Yapım Tarihi - 1997
Süre - 00:30:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, Hi 8 video
Yönetmen - Funda Erzurum, Fulten Ersun, Didem Yılmaz, Görkem Kiriş
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Mezuniyet projesi olarak, (TÜLOMSAŞ) Türkiye Lokomotif ve Motor
Sanayine giden yönetmenler burada araştırma yaparken bir işçi onlara
"Devrim" arabasını tanıtır. Hikayesini araştırdıklarında karşılarına
bir belgesel projesi çıkar. Aslında çekecekleri fabrika tanıtımından
bambaşka bir projedir bu. Fakat kendilerini Devrim'in büyüsüne kaptırırlar.
Böylece belgesel projesini danışmanları olan hocalarına kabul ettirirler.
Devrim'in hikayesidir onları ilgilendiren. Dört aylık kısa sürede ve bir
inat uğruna yapılış hikayesi, imalat sırasındaki Eskişehirli mühendis ve
oto tamircilerinin gece gündüz çalışmaları onları çok etkilemiş ve
belgeselde bu konulara yer verilmekte. Devrim'in bu sürede bitirilişi,
Ankara'ya gidişi ve şanssız bir olay sonucu medya ve politikacılar tarafından
alaşağı edilmesi.
Daha sonra Devrim'in 1994 yılında Taksim, İstiklal Caddesinde geçit yapması
ve son durumu. Devrim'i imal eden mühendis ve işçilerin anlatımları
belgeselin en önemli bölümleri. Çünkü şu anda bazı tanıklar yaşamıyor.
Aslında belki de Devrim hikayesinin altında Türk insanının yılmadan her işi
başarabileceği yatıyor.
11. Adana Altın Koza Film Festivali, 6. Öğrenci Filmleri Yarışması, En İyi
Belgesel Film Ödülü. 1997
10. Ankara Film Festivali, Bir Başka Bakış Bölümü, Yarışma Dışı Gösterim
Seçkisi. 1998
11. İzmir Uluslararası Film Festivali, Kısa Film Yarışması, Alim Şerif Onaran
Özel Ödülü. 1999
"Devrim Eskişehir" Belgesel Gösterimi
1997 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi 4. sınıf
öğrencilerinden Görkem KİRİŞ, Didem YILMAZ, Funda ERZURUM ve Fulten ERSUN büyük
cesaret öyküsünün belgeselini çekti.
“Devrim Eskişehir”, 19’u mühendis 23 teknik adamın büyük cüreti ve iddiası ile
olmaz denileni olur kılabileceklerinin öyküsü. “Devrim Eskişehir”, aynı zamanda
ülkemizin bağımlılık zincirlerini en somut şekliyle gözler önüne seren bir
belgesel.
97 yılı yapımı olan ve 4 öğrencinin bitirme tezi olarak hazırlanan ancak
hazırlandıktan sonra bir çok ödüller alan belgesel, unutulduğu tozlu raflardan
çıkarıldı ve “Devrim” arabasını yaratanlarla, mühendis, mimar ve emekçilerle
buluştu.
24 Aralık 2008 Çarşamba günü saat 19.30’da İvme Dergisi bürosunda “Devrim
Eskişehir” belgeselinin gösterimi yapıldı. İvme Yayın Kurulu üyesi Mustafa Aral
tarafından yapılan açılış konuşmasının ardından “Devrim Eskişehir” belgeselinin
gösterimine geçildi. Belgeselde, 4 ayda bitirilen ve Türkiye mühendislik tarihi
açısından gerçekten bir devrim anlamına gelen “Devrim” otomobili başarısı ve bu
başarıya rağmen emperyalistler ve yerli işbirlikçileri eliyle ülkemizin bu ağır
sanayi hamlesinin nasıl engellendiği çarpıcı bir şekilde ortaya konuyordu.
Gösterimin ardından Mustafa Aral, Devrim otomobilinin 61 yılında engellenmesinin
ardından inanılmaz bir hızla, birçok uluslar arası otomobil tekelinin ülkemize
hücumunu çarpıcı verilerle ortaya koydu.
Ardından söz alan otomobilin hayatta kalan son mühendislerinden Yüksek Makina
Mühendisi Kemalettin Vardar söz aldı. Vardar konuşmasında Devrim otomobiline
ilişkin birçok bilinmeyen noktaya açıklık getirdi. Emperyalist ülkelerin bizim
gibi ülke halklarında “yabancı hayranlığı” yarattığını ve bunun beraberinde de
ülkemiz mühendislerinde ciddi bir “kendine güvensizlik” oluştuğunu, ülkemiz
mühendislerinin kendine ve alt kadrolarına güvenmeleri ve iddialarını gerçekçi
bir şekilde ortaya koydukları taktirde “yapılamaz” denilenleri
yapabileceklerini, Devrim otomobilinin de bunun en somut kanıtı olduğunu ortaya
koydu. 76 yaşındaki Vardar’ın, genç mühendislere vasiyeti de yine kendine
güvenmeleri ve üretim yapmaları, ülke üretimine katkıda bulunmaları yönünde
oldu.
