapmak istiyorsun. Mesela ‘ben bir film çekmeliyim, özgün
olmalı!’ diyordum. Bu düşünce beni sıkıştırdı, sınırladı. Ama burada yaptığım
işler kendiliğinden oluştu. ‘Mış’ gibi yapmadan bu işlere soyundum; bu yüzden
kendimi arınmış hissediyorum. Beklentilerimiz küçüktü yani, çok önemli bu.”
diyen Maraş, Sular Altında Kalan Cümleler’i çekerken bütün bu beklentileri bir
kenara bıraktığını, Mağara Dalgıçları’nın ise sualtı ve üstü çekimleriyle ciddi
bir film olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: “80 metreye daldık ki, bu Türkiye
için önemli bir derinlik. Güzden Varinlioğlu, mağaraya dalabilen, kendi alanında
tek aktif kadındı ve dört yıl içinde benim geçtiğim yoldan geçen iki kadın
videografır oluştu. Ve aynı okulda okuduğumuz Meryem Yavuz ve Goncagül Aköz’le
aynı yere akan bir ırmak gibi buluştuk ve birlikte bir proje yapmaya başladık.
Bu gerçek anlamda kadınların oluşturduğu bir ekip oldu.”
Sayı: 39
Bölüm: Aktüel
Rıza KIRAÇ
pazar.zaman.com.tr
|