Yapım Tarihi - 1937
Süre - 00:00:00
Format - Kurmaca, Siyah Beyaz, Türkçe, 35mm
Vizyona Giriş Tarihi - 28 Ekim 1937
Yönetmen / Director - Nazım Hikmet
Senarist / Writer - Nazım Hikmet
Yapımcı / Producer - İhsan İpekçi
Yapım / Product - İpek Film
Yapım Yardımcısı / co-producer - Kani İpekçi
Müzik / Composer - Aziz Basmacı
Foto Direktörü / Cinematographer - Lazar Yazıcıoğlu
Dekor / Set Decorator - Abidin Dino
Müzik
Neyzen Tevfik Kolaylı
Safiye Ayla
Şarkılar
Fahire Fersan
Refik Fersan
Nerkis Hanım
Oyuncular / Cast
Ferdi Tayfur
Arif Dino
Neset Berküren
Kani Kipçak
Müfit Kipe
Hulusi Kentmen
Refik Kemal Arduman
Settar Körmükçü
Temel Karamahmut
Vedat Örfi Bengü
Mediha Baran
Reşit Baran
Neyzen Tevfik Kolaylı
Ali Sururi
Güzin Dino
İstanbul'un işgali sırasında hafızasını yitiren ve hâlâ o dönemde yaşadığını
sanan bir genç, 17 yıl sonra tedavi gördükten sonra kendini Cumhuriyet
dönemindeki Türkiye'de bulur.
A young who lost his memory during the occupation of Istanbul and thinks he
still lives in that time, finds himself in Turkey of Republic when he's treated
after 17 years later.
28 Ekim 1937 tarihinde İstanbul'da "İpek" sinemasında, İzmir'de "Elhamra"
sinemalarında gösterime girmiş olup film şu an kayıptır.
Mütareke yıllarında belleğini yitiren bir delikanlının, 17 yıl boyunca kendisini hep o dönemlerde yaşıyormuş gibi
sandıktan sonra, geçirdiği ameliyatla iyileşmesini ve kendisini birdenbire Cumhuriyet Türkiye'sinde buluvermesini
anlatıyor.
Kaynak
Belgesel Sinema
Bilgin Adalı
Nazım Hikmet film de hiç tiyatro oyuncu su oynatmamış. Başrolünde ki Güzin hanımın (Rolü - Ayşe) ise tek filmidir. 28
Ekim 1937 perşembe İstanbul "İpek ", İzmir " Elhamra " sinemalarında matineler de (Saat 13:00) gösterime girmiş. Kendi
ifadesiyle musiki kısmında "Bayan Nerkis, Fahire, Refik, Bayan Safiye ve üstat Neyzen Tevfik" bulunmaktaymış. Filme
ilaveten "Miki Maus" oynatmışlar.
Konusu
"Operatör Cemil üniversite tıp fakültesinden kızı Ayşe'yle beraber İstanbul'un uzak sayfiyelerinden birinde
oturmaktadır. Bestekar Ahmet Ali sakat bir adam, operatör Cemilin komşusudur. Ahmet Ali talebesi ve sevgilisi olan bir
dansözle yaşamaktadır.
Bir gece Ahmet Ali talebesine dans provası yaptırır ve operatör Cemil kızı Ayşe'yle, kendi köşkünün ağaçları altında
otururken doktorun bahçesine acayip bir adam girer. Bu, hususi akıl hastanelerinin birinden kaçmış bir hastadır. Kim
olduğunu, nereden geldiğini bilmemekte ve Hasan 35 yaşında olduğu halde kendisini 75 yaşında sanmakta, Kraliçe Victoria
devrinden itibaren bütün tarihi yaşadığına emin bulunmaktadır.
Bestekar Ahmet alinin sevgilisi,kocasını bırakıp kaçarken operatör Cemil kızının ısrarıyla Hasanı ameliyat yapar. Hasta
iyi olur. Fakat bu sefer de kazaya uğrayıp hafızasını kaybettikten sonra geçen 15 senenin farkında değildir.
Bir gün bestekar Ahmet Ali, operatör Cemile, sakatlığını gidermek için müracaat ettiği sıralarda, Hasan on beş senelik
bir uykudan uyandığını Ayşe'den öğrenir ve...
Bu yeni yerli filmimizin mevzuunun son kısmını bütün halkımızın merak edip göreceği bir eser olduğundan koymuyoruz ".
Maalesef filmin sonu yok. Tüm yazı bu, hem de noktası virgülüne kadar. Yazarı filmi övmüş. Son olarak belirteyim ki
kaynağı hariç ilk bilgileri buradadır. Daha fazlası ise "Sinematek" de.
Kaynak
Zafer Algan
Güneşe Doğru kayıp!
Agah Özgüç, Nâzım Hikmet'in 1937'de yönettiği Güneşe Doğru adlı uzun metrajlı filmi ile kendisinin yaptığı belgesel
filmlerinin kayıp olduğunu söyledi.
Yazar ve eleştirmen Agah Özgüç, Nâzım Hikmet'in 1937 yılında yapıp yönettiği Güneşe Doğru adlı uzun metrajlı filmi ile
yine kendisinin yaptığı bazı belgesel filmlerinin kayıp olduğunu söyledi.
Nâzım Hikmet'in Türk vatandaşlığına geri alınması kararından sonra Türk sinemasıyla ilgili arşiv çalışmalarıyla tanınan
yazar ve eleştirmen Agah Özgüç'ten çarpıcı iddialar geldi.
Agah Özgüç, Nâzım Hikmet'in 1937'de yayıp yönettiği uzun metrajlı sinema filmi "Güneşe Doğru" ile, bu filmden önce
çektiği "İstanbul Senfonisi" ile "Bursa Senfonisi" adlı belgesellerin kayıp olduğunu açıkladı.
"Güneşe Doğru" da mütareke yıllarında hafızasını yitiren bir gencin hayal dolu dünyasının anlatıldığını vurgulayan Özgüç,
filmin dekorlarını Abidin Dino'nun yaptığını, Ferdi Tayfur, Neyzen Tevfik'in de rol aldığını belirtti. Özgüç, Nâzım'ın
geçimini sağlamak için 'Mümtaz Osman' takma isimle film senaryoları yazdığını da anlattı. Türk sinema arşivinin kalbi
sayılan Mimar Sinan Üniversitesi Sinema ve Televizyon Merkezi de Özgüç'ün söz ettiği filmlerinin arşivlerinde
bulunmadığını açıkladı.
Mezara saldırı olabilir
Öte yandan Nâzım Hikmet'in kız kardeşi Saniye Yaltırım'ın torunu Murat Germen, mezarın Moskova'dan Türkiye'ye
getirilmesiyle ilgili ailenin endişesini dile getirdi - "Zarar verilmesinden çekiniyoruz. Burada aynı huzuru bulur mu
emin olamıyoruz." Germen, Nâzım'ın çınar ağacı altına gömülmek istediğine dikkat çekti ve "Kendisi adına Anadolu'da bir
çınar ormanı yapılabilir" önerisinde bulundu. Görüştüğümüz bir Rus yetkilisi de mezarın taşınmasına sadece ailesinin
karar verebileceğini belirtti.
t24.com.tr
7 Ocak 2009
Güneşe Doğru kayıp
Yazar ve eleştirmen Agah Özgüç, Nâzım Hikmet'in 1937 yılında yapıp yönettiği
Güneşe Doğru adlı uzun metrajlı filmi ile yine kendisinin yaptığı bazı belgesel
filmlerinin kayıp olduğunu söyledi.
Nâzım Hikmet'in Türk vatandaşlığına geri alınması kararından sonra Türk
sinemasıyla ilgili arşiv çalışmalarıyla tanınan yazar ve eleştirmen Agah
Özgüç'ten çarpıcı iddialar geldi. Agah Özgüç, Nâzım Hikmet'in 1937'de yayıp
yönettiği uzun metrajlı sinema filmi "Güneşe Doğru" ile, bu filmden önce çektiği
"İstanbul Senfonisi" ile "Bursa Senfonisi" adlı belgesellerin kayıp olduğunu
açıkladı. "Güneşe Doğru" da mütareke yıllarında hafızasını yitiren bir gencin
hayal dolu dünyasının anlatıldığını vurgulayan Özgüç, filmin dekorlarını Abidin
Dino'nun yaptığını, Ferdi Tayfur, Neyzen Tevfik'in de rol aldığını belirtti.
Özgüç, Nâzım'ın geçimini sağlamak için 'Mümtaz Osman' takma isimle film
senaryoları yazdığını da anlattı. Türk sinema arşivinin kalbi sayılan Mimar
Sinan Üniversitesi Sinema ve Televizyon Merkezi de Özgüç'ün söz ettiği
filmlerinin arşivlerinde bulunmadığını açıkladı.
arsiv.sabah.com.tr
06.01.2009
NAZIM HİKMET’İN YÖNETTİĞİ FİLM
Nazım Hikmet 1930 yıllardan başlayarak uzun süre İpek Film ile çalıştı.
Senaristlik, dublaj yönetmenliği yaptı. Kısa filmler çevirdi. 1937 yılında ise
bir uzun metrajlı film yönetti: Güneşe Doğru. Nazım’ın üvey oğlu Memet Fuat da
anılarında “İpek Film Stüdyosu’nda uzun süre Güneşe Doğru adlı filmin çekimini
izlemiştim,” diye anlatmaya başlar. “Anladığıma göre bunun nitelikli bir film
olması isteniyordu. Halkın hoşlandığı şeylerle tasarlanmamıştı. Sanki bütün
stüdyo nitelikli film üretme sınavına girmiş gibiydi. Bu arada Nazım da konulu
bir filmde sanırım ilk bağımsız yönetmenlik sınavını veriyordu. Daha önce Muhsin
Ertuğrul’ yardımcılık etmişti.” Güneşe Doğru filminin Türk sinemasını
geliştirmek için yapılmış bir atılım olduğunu düşünen Memet Fuat devam eder:
“Dışarlara az mı gidiyorlardı bilmiyorum, sanki filmin neredeyse bütünü
stüdyodaki dekorların içinde çekiliyormuş gibi geliyordu bana. Hep oradaydılar.
Çok özeniyor, her sahneyi çekmeden önce birçok kez oynuyorlardı. Önemli bir
yenilik de kameranın yürütülmesiydi. O dönemde günümüzdeki gibi gelişmiş araçlar
yoktu. Kamera ise kocaman bir kutuydu. Marangozlardan biri oluklu bir tahta
yapıp kayganlaştırmış, o oluğun içine de üstüne kameranın konacağı bir kızak
yerleştirmişti. Böylece kamerayı çekerek belli bir doğrultuda hiç sarsmadan
kaydırabiliyordunuz. Hem Nazım, hem de kameraman bu buluşa çok sevinmişlerdi.
Oluğu yapan genç marangoz günlerce gelene gidene tanıştırılıp övgülere
boğulmuştu. Türkiye’de çekilen bir filmde kameranın ilk olarak kaydırıldığı
söyleniyordu.
Bak. Gökhan Akçura, “Nazım ve Sinema,” Şişli’de Bir Nazım içinde, Şişli
Belediyesi Yayını, 2024
Foto: Güneşe Doğru’nun çekimlerinde oyuncular ve ekim ekibi
GÜNEŞE DOĞRU
Nazım’ın yönettiği tek uzun metrajlı film
Nazım Hikmet’i doğal olarak öncelikle şair yönüyle tanırız. Biraz daha derine
indiğimizde onun oyunlara ve romanlara da imza attığını görürüz. Ama pek
görünmeyen, iyice gizlenmiş bir yanı ise sinemacılığıdır. Nedeni sinemaya önem
vermemesi değil, bu alanda bir emekçi gibi çalışmak zorunda kalışından dolayı
yaratıcılığını hayata geçiremesidir. Nazım Hikmet’in yaşamak için ihtiyacı olan
nafakayı sağlayan bir sanat dalıdır sinema. Nazım Hikmet’in sinema ile ilgili
çalışmaları 1932 yılında başlar. O yıl çekilen Bir Millet Uyanıyor filminde reji
asistanı, Karım Beni Aldatırsa da ise senarist olarak görev üstlenir. Bir yandan
da dublaj stüdyosunu yönetmektedir. Üstüste çekilen operet filmlerinin
senaryolarını yazar, Karagöz, Düğün Gecesi gibi kısa filmlerin yönetmenliğini
üstlenir.
1937 yılında İpek Film Nazım Hikmet’e bir uzun metraj film yapması için şans
tanır. Ama ekonomik problemlerini çözememiş olan film şirketi, çok düşük bir
bütçeyi onaylamıştır. Filmin adı ise Güneşe Doğru olacaktır. Oyuncu kadrosundaki
tek profesyonel oyuncu Ferdi Tayfur’dur. Daha önce hiç bir deneyimi olmayan
Mediha adlı bir genç kız ve Arif Dino diğer önemli rolleri paylaşırlar. Musiki
kısmında Bayan Nerkis, Fahire, Refik, Safiye [Ayla] ve Neyzen Tevfik kısa
sahnelerde boy gösterirler. Dekorların Abidin Dino tarafından yapıldığını,
kameramanın da Lazar Yazıcıoğlu olduğunu ekleyelim.
Gökhan Akçura
TARİH dergisinde çıkan yazımdan tadımlık
FOTO:
İpek Film Stüdyosu’nda Güneşe Doğru seti.
Soldan Arif Dino, kameraman Lazar Yazıcıoğlu, baş kadın oyuncu Mediha Hanım,
Nâzım, omzuna dayandığı ressam Faruk Morel, arkalarında İhsan İpekçi ile Osman
İpekçi.