|
Fatih AKIN Sineması

Fatih Akın'ın Altın Ayı ödüllü Duvara Karşı filminin sinemalarımızı ziyaret
etmesi vesileyle, yönetmenle Temmuzda filminin gösterime girdiği dönemde
yaptığımız ve genel anlamda Akın sinemasını konuştuğumuz söyleşiyi yeniden
yayımlıyoruz...
Son dönem röportajlarynyzda size sykça sorulan "Almanya'ya ve Alman sinemasyna
my yoksa Türk tarafyna my kendinizi daha çok ait hissetti?iniz" sorusundan
sykylmy? görünüyorsunuz. Bir yandan da Kysa ve Acysyz'la birlikte sinemanyza
yapy?tyrylan "göç sinemasy" etiketi söz konusu. Temmuz'da gibi "hafif" bir filmi
yapma karary tüm bu kategorizasyonlardan kaçmaya yönelik bir tepki miydi? Benzer
veya farkly anlamda bir iç tepki Solino ve yeni filminiz Duvara Kar?y'da da söz
konusu mu?
Duvara Kar?y be? yyldyr üzerinde çaly?ty?ym bir proje. Pek çok ?eyi içine
katmaya çaly?tyk; bu film bence bir "punk opera", Türk ve Alman sinemalarynyn
nasyl bir araya gelebilece?ine dair güzel bir örnek. Pek çok sinemanyn etkisini
ta?yyor, Fassbinder, Wenders, Turgul, Akar, Güney sinemasyndan izler oldu?unu
söyleyebilirim. Müzik olarak da hem Alman punk müzi?i, hem de Türk arabesk müzi?i
var, punk ve arabeskin ortak noktasy kendini parçalama, yok etme güdüsü, bu
anlamda da iki ayry akyntyyy bir araya getiriyor.
Duvara Kar?y bende her ?eyi de?i?tirdi; Kysa ve Acysyz'dan Solino'ya tüm
filmlerimden kaynaklanan ve dolayysyyla tümüne bir tepki olarak sayabilece?im
bir film. Ystanbul'da çekmem ise gurbetçilik temasyndan bykmamdan falan de?il,
burada çaly?mayy çok seviyorum, burada çok özel mekanlar var, Ystanbul'lu bir
film yapmak istedim, buradaki hareket ve hava çok ba?ka bir ?ey, bunlary filme
katmaya çaly?tym.
Son zamanlarda sizi en çok etkileyen sinemanyn Türk sinemasy oldu?unu her
fyrsatta dile getiriyorsunuz. Sizi çeken, özellikle etkileyen filmlere ve
yönetmenlere de?inebilir misiniz?
Ben Ye?ilçam sinemasyny izleyerek büyüdüm, beni sinemaya getiren ?ey Ye?ilçam
sinemasydyr. 80'lerde Almanya'da ya?ayan Türklerin Türkiye ile kültürel ili?kisinin
büyük kysmy videodan izledikleri Türk filmleri aracyly?yyla gerçekle?iyordu,
çanak antenler, dijital yayyn yoktu, gazeteler de pek ula?myyordu. Her ailenin
mutlaka bir videosu vardy, aileler bir araya geldi?inde, misafirlikte, mutlaka
videodan filmler izlenirdi. Mesela sol e?ilimli bir aileye gitti?inizde
öncelikli olarak Yylmaz Güney filmleri izlerdiniz, sonra tarty?malar olurdu...
Sanyrym hayatymda en fazla film gördü?üm dönem o yyllardy. 12-13 ya?larymdan
sonra bu noktadan ayryldym, daha çok Amerikan sinemasyyla ilgilenmeye ba?ladym.
Son 2-3 yylda ise adeta bir hazine bulmu? gibi yeniden Türk sinemasyny buldum.
Türk sinemasynyn son yyllary güçlü bir sinema anlayy?y te?kil ediyor ve benim
sinemama da elbette etki etti. Serdar Akar, Yavuz Turgul, eskilerden Yylmaz
Güney ilk anda sayabilece?im isimler. Almanya'da da Türk sinemasynyn yetkin
örneklerini tanytmak da istiyorum; örne?in Yavuz Turgul'un Muhsin Bey'i senaryo
anlamynda bir ba?yapyt, oradaki ö?rencilerime "senaryo nasyl yazylyr" örne?i
olarak bu filmi gösteriyorum.
Daha önce yapty?ynyz röportajlarda kesin bir ifadeyle sinemanyn gelece?ini
batydan ziyade do?uda gördü?ünüzü ifade ettiniz. Do?u sinemasynda sizi etkileyen
isimler kimler?
Öncelikle Yran sinemasy acayip bir ?ey. Yran'da halk ve entellektüeller büyük
bir baskynyn altynda ya?yyorlar ve bu baskyya kar?y koyma yöntemlerinden biri de
sinema yapmak. Bir yandan Japon sinemasy var, Çin, Kore sinemalary var, ba?ly ba?yna
bir Hint sinemasy var... Bana öyle geliyor ki baty artyk sinemada fazlasyyla
do?uya özeniyor, özellikle 11 Eylül sonrasynda. 11 Eylül bir sürü ?eyi
de?i?tirdi; öncesinde de do?u sinemasy vardy, batynyn meraky da vardy, ama nasyl
olduysa 11 Eylül kapylary sanki tamamen açty.
Küreselle?me sürecinde çevre ülkeleri olmaya itilmi?, kendi rejimleri içinde
uzun süreli syky?malar, ideolojik basky süreçleri ya?amy?, dy?aryya kapanmy?
ülkelerin bir anda 11 Eylül sonrasy ya?ananlar gibi süreçlerle aniden dy?aryya
açylmalaryyla sanat hayatlarynda da ani de?i?imler ve patlamalar ya?andy?y
söylenebilir mi?
Elbette, Türkiye'de de böyle bu. Gemide, 9 gibi filmler 12 Eylül rejiminin basky
döneminde veya hemen sonrasynda çykabilir miydi? O filmler de çok ?eyi kyrdylar,
yolu açtylar. Baty sinemasy her ?eye tok bir sinema, tok toplumlaryn sinemasy.
Kimsenin derdi yok, sorunlary yok! Dolayysyyla filmlerdeki hakim konular ben
bugün ne giyece?im, ne yiyece?im, vesaire, gündelik ?eyler... Gerçek sinema hep
bir kar?y çyky?tyr, meydan okumadyr. Baskyya kar?y hareketler, politik tavyrlar,
bunlary bugün gerçek anlamda ancak do?udan bekleyebiliriz.
Röportaj: Murat GÜNEŞ, Serdar KÖKÇEOĞLU
|