|
Zil : İstanbul'dan Dünyaya Bir Ses
Yapım Tarihi : 2006
Süresi : 30'
Formatı : Türkiye / Türkçe / Betacam SP
Yönetmen - Lütfü ÖZARSLAN
Yapımcı - Lütfü ÖZARSLAN
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 2006 Yılı Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri,
Televizyon Belgesel dalı ödülü. 2006
Özarslan: 'Bütçesiz çekilen bir belgesel bize ödül kazandırdı'
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Geleneksel Türkiye Gazetecilik Başarı
Ödülleri 2006’da Televizyon Belgesel Dalında ödüle laik görülen 'Zil:
İstanbul’dan Dünyaya Bir Ses' isimli belgeselin yapımcısı Lütfi Özarslan
belgeselin izleyiciler tarafından olumlu bir tepki aldığını belirtti.
Belgesel nedir? Bir belgeselin yapım aşamasını kısaca bize anlatır mısınız?
Belgeselle ilgili çok değişik tanımlar var; ama belgeselin en büyük özelliği
dünyada insana, doğaya ya da tarihe ait herhangi bir olguyu ele alıp onu yine
dünyanın her tarafına aynı dilde aktarmaktır. Bir belgesel yaparken Afrika'daki
bir kabile yaşantısıyla New York’taki yüksek düzeydeki bir yaşantının aynı dili
algılamasını göz önünde bulundurmamız gerekir. Yapım aşamasında öncelikle
belgeselci insanlara bir konuyu anlatma gereği duyacaktır. Bunun için çok
sıradan konular kullanabilir veya insanların dikkatini çekmeyen; fakat günlük
yaşamımızda olan, yaşamı etkileyen konular da kullanabilir. Belgeselci bu
aşamada öncelikle konunun belgesel konusu olup olmadığına dikkat etmelidir.
Sonra konuyla ilgili bir tezinin olması gerekir. Bunun sonrasındaysa bu tezi
ispatlayacak materyalleri toplaması gerekir. Bunların hiçbiri kurgusal
olmamalıdır. Sinema kurgusaldır; ancak belgesel gerçeğe dayanmak zorundadır.
Belgeselin evrensel bir dilinin olması gerekir. Yerel bir belgesel olmaz.
Belgeselci tüm bunlara hakimse araştırmasını yapar. Bu araştırma kişiden kişiye,
konudan konuya değişir. Belgeselci araştırma yapmak zorundadır ve bu araştırma
için uzman görüşe ihtiyaç duyar. Çünkü belgeselci tek başına uzman değildir.
Konuyla ilgili hem taraftar hem de karşıt görüşleri ortaya koymak zorundadır.
Türkiye'deki belgeselciliği nasıl buluyorsunuz? Bu kulvarda TRT’yi nerede
görüyorsunuz?
Türkiye'de belgesel görsel medyada üvey evlat muamelesi görür; ama bir şekilde
Türkiye’de belgesel üretiliyor ve bu belgeseller dünya platformlarında yer
buluyor. Bu konuda TRT’nin ayrı bir yeri var. TRT’nin belgeselleri her zaman
ulusal ve uluslararası düzeyde izleyici tepkisini olumlu bir şekilde alıyor.
Bize 2006 yılı Televizyon Belgesel Dalında ödül aldığınız 'Zil: İstanbul'dan
Dünyaya Bir Ses' isimli belgeselinizi tanıtır mısınız?
Bu belgeselimizde bateri zillerinin 400 yıllık bir öyküsünü ele aldık. Burada
yaklaşık 400 yıl önce aynı metotla yapılan el yapımı ziller önce kilise
seranomisi için hazırlanıyor. Sonra zamanın Osmanlı padişahı tarafından mehteran
bölüğüne alınıyor. Osmanlının Batıya yaptığı seferler sırasında Batılılar
tarafından da tanınıyor ve orkestraya dahil ediliyor. Sonrasında sergilere
katılıyor, ödüller alıyor. Ziller 400 yıldır aynı metotla üretiliyor. Hala
dünyanın büyük bateristleri İstanbul zillerini kullanıyor. Belgeselin sonunda
uzmanların ve bu zilleri üreten insanların görüşlerine yer veriliyor.
Bu belgeselin çekiminde karşılaştığınız sorular nelerdir?
'Zil: İstanbul'dan Dünyaya Bir Ses' isimli belgesel TRT’ye ek bir maliyet
getirmeden çekildi. Bütçesiz çekilen bir belgesel olduğu için çekim aşamasında
bir takım zorluklarla karşılaştık. Mesela; bazı konuşmacılar maddi beklenti
içerisindeydiler ve bütçemiz olmadığı için çekimi gerçekleştiremedik. Bu da
belgesel formatını değiştirmemize neden oldu. Bunun dışında teknik olarak
zorluklar da yaşadık. Örneğin; ses için on kere montaja girdik. On defa ses
bozuk çıktı ve inatla yayına hazır hale getirinceye kadar ses montajıyla
uğraştık. Bu da belgeselin hazır hale getirilme süresini uzattı.
Türkiye’nin yerel belgesel kanalı İz Tv hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bence önemli ve yerinde bir girişim; fakat belgeselcilere yön gösterecek
belgeselleri göstermediklerini düşünüyorum. Hatta bir kısım belgesellerin
belgesel niteliği de tartışılır. Benim çok dikkatimi çeken bir konu ise Türkiye
de bu kadar belgeselci varken birkaç tane yabancının çok rahat belgesel
yapabilmesidir. Bunlar bütün Türkiye’yi dolaşıp bizim yerel belgeselcilerin
çektiklerini çok sıradan ve yüzeysel çekiyorlar. Onların çok rahat yer
bulabilmelerinin nedenini açıkçası merak ediyorum.
Şimdiki çalışmaların bahsedir misiniz?
Sualtı belgeseli ve Haydarpaşa ile ilgili bir belgesel hazırlıyorum. Sualtı
belgeselinin bütün çekim aşamaları bitti. Bu belgeseli geçenlerde kaybettiğimiz
Haluk Cecan çekmişti. Bu bize çok büyük bir üzüntü verdi ve onun adına bu
belgeseli öncelikle bitirmeye çalışacağız. Diğeri ise Haydarpaşa’nın yeni bir
sürece girmesiyle ilgili bir belgesel.
Tecrübeli bir belgesel yapımcısı olarak genç belgeselcilere tavsiyeleriniz
nelerdir?
Çok klasik olacak ama genç belgeselciler sürekli okusun. Çünkü okudukları her
şeyden bir belgesel konusu çıkarabilirler. Bir de sürekli dolaşsınlar; çünkü
çevrelerindeki her şey bir belgesel konusu olabilir.
Kaynak
Gizem Adanır, KOÜHA
kerimkaragoz.com
|