|
Nur AKALIN
Doğum Tarihi - 1963, İstanbul
Eğitimi - Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü
Filmleriyle yurtiçi ve yurtdışı çeşitli yarışma ve festivalde gösterime katılmış, çeşitli ödüller almıştır.
Video Klip yönetmenlikleri vardır.
Nur Akalın'ın ilk uzun metrajlı film çalışması "Flu". Küçük İskender'in
senaryosundan filmleşecek olan bu filmde başrollerde Bülent Çolak, Devrim Nas ve
Bennu Yıldırımlar rol alacak. Filmde Beyoğlu'nun alt kültür insanları
anlatılacak.
YÖNETMEN FİLMOGRAFİSİ
Joenjoy - 2007
YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESEL FİLMLER
Tavşan Kaç - 1992
Üniversite Projesi
pelikül (35 mm), 17'
Yedikule Seratonin 2 Sergisi - Gazhane Fabrikası
Büyük Ada / 12'
Göksu / 7'
Nisan 87 - 1987 / 45’
Med-Cezir - 1994 / 10'
Şimdiki Geçmiş Zaman / 15'
Üniversite Projesi
İlhan Arakon Atölyesi
YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLER
İthaf - 1986 / 27’
Parktaki Işık - 1992
İlgisiz - 1997 / 30'
Sonsuz - 1990 / 10’
Burdan Uzağa - 1991 / 17’
Parktaki Işık - 1992 / 17’
Buradan Uzağa - 1992 / 17'
Son
Melek Defteri
Norma Nasıl
Üniversite Projesi
Sami Şekeroğlu Atölyesi
Bugün Senden Mektup Aldım - 1995
dramatik, renkli, pelikül (35 mm) , 26'
Senaryo - Nur AKALIN
Yapımcı - Ufuk Ahıska
Kaynak
5. Ankara Uluslararası Film Festivali Katalogu
Bu yılın ilk konuğu kısa film çekmeyi istikrarla sürdürebilmiş bir isim Nur
Akalın. Onun sinema serüveni Mimar Sinan Üniv. Güzel Sanatlar Fakültesi
Dekor-Kostüm bölümünde okurken başlıyor. Daha sonra aynı fakültenin Sinema-TV
bölümüne geçerek kısa film macerasına adım atmış oluyor. Okul yıllarında kamera
asistanlığı, yönetmen yardımcılığı, Zen gurubunun klip yönetmenliği gibi işler
yaparken, kısa film çekmeyi hiç ihmal etmiyor. Bu maceranın geri kalan bölümü
için sizleri söyleşiyi okumaya davet ediyorum.
Kısa filmin tanımı sence nedir?
“Kısa Film” in “bence” diye bir tanımı olamaz diye düşünüyorum. “Sinema” nasıl
evrensel bir kelime ise Türkçe karşılığını bulmaya çalışıyoruz. Sınırlarımız
içinde de bir “sinema” karşılığımız, tarihimiz var. Bu uluslararası sanat içinde
“kısa metraj” oldukça önemli bir konuma sahip. Biz kısa filmciler: bir çeşit
özgünlükle “bence” ifadesi altında bazı örnekler gerçekleştirdik,
gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Aslında sinema tekniğinin örneklenmesi, bir tarz,
bir anlatım biçiminin geliştirilmesi diye düşünüyorum. Sinema’nın, video’nun
değil. Video kullanımı teknik açıdan bir başka tarz. Sinema ve film, kendi
içinde kurgu, ışık, ses ilişkileri ile daha zorlayıcı uygulamaları barındırıyor.
Video kullanımının kolaylığını, el altında olmasını kasdederek bunu söylüyorum.
Bu bir seçim olabilir. Kişisel tarz ise daha tehlikeli bir boyut. Kişisel tarz
içinde “kişisellik” nasıl bir şey! Bir çeşit karakter, düşünce biçimi, hayata
bakış vs. işin içine giriyor. Her “kısa film” yapan sanatçının bu bağımsızlığı,
özgünlüğü sürdürebildiği söylenemez. Bu da bir çeşitlilik.
Uzun yıllardır kısa filmle ilgili çalışmaların sürüyor, kaç yıl oldu?
Belgeselden dramatik öykülere, hatta kitap uyarlaması denemelerin oldu. En
sevdiğin çalışman hangisi?
