Yapım Tarihi - 1977
Süre - 00:15:00
Bölüm Sayısı - 6
Format - Belgesel, Siyah Beyaz, Türkçe, 16mm
Yönetmen - Ömer Tuncer
Senaryo - Ömer Tuncer
Danışman - Azra Erhat, Prof. Dr. Ekrem Akurgal
Kameraman - Cabbar Yıldız, Temel Ertürk
Kurgu - Bilge Can
Fotoğrafçı - Osman Aziz Yeşil
Şoför - Nusret Kurt
Çocuklara Anadolu'daki antik uygarlıkları anlatan bir belgeseldi.
Kaynak
Ömer Tuncer
KAMERA ÇEKİM ANILARI
HİÇ DEVE ÜZERİNDE KAMERA ÇEKİMİ YAPTINIZ MI?
Akdeniz bölgesinin Tarihi yerlerinin çekimini yapmaya gittik. Yönetmenimiz Ömer
Tuncer, çok titiz çalışan, en iyisinin olmasını isteyen bir arkadaşımız. Demre
civarı deniz kıyısında çekim yapıyoruz. Turistleri develere bindirip tur
yaptırıyorlar. Ömer Tuncer, develeri görünce aklına deve üzerinde çekim geldi.
Deveci ile görüşüp deveyi çekim yaptığımız yere getirdiler. Ben devenin üzerine
bindim. Deve ayağa kalktıktan sonra kamerayı aldım. Deve çekiminde hiç tecrübem
yoktu. Deve yürümeye başladı. Ama ne yürüme anlatamam. Deve yürürken öne eğilip
yukarı kalkıyor. Düz yürümediği için çekim yapmakta zorlandım. Baktım olmuyor,
kendimi devenin hareketine uydurdum. Devenin hareketine göre ben de hareket
ettim. Bu arada Ömer Tuncer’in bakışından tereddüt ile izlediğini gördüