İki Dünya Arasında




Yapım Tarihi - 1999 / 2000
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, Betacam SP

Süresi
1. Bölüm- "Taşların Sırrı" / 24'25"
2. Bölüm:"Alın Yazısı" / 24'35"
3. Bölüm- "Bedenin Işığı" /26'08"
4. Bölüm:"Barış Adında Bir Kuş" / 25'34"
5. Bölüm- "Tarihe Dokunmak" / 24'45"
6. Bölüm:"Toprak Çiçeğe Durunca" / 26'30"

Yönetmen- Hasan Özgen, Hakan Aytekin
Senaryo - Hasan Özgen, Hakan Aytekin
Müzik - Nadir Göktürk
Seslendiren - Nevzat Şenol
Görüntü Yönetmeni - Turhan Yavuz
Kurgu - Kurtuluş Özgen
Genel Danışman - Prof. Dr. Metin Sözen
Danışmanlar - Osman Saffet Arolat, Kenan Mortan, Rüştü Bozkurt, Z. Nuri Eraslan
Yönetmen Yardımcısı - Hüma Gülüm
Yapımevi - Filmtel
Sponsor - Ayhan Şahenk Vakfı

Günümüzde bu turizm bölgesi olarak önemsenen Kapadokya İlginç bir doğanın ve farklı bir tarihin simgesi olarak görülür. Oysa, Kapadokya aynı zamanda bir "bilgi coğrafyası", bizi insanoğlunun "ortak hafızası"na taşıyacak bir serüvenin gizemli topraklarıdır. Kapadokya; ilginç jeolojik yapı ve Hıristiyanlığın yayılması sırasındaki işlevi ile sınırlandıran bakış yerine, jeolojik, tarihsel, kültürel, ekonomik ve sosyal açılardan ele alındı.

Günümüzde Kapadokya denilince akla ilk gelen Ürgüp-Göreme-Avanos arasındaki "Turizm Kapadokya'sının yanı sıra, Tuz Gölü'nden Malatya'ya, Çorum'dan Toroslara değin geniş bir coğrafyaya yayılan "Büyük Kapadokya" dizinin konusu oldu. "İnsan ile doğa", "geçmiş ile gelecek", "eski ile yeni", "Doğu ile Batı", "Hıristiyanlık ile Müslümanlık", "yeraltı ile yerüstü", "inanç ile bilgi", "savaş ile barış", "var olma ile yok olma" arasında oluşan gibi pek çok "iki dünya arasında" kalan Kapadokya, altı bölüm halinde işlendi.

I. Bölüm- "Taşların Sırrı"
Kapadokya'nın coğrafyası ve bu coğrafya üzerinde hayat bulan kültür ve tarih verileri, ağırlıklı olarak "taş"ın etrafında oluşmuştur. Kapadokya'nın taşları, ilk bakışta yalnızca jeolojik ve coğrafi boyutuyla algılanır. Oysa bu "taş"lar kendini kolay ele vermeyen, insana ve kültürel dünyamıza ait birçok sırrı da içinde barındırır.

II. Bölüm- "Alın Yazısı"
Anadolu'nun "yazı"yla tanışması ticaret sayesinde olmuştur.
Dört bin yıl önce Mezopotamya'dan Kapadokya'ya gelen Asurlu tüccarlar, beraberlerinde sadece işlenmiş ürünlerini değil "yazı"larını da getirmişlerdi. Uygarlıkların değişmesi, sadece yazının biçimini değiştirir. Asur'un çivi yazısı Hititlerde Hitit çivi yazısına ya da Hitit hiyeroglifine, Roma - Bizans'ta Latinceye, Türklerle önce Arap, sonra da Latin abeceli Türkçeye dönüşür. Ama Kapadokya'nın alın yazısını, Çağlar boyunca hep ticaret belirler.

III. Bölüm- "Bedenin Işığı"
Kapadokya, Hıristiyanlığın yayılma sürecinde, yüzyıllar boyunca, direnmenin ve tutunmanın ev sahipliğini üstlenir. Roma İmparatorluğu bu yeni dine ne kadar karşı çıksa da, yoksul köleler, içinde bulundukları kötü yaşam koşullarından kurtulma amacıyla bu yeni dine Akın ederler. Bölge, jeolojik olanakların da yardımıyla önemli bir Hıristiyanlık merkezine dönüşür.



IV. Bölüm- "Barış Adında Bir Kuş"
Çağlar boyunca istilalar ve göçlerle altüst olsa da, Kapadokya, barış ve hoşgörüye kucak açan bir bölgedir. "Barış"ın evrensel simgesi olan güvercin ise, bölge için özel bir önem taşır. Güvercin yetiştiriciliği bölgede yaygın bir gelenektir. Üç büyük dinde de kutsal sayılan güvercin, Kapadokya'da simgesel boyutuyla da karşımıza çıkar- İsa'nın vaftizi sırasında Tanrı, bir güvercin kılığında vaftiz alanına iner. Hacı Bektaş Veli, Sulucakarahöyük'e güvercin kılığında gelir. Hıristiyanlığın yayılma sürecinde barış ortamı sağlayan Kapadokya Babaları'ndan, İslamiyet dönemine damgasını vuran Ahi Evran'a, Sarı Saltuk'tan Mevlana'ya, Anadolu'ya barış getiren pek çok kimlik de Kapadokyalıdır...

Kapadokya bir "bilgi coğrafyası", bizi insanoğlunun "ortak hafızası"na taşıyacak bir serüvenin gizemli topraklarıdır. "İki Dünya Arasında" belgesel dizisinin dördüncü bölümü olan "Barış Adında Bir Kuş" bölgeyi "güvercin" simgesiyle alıyor. Çağlar boyunca istilalar ve göçlerle altüst olsa da, Kapadokya, barış ve hoşgörüye kucak açan bir bölgedir. "Barış"ın evrensel simgesi olan güvercin ise, bölge için özel bir önem taşır. Üç büyük dinde de kutsal sayılan güvercin, Kapadokya'da simgesel boyutuyla da karşımıza çıkar- İsa'nın vaftizi sırasında Tanrı, bir güvercin kılığında vaftiz alanına iner…

V. Bölüm- "Tarihe Dokunmak"
Kapadokya denilince akla sadece dar bir alana sıkışmış olan ve doğal-toplumsal tarihin sadece sonuçlarıyla ilgilenen kitle turizmi geliyor. Pek çok yerde olduğu gibi Kapadokya'da da gezginler, tarihe sadece yaklaşıyor ve onu derinliksiz bir bakışla tüketiyorlar. İnsanoğlunun önemli yanılgılarından biri; sahip olduğu pek çok değerin hep kalıcı olduğunu düşünmesidir. Oysa tarih, var olan yok olan arasında uzanıyor. Ve, insanoğlu çoğu kez tarihe sadece dokunabiliyor.

VI. Bölüm- "Toprak Çiçeğe Durunca"
Canlılığa, berekete açılan bir mevsim olan Bahar, Kapadokya'ya da doğanın uyanışı, toprağın çiçeğe duruşuyla gelir. Bir toplumun uyanışı ve bütün kurumlarıyla yenilenmesi de, bir tür "toprağın çiçeğe durması" değil midir?
Bu bölümde, doğanın uyanışını ve bereketi simgeleyen ve binlerce yıllık bir geçmişi olan "nahıl övme" geleneğinden, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşuna pek çok olgu "Bahar" eşliğinde anlatılıyor. Kapadokya'nın ekonomik potansiyeli çerçevesinde geleceğe bir projeksiyon yapılıyor.









Uluslararası Kubaba Arkeoloji Belgeselleri Festivali, Antalya. 23-25 Mart 2001
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 24. Sedat Simavi Ödülleri, TV Dalı Övgüye Değer Ödülü. 2000

Barış Adında Bir Kuş
5. Akbank Kısa Film Festivali, 17 Aralık 2008 tarihinde gösterildi.




Kaynak
Hakan Aytekin