Dönüp, dolaşıp şunu anlıyorum ki ben film yapmayı seviyorum. O süreci. Bir araya
gelip, düşünmeyi ve gerçekleştirmeyi. 87’den itibaren sinema düşünüyorum demek
durumundayım. 87 öncesi Sahne Tasarım okuyordum. Üçüncü yıl, sinema okuluna
gitmeğe karar verdim. Biraz romantik olacak, benim bu şekilde karar vermeme
neden olan film Polanski’nin “Macbeth”i. Biraz okul alışkanlığı belgesel film
yaptım. Kurgu açısından belgesel üzerinde yapılan çalışmaların gerçekten çok
faydası oldu. Kitap uyarlaması yapmadım aslında. Sadece bir kısa metraj da Kafka
okuyan bir karakter vardı, (P. Açıkalın’nın canlandırdığı) O filmin adı “Buradan
Uzağa”, bu isimde Kafka’nın bir öyküsü.. Ben yazı yazdığım için -üç hikaye
kitabı- senaryo yazdığım zaman etkisi var. Bir çeşit kötü senarist olduğumu
söyleyebilirim. Çünkü edebiyat metni ile film senaryosu arasındaki farkı en çok
hissedenlerden biriyim ben de.
Pek çok kısa film yarışmasında yarıştın, ödüller aldın. Jüri üyesi olup kısa
film değerlendirmeleri de yaptın. Madalyonun iki yüzünü de görmüş biri olarak
bize bir değerlendirme yapar mısın?
Yarışmalar, gösterimler, film bittikten sonra filmi paylaşabildiğimiz alanlar.
İzleyicilerle beraber bizim de izlediğimiz. Film yapımının önemli bir aşaması,
kısa metraj film yapmanın da kritik bir noktası. O aşamada paylaşımlar, ödüller,
izleyenlerin (arkadaşların) beğenisi, değerlendirmesi cesaret verici oluyor.
Daha sonra arkadaşlarımız bizim korkunç eleştirmenlerimiz olabilir. Bu işin
keyifli yönü. Ben ilk jüri üyesi teklifi aldığımda, bir çeşit “ben büyüdüm”
hissine kapıldım. Büyümek istemeyen bir çocuk ruhu taşımak, onu korumak
istiyorsanız bu biraz sizi tedirgin edebilir. Tabi bu biraz da içli dışlı olmak
gibi bir doğallık da içeriyor. Arkadaşlar film yapıyor ve bu filmleri yine
onların arkadaşı olan sizler değerlendirme şansını kullanıyorsunuz. O zaman yine
ilk farkettiğim sinema ve video kriterimdi. Kurgu, bir çeşit anlatım biçimi çok
dikkatimi çekiyordu. Biraz kendi zihinsel sürecimle izlediğim bir başka filmin
içindeki zihin akışı diyelim. Ne, neden, nasıl, ne tür bir estetik kaygıyla
gibi. Film yaparken kendi düşündüğüm, dikkat ettiğim ayrıntılara, izlediğim
filmde de dikkat etmeye çalıştım.
Kısa metraj film uzun metraja geçmek için basamak olarak kullanılıyor, senin de
uzun metraj hazırlığın var mı?
Bu ifade biraz kırıcı geliyor bana: “..uzun metraja geçmek için
kullanılıyor..”Bu pek öyle değil. Kişisel bir süreç. Kısa film yapmadan uzun
metraj film yapanlar var. Kısa film yaptıktan sonra “sinema”yı bir kenara
bırakıp film yapanlar da olabilir. Uzun metraj düşünüldüğünde gerçekleşmesi
prodüksiyon koşullarını gerektiren, yönetmenin ve senaryonun dışında izleyiciye
ulaşma kaygıları barındıran bir “zihniyet”. Bu “zihniyet” içinde
bağımsızlığımızı ne kadar koruyabiliriz? Uzun metraj film yapımının en büyük
problemi bu diye düşünüyorum.
Kısa filmi ihtisas alanı seçmiş biri olarak uzun metraja geçiş yapma nedeni
nedir, sırada yeni bir kısa proje var mı?
Benim süresi 90 dakika olan bir projem var. Kısa metraj film yaparken 30 dakika
bir ölçü oluşturuyor. Sadece anlatım süresi farklı. Kaygılar değişmedi.
|