|
Cahit IRGAT

Doğum Tarihi - 21 Mart 1915, Lüleburgaz
Ölüm Tarihi - 5 Haziran 1971, İstanbul
1916 yılında Lüleburgaz (Kırklareli)'da doğdu. Edirne Öğretmen Okulu’nu son
sınıfta bıraktı ve tiyatroya yöneldi. 1932’de girdiği Ankara Devlet
Konservatuarından 1936’da ayrılarak Paris’e gitti. Bir sure Paris'te yaşadı.
Sinema ve tiyatrolarda başrol ve karakter rolleri oynadı. Kendi kurduğu
tiyatroları yönetti. Cahit Irgat, çeşitli dergilerde Cahit Saffet adıyla
yayımladığı şiirlerinde önceleri romantik ve egzotik bir çizgi izlediyse de
sonradan toplumcu anlayışı benimsedi. 1935-1940 arasında hece ölçüsüyle romantik
şiirler yazdı. Garip akımına yakın duran 1940 kuşağının toplumcu şairlerindendi.
Öte yandan Dudaktan Kalbe (1951), Kanlı Mezar (1966) gibi birçok filmde ve Vişne
Bahçesi (1943), Fareler ve İnsanlar (1951), Godot’yu Beklerken (1954) gibi çok
sayıda tiyatro oyununda rol aldı. Oda Tiyatrosu’nu ve Cahide Sonku’yla birlikte
Cahitler Tiyatrosu’nu kurdu. Tüm şiirlerini Irgadın Türküsü’nde (1969) toplayan
sanatçının Geri Dönemezsin (1948) ve 1971’de Milliyet gazetesinde tefrika edilen
İnsan Kafesi adlı romanları vardır. 5 Haziran 1971 tarihinde İstanbul'da
öldü.
‘Irgat’ın Türküsü’nü söyleyen şair...
Cahit Saffet Irgat, tiyatrosu, sineması ya da şiirleriyle, yaşadığı dönemdeki
insanların belleklerinde yer tutan önemli sanat adamlarından biriydi. Ne var ki,
(ölümler, sanatçının bedeniyle birlikte, bir ölçüde de sanatsal uğraşılarını ya
da eserlerini de gözlerden uzaklaştırır) kuralları onun için de geçerliydi. O
nedenle bugün toplumun büyük bir kesimi tarafından tanınmaz. Yaptığı her işte,
tüm sanat uğraşılarında son derece içtenlikli olan Irgat’ın, gerek tiyatro
tarihinde, gerekse edebiyat tarihinde küçümsenmeyecek, özgün bir yeri
bulunmaktadır.
Tiyatrocu Cahit Irgat
Irgat, daha lise döneminde tiyatroya merak sarmış ve öğrenimini yarıda bırakarak
Ankara Devlet Konservatuvarı’na girmiştir. Çünkü, 1934 yılında başvurduğu Muhsin
Ertuğrul, kendisine; “önce okulunu bitir, sonra yanıma gel” demiştir.
Konservatuvarı bırakma nedenini ise 1968 yılında Akşam Gazetesi’nde yayınlanan
“Çok Yaşayın Ölüler” adlı yazı dizisinde:
“... Gece güzel başlamıştı. Avni Arbaş’ın atölyesinde. Rakılı şaraplı bir
geceydi. Hep tanıdık ya sanatçı ya eğitimci kişilerdik bu çilingir sofrasında.
Cin gibi zeki bir adamdı Hasan Ali Yücel. O güne dek hiç karşılaşmamıştık. Rakı
bitmiş şaraba başlanmıştı. Konu dönmüş dolaşmış memlekete gelmişti. Eğitim
meseleleri, sanat meseleleri, özgürlük meseleleri. Epey olmuştuk. Damdan
düşercesine.
- Sizin başka işiniz yok muydu ki Maarif Vekilliği’ne gelir gelmez attığınız
imzalardan biri de benim konservatuvardan kovulmam içindi, dedim. O,
- İyi olmuş. Çok iyi etmişim!.. Şimdi sanatçısın Paris’te. Orada kalsan ne
olurdun? Maaşlı devlet oyuncusu.”
diyerek anlatır. Acılı bir dönemin sanatçısı olan ve tiyatroya yaklaşık otuzbeş
yılını veren Saffet Irgat, tiyatroyu çok sevmesine karşın, kıyasıya eleştirir.
Bu konudaki düşüncelerini ise;
“Sahne ince hastalık, verem gibidir. İnsanın içine bir yapışmasın. İnsanı erite
erite, kemire kemire götürür. Kan kusturur, uğraştırır uğraştırır da uğraştırır.
Sahne oyuncuya karşı, denizciyle uğraşan deniz gibidir. Genç olsun yaşlı olsun
bir gün oyuncunun bedenini bir ceset gibi, tiyatro leşi gibi kıyıya atıverir.
... Tiyatro kabiliyet işidir. Okulu var ama yeterli değil. Okul kibrit kutusuna
benzer. İçinden çürüğü de sağlamı da çıkar. Okuldan çıkınca devlete sırtını
dayayanların yaptığı şey sanat değildir. Hiçbir endişeleri, didişmeleri
olmayanların halka ve sanata hiçbir faydası yoktur” biçiminde dile
getirmektedir.
1940 yılında ilk kez “Yılmaz Ali” adlı filmde oynayan Cahit Irgat, sahneye de
Raşit Rıza Tiyatrosu’nda “O Gece” adlı oyunda çıkmıştır. Ne var ki, çocuklarının
oyuncu olduğunu haber alan ailesi, onu evlatlıktan çıkarmıştır.
Şair Cahit Irgat
1940 kuşağı şairlerinden olan Cahit Irgat’ın, zaman zaman değişik etkilenmelere
uğrayan ve arayış içinde olan, kendine özgü bir şiiri vardır. Öncelikle
belirtmek gerekir ki, 2. Dünya Savaşı’nın döneme bağlı sıkıntılarını iyiden
iyiye yaşayan şair, bu sıkıntılardan şiirini beslemesini de bilmiştir. O nedenle
şiirinin dokusunda savaş karşıtı bir anlayışın derin çizgileri bulunmaktadır.
Yine savaş yıllarında yaşanan yokluk, yoksulluk, şiirinin yaygın konularından
birini oluşturmuştur. Bütün bu tanıklıklar, onda olumlu bir yapının temellerini
atarken, bir kendinden kaçışı, içkide yoğunlaşmayı, insanlara küsmeyi ve bunlara
benzer gelip giden bunalımları da beraberinde getirmiştir. İçinde yaşadığı
kentin doğal yapısından kaynaklanan konumu, ondaki sıkıntılı koşulları ve ruhsal
durumu, açımlaması açısından “Korku” adlı şiirinde;
“Her yerde aynı hava aynı koku, aynı dert
Korkuyorum.
sen de kaçma bu şehirden
Yalnız bırakma beni
Gökler bile değişiyor lahzada.
Ardından geliyor bak
Güneşiyle bulutuyla gökyüzü
Bütün şehir, bütün deniz, yeryüzü,
Sen de kaçma bu şehirden
Yalnız bırakma beni,
Ben fakir bir sahilin
Kahır yüklü çocuğu,
Korkuyorum.”
dizeleriyle dile getirdiği değişimleri de gözden uzak tutmamak gerekir. Çünkü bu
değişimler Cahit Irgat’ın şiirine de yansımaktadır.
Günlük konuşma dilinden kopmayan şair, ağırlıklı olarak kısa şiirler yazmakta ve
bir konuşma rahatlığı içinde şiirlerini yapılandırmaktadır. Bunu yaparken “Göç”
adlı şiirin;
arzusuyla göç etmedi
Kelepçeli götürdüler
Gece yarısı.
Ay vururdu odasına
bir daha görünmedi.
dizelerinde görüleceği gibi, bazı şiirlerinde toplumsal gerçekleri irdeleyip
dile getirmekten de geri durmamaktadır. Ancak, bu toplumsal duyarlılığı, aynı
ölçüde ve bütün şiirlerinde bulmak olası değildir. “Son Perde” şiirinin;
“Çöküyor şarap rengi bir bulut
Yağıyor üstümüze ölülerin gözleri
İnsanlar birbirinin gözyaşını içiyor.”
dizelerinde olduğu gibi şairi, kimi zaman da derin bir kötümser duygu ve
düşüncenin de içinde görüyoruz. Şairin, tiyatroya bakışında da kendini gösteren
bu özellik şiirlerinde ise belirleyici olmaktadır. 1981 yılında, “Sanat Olayı”
dergisinin haziran sayısında bu konuya değinen Şükran Kurdakul, “Şiirimizin Gözü
Yaşlı İyimseri, Cahit Irgat” adıyla yazdığı yazıyı;
“... Bu şehrin Çocukları” (1945), “Rüzgarlarım Konuşuyor” (1947), “Ortalık”
(1952), “Irgat’ın Türküsü” (1971) kitaplarında toplanmış şiirler, savaş-barış,
vahşet-uygarlık, kötülük-sevgi, güçlü-güçsüz, sahip-ırgat çelişkilerinin
yarattığı duyarlıkları anlık coşku ve parlamalarla ortaya kor.
Bu şair, şiirimizin gözü yaşlı iyimseri Cahit Irgat’tır.”
diyerek bitirmektedir.
“... Boşa işlemiş zaman
Bankalar kurulmuş sırtımdan
Dik dünyayı tırman tırman
Koşulmuşum...”
dediği yirmiiki dizelik “Irgat’ın Türküsü” adlı şiirinde ise, bir yandan kendi
portresini çizerken, diğer yandan da memleketin durumunu ortaya koymaktadır.
Küçük yaşta sanatla kucaklaşan Cahit Irgat, kırılmalarına, zaman-zaman sessiz
kalışlarına karşın sanattan kopmamıştır. İlk şiirini Cahit Saffet imzasıyla
Varlık dergisinde yayınlayan Irgat’ı, aynı zamanda sanata adanmış bir ömrün de
simgesi olarak görmek, sanırım ona hakkını vermek olacaktır.
Kaynak
Evrensel
Güngör Gençay
YÖNETMEN FİLMOGRAFİSİ
Bırakılan Çocuk 1950
AKTÖR FİLMOGRAFİSİ
Yılmaz Ali 1940
Şehvet Kurbanı 1940
Kahveci Güzeli 1941
Onüç Kahraman 1943
Toros Çocuğu 1946
Senede Bir Gün 1946
Gençlik Günahı 1947
Seven Ne Yapmaz 1947
Büyük İtiraf 1947
İstiklal Madalyası 1948
Fato / Ya İstiklal Ya Ölüm 1949
Bırakılan Çocuk 1950
Estergon Kalesi 1950
Kapanan Gözler 1950
Onu Affettim 1950
Parmaksız Salih 1950
Soysuz 1950
Üçüncü Selim'ın Gözdesi 1950
Dudaktan Kalbe 1951
Vatan ve Namık Kemal 1951
Vatan İçin 1951
İstanbul'un Fethi 1951
Barbaros Hayrettin Paşa 1951
Lale Devri 1951
Hayat Acıları / Gülnaz 1951
Kızıltuğ 1952
Can Yoldaşı 1952
Deli 1952
Göçmen Çocuğu 1952
İmralı'dan Doğan Güneş 1952
Kan Kardeşler 1952
Kubilay 1952
Sabahsız Geceler 1952
Yavuz Sultan Selim Ağlıyor 1952
Yıldırım Beyazıt Ve Timurlenk 1952
Drakula İstanbul'da 1953 Turan
Altı Ölü Var / İpsala Cinayeti 1953 Ali Rıza
Aşk Izdırabtır 1953
Cinci Hoca 1953
Kezban 1953
Mahallenin Namusu 1953
Sahildeki Kadın 1954
Sevdiğim Sendin 1955
Safiye Sultan 1955
Büyük Sır 1956
Kara Çalı 1956
Günah Bizimdir 1956
Karasu 1958
Kıtipiyoz'a Tuzak / Fosforlu'nun Oyunu 1959
Sığıntı 1960
Yasak Aşk 1961
Şeytanın Uşakları 1964
Mor Defter 1964
Dullar Tercih Edilir 1964
Kasımpaşalı 1965 Kemal
Sana Layık Değilim 1965 Hasan
Siyah Gözler 1965
Hırsız 1965
Dünkü Çocuk 1965
Kasımpaşalı Recep 1965
Çapkınlar Kralı 1965
Dört Deli Bir Aptal 1965
Severek Ölenler / Kartalların Öcü 1965
Yedi Dağın Aslanı 1966 Tekfur
Altın Küpeler 1966
Kanlı Mezar 1966
Çalıkuşu 1966
İhtiras Kurbanları 1966
Bar Kızı 1966
Aslanların Dönüşü 1966
İntikam Ateşi 1966
Fatih'in Fedaisi 1966
Kıran Kırana 1966
Meydan Köpeği 1966
Para Kadın Ve Silah 1966
Aşk Mücadelesi 1966 Komiser Muzaffer
Kara Duvaklı Gelin 1967
Killing Canilere Karşı 1967
Kozanoğlu 1967 Nasuh Paşa
Soy Ve Öldür 1967
Kelepçeli Melek 1967
Son Gece 1967
Çelik Bilek 1967
Kurbanlık Katil 1967 Şefik
Krallar Ölmez 1967
Düşman Aşıklar 1967
Killing İstanbul'da 1967
Killing Uçan Adam'a Karşı 1967
Caniler Kralı Killing 1967
Ölüm Saati 1967
Acı Günler 1967 Stavro
Casus Kıran 1968
Dağları Bekleyen Kız 1968
Sevemez Kimse Seni 1968
Leylaklar Altında 1968
Eşkiya Kanı (Hakimo) 1968
Ana Hakkı Ödenmez 1968
İftira 1968
Urfa İstanbul 1968 Hancı
Erikler Çiçek Açtı 1968
Şeyh Ahmed 1968
Baharda Solan Çiçek 1968
Son Vurgun (Kurşunların Yağmuru) 1968 Sedat´ın Babası
Sabahsız Geceler 1968 Macit
Kader Böyle İstedi 1968 Ferit Bey
Kader 1968 Pir Ömer
İntikam Yemini 1969
Ana Mezarı 1969
Anadolu Soygunu 1969
Boğaziçi Soygunu 1969
Lekeli Melek 1969 Rıza
Seninle Ölmek İstiyorum 1969 Rıza
Fakir Kızı Leyla 1969
Casus Kıran / Yedi Canlı Adam 1970
Kaynak
Türk Sineması Veri Tabanı
Internet Movie Database
|