Yarım Kalan Bir Düş - Köy Enstitüleri




Yapım Tarihi - 2000
Süre - 00:00:00
Bölüm Sayısı - 2
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Cihan Akerson
Yapımcı - Cihan Akerson
Yönetmen Yardımcısı - Nazife Cantürk
Metin - Cihan Akerson
Araştırma - Prof. Dr. Çetin Yetkin
Kamera - Tolga Özlü, Cengiz ALDEMİR, Orhan AŞKAN, Serkan TARZAN, Kutluk Akşahin,
Hakan KÖREZLİ, Necip Kızıldağ
Arşiv - Alparslan Tanrıverdi, Özgür Kılıç, Meltem DEMİRYONAR
Kurgu - A. Nilüfer Varol, Sibel Denizmen, Sevim SATILMIŞ, Savaş Yalçın
Grafik - Hüseyin Tekin
Ses - Volkan Yıldırım
Jenerik - TV8 Tanıtım
Müzik - Adnan SAYGUN Ziraat Marşı
Yorum - Osman İŞMEN

1940’ların Türkiye’sinde dünya klasiklerini okuyan, pencere çerçevesi imal eden, Mozart’ı dinleyen, mandolin çalan bir köylü modeli oluşuyordu. Türkiye insanını aydınlığa götüren bu model Köy Enstitülerinde filizleniyordu.

Bu ışık kümelerinde bir taraftan saz ve keman sesleri birbirine karışıyor, bir taraftan da Balıkesir Bengisi, Harmandalı, Hemşin Horon’u oynanıyor, halaylar çekiliyordu. Kızlı erkekli bu çocuklar, bir yandan gençliğe geçişin utangaç heyecanını elele tutuşarak yaşarken, bir yandan da doğa ile bilimi, kültürle sanatı birlikte özümseyip uygulamanın ateşini yakıyordu.

Köy enstitülerinin yaklaşık 10 yıl Süren yaşamı, günümüzde çöküntüye dönüşmüş olan eğitim düzeninin bir zamanlar parlayan bir yıldızıydı...Köy Enstitüleri, aslında eğitimin de ötesinde Anadolu’da hüküm Süren binlerce yıllık feodal düzeni yıkacak bir toprak reformunun altyapısıydı...


Kaynak
TV8 web sitesi





Köy Enstitüleri

Cumhuriyet tarihimize bir dönem damgasını vuran, ancak siyasal baskılar sonucu
10 yıl yaşayabilen Köy Enstitüleri, kuruluşundan 67 yıl sonra, 21. Yüzyıl’da
yeniden tartışılmaya başlandı. Daha Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk’ün
kafasında oluşturduğu ve Türkiye’yi aydınlığa götürmeyi hedefleyen Köy
Enstitüleri, o yıllarda yokluklar içinde kıvranan yeni cumhuriyetin insanları
için bir düştü... Gazeteci Cihan Akerson’un hazırladığı “Yarım Kalan Bir Düş”
adlı belgesel, 1940 yılında Türkiye’nin her köşesinde birer ışık kümesi olarak
açılan Köy Enstitüleri’nin bu 10 yıllık serüvenini ekrana getiriyor. tv8’de
yayınlanacak olan belgeselde, 1940’lı yıllarda, mandolin çalan, dünya
klasiklerini okuyan, Mozart dinleyen bir köylü modelinin nasıl yetiştirildiği
gözler önüne seriliyor.

Kepirtepe’den Düziçi’ne, Edirne köylerinden, Adana, Van, Trabzon köylerine kadar
uzanan bu 21 ışık kümesinde sazla keman seslerinin nasıl birbirine karıştığı,
kızlı erkekli çocukların bir yandan elele tutuşarak halaylar çekerken, bir
yandan da doğa ile bilimi, kültürle sanatı nasıl birlikte özümseyip uygulamanın
ateşini yaktıkları anlatılıyor. Belgeselde Köy Enstitüleri’nin kuruluşu,
tarihsel işlevi anlatılırken, “Eğer kapatılmamış olsaydı, köyden başlayan bu
kalkınma modeliyle bugün Türkiye farklı yerlerde olur muydu?” sorusuna yanıt
aranıyor, köyden kente göç olgusu, çarpık kentleşme gerçeği ve eğitim sorunu Köy
Enstitüleri’nin ışığı altında büyüteç altına alınıyor.

HEDEF Toprak REFORMUYDU
Belgeselde Köy Enstitüleri’nin, aslında Anadolu’da hüküm Süren binlerce yıllık
feodal düzeni yıkacak bir toprak reformunun altyapısı olduğu belgelerle
anlatılıyor. Cumhuriyet yönetimi, o yıllarda çağdaşlaşmanın ve saniyeleşmenin
önündeki engellerin başında ülkede hala varlığını sürdüren feodal yapıyı
görmekteydi. Feodal yapının ekonomik temelini ise geniş toprak mülkiyeti düzeni
oluşturmaktaydı...

Atatürk’ün kurduğu yeni Türk devleti, Osmanlı’dan miras aldığı eski feodal
düzeni devam ettiren, köylüyü yoksulluk içinde bırakan geri toprak ilişkilerini,
onlara vücut veren geri paryalaşmasının önüne geçmeyi hedeflemişti. 17 Nisan
1940’da Meclis’te kabul edilen yasayla resmen kurulan Köy Enstitüleri, hem
eğitim düzeninin bir zamanlar parlayan bir yıldızıydı, hem de Anadolu’da hüküm
Süren binlerce yıllık feodal düzeni yıkacak toprak reformunun altyapısıydı...