Ölü Yaprak Vuruşu



Yapım Yılı : 2007
Süresi : 00:00:00
Formatı : 35mm Film

Yönetmen - Cengis T. ASİLTÜRK
Senaryo - Cengis T. ASİLTÜRK (Orhon Murat Arıburnu Ödülü-1992)
Görüntü Yönetmeni - Ege ELLİDOKUZOĞLU
Işık Şefi - Recep BİÇER

Ölü Yaprak Vuruşu Sinopsis .doc
Ölü Yaprak Vuruşu Treatman Film Öyküsü .doc




YÖNETMEN GÖRÜŞÜ

Ölüyaprak Vuruşu adlı senaryoyu, Sinema-TV Bölümü öğrencisiyken ve kısa film çektiğim yıllarda, romanımdan uyarlayarak yazdım (1991). Ölüyaprak Vuruşu kavramı, senaryo içinde görsel olarak da anlatılmıştır. Bu senaryo, 1992 yılında Orhon Murat Arıburnu ödülünü aldı. Jüri üyesi Atıf Yılmaz tarafından, ufak tefek tadilat yapılarak filme çekilmek istendi. “Kendim çekeceğim” dedim.

Ödül aldığı ilk adı Düş Akıntıları olan bu senaryo üzerinde, sürekli olmasa da, 1991’den beri çalışmaktayım. Her açıdan birçok değişikliğe uğrayan projeyi, TRT’de çalıştığım yıllarda televizyon filmi olarak çekmeye razı olduysam da, repertuardan geçmesinden kısa bir süre sonra bu kararımdan vazgeçtim. Bu senaryo sinema filmi olmalıydı; beklemem gerekiyorsa bekleyecektim; çünkü senaryo televizyonun küçük ekranından çok, büyük perdede canlandırılmaya uygundu. Televizyonun diliyle istenen sonuçlar elde edilemezdi. Sinemanın kendine özgü diliyle işlenmeliydi bu konu.

Temel amacım; üstte herkesin (emekli memurun, öğrencinin, evdeki teyzenin vb.) anlayacağı, tat alacağı, öncelikle görselliğe dayalı bir hikaye yaşatmaktır. Senaryonun altmetniyle de, sanat filmi denilerek küçümsenen ya da yüceltilen (eğretilemeler, simgeler, imgeler, ışık, renk, kostüm, kurgu, müzik aracılığıyla anlatılan) türden filmsel bir evren kurmayı amaçlamaktayım.

Film-yapının her şeyden önce zihinsel bir süreç ve matematik olduğuna inandım. Sinemanın kendine özgü bir anlatım dili olduğu gerçeğiyle yüksek lisans ve doktora tezlerimi hazırlarken sık sık yüz yüze geldim. Özel bir film yapabileceğim inancı bende bu nedenle doğdu. 1991-2007 yıllarında çektiğim kısa filmler ve TRT için çektiğim uzunlu-kısalı filmler; Esir Şehrin İnsanları (yönetmen: Cafer Özgül), Sanatçının Ölümü (yönetmen: Tülay Eratalay), Koltuk, Beş Kollu Avize ve Patroniçe (yönetmen: Ömer Kavur) filmlerinde yönetmen yardımcısı olarak çalışmış olmam Ölüyaprak Vuruşu adlı senaryomu filme çekebileceğime olan inancımı pekiştiren başka etmenler oldu.

Neredeyse tüm hayatımı Ölüyaprak Vuruşu adlı bu filmi çekmek üzerine kurduğumu, hep bu filmi çekmek için hazırlandığımı söylemem sanırım bir abartı olarak algılanmaz.

Eğitimim ve çalışmalarım boyunca sinemanın kendine özgü dili üzerinde durdum. Bir roman yazılacaksa onun roman diliyle, şiir yazılacaksa onun şiir diliyle, öykü yazılacaksa onun öykü diliyle yazılmasının; resim yapılacaksa resmin dilinin kullanılmasının gerekli olması gibi, sinema öncelikle film diliyle kotarılmalıydı; yönetmenin tek bir çekimin hesabını vermesi gerektiğine inandım hep. Bu hem etik açısından hem de görüntüyle öykü yaşatma açısından böyle olmalıydı.

Çeşitli projelerde birlikte çalıştığım, filmin oyuncu kadrosunda (casting) bulunmayı severek; “Özel bir filmde oynayacağımın bilincindeyim” iltifatıyla kabul eden Fikret Kuşkan, Ali Uyandıran, Başak Köklükaya, Kerem Atabeyoğlu, Elif Aktuğ gibi oyuncuların yaklaşımları; görüntü yönetmeni Ege Ellidokuzoğlu ve ışık şefi Recep Biçer’in iş birliği coşkusu bu filmi çekmeye soyunmamda etkili oldu.

Özgürlük Tutkusu, Esrime, Göz, Ateşe Pervane Olan Kelebekler, Komik Ölüler Ülkesi adlı kısa filmlerim yurt içinde ve yurtdışında çeşitli festivallerde gösterildi. Yüksek Lisansımı Sinemada Diyalektik Kurgu, doktoramı Sinemada Şiirsel Anlatım konularını işlediğim tezlerimle tamamladım.

Sinema eğer bir sanatsa; öykü/hikaye izleyicilere onun diliyle yaşatılmalı. Sinema görüntüyle hikaye anlatma sanatı; evet ama bu tanım yeterli mi? Kuşkuluyum.. Sinema, “Görüntüyle (izleyiciye) hikaye yaşatma sanatı” tanımı daha kapsamlı gibime geliyor. “Olayı göstermek, aktarmak, izleyiciyi konu hakkında bilgilendirmek yerine, filmin olayını onlara yaşatmak daha doğru değil mi?




Kaynak
Cengis T. ASİLTÜRK