İvme Kültür ve Sanat Komisyonu’nun düzenlediği ve oldukça coşkulu geçen
etkinlikte 45 mühendis-mimar yer alırken tüm katılımcılar Kemalettin Vardar’a
ülkemiz mühendisliğine katkılarından ve deneyimlerini kendileriyle paylaştığı
için teşekkürlerini iletti. Bizler de biz kez daha buradan Kemalettin Vardar’a
saygılarımızı, teşekkürlerimizi iletiyoruz.
29 Aralık 2008
ivmedergisi.blogspot.com
Devrim Arabaları: Ya Yaparsak!...
Dr. Serdar Şahinkaya
Yazının başlığı son günlerde vizyona giren bir filmin adını taşıyor. Filmin ilk
fragmanlarını izlediğimde etkilenmiş ve heyecanlanmış idim. Ama yönetmeni Tolga
Örnek in Gelibolu Belgeseli ve belgesel ile ilgili tartışmalardaki görüşleri
nedeniyle yine de aklımda kimi kuşkular vardı. Uzun yıllardır Türkiye nin
sanayileşme tarihini merak ederek çalışan ve bu süreç içerisinde Devrim
Otomobili 2 ne ait yazılı çizili ne var ise zamanında okumuş ve arşivlemiş
birisi olarak 25 Ekim günü filmi izledim. Çok beğendiğimi ve içinden geçtiğimiz
konjonktürde izlenilmesi ve izlettirilmesinde sonsuz yararlar gördüğümü baştan
ifade etmek istiyorum. Hele Mustafa bu kadar gündemde iken. Filme geçmeden önce
1997 yılı Ağustos ayında bir öğrenci projesi olarak çekilmiş belgeselden
bahsetmek yerinde olacaktır. Belgeselin adı Devrim. Anadolu Üniversitesi
İletişim Bilimleri Fakültesinden dört genç (Fulten Ersun, Funda Erzurum, Görkem
Kiriş, Didem Yılmaz) tarafından yapılmış müthiş bir film 3. Devrim Otomobilinin
imalatçıları arasında yer alan gerçek aktörlerin kendilerinden dinleyecek,
yıllar geçse de konu Devrim olunca o günkü heyecanlarından hiçbir şey
yitirmediklerini göreceksiniz. Devrim Arabaları 4 bugünlerde çok ihtiyacımız
olan azim imal etme iradesi ve inancı ve de birbirine inanan insanların neleri
başarabileceğini ayrıca biz istesek de yapamayızcılara karşı gösterilen direncin
gerçekte de bu topraklarda yaşanmış bir başarının öyküsüdür.
Kaynak
1 Siyasal Bilgiler Fakültesi. Ankara
2 http://www.devrimotomobil.com
3 Devrim Belgeselini izlemek için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz
http://www.showtvnet.com/belgesel/default.asp?product=archive/belgesel/ogrenci/devrim.asf
Devrim Arabaları
Yıllardır gözümüze bakıyordu Devrim arabaları... Senaristlere, romancılara,
piyes yazarlarına...
“Hadi yaz bizi” diyorlardı: “Hatırla, keşfet, anlat bizi...”
Cesur yürekli mühendisler, siyasi çalkantılar, zamana karşı bir yarış,
olaylardan etkilenen aileler... Öykünün kendisi bile Hollywood senaryolarını
aratmıyordu.
Sinema okulundayken, Funda Erzurum, Fulten Ersun, Görkem Kiriş ve Didem Yılmaz
adlı dört genç kızın çektiği “Devrim Eskişehir” belgeselini seyretmiş ve
aramızda “bundan ne güzel sinema filmi olur” diye konuşmuştuk.
Ama böyledir sanat işleri: Bir konuyu kırk kişi hayal eder, bir kişiye kısmet
olur. Tolga Örnek kolları sıvadı ve çekti hayalimizdeki filmi. Allah için, iyi
de oldu.
En az o arabalar kadar iyi niyetli Tolga Örnek’in filmi: Senaryo özellikle
mühendislerin dünyası üzerine odaklanmış, onların bu işi nasıl gurur meselesi
haline getirdiğini, aralarındaki dostluğu anlatmış.
Özellikle Taner Birsel, sevgili dostumuz Selçuk Yöntem, Halit Ergenç ve “Eğreti
Gelin”den beri takip ettiğim gencecik Onur Ünsal’ın oyunculuğuna diyecek yok...
Tolga Örnek, belgesele yakın tarzda çektiği sahnelerde özellikle başarılı:
O kadar mühendisin bir ideal uğruna canla başla çalışması, insanın gözlerini
yaşartıyor.
Ama eksikler de var sanki: “Devrim arabaları”nı kimin niye engellemeye
çalıştığını çok iyi anlayamıyorsunuz. Muhalif tipler genellikle yüzeysel
çizilmiş. O yıllarda Türkiye pazarını gözüne kestiren yabancı otomotiv devlerine
hemen hiç girilmemiş...
Aslında böyle çabaları beğenmemek, entelektüel camiada daha havalı durur. Oysa
ben utangaçlığına rağmen sevdim “Devrim Arabaları”nı: Hatta anlattığı arabalarla
ve o arabaları yaptıran
27 Mayıs devrimiyle aynı kaderi paylaştığını bile düşündüm: Hepsinde de bol
miktarda idealizm ve bazen de hatalar var.
Ama en çok otomobilleriyle gece kulüplerinde hava atan gençlerin seyretmesini
isterim “Devrim Arabaları”nı.
Şu hayatta idealizm diye bir şey olduğunu hatırlarlar belki.
Tuna Kiremitçi / Vatan
https://forum.dizifilm.com/forum/tuerk-sinemasyndan-film-tanytymlary/55315-devrim-arabalary-19.html
Favoriler 'Hamam' ve 'Masumiyet'
Antalya'dan gelip ayağımın tozuyla Adana'ya geçtim. Adana'nın iki türlü
sıcağıyla sarmalandım, hemen. Çukurova'da pamuk kozalarını çatlatan, Yaşar
Kemal'in "Sarı Sıcak"ı. Birde "insan sıcağı"! İlköğretim okullarının Türkçe ders
kitaplarındaki okuma parçalarında anlatılan "konukseverlik", bu "büyükşehir"de
hala geçerli!
Altın Portakal için yarışan filmler, "Usta Beni Öldürsene" dışında Altın Koza'ya
da aday. Geçen yıl İstanbul ve Ankara'da yarışan "Ali", "İntiharın El Kitabı",
"Deniz Bekliyordu", "Hollywood Kaçakları", "Bir Erkeğin Anatomisi", Antalya'daki
ödül dağılımının az farkla yinelenmesini engellemeyecek. Ömer Kavur'un "Akrebin
Yolculuğu" bir derece olabilir.
Ancak Altın Koza'nın favorileri yine "Hamam" ve "Masumiyet".
Altın Koza Öğrenci filmleri yarışmasında Mimar Sinan Üniversitesi'nden Rengin
Arvay'ın "Misafir" kurmaca dalında, Anadolu Üniversitesi'nden Fulten Ersun,
Funda Erzurum, Görkem Kiriş, Didem Yılmaz'ın yönettiği "Devrim Eskişehir"
belgesel dalında, 9 Eylül Üniversitesi'nden Ebru Hacıoğlu'nun yönettiği "Mobius"
deneysel dalında en beğendiğim filmler oldu. İletişim fakültelerinin Sinema
bölümleri şimdilik diğer okullardan bir adım geride görünüyor. Ama Ankara
Üniversitesi'nden gelen belgeseller yaşamın içinden konulara naif
yaklaşımlarıyla umut veriyorlar. Marmara ve 9 Eylül üniversitelerinin parlak
öğrencileri mezun olduktan sonra, bu okullardan gelen filmlerde bir düşüş oldu.
Umarım geçici bir durumdur.
11. Altın Koza Kültür ve Sanat Festivali'nde bu yıl sinema izleyicisinde bir
azalma var. Filmlerin çoğunun Antalya'dan gelmesi ve iki festival arasında
sadece iki gün kalması Adana'daki görevlileri sıkıştırmış. Gösterim programının
çok geç hazırlanması da sinemaseverlerin aleyhine. Hangi filmleri nerede
izleyebileceklerini çok geç haber alan sinemaseverler kendi programlarını yapana
dek festival bitecek! Ayrıca on dokuz filmi beş güne sıkıştırınca ortaya çıkan
çizelge çalışan insanları zorlayacak niteliğe büründü.
Yoğun programın dışında festival şimdilik sütliman. Sinemacıları getiren özel
uçak bugün gelecek. İşte ondan sonra gelsin kulis, dedikodu hatta kavga!..