Kafeste Bir Kuş GibiydikSüre - 00:30:00 Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, Betacam Yönetmen - Güliz Sağlam, Feryal Saygılıgil Desa firmasının Sefaköy fabrikasından sendikalı oldukları için işten çıkartılan Emine Arslan ve Düzce fabrikasındaki kadın işçilerin bir yıllık direnişleri anlatan film, bu süreçte kadın dayanışmasını, işçilere örgütlü ve örgütsüz kadınlardan gelen desteği de gözler önüne seriyor. ![]() ![]() ![]() Kafesteki Kuş Gibiydik Desa Direnişinde Kadınlar Deri isçisi Emine Arslan, sekiz yildir çalistigi DESA’nin Sefaköy’deki fabrikasindan sendikali oldugu ve diger isçileri örgütledigi için Temmuz 2008 basinda isten çikarildi. Her gün gidip fabrikanin kapisinda bekledi. “Çünkü sendika benim anayasal hakkim” dedi. Sendikali oldugunu ögrenince iste hata yaptigini öne sürüp Emine Arslan hakkimda tutanak tuttular. Sekiz yillik isçi, ‘Emine Abla gel, sensiz olmuyor’ diye her hafta sonu ise çagirdiklari isçi, sendikali olunca bir anda hata yapar olmus. Emine abla, hazirladiklari tutanaklari imzalamamis. Haziran maasini, fazla mesailerini, iki yillik iznini ödemeden isine son vermis DESA isvereni. Hatta devletin verdigi çocuk yardim parasini bile vermemisler, içerde kalmis. Üyesi oldugu Türkiye Deri-Is sendikasi Arslan için ise iade davasi açti. 8 yildir çalistigi DESA fabrikasindan sendikali oldugu için atilan, buna razi olmayip DESA direnisinin sembolü haline gelen deri isçisi Emine Arslan sendikal haklari için direnmeye devam ediyor. - Ne kadar zamandir DESA’da çalisiyordun ve neden isten çikarildin? - Emine Arslan - 8 yildir DESA’da çalisiyordum. DESA’dan çikma nedenim sendikaya üye olmam. Ustalarin, patronun dedigi gibi performans düsüklügü, iste hata yapmam degil. Ben sendikaya üye olduktan sonra arkadaslarimi eve getirdim. Evimde onlari sendikamla tanistirdim. Üye yaptigim arkadaslarim var. Bunlari ögrenince bana tuzak hazirlamaya basladilar. Tuzak da su - yakada altina geçiyorsun, astarda sökük geçiyorsun. Ben 8 senedir geçmiyordum da simdi mi geçtim? Bu sekilde çikisimi verdiler benim. - Çalisma kosullari nasildi? Fiziksel kosullar nasildi ve sosyal haklariniz var miydi? - Zaten çalisma kosullarimiz bizi sendikali olmaya itti. Tek tuvaletimiz vardi. Paydos saatlerinde ya da arada gittigimizde tuvaleti bos bulamiyorduk. Arkadaslarimizla kuyrukta beklemek zorunda kaliyoruz. Ne zaman ki disaridan markalar gelir fabrikayi denetlemeye o zaman fabrika tertemiz olur. Normalde ortadaki toz falan alinir. Lavabolarimiza misafir geldiginde peçeteler konur. Normal bir zamanda peçete bulamazsin. Ecza dolaplarinda ilaç bulamazsin. Parmagin kesildiginde bant bulamazsin. Sosyal haklarimiz yoktu. Sendika olmayan yerde sosyal haklar nasil olabilir ki? Yillik iznin 15-20 gününü bir arada hiç kullanamadik. Yillik izin kullandigimiz zamanda da normalde ücretli izin olur burada öyle bir sey yok. Kuru kuru izine çikarsin. Bu sartlar bizi sendikalasmaya itti, mecbur etti. - Haftada kaç saat çalisiyordun? Fazla mesaiye kalinca ücretini aliyor muydun? - Bir insan 36 saat 40 saat hiç evine gitmeden çalisabilir mi? Çalisiyorduk biz. Bugün 8 buçukta girersin bugünü çalisirsin, geceyi çalisirsin ertesi gün sabah olur eve gidemezsin. Tekrar aksama kadar yine devam. Sana verdigi ücret asgari ücret. Bu kadar mesai yapmamiza ragmen bir de ay sonunda önümüze bir doküman getiriyor bu dokümanda ayda en az 140 saat, 220 240 saate varan mesailerimize karsilik önümüze koydugu dokümanda 6 saat 8 saat görünüyor mesailerimiz. Asla 12 saatin üzerinde mesai yazmiyorlar. Bu kagida imzalatiyorlar bize. Atmak zorunda kaliyoruz, attik da defalarca. Senin hesapladigin fazla mesai saatiyle onun hesapladigi hiç tutmuyor. - Ne is yapiyordun? Fabrikada çalisan kadinlar genelde ne tür islerde çalisiyorlardi? - Ben astar kontrolcüsüydüm. Ama yapmadigimiz is yoktu. Disaridan mal gelir iner tirdan mal da bosaltiriz. Erkeklerin yaptigi isi de yapariz. Diger bölümler sikisir iner diger bölümlere yardim ederiz. Onlarin sürdügü gibi bali de süreriz. Dikis de dikeriz. Her isi yapariz biz. Ama asil kontrolcüydüm ben, ara kontrolcü. Kadinlar genelde temizlik, el isi gibi islerini yapildigi bölümlerde çalisiyorlar. Biliyorsunuz deri üzerine çalisiyor bu deri montlar baliyle dikiliyor ve bu balileri solventle temizliyorduk biz. Gümüs kalem var üzerlerinde onlari temizliyorduk. Kauçuk, solventi silgi kullanarak derilerin bu tür temizligini yapiyorduk. - Bu isler yapilirken saglik önlemleri aliniyor muydu? - Hayir alinmiyordu. Az evvel söyledigim gibi yurtdisindan denetime geldiklerinde, gelen misafirlere göstermelik, maske veriyorlar sonra yine geri aliyorlar. Al bunu rahatsiz oldugun zaman kullan diye bir sey yok. - Çalisma kosullarinda ya da ücretlerde kadin olmakla erkek olmak ne tür farklar yaratiyordu? Çalisanin kadin olmasi ustanin onunla kurdugu iliskiyi, örnegin kizarken söylediklerini degistiriyor muydu? - Tabii ki farklar var. Erkekler mesela yeni isçiler de olsa kadinlara nazaran daha fazla para aliyorlardi. Hatta ayni isi yaptigin halde, ondan daha üstün yaptigin halde hatta yeni girmis ise sen onu egitiyorsun, isi ögretiyorsun senden fazla maas aliyor. Ustalar hep erkekti. Yüksek sesle bagirip çagiriyorlardi bize. Beni isten çikardiklari gün, Gültekin Bey sefimdi o zaman beni yemekhaneye çekti arkadaslarimin arasindan, agza alinmayacak küfürler etti. Erkeklere de hakaret ediyorlardi, kötü muamele yapiyorlardi ama kadinlara kadin olduklarindan dolayi birazcik daha zayif görüp onlara daha çok yapiyorlardi. - Tazminatini alabildin mi? - Tazminat kesinlikle alamadim. Ben temmuzda çikarildim isten. Tazminati birak benim hala haziran ayinin maasi duruyor içerde. Haziran ayinin mesai ücretleri duruyor içerde, 144 saat. Devletin verdigi çocuk yardim parasi da duruyor. Düzce’deki 41 arkadasim da aynen benim gibiler. Onlar da nisanda çikarildilar. Bir hafta içerisinde 41 kisi kapi disari edildi. Ayni sekilde onlarin da tazminatlari ödenmedi, bir aylik maaslari ve mesai ücretleri içerde kaldi. - Sendikayla nasil tanistin? Direnis nasil basladi? Direnis için kocandan izin aldin mi? - Buradaki uzun çalisma saatlerinden bikkinlik geldi artik bana. Günde bir saat sabah 6’da molada veriyorlardi. Bir saatte ben yemek mi yiyeyim, lavaboya gidip ihtiyacimi mi gidereyim yoksa masanin altina bir karton bulayim da betonda degil kartonda mi uyuyayim? - Bize verdikleri bordroda DESA’ya ait oldugunu anlatan bir sey var ne de hangi döneme ait oldugunu belirten bir sey var. Sanki kaçak bir yer gibi. Aslinda DESA koskocaman, uluslar arasi bir marka. - Çalisma kosullari çok kötüydü sanki ortaçagdan kalma gibi. Öglen vakti yükleme olur yemege gidemezsin, yükleme bitecek sonra gidebilirsin. Aksam yükleme olur bir yere mal gidecek yine yemege gidemeyiz. Eve gitmemiz gerekirdi ama yemege bile çikamazdik. Bu sartlar beni sendikali olmaya itti. Günyüzü görmüyordum ben. Ben gittim sendikaya. Içerde aglayan sizlayan arkadaslarimiz vardi. Dedim ki aglamayin gelin yetkili bir kisiden ne gibi haklarimiz var duyun dedim. Evime getirdim onlari sendikamla tanistirdim. Üye olan arkadaslarim oldu. 3 sefer toplanti yaptim evimde. Tabii duyuldu. Sen misin böyle yapan diyip iste hata yapiyorsun diyip isten çikardilar beni. 3 Temmuz’da basladim direnise. Zaten yillardir kocam gece 12’de kapiya geliyordu beni almaya, sabaha kadar bekliyordu biz ertesi gün aksama kadar çalisiyorduk. O da zaten nefret etmisti, bikmisti. Benim direnisime çok destek verdi hala da yanimda. - Direnenlerin büyük bölümü kadinlardan olusuyor. Direnise daha çok kadinlarin katilmasini neye bagliyorsun? - Düzce’de de Sefaköy’de de örgütlenmenin basini çeken kadinlar oldugu için isten ilk atilanlar da kadinlar oldu. Her yerde ezilen biziz. Isyerlerinde ezilen biziz. Eve gidince yemektir, temizliktir ezilen biziz. Her cefakârliga katlanan bizler oldugumuz için direniste de biziz. - Direnis yaptigin yeri ve buradaki kosullari biraz anlatabilir misin? - Buraya çiktigim günden beri devletin güvenlik güçleri tarafindan gözaltina da alindim, gözaltindayken kaldirim isgal cezasi kestiler. Biz kisiye karsilik 6 büyük otobüs Çevik kuvvet polisi de getirdi buraya. Gelen polisler “Daha ne oturuyorsun burada? Git! Evinde yemegini yap, bulasigini yika!” dediler. Devletin güvenlik güçlerinden sunu istiyorum tarafsiz görev yapsinlar. Bana kamu yerine zarar veriyorsun diyorlar ben ne zarari veriyorum buraya? Bir de gidip isverene sorsunlar. Bu kadin 8 senedir çalisiyordu ne oldu da neden sendikaya ihtiyaç duydu? Sendikaya gidince neden kapiya koydun? Diye bir de isverene sormalarini istiyorum. Tarafsiz göreve davet ediyorum onlari. Direnise basladigim ilk iki hafta isçileri Çevik kuvvet polisi esliginde camiye götürüp getirdi. Simdi kendi gözetimlerinde içerden otobüslere bindiriyorlar içerdekileri farkli camilere götürüyorlar. Hâlbuki camii surada, minaresi görünüyor. Oraya kendileri gidip geliyorlardi simdi gidemiyorlar. Tek sebep isçi arkadaslarimiz bizimle diyalog kurmasinlar, örgütlenmesinler. Burasi yazin çok sicakti simdi de çok soguk. Sogukta içinde oturmamiz için araba çekmemize isveren izin vermiyor. Dün yagmur yagiyordu, arabada oturalim dedik. Isveren yine polis çagirdi, yine arabayi çekmek zorunda kaldik. Yoksa arabanizi baglariz dediler. Bir de mobese kameralar var. Su anda bile dinliyor ve çekiyor bizi. Çeksinler. Ben yanlis bir sey yapmiyorum, anayasal hakkimi kullaniyorum. - Direniste nelerle karsilastin? Ne tür baskilarla karsi karsiya geldin, neler yasadin? - Isveren beni ilk kapiya koydugu 5 günden sonra gel anlasalim dedi. Benim vicdanim rahat etmedi kabul etmedim. “8 yila 8 milyar arti sen istedigini söyle anlasalim.” dediler kabul etmedim. Pesinden son dönemde ekim ayinin 16-17-18’inde tekrar teklif ettiler bana. Be defa polis baskisi, zabita baskisi, burada kamu yerine zarar veriyormusum, asiri baski yaptilar ve dediler ki masalarinizi, dövizlerinizi alacagiz. Ben de - “ben kamu vatandasi degil miyim? Yillardir bu devlete vergi ödemedim mi? Her gün her gün üzerime geliyorlar. Yakacagim artik kendimi burada gözünüzün önünde dedim. En sonunda Cuma günü bunlar biraz yumusadilar. Tam biz dövizleri toplamis eve gidiyorduk. Dediler ki gelin anlasalim. Ben gidip adliyeye beni sendika kullandi diyip dilekçe yazip direnisi birakacakmisim. O zaman 30 milyar verecekmis bana. Bir de aksamina kamyon getirip evimi baska yere tasiyacaklarmis. Ben kesinlikle bunlari diyemem dedim. Onlar da sen ne uyanik kadinsin dediler. Benim çolugum çocugum var beni yakarsan ben de seni yakarim dediler. Cuma günü anlasalim dediler. Cumartesi tekrar gelip anlasalim dediler. Kabul etmeyince tehditler savurdular. Pazar günü evimin yaninda kizima saldirdilar. Motorlu birisi tavuklara yem verirken kizima yapisiyor, kolunu tutuyor. Orasi bayir oldugu için sendeliyor ve sÜrükleniyor kizim. Motor avluya girecek diye kolunu birakiyor kizimin. Dönmüs tekrar geliyormus o sirada eve kaçmis kiz. Biz disari çiktigimizda kimse yoktu. Kaçip gitmis tabii. Bu olayla ilgili de sorumlusu isverendir diye suç duyurusunda bulundum. Sendikadan Nuran olmadan bir yere gidemiyorum çünkü çok tehdit altindayim. Açikçasi korkuyorum. - Direnisten sonra ev içindeki konumun ya da gündelik hayatta yaptigin isler degisti mi? - Ben evde yemek yapamadim 8 senedir. Kizim televizyonda annem bir kere bile saçimi tarayip, elimden tutup okula götürmedi dedi. Bir kere okul toplantilarima katilamadi dedi. O beni kahretti bir anne olarak. Çok çalistigim için bunlari yapamadim. Simdi de buradayim. Çocuklar yanima buraya geliyor. Paramiz varsa burada bir seyler alip yiyoruz. Paramiz yoksa esim evde bir seyler yapip getiriyor. Dört dörtlük temizleyemesek de, evimize iyi bakamasak da ikimiz yapiyoruz isleri. Kadin oldugun için isyerinde yasadigin bazi esitsizlikler var. Örnegin erkekler kadar agir isleri yapmaniza ragmen daha düsük statüde ve daha az maasla çalisiyordunuz. Sendika sizin kadin oldugunuz için yasadiginiz esitsizliklerle, sorunlarla da ilgileniyor muydu? Kadinlar için özel çalismalar yapiyorlar miydi? Bizim sendikamiz üye asamasindaydi. Içeri giremedik. Içeri girebilsek her sey düzelecekti. Çalisma saatlerimiz degisecekti, küfürlü konusmalar bitecekti. - Son olarak Novamed grevi Türkiye’nin her yerinden kadin örgütleri tarafindan desteklendi ve basarilarinda bu destek çok önemliydi. Sizi destekleyen ve sizinle dayanisma içinde olan kadinlar ve kadin örgütleri de var. Bu kisiler ve kurumlarla iliskiniz nasil? Kadinlarla dayanisma içinde olmak sizi nasil etkiledi? - Ben yalniz oldugum için direnisteki diger kadinlara gidemiyorum. Iki üç kisi olsak her gün birimiz bir direnise destege giderdik. Ben gidersem burasi bos kaliyor. Ama onlar beni ziyarete geliyorlar. Kadin örgütleri ve kadinlar da bana çok yardimci oluyorlar. Nasil onlar benim için mücadele ediyorlarsa, benim için çalisiyorlarsa ben de onlar için direniyorum. Kadinlarla dayanisma içinde olmak çok etkiliyor beni. Çünkü hiç görmedigim hiç tanimadigim insanlar sanki aileden Candan kandan birileri gibiler. Biz içerde kafesteki kustuk. Disarida ne var ne yok hiç haberimiz yoktu. Ama disari çikinca isverenin toplantida bizlere vatan haini dedigi insanlarin vatan haini olmadigini ögrendim. Bu insanlar isçinin, emekçinin yaninda, hakkina sahip çikan insanlar. Bunun için vatan haini diyorlar bu insanlara. Ben bu sicak insanlardan bunu ögrendim. Ve artik yanlarindayim. Bu is bitince de yanlarinda olacagim. Zeynep Özdal Turnusol 4. Bursa İpekyolu Film Festivali, Gerçeği Söylemek Gerekirse Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2009 16. Altın Koza Film Festivali, Gösterim Seçkisi. 2009 13. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, Belgesel Bölümü Gösterim Seçkisi. 2010 Antakya Medeniyetler Buluşması Film Festivali, Kısa ve Belgesel Film Yarışması, Finalist. 2010 Kaynak Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali Resmi Web Sitesi |