|
Sualtı Cennetlerimiz

Yapım Tarihi : 2006
Süresi : 30'
Bölüm Sayısı :
Yönetmen - Girayhan ALPDOĞAN
Geçtiğimiz günlerde bu bölgede TRT bir belgesel çekti.
Arkeolog Canan Küçükeren “Sualtı Cennetlerimiz” adlı bu belgeselin yönetmeni
Girayhan Alpdoğan ile görüştü.
TRT Ankara televizyonunun “Sualtı Cennetlerimiz” isimli belgeselinin çekimlerini
izlemek için Yassıada'ya davet edildiğimde inanılmaz keyiflendim ve tabii ki
heyecanlandım.
Bilindiği gibi Yassıada Turgutreis ile Yunan adası Pserimos arasında yer alan,
200 x 250 m. ölçülerinde ve en fazla 11 m. yüksekliği olan gerçekten yassı bir
ada. En önemli özelliği ise adanın güneybatı köşesinin 200 m. açığında yer alan,
alabildiğine tehlikeli, neredeyse su yüzüne kadar yükselen sıra kayalara sahip
olması.
Kayaların çevresinde 16 kadar batık var ki bu da bölgenin acımasızlığını iyice
gözler önüne sermekte. Hinterlantına şöyle bir bakarsak 32 / 39 m. derinliğinde
yatmakta olan 20,5 m. uzunluğunda 7. yüzyıla ait bir Bizans batığı, 36 / 42 m.
derinlerde yatan 19 m. uzunluğunda 4. yüzyıla ait bir geç Roma batığı, 16.
yüzyıla ait 20 m. uzunluğunda bir Osmanlı batığı ve son olarak da yakın bir
tarihte 1990'lı yıllarda batan ve hâlâ direği bile gözle görünen koyun yüklü bir
ticaret gemisi. Düşüncesi bile ürpertici değil mi?
Şimdi sözü TRT Ankara Televizyonu Belgesel Programlar Müdürlüğü'nde yapımcı ve
yönetmen olarak çalışan, profesyonel dalgıç Girayhan Alpdoğan'a bırakalım.
Canan Küçükeren: “Girayhan Bey, belgeseliniz konusunda bizleri biraz aydınlatır
mısınız?”
Girayhan Alpdoğan: “ ‘Sualtı Cennetlerimiz' adlı belgeselimiz 13 bölümden ibaret
ve 30'ar dakikalık. Eylül 2007'de yayına girecek ve TRT1, TRT2, TRT Int., TRT
Avrasya'da dönüşümlü olarak Türkçe ve İngilizce olarak gösterilecek.
Çekimlerimiz Sinop, Çeşme, Çanakkale, Bodrum, İzmir, Antalya, Ayvalık ve
Fethiye'de de gerçekleşmekte.”
C.K. “Neden sualtı zenginliklerimiz ?”
G.A. “Anadolu kültürel hazinelerle dolu bir ülke, kavimlerin doğuş noktası ve
tüm semavi dinlerin yeşerdiği bir yöre. Üç tarafı denizlerle çevrili, onca
medeniyetin gelip geçtiği bu muhteşem topraklarda, bu kadar zengin bir kültürel
miras varsa, mutlaka suyun altı da boş olamaz dedik ve yola koyulduk.”
C.K. “Konseptinizi biraz açar mısınız?”
G.A. “Belgeselimizde sualtı arkeolojisinin yanı sıra tarih, yakın tarih, deniz
savaşları, batıklar, batık kentler, halen gemilerini bekleyen antik limanlar,
Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, dalış sektörü, dalış sektörünün sıkıntıları ve
bu gibi konular yer almakta. Bu arada Bodrum'u belgelerken tarihini, denizci bir
kavim olmaları nedeniyle hem Karyalıları hem de Karya Uygarlığı'nı da dahil
ettik içeriğimize.”
C.K. “Herhalde çok büyük bir ekiple çalışmaktasınız?”
G.A. “Hayır, tersine çok fazla geniş bir ekibe sahip değiliz ne yazık ki. Mümtaz
Halis Ay sualtı kameramanımız, ayrıca ben de profesyonel dalgıç olarak çekimlere
destek vermekteyim. Asistanım Zerrin Hanım her konuda bizimle. Tabii
sponsorlarımız çok destek oluyorlar. Bodrum'da Turgut Reis Belediye Başkanı Ali
Server Yazgan ve ekibi, Turgutreis'te Aquanaut dalış teknesi kaptanı Kenan Ergüç
ve ekip arkadaşları, diğer bölgelerde de belediyeler ve bazı kuruluşlar yardımcı
olmakta.”
“Prof. Dr. Hayat Erkanal projenin genel danışmanı ve koordinatörlüğünü
üstlenmekte. Ayrıca her bölgede çekimlerin konularına göre uzman danışmanlar
görev yapmakta. Tabii Türkiye'nin tek sualtı arkeoloji müzesi olması ve
batıklarla ilgili arşiv ve tecrübeye sahip olması nedeniyle Bodrum Su Altı
Arkeoloji Müzesi'ne de çok iş düşmekte.”
C.K. “Sualtıyla ilgili ülkemizde çekilmiş belgesel sayısı az. Çok mu zor bir
iş?”
G.A. “İşimi çok seviyorum. O nedenle bana zor gelmiyor. Ama yıllar süren bir
deneyime gereksinim olduğu ve çok emek gerektirdiği de bir gerçek. Çekimlerimiz
diğer yönetmenlerin yaptığı gibi sadece karada değil, sualtında da olduğundan
hem yorucu hem de bir takım riskleri göğüslemek zorunda kalıyoruz. Tabii bir
yerde bunu sualtına olan aşkım ve tutkumla aşabiliyorum. En büyük sıkıntımız da
devlet kanalı olmamız nedeniyle kısıtlı bir bütçe ile çalışmak zorunda kalmamız.
Oysa bildiğimiz gibi sualtı belgeseli çekmek pahalı bir iş ve her şeyi kiralamak
zorundayız. Ayrıca saptamanızda haklısınız. Sualtı konusunda çok fazla çalışan
yok. Sayın Haluk Cecan yıllarca TRT ve diğer özel kanalara hizmet ettikten sonra
rahatsızlığı nedeniyle ara vermek zorunda kaldı. Artık biraz ben bu misyonu
yüklendim ve umarım yeni yetişen gençler bu konuda daha da hevesli olurlar.”
“Özel kanalların daha çok magazinsel ve güncel konulara yönelmeleri nedeniyle
TRT'nin bu gibi kültürel ve eğitsel programlara daha fazla yer vermesi
gerekiyor. Bu anlamda çok pahalı ve çekimi zor olan sualtı belgesellerine TRT
imza atmalı, bu artık bir gereklilik.”
C.K. “Biraz kendinizden bahseder misiniz?”
G.A. “Ankara Üniversitesi Elektrik/Elektronik bölümü, ayrıca Anadolu
Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. 1986'da TRT'ye girdim ve 10 senedir
Ankara Televizyon Bölgesel Programlar Müdürlüğü'nde yönetmen olarak
çalışmaktayım. Dalış, dağcılık, trekking, mağaracılık başlıca hobilerim.”
C.K. “En çok doğa belgeselleri üzerinde yoğunlaştığınız görülüyor, hobilerinize
paralel olarak. İmzanızı attığınız belgeselleri biz de tanımak isteriz. Bir
kaçını sıralar mısınız?”
G.A. “Tabii keyifle, dilerseniz Bodrum'da çektiklerimi öncelikle belirteyim;
Sünger Avcısı - Aksona Mehmet'in yaşam öyküsü ve yine bu bölgedeki Yassıada
Batıkları.”
B.L. “Girayhan bey, mesleğinize âşık olduğunuz aşikâr. Çalışmalarınız etkileyici
ve heyecan verici. İnanıyorum ki sizi izleyen pek çok gence hem ümit ışığı, hem
geniş bir görüş açısı, hem de bir kıvılcım olmaktasınız yaptıklarınızla. Kolay
gelsin diyor, nice güzel belgesellerde imzanızı görmek dileğiyle mutlu günler
diliyorum.”
Söyleşiyi yaptığım gün Bodrum Kaymakamı Abdullah Kalkan, dalış teknesine gelerek
tekne kaptanı ve Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Yaşar Yıldız ile beraber
ilk dalışını yaptı.
Kaymakam Bey'in yüzündeki gülümseme, Bodrum sualtı zenginliklerinin şimdiden bir
destekçisinin daha olduğunu müjdeliyordu.
Öğleden sonraki dalışa ben de dahil oldum. Her ne kadar en derinlere inemediysem
de bir batığı yakından görmenin heyecanı herhalde belleğimden uzun yıllar
silinmeyecek.
Kaynak - bodrumlife.com
Sualtı Cennetlerimiz Belgeseli
'Sualtı Zenginlikleri' 13 bölümlük TRT belgeseliyle günyüzüne çıkıyor.
Sualtı dünyasının bilinmeyenleri TRT ile günyüzüne çıkıyor. TRT Ankara
Televizyonu'nca hazırlanan 13 bölümlük belgeselde Türkiye'nin sualtı zenginliği
tanıtılacak. "Sualtı Cennetlerimiz" adlı belgesel için Bodrum Yassıada'da çekim
yapıldı. TRT Ankara Televizyonu Yönetmeni Girayhan Akdoğan: "Belgeselimiz sualtı
üzerine, tarih üzerine, sualtı arkeolojisi üzerine ve dalış sektörü üzerine bir
belgesel olacak. Ülkemizin sualtını olabildiğince tanıtmaya çalışıyoruz." diye
konuştu.
