Yapım Tarihi - 2024
Süresi - 00:19:58
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Aycan Karadağ, İbrahim Kucuş
Yapımcı - Aycan Karadağ
Senarist - Fevzi Efe Sekitmez
Görüntü Yönetmeni - Mahmut Ölker
Sanat Yönetmeni - Gonca Yıldız
Kameraman - Mahmut Ölker
Kurgu - Ali Kemal Şahin
Müzik - Kardiyak
Ses - Berke Yeni
Oyuncular
Tunç Soyer, Helin, Açelya, Ani, Özgür Çakar, Türkan Çalışkan, Nihat Say, Şimşek
Yiğit Yücel, Engin Yavuz, Dr. Erkan Serçe, Peter Papi, Giuliano Gloghini
İzmir'de kurulduğu günden bu yana farklı kültür ve kimliklere kucak açan Bornova
Caddesi'nin kentsel dönüşümü anlatılıyor. Bu dönüşüm, sokağın asli unsurlarının
ve dönüşümün uygulayıcılarının gözünden aktarılıyor.
Dönüşüm
Hafta sonunda bir belgesel izledim. Adı: “Dönüşüm: Bornova Sokağı”. Şimdi 1469.
Sokak olan İzmir’in ünlü sokağının zaman içindeki değişim ve dönüşümünü konu
alan belgeselin yönetmenliğini gazeteci Aycan Karadağ ve İbrahim Kucuş,
senaryosunu Fevzi Efe Sekitmez, görüntü yönetmenliğini Mahmut Ölker üstlenmiş.
İzmir’de uzun yıllar boyu farklı kimliklere kucak açmış Bornova Sokağı son
yıllarda Büyükşehir Belediyesi’nin kararı ile yayalaştırılmış, bu da sokağın
ekonomisini ve sakinlerinin yaşamını adamakıllı etkilemişti. Belgeselin İzmir
Mimarlık Merkezi’nde gerçekleşen ilk gösterimine yapım ekibinin yanı sıra
röportaj yapılan işyeri sahipleri ve sent sakinleri de katılmıştı. Belgeselde
görüşlerini açıklayan önceki Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ise yurt
dışında olduğu için katılamadığı açıklandı. Soyer, konuşmasında bu dönüşümün
sokağın bazı sakinleri için sorunlar yarattığını kabul ediyor, fakat günümüz
koşullarında bu değişimin kaçınılmazlığını savunuyordu.
Gösterimin ardından söz alan -çoğunluğunu trans kadınların oluşturduğu- seks
işçileri ise bu dönüşümden hoşnut olmadıklarını dile getiriyordu; çünkü sokağın
trafiğe kapatılması, semtin ‘soylulaştırılma’ sürecine hizmet etmiş, bu da iş
hacimlerinde ciddi bir daralmaya yol açmıştı. Lokanta, kafe, otel gibi işyeri
sahipleri ise, sokağın turizm açısından değer artışı yaşadığını belirterek,
memnuniyetlerini dile getiriyorlardı. Belgeselde Bornova sokağının eski
günlerinde travestilere uygulanan şiddeti yansıtan bir sahneye de yer
verilmişti. Yani, o zaman da her şey günlük güneşlik değildi. Ne var ki, dönüşüm
sonrası bölgede yaşayan LBGTİ+ bireyler evlerinin kirasını ödemekte
zorlanıyordu. Zamanında ev sahibi olabilenler ise bu dönüşümden şikayetçi
değildi, çünkü evlerinin değeri artmış, olası bir kentsel dönüşüm uygulamasında
birkaç daireye sahip olma şansları doğmuştu.
Karadağ ve Kucuş ikilisi, daha önce de “Beyazlar Sönsün” adlı bir belgesel
yapmışlar; Ankara pavyonlarından insan manzaraları içeren bu belgeselde de,
ayrımcılık ve hoşgörüsüzlük temalarına eğilmişlerdi. Başarılı bir
sinematografiye sahip olan yeni filmlerinde ‘dönüşüm’ konusundaki farklı
görüşlere yer vererek nesnel bir bakış açısını koruyor, sürecin olumsuz ve
olumlu yönlerinin tartışılmasına imkan tanıyorlardı.
***
“Dönüşüm: Bornova Sokağı”nın meziyetlerinden biri de, İzmir’in kültürel tarihi
açısından önemli bir belge bırakması. Daha önce de, Ragıp Taranç, “Bazıları
Onlara Levanten Diyor” adlı belgeseli ve Bülent Şenocak’ın “Sadıkbey: Yalıların
Dili Olsa” kitabından yola çıkan belgeseli ile İzmir’in dönüşüm tarihinden
kesitleri beyazperdeye taşımıştı. Ragıp Taranç’ın İzmir üstüne yeni belgeseli
“Giovanni’s Smyrna”yı ise henüz izleyemedim. İzmir üstüne belgesellerden söz
açmışken Tahsin İşbilen’in “Asya Minor…Yeniden”, “İzmir’in Kayıkları”ve
“İzmir’in Müzikal Çeşitliliği” belgesellerini anmadan geçmeyelim.
İzmir’in sanat alanına kazandırdığı çok sayıda sinemacı (yönetmen, oyuncu,
görüntü yönetmeni) ve müzisyen var, ama kentin hafıza mekanlarına sinemadan çok
edebiyat yapıtlarında rastlıyoruz. Kimi İzmir doğumlu, kimi yaşamlarının bir
bölümünü İzmir’de geçirmiş yazarlar ve şairler, İzmir’in sokaklarını,
meydanlarını yapıtlarına taşıdılar. Halid Ziya Uşaklıgil’den Attila İlhan’a,
Reşat Nuri Güntekin’den Tarık Dursun K’ya, Salah Birsel’den Halikarnas
Balıkçısı’na, Şükran Kurdakul’dan Samim Kocagöz’e, Necati Cumalı’dan Hidayet
Karakuş’a, Muzaffer İzgü’den Ahmet Büke’ye, Demir Özlü’den Hüseyin Yurttaş’a,
Kemal Bilbaşar’dan İhsan Oktay Anar’a, Hülya Soyşekerci’den Ayşe Kilimci’ye,
Mehmet Eroğlu’dan Mehmet Coral’a, Hüseyin Peker’den Yücel ve Zuhal İzmirli’ye,
Dinçer Sümer’den Şükran Yücel’e, Refik Durbaş’dan Özkan Mert’e, Veysel Çolak’tan
Ünal Ersözlü’ye, Tuğrul Keskin’den Namık Kuyumcu’ya, Didem Madak’tan Asuman
Susam’a, Ahmet Önel’den Ahmet Günbaş’a, Bilsen Başaran’dan Mavisel Yener’e,
Aydın Şimşek’ten Cem Seyhun Ünbay’a nice yazar ve şair kentlerine duydukları
bağlılık ve tutkuyu satırlarına, dizelerine yansıtırken, kentin kültürel
belleğine değerli katkılarda bulundular.
Kemal Anadol’dan Yaşar Aksoy’a, Şadan Gökovalı’dan Nejat Yentürk’e, Efdal
Sevinçli’den Yaşar Ürük’e, Derya Koptekin’den Orhan Berent’e, Fırat Sunel’den
Feray Ünal’a, Oğuz Makal’dan Oğuz Tümbaş’a, Mustafa Aydemir’den Murat Şahin’e,
Salim Çetin’den Lütfü Dağtaş’a, Efe Moral’dan Barış İnce’ye çok sayıda yazar,
araştırmacı ve gazetecinin emekleri unutulmaz. Romanları, araştırma kitapları,
köşe yazıları ve röportajlarıyla İzmir’in tarihsel süreç içinde geçirdiği
değişim ve dönüşümü yansıtırken nostalji ile yetinmeyip, gerçekçi yorumlar
yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar.
Vecdi Sayar
https://www.dokuzeylul.com/donusum-vecdi-sayar
09 Temmuz 2024