Yapım Tarihi - 2000
Süre - 00:15:00
Format - Kurmaca, Siyah Beyaz, Almanca
Yönetmen - Yüksel Yavuz
Görüntü Yönetmeni - Carsten Thiele
Oyuncu - Murat Karabey Yılmaz
Toplumdan uzak, suskun, içine dönük bir adamın öyküsü.. Pazarda beğendiği
bembeyaz kadın mantosunu giyince, önemsenmediği toplumda nasıl dikkat çekip,
tepkiler alacak? Bir gün İstanbul’da tuhaf bir adam ortaya çıkar. Herkes onu dilenci zanneder.
Hamallık yaparak kendine beyaz bir manto alır. Bu manto onun mahvolma sebebi olur.
One day, a scruffy looking man appears in Istanbul's streets. By doing odd jobs, he saves up to buy
a white coat that makes him look even more mysterious than ever.
12. Ankara Film Festivali, Ulusal Kısa Film, Kurmaca Dalı, Katıldı.
1. İzmir Kısa Film Günlerine katıldı. 2000
Türk - Alman Film Festivaline katıldı. 2004
1. Batman Yılmaz Güney Kürt Film Festivali, Kısaca Sinema Bölümü Gösterim Seçkisi. 2010
1. Londra Kürt Filmleri Festivali. 2001
Kaynak
Ankara Film Festivali
Der Mann mit dem weißen Mantel
Veröffentlicht am 19/08/2011 von Almancı
TR 2000, 15 min, OmeU
Regie - Yüksel Yavuz
Mit - Murat Karabey Yılmaz, Nazmi Kırık, Mehtap Bayrı, Tarkan Özdemir
Der auf Oğuz Atays Kurzgeschichte basierende Film behandelt das Thema einer
gesellschaftlichen Lynchjustiz.
Oğuz Atay’ın Kayıp Kısa Filmi ve Enteresan Hikayesi
Türk edebiyatının usta kalemlerinden Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken kitabında
yer alan Beyaz Mantolu Adam öyküsünün bir kısa film olarak sinemayla buluştuğunu
biliyor muydunuz?
Sinema ve edebiyat aslında birbirinden farklı alanlar gibi görünseler de,
esasında durum hiç de öyle değildir. Bu iki disiplin, her zaman ortak bir
paydada buluşmayı bilmiştir. Ortak noktaları ‘metin’ olan bu iki alan, her zaman
birbirlerinin yoldaşı olmuştur. Hal böyle olunca; sinemada edebiyat örneklerine
sıklıkla rast gelmemize şaşırmamak gerek tabii. Bu örneklerden biri ise Türk
edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken
kitabında yer alan ilk öyküsü Beyaz Mantolu Adam.
Tıpkı Fatih Akın gibi Almanya’da yaşayan 3. Kuşağa mensup Türkiye kökenli
yönetmenlerden biri olan Yüksel Yavuz, Atay’ın bu öyküsünü bir kısa filme
uyarlar. Göç-göçmen gibi konular üzerinde durduğu filmleriyle tanınan Yüksel
Yavuz, 2000 yılında Beyaz Mantolu Adam’dan uyarladığı filmin çekimlerini
tamamlamıştır. Sinema hayatında çektiği ikinci kısa filmi olan Beyaz Mantolu
Adam’ın başrolünde çok fazla tanınmayan bir oyuncu Murat Yılmaz karşımıza çıkar.
Kısa filmin görüntü yönetmenliğini Carsten Thile, sanat yönetmenliğini ise Veli
Kahraman üstlenmiştir. Bu isimlerin yanı sıra filme katkı sağlayan isimlerin
arasında, Oğuz Atay’ın kızı Özge Atay, yönetmen Ayşe Polat ve müzisyen Okay
Temiz de yer almıştır. Yavuz, filmde ufak tefek yaptığı değişikliklerin dışında
büyük oranda öyküye bağlı kalmıştır.
Beyaz Mantolu Adam İlk Olarak Oğuz Atay Tarafından Sinema İçin Kurgulanmış
Yıldız Ecevit tarafından 2015 yılında kaleme alınan, Oğuz Atay’ın yaşam öyküsünü
anlattığı “Ben Buradayım…” adlı kitabından şöyle bir bilgi ediniriz; aslında
Beyaz Mantolu Adam ilk olarak Oğuz Atay tarafından sinema için
kurgulanmıştır.[1]
Çevresindeki eşini dostunu film ekibine dahil eden Atay’ın filminde öyküde
yarattığı yetkinliği yansıtamadığı ise konuşulanlar arasında kendine yer bulur.
Filmin kurgu ve montaj aşamasında yakın arkadaşı Halit Refiğ’nin yardımlarını
alan Atay’ı, çekimler sırasında da bir başka arkadaşı Çetin Yalçın yalnız
bırakmamıştır. Ancak film çekim ve montaj sürecinden sonra ortadan kaybolmuş,
bir daha bu kısa filminden haber alınamamıştır. Kimsenin filmin tam halini
görmediğini anladığımız Ecevit’in yazdığı “Ben Buradayım…” kitabının yanı sıra,
Mürekkepbalığı Dergisi’nde Birgül Ergev’in Meydan Larousse Anıları adlı
yazısında yer alan Oğuz Atay’ın 70lerin başında ‘Beyaz Mantolu Adam’ öyküsünün
filmini çektiği ve sonrasında filmin akıbetiyle ilgili bir haber alınamaması
bilgisini de ediniyoruz.[2]
Elimizde sadece film çekimlerinden olduğunu anladığımız Oğuz Atay fotoğrafları
ve aklımızda acaba Oğuz Atay’ın dilinden okuduğumuz Beyaz Mantolu Adam’ı bir de
Atay’ın gözünden izlemek nasıl olurdu sorusu kalıyor.
Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken kitabının önsözünde Oğuz Demiralp tarafından şöyle
tanımlanır; “Oğuz Atay, toplumla uyuşmayan birey tipinin istenmediği bir dönemde
geldi yazın dünyamıza. Tepkilere karşın yerleşti. Gelirken de önemli bir
özgünlüğü getirdi - ironi.” Oğuz Atay kuşkusuz Türk Edebiyatının önemli
kalemlerinden biri. Atay, romanlarında ve öykülerinde sıklıkla karşılaştığımız
birey, yalnızlık, umutsuzluk kavramlarıyla bizi cümlelerinin arasında depresif
bir atmosferde bırakır; biz oradan çıkmanın yolunu ararken bir bakarız ki
kendimize yakın gördüğümüz bir Oğuz Atay karakterine çoktan sığınıvermişiz.
Böylesine iç karartıcı konuları, kendine has bir ironiyle ele alan yazar,
kitabının kahramanlarını hep toplumda yer edinememiş, tutunamayanlardan seçer.
Hepsi adeta birer kaybedendir.
“Kalabalık bir toplumun içerisindeydi. Başarısızdı.” cümleleriyle başlar Beyaz
Mantolu Adam’ın öyküsü.
Beyaz Mantolu adam öyküsünde de diğer hikayelerinde olduğu gibi, tipik bir Oğuz
Atay karakteriyle karşı karşıyayızdır. Sessizliğiyle ve diğer insanlar
tarafından anlamlandırılamayan eylemleriyle dikkat çeken öykünün ana karakteri,
aslında bir yabancıdır. Hem topluma hem de kendisine… Kahraman, ne yalnızlık
duygusundan ne de başarısızlık yazgısından kurtulamaz. Sessizliğini, çevreye
inat yaptığı eylemleri, topluma karşı takındığı kayıtsız tutumla karşımıza çıkan
öykünün esas kahramanı, aslında toplumdan ayrılmış bir karakter çizmekten öte;
toplumun içinde kaybolmuş bir karakterin resmini tasvir eder. “Yavaş yavaş
yürüdü; dar ve kalabalık sokaklardan, dar ve kalabalık sokaklara geçti.” diye
anlatır kahramanını Oğuz Atay, sonra bir başka satırında “Beyaz mantosuyla
kalabalığa karıştı. Tentelerin bittiği yerden gökyüzüne baktı. Yerdeki bir su
birikintisinden güneşle birlikte yansıdı. Sonra su birikintisi kalabalıklaştı;
lekesiz görüntüsünü, irili ufaklı gölgeler çevirdi.” diye anlatmaya devam eder.
Biz öykü boyunca Beyaz Mantolu Adam’ın kalabalığın arasına karışmasını,
karıştıkça kaybolmasını, kayboldukça kendisini bulmasını okuruz aslında. Barış
Bıçakçı Veciz Sözler kitabında anlattığı öykülerin birinde şöyle der; “Böyle
bir duruma ancak Oğuz Atay ve kahramanları dayanabilir.” Bu öyküde de ‘böyle bir
durum’dan bahsedilir işte; ancak Oğuz Atay’ın kahramanlarının baş edebileceği,
sadece Oğuz Atay’ın anlatabileceği…
Kaynak -
(1) - Yıldız Ecevit, 2015, “Ben Buradayım…”
(2) - Mürekkepbalığı Dergisi, Kasım-Aralık 2013, Birgül Ergev, “Meydan Larousse
Anıları”