Ekip, 13 batık geminin bulunduğu Bodrum-Turgutreis beldesi açığındaki
Yassıada'da çekim yaptı. Dalışın yasak olduğu bölgede, sualtı görüntüleri özel
izinle çekildi.
Sualtı Cennetlerimiz
Sualtı Cennetlerimiz bir belgeselle TRT izleyicileri ile buluşuyor.
“Sualtı Cennetlerimiz”, sizleri çok keyifli ve bir o kadar da ilginç bir
yolculuğa çıkaracak. Belgeseli izlerken, kimi zaman atalarımızın şanlı bir
destan yazdıkları Gelibolu ve Çanakkale’ye konuk olacak ve maviliğin derin
sessizliğinde, sırlarıyla yatmakta olan batıklara dalacak; kimi zaman da
dünyanın sayılı sualtı arkeoloji müzelerinden sayılan Bodrum Sualtı Arkeoloji
Müzesi’ne uzanacaksınız.
Bir mozaik oluşturuluyor
“Sualtı Cennetlerimiz” adlı belgeselin çekimleri, bir yıldır sürüyor.
Çanakkale Savaşı’nda batan gemi enkazları, Kurtuluş Savaşı’nın birer abidesi
haline dönüşen kahraman gemi öykülerimiz, deniz savaşları konusunda tarihe
geçmiş kimi ibret verici olayları da ele alan belgesel, sualtı ve üstünden
çarpıcı görüntüler eşliğinde bu zenginliklerimize dikkat çekmeye çalışıyor.
Antik çağdan günümüze ortaya çıkarılmış ve tarihe yön veren buluntular, gerek
yerinde, gerekse sergilendikleri müzelerde ziyaret ediliyor ve değişik konu ve
dönemler, uzmanların da desteğiyle bir mozaik gibi birleştiriliyor.
TRT izleyicileri belgeselde Gelibolu ve Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne
uzanıp, Uluburun Batığı’ndan Karya Prensesi’ne ait hazinelere kadar tarihsel
açıdan paha biçilemez eserlerin sergilendiği odaları gezecek ya da dünyanın ilk
bilimsel sualtı arkeolojik kazısının Türkiye’de gerçekleştiriliş öyküsünü
dinleyecek. Zaman zaman da antik çağların şaşırtıcı öykülerine ya da yakın
tarihimizin aslında pek de bilinmeyen ayrıntılarına tanık olacak.
Belgeselin yapım ve yönetimini Girayhan Alpdoğan üstlenirken sualtı kameralarını
Mümtaz Halis Ay, Yaşar Tarakçı ve Girahyan Alpdoğan kullanıyor. Belgeselin
danışmanları ise Prof. Dr. Hayat Erkanal,Yaşar Yıldız, Erhan Özcan, Prof.
Ramazan Özgan, Yrd.Doç.Dr. Harun Özdaş ve Boğaçhan Teleri.
Kaynak - TRT Resmi Web Sitesi
Sualtı zenginliklerimiz belgesel filme konu oldu.
Ülke tanıtımına katkıda bulunan belgesel programlara bir yenisi daha ekleniyor:
“Sualtı Cennetlerimiz”.
Çekimleri TRT Ankara Televizyonu Belgesel Programlar Müdürlüğü tarafından
yapılan 13 bölümlük projede 7. yüzyıla ait, ancak 4. ile 16. yüzyıllar arasını
kapsayan bir zamanda yaklaşık 16 geminin battığı bilinen Muğla’nın Bodrum
ilçesine bağlı Yassıada’nın dünya turizmine tanıtılması planlanıyor.
Yassıada’nın tarihî öneminin de anlatıldğı “Sualtı Cennetlerimiz” de bölgede
bulunan tarihî batık gemiler, eskiden şarap ve zeytinyağı taşımak için
kullanılan amforalar görüntüleniyor.
Sualtı kültürel mirasa sahip çıkmak ve zengin tarihimizi tüm dünyaya tanıtmak
amacıyla çekimlerine başlanan belgesel, yalnızca Türkiye’de değil dünyanın
çeşitli ülkelerinde de yayınlanacak. Turgutreis beldesindeki sualtı çekimleri,
TRT Ankara Televizyonu belgesel program yapımcısı ve yönetmeni Girayhan Alp
Doğan tarafından yapılıyor. “Sualtı Cennetlerimiz” adlı programda, Türkiye’nin
çeşitli bölgelerinde bulunan sualtı batıkları da anlatılıyor.
Turgutreis Limanı’ndan Aquanat Dalış Okulu teknesiyle açılan Bodrum Kaymakamı
Abdullah Kalkan ve Bodrum Kalesi Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Yaşar Yıldız,
Yassıada’da dalış yaptı. Kalkan, “Bodrum yarımadasında çok sayıda gemi batığı
bulunuyor. Yassıada batıkları, hem Turgutreis hem ülke turizmi için büyük önem
taşıyor. Bu konuda Turgutreis Belediyesi, Yassıada’nın dünya dalış turizmine
açılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü’ne proje sundu.
Bakanlık da olumlu karşılayarak hayata geçirilmesi için çalışmalarını
hızlandırdı.” dedi.
Muğla, Cihan
Zaman 02.07.2006
Yassıada balıklarının belgeseli çekiliyor.
Muğla'nın Bodrum İlçesi'ne bağlı Turgutreis Beldesi'nin 3 kilometre açığındaki
Yassıda batıklarının belgeseli çekiliyor. "Su Altı Cennetlerimiz" adlı 13
bölümden oluşan belgeselde, Yassıada'nın tarihi öneminden bahsediliyor.
Belgesel filminde, Yassıada'da bulunan tarihi batık gemiler, eskiden şarapla
zeytinyağı taşımak için kullanılan amforalar anlatılıyor. Su altı kültürel
mirasa sahip çıkmak ve zengin tarihimizi tüm dünyaya tanıtmak amacıyla yapılan
çekimlerin 1 ay boyunca süreceği belirtildi. Turgutreis'teki su altı çekimleri,
Yönetmen Girayhan Alp Doğan tarafından yapılıyor. "Su Altı Cennetlerimiz" adlı
13 bölümden oluşan programda aynı zamanda, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde
bulunan su altı batıklarından da bahsediliyor. Turgutreis Limanı'ndan açılan
Bodrum Kaymakamı Abdullah Kalkan ve Bodrum Kalesi Su Altı Arkeoloji Müzesi
Müdürü Yaşar Yıldız, Yassıada'da dalış gerçekleştirdi. İlk kez dalış yapan
Kaymakam Abdullah Kalkan, gördüğü tarihi gemi batığı karşısında etkilendiğini
söyledi. Kalkan, "Bodrum Yarımadası etrafında çok sayıda gemi batığı bulunuyor.
Yassıada batıkları, hem Turgutreis için hem ülke turizmi için büyük önem
taşıyor. Bu konuda Turgutreis Belediyesi, Yassıada'nın dünya dalış turizmine
açılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü'ne Yassıada
projesini sundu. Turizm Bakanlığı da Turgutreis Belediyesi'nin projesini olumlu
karşılayarak, hayata geçirilmesi için çalışmalarını hızlandırdı" dedi.
Yassıada ve etrafında bulunan adaların dünya dalış turizmine açılması için
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Muğla Valiliği, Bodrum Su Altı Arkeoloji Müzesi ve
Turgutreis Belediyesi tarafından ortak imzalanan protokolle, Yassıada'nın ve
etrafındaki adaların dalış turizmine açılması için belediyenin yapacağı
tesislere onay verildi. Turgutreis Belediyesi de, ada üzerine yapmayı planladığı
kafeterya, restoran, basınç odaları ve konferans salonlarıyla dünyanın ilgisini
Turgutreis'e çekmeyi planlıyor.
Kaynak - maksimum.com
Ege Denizi mercek altında
Ege Denizi`ndeki su altı kültür mirası, ilk kez tamamı Türkler`den oluşan bir
ekip tarafından yürütülen arkeolojik araştırmayla ortaya çıkarılıyor.
Denizcilik tarihine ışık tutacak çalışma, TRT ekranlarında yayınlanacak
belgeselde izleyicilerle buluşacak. TÜBİTAK, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Deniz
Ticaret Odası tarafından desteklenen araştırmayla, eski çağlarda batan gemiler,
kentler ve diğer kültür varlıkları incelenecek. 5 yıl sürecek çalışma daha sonra
tüm Türkiye karasularında sürdürülecek. İlk aşamada ise, Çeşme Alaçatı ve Ildırı`da
4 batığa ulaşıldı. Bunlardan biri çok iyi korunmuş durumda Alaçatı Körfezi`nde
bulunan bir batık. Bu batık, 35-40 metre derinliklerde M.Ö. 1 yüzyıla tarihlenen
bir Roma batığı. Denizcilik tarihine yapılan bu yolculuğun ayrıntıları, `Sualtı
Cennetlerimiz` adlı belgeselle TRT ekranlarına taşınacak.
Kaynak - tukgazeteler.com
Sualtı zenginliklerimiz belgesel filme konu oldu...
Ülke tanıtımına katkıda bulunan belgesel programlara bir yenisi daha ekleniyor:
“Sualtı Cennetlerimiz”.
Çekimleri TRT Ankara Televizyonu Belgesel Programlar Müdürlüğü tarafından
yapılan 13 bölümlük projede 7. yüzyıla ait, ancak 4. ile 16. yüzyıllar arasını
kapsayan bir zamanda yaklaşık 16 geminin battığı bilinen Muğla’nın Bodrum
ilçesine bağlı Yassıada’nın dünya turizmine tanıtılması planlanıyor.
Yassıada’nın tarihî öneminin de anlatıldğı “Sualtı Cennetlerimiz” de bölgede
bulunan tarihî batık gemiler, eskiden şarap ve zeytinyağı taşımak için
kullanılan amforalar görüntüleniyor.
Sualtı kültürel mirasa sahip çıkmak ve zengin tarihimizi tüm dünyaya tanıtmak
amacıyla çekimlerine başlanan belgesel, yalnızca Türkiye’de değil dünyanın
çeşitli ülkelerinde de yayınlanacak. Turgutreis beldesindeki sualtı çekimleri,
TRT Ankara Televizyonu belgesel program yapımcısı ve yönetmeni Girayhan Alp
Doğan tarafından yapılıyor. “Sualtı Cennetlerimiz” adlı programda, Türkiye’nin
çeşitli bölgelerinde bulunan sualtı batıkları da anlatılıyor.
Turgutreis Limanı’ndan Aquanat Dalış Okulu teknesiyle açılan Bodrum Kaymakamı
Abdullah Kalkan ve Bodrum Kalesi Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Yaşar Yıldız,
Yassıada’da dalış yaptı. Kalkan, “Bodrum yarımadasında çok sayıda gemi batığı
bulunuyor. Yassıada batıkları, hem Turgutreis hem ülke turizmi için büyük önem
taşıyor. Bu konuda Turgutreis Belediyesi, Yassıada’nın dünya dalış turizmine
açılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü’ne proje sundu.
Bakanlık da olumlu karşılayarak hayata geçirilmesi için çalışmalarını
hızlandırdı.” dedi.
Zaman
Muğla, Cihan
02.07.2006
Yassıada balıklarının belgeseli çekiliyor...
Muğla'nın Bodrum İlçesi'ne bağlı Turgutreis Beldesi'nin 3 kilometre açığındaki
Yassıda batıklarının belgeseli çekiliyor. "Su Altı Cennetlerimiz" adlı 13
bölümden oluşan belgeselde, Yassıada'nın tarihi öneminden bahsediliyor. Belgesel
filminde, Yassıada'da bulunan tarihi batık gemiler, eskiden şarapla zeytinyağı
taşımak için kullanılan amforalar anlatılıyor. Su altı kültürel mirasa sahip
çıkmak ve zengin tarihimizi tüm dünyaya tanıtmak amacıyla yapılan çekimlerin 1
ay boyunca süreceği belirtildi. Turgutreis'teki su altı çekimleri, Yönetmen
Girayhan Alp Doğan tarafından yapılıyor. "Su Altı Cennetlerimiz" adlı 13
bölümden oluşan programda aynı zamanda, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde bulunan
su altı batıklarından da bahsediliyor. Turgutreis Limanı'ndan açılan Bodrum
Kaymakamı Abdullah Kalkan ve Bodrum Kalesi Su Altı Arkeoloji Müzesi Müdürü Yaşar
Yıldız, Yassıada'da dalış gerçekleştirdi. İlk kez dalış yapan Kaymakam Abdullah
Kalkan, gördüğü tarihi gemi batığı karşısında etkilendiğini söyledi. Kalkan,
"Bodrum Yarımadası etrafında çok sayıda gemi batığı bulunuyor. Yassıada
batıkları, hem Turgutreis için hem ülke turizmi için büyük önem taşıyor. Bu
konuda Turgutreis Belediyesi, Yassıada'nın dünya dalış turizmine açılması için
Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü'ne Yassıada projesini sundu.
Turizm Bakanlığı da Turgutreis Belediyesi'nin projesini olumlu karşılayarak,
hayata geçirilmesi için çalışmalarını hızlandırdı" dedi. Yassıada ve etrafında
bulunan adaların dünya dalış turizmine açılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Muğla Valiliği, Bodrum Su Altı Arkeoloji Müzesi ve Turgutreis Belediyesi
tarafından ortak imzalanan protokolle, Yassıada'nın ve etrafındaki adaların
dalış turizmine açılması için belediyenin yapacağı tesislere onay verildi.
Turgutreis Belediyesi de, ada üzerine yapmayı planladığı kafeterya, restoran,
basınç odaları ve konferans salonlarıyla dünyanın ilgisini Turgutreis'e çekmeyi
planlıyor.
Kaynak
yehhu.com
03.07.2006
Yassıada Batıkları Belgeseli
Arşipel'in sıcak sularında tarihin derinliklerine dalmak...
Koyuluğun içinden yırtarak çıkan devasa bir geminin, suyun korozyonuna uğramış,
çürümüş, paslanmış omurgasına dokunmak, onun boynu bükük kaderini, ilk yapıldığı
günlerdeki ihtişamından geriye ne kalmış ise onu yaşamak, bir dalgıcın en büyük
hayalidir. Ve hayalidir derinliğinde yatanın gizemlerini çözmek, kimi zaman
kendi hayatına mâl olsa da...
Yassıada Batıkları adlı belgesel bir program yapma fikri ilk olarak, dostum ve
eğitmenim olan Boğaçhan Teleri'den geldi. Gerekli araştırmaları yapıp ilk
bilgileri toparladığımız zaman, konumuzun ne kadar çok uzmanlık gerektiren bir
alan olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine Bodrum Sualtı Müze Müdürü Oğuz
Alpözen'in engin tecrübelerine sığındık. Bizlere inanılmaz kapılar aralayan müze
müdürü Oğuz Alpözen, Yassıada'da bulunan bu batıkların aynı zamanda kendi
kariyeri için de bir başlangıç olduğunu ve Türkiye'nin bu batıklar sayesinde
yetiştirdiği ilk sualtı arkeologu olduğunu da bu vesileyle öğrendik.
Gerekli dalış izinleri için, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nden, genel
müdür yardımcısı İlhan Kaymaz'dan da tam destek aldıktan sonra, artık dalışları
ve çekim planlarını yapmaya sıra gelmişti. Bu noktada, Müze müdürü Oğuz Alpözen,
arkeolog Bahadır Berkaya ve Erhan Özcan'ı ekibimize danışman olarak verdi. Onlar
bu bölgede bir çok kez dalış yapmış ve batıkların bulunduğu yerlerle ilgili
bilgilere ilk elden sahip kişilerdi.
Danışmanlar işini de hallettikten sonra sıra dalış konusunda sponsorluk yapacak
kişiye gelmişti. Turgutreis'de bulunan Aquanut Diving Center'in sahibi Kenan
Ergüç bize dalışlar konusunda gerek malzeme gerekse tekne konusunda elinden
gelen tüm yardımları sundu. Eğer batıklarla ilgili bir belgesel çekiyorsanız,
ihtiyaç duyacağınız şeylerin başında konuyu ve batıkların yerlerini bilen
arkeologlar ve dalışları yapabilmenizi sağlayan, sağlam bir dalış teknesi tüm
donanımıyla olmazsa olmazlarınız oluyor. Ama sualtı kamerasını da unutmayalım
lütfen... Mümtaz Halis Ay, sualtı kameramanı olarak belki de işin en zor
bölümüne ortak oluyordu. Derinlik arttıkça risk de artıyor!
Turgutreis Belediyesi Başkanı Ali Server Yazgan da en çok ihtiyacımız olan
konaklama işinin sponsorluğunu belediye adına üstlenince geriye artık, çekimleri
tamamlamak kalıyordu.
Kamera ekibimiz, yıların emektarı, hocamız Egemen Baykal ve Sezai Zabun idi.
Müze müdürü Oğuz Alpözen'in müze içinde, batıkların sergilendiği salonda yaptığı
minik dramatizasyon ile çekim perdemiz açılmış oldu. Burada, batıktan
çıkartılanlar yanında, geminin de bire bir imitasyonu sergileniyordu. O günleri
anlatırken Oğuz beyin gözleri dolu dolu oluyor, sanki o günlere tekrar geri
dönüyordu; coşkusunu ise şiirsel ifadelerinde yakalamak mümkündü. Kolay değil,
ömrünün büyük bir bölümünü sualtı arkeolojisine ve onun ürünü olan bu müzeye
vakfetmişti Oğuz Alpözen. Ne savaşlar ne sıkıntılar ne kavgalar yaşamış;
elemansız, bekçisiz, korumasız, bütçesiz ama hep bildiğini okumuş;
güzelleştirmişti gücü yettiğince... Ve müze, dünyanın en iyileri içinde en ön
sıralara çıkmış bugünkü haliyle. Daha da duracak gibi değil Oğuz bey ve ekibi;
durmaksızın yeni salonlar ekliyorlar, Türkiye'nin bunca sualtı batıkları
olunca...
Kara çekimlerini tamamlayan ekibimiz, sualtına dalacak olmanın heyecanı içinde
tüm hazırlıklarını tamamladı. Şimdi, işin bence en keyifli anına sıra gelmişti.
Kendimi Kaptan Cousteau gibi hissediyordum. Çocukluğumda onun belgesellerini
seyrederdim gıptayla...Yıllar öylesine çabuk geçmiş ki...
Kaptanımız Aquanut Diving Center'ın patronu Kenan Ergüç, ekibin son
kontrollerini de yaptıktan sonra kendimizi mavi derinliklere bırakıverdik.
Danışmanımız ve sualtı fotoğrafçısı Boğaçhan Teleri, kaptanımız Kenan Ergüç,
sualtı kameramanımız Mümtaz Halis Ay ve ben dalış ekibimizin üyeleriydik.
Danışmanımız arkeolog Bahadır Berkaya'nın bize batığın tam olarak yerini
göstermesinden sonra asıl iş başlıyordu. Daha birkaç metre inmiştik ki Lübnan
bandıralı Mirna-m kocaman bir gölge gibi karşımıza dikiliverdi. Korkunç bir
görüntüydü...
Dalış ekibinin kalp atışlarını sanki su üstündeki tekneden, diğer ekip
arkadaşlarımız duyabiliyordu. Birkaç dakika kendimize gelme süreci yaşadık.
Batığa yaklaştıkça dağılan koyuluktan geminin görüntüsü daha da netleşti. Biraz
daha rahatlamıştık; işte o zaman Mümtaz çekime başlayabilmişti. Böylesi bir
büyüklüğün içerisinde küçücüktük. Şimdi bir çok deniz canlısına yuva olmuş Mirna-m.
Geçmişteki günlerini pek özlüyor havası yoktu; neşesi yerinde, yaşlılığının
gururuyla deniz canlılarının koruyucusuydu o artık...
Diplere, daha da derinlere indikçe, Mirna-m'ın altından koyu maviliklere bir
amfora tarlası akıyordu, gözümüze çarpan. 56 metre civarında Mirna-m'ın çapasını
gördük, kocaman ve dik bir pozisyonda duran. Ona dokunmak ve yanında küçücük
kalmak, derinliğin verdiği narkoz etkisi hafif çarpmış olacak ki Boğaçhan'ın
fotoğraf çekerken yakalandığım flaşı beni gerçeklere çağırdı. Kim bilir o ara ne
hayaller içindeydim, öylece...
O noktadan sonra üç ayrı batığın amfora döküntüleri üzerindeydik. Gemilerin
tahtaları zamana dayanamamış, kurtçuklara yem olmuş, toz olup gitmiş. Geriye
kalanlar ise şimdi mürenlere, ahtapotlara ve diğer deniz canlılarına sığınak
olmuş. Zamana dayanabilenlerin boynu bükük yalnızlığına tek teselli ise, arada
bir onları hatırlayan dalgıçlar.
Bazen Lodo olarak bilinen Yassıada, Turgutreis ile Yunan Adalarından Pserimo
arasında uzanır. Yalnızca 200' e 150 metre boyutlarında olan bu küçük adanın
denizden yüksekliği en fazla 11 metre kadardır. Adanın güneybatı ucundan
güneydoğu yönünde 200 metre kadar uzanan bir sığlık, kıyıdan 125 metre uzaklıkta
ve deniz yüzeyinin hemen 2-3 metre altında olması nedeniyle gemiler için
tehlikeli bir bölgedir. Kuzeybatı rüzgârlarıyla yol aldığı sanılan en az üç
gemi, bu sığlığa çarparak alt kısımlarını parçalamış ve adanın güney kesimindeki
derin sularda birbirlerine yakın aralıklarla batmışlardır. Adanın yaklaşık 75
metre güneyinde ve 32-39 metre derinlikte yatan bu M.S. 7. Y.Y Bizans batığı,
taşımakta olduğu 54 adet bakır ve 16 adet altın sikke ile M.S 626 yıllarına
tarihlendirilmiştir.
Arkeolojik kazılar neticesinde su üstüne çıkartılabilen parçalardan edinilen
bilgiler, bu batığın 60 Ton kapasiteli, 20.5 metre uzunlukta ve 5.2 metre eninde
olduğudur. Bir çift demir çıpa, pruvanın her iki tarafında kullanılmaya hazır
bir şekilde konmuş, ele geçen diğer 7 adet demir çıpa ise direğin hemen önüne
istif edilmiştir. Geminin tek yelkenli olduğu ve sancak ile kıç bordosuna
yerleştirilen büyük küreklerle yönlendirildiği düşünülmektedir. Su yüzeyine
çıkarılan parçalar üzerinde yıllarca yapılan araştırmalardan o günlere ait
önemli ip uçları bulunur. Örneğin, ilk kez modern gemi yapım tekniğinin kısa bir
zamanda oluşmayıp uzun bir süreç içinde geliştiği kanıtlanmıştır artık...
Zaman doluyor... Çıkma vakti. İstemeyerek bu büyülü mavilikten başımızı göğün
mavisine kaldırıyoruz. Ekip, derinliğin sarhoşluğunu pür neşe yaşıyor. Tatlı bir
heyecan içerisindeyiz, gördüklerimizi paylaşacağız. Çok yazık! Bunu
paylaşabileceğim çok az insan var. Çünkü bu bölgeler dalışa yasak, korunması
lazım. Bunlar bizim milli servetimiz ve geleceğimiz. Ama yine de insan, ekonomik
bunalımlar yaşayan ülkemizde böylesi güzellikler varken neden başka ülkelere el
açar bir türlü anlayamıyoruz... Oysa buralar patlamaya hazır birer turizim
bombası. İşte Bodrum müzesi, Oğuz Alpözen'in önderliğinde Yassıada Batıkları
için, Turgutreis Belediye Başkanı Ali Server Yazgan ile birlikte bir proje
başlatmış; buraların halka açılması, dalış turizmi... Bir çok Avrupa ülkesinde
ve Amerika'da yapılmakta olan bu tip dalışlar, böylesi cesur ve kontrollü
adımlarla ülkemizde de pek yakında görülebilecek gibi... Şimdilik tüm sorun
finans...
Ülkemizde böylesi bir tarih varken, suların altı boş olamaz... Belki başka bir
sünger avcısının gözüne ya da bir balıkçının ağına, bilinmez bir batıktan
parçalar rast gelir. O zaman yeni bir maceraya doğru biz de yelken açarız.
Bilinenden çok bilinmeyen batıklar; bir gün sizlerin de sırlarınızı çözmek için
bir olacağız, derinliğin sessizliğinde. Yeni bir sualtı belgeseline kadar
şimdilik hoşça kalın...
Girayhan Alpdoğan
Kaynak
bodrumlife.com/ocak2005/yassiada.htm

"Sualtı Cennetlerimiz" Belgeseli...
'Sualtı Zenginlikleri' 13 bölümlük TRT belgeseliyle günyüzüne çıkıyor.
Sualtı dünyasının bilinmeyenleri TRT ile günyüzüne çıkıyor. TRT Ankara
Televizyonu'nca hazırlanan 13 bölümlük belgeselde Türkiye'nin sualtı zenginliği
tanıtılacak. "Sualtı Cennetlerimiz" adlı belgesel için Bodrum Yassıada'da çekim
yapıldı. TRT Ankara Televizyonu Yönetmeni Girayhan Akdoğan: "Belgeselimiz sualtı
üzerine, tarih üzerine, sualtı arkeolojisi üzerine ve dalış sektörü üzerine bir
belgesel olacak. Ülkemizin sualtını olabildiğince tanıtmaya çalışıyoruz." diye
konuştu. Ekip, 13 batık geminin bulunduğu Bodrum-Turgutreis beldesi açığındaki
Yassıada'da çekim yaptı. Dalışın yasak olduğu bölgede, sualtı görüntüleri özel
izinle çekildi.
Kaynak
TRT Resmi Web Sitesi, 03.07.2006

TRT'den Bir İlk Daha...
Batık "Barbaros Zırhlısı"nın görüntüleri için ilk dalış gerçekleşti.
Çanakkale savaşlarında İngiliz Denizaltısı tarafından batırılan "Barbaros
Zırhlısı "nın belgeseli çekiliyor.
Çanakkale Boğazı'ndaki Barbaros Zırhlısı'na ilk dalış gerçekleşti. 8 Ağustos
1915'de İngiliz E2 denizaltısının torpille batırdığı "Barbaros" zırhlısında 300
denizci şehit olmuştu. Çanakkale Boğazı'nda Bolayır açıklarında 20 metre
derinlikte bulunan Barbaros zırhlısına ulaşan TRT ekibi, denizin dalgalı olması
yüzünden çekim yapamadı. Batan zırhlıdan kurtulan 5 subaydan birinin kızı olan
Reyhan Bodur da dalışı izledi. Barbaros Zırhlısı ile ilgili çekimlerin de yer
alacağı "Su Altı Cennetlerimiz" adlı belgesel önümüzdeki yıl TRT'de
yayınlanacak. Yönetmenliğini Girayhan Alpdoğan'ın yaptığı belgesel 30'ar
dakikalık 13 bölümden oluşacak.
Kaynak
TRT Resmi Web Sitesi, 10.08.2005
|