Yapım Tarihi - 2020
Süresi - 00:08:36
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Alican Bekâr, Aksu Nartur, Özgür Aşkın
Muğla’nın geleneksel ve kültürel değerlerle dolu olan Fethiye ilçesinin
Yeşilüzümlü beldesinde unutulmaya mahkum olan geleneklerinden “Üzümlü dastarı”
pamuk, yün ya da ipek iplikler kullanılarak özenle dokunur ancak sadece pamuk,
yün ve ipek ipliklerden meydana gelmez. Günümüzde gün geçtikçe materyalist bir
topluma dönüşmüş olan bizlerin nadiren fark edebileceği bir sevgi yoğunluğu, el
emeği ve alın teri de mevcuttur dokuma dastarlarda. Dokunan her dastar
birbirinden farklıdır ve bir eşi daha yoktur. Bu nedenle de bir elin
parmaklarına benzer aslında. Hepsi birbirinden eşsiz ve birbirinden kıymetlidir.
Özellikle yaz aylarında kadınlarımız eşarp, başörtüsü ya da şal olarak taşır
boyunlarında astarı. Fethiye kordonda bazı zamanlar insanlar bir kadının
boynunda yahut başında bir dastar dokuması görünce hayranlıkla bakarlar ve hangi
mağazadan aldığını sormak isterler. Bilmezler ki kadınlarımızın asil bir şekilde
üzerlerinde taşıdıkları bu dokumalar, ipliklerini çocuğu gibi seven, okşayan
teyzelerimizin güzel zanaatıdır. Zaten kadınlarımızın gücünü, sevgisini,
yaratacılığını ve anne şefkatini başka bir yerde böylesine güzel yansıtan bir
eşya bulabilir misiniz? Renk renk dokumalarıyla her kesimden insanı büyüleyen
dastarlar, baharın gelişiyle birlikte turistlerin de gözdesi oluyor. Kimse
inanmasa da dastarların da yansıttığı bir ruh vardır ve bu dastar dokumaları
kullanan kişiler bu ruha ortak olurlar. Cıvıl cıvıl renkli ipliklerle yapılmış
bir dastarı insan üzerinde taşımayadursun, anında günü güzelleşiyor, mevsimler o
kişi için bahar oluyor ve iki ruh ortaya yepyeni bir ruh meydana getiriyor.
Kadınlarımızın dokuduğu dastarın ruhu ve güzelliği de buradan geliyor işte. Türk
kadınları zaten yaptığı her şeye güzellik katan, emek veren, güçlü ve özverili
kişiler değil midir? Onlar nasıl bizlere güzel şeyler katıyorsa, biz de onların
hayatında güzelliklere vesile olmalıyız ve bize sundukları bu eşsiz dokumalara
sahip çıkmalıyız. Aksi takdirde kültürel benliğimizin kayboluşunu izlemek
zorunda kalacağız. Zamanla hayatımız sanal ortamlardan, mağazalardan, lüks
mekanlardan, kimyasallardan ibaret olacak. Zamanla kendi kültürümüzü bir köşeye
itecek ve farkında bile olmadan bizi biz yapan en güçlü parçayı, benliğimizi
kaybedeceğiz. Biz sahip olduğumuz o kültürel ruhu kaybederken dastar hep kendi
ruhunu koruyacak. Dastarhanelerde teyzelerimiz ipekten dokumalarını üretmeye
devam edecek, renk renk narin dokumalarıyla dastarlar sıra sıra dizilecek
tezgahlara. Biz içine battığımız materyalizmden kurtulmak için çırpındıkça
tezgahlardan seslenecek bizlere. “Bize bak, biz Türk geleneğinin güzelliğini
olduğu gibi sergileyen nadir dokumalarız.” Lakin biz onları duymamakta ısrar
ettikçe yaz aylarında turistler dastarlarımızı yüzlerce lira pahasına da olsa
almaya devam edecek ve aslında dastarın ruhunu küstüreceğiz çünkü değer
verilmeyen her şey zamanla körelir. Değer gördüğümüz kadar bir yere bağlı kalır,
değersiz hissettiğimizde sessizce uzaklaşırız. Kısa filmimizde vurgulamak
istediğimiz tam da buydu. Kültürümüzü ve dastarlarımızın ince ruhunu lütfen
kaybetmeyelim, onları sarıp sarmalayalım.
4. Fethiye Belgesel Günleri, Öğrenci Belgeselleri Bölümü, Belgesel Film Ödülü.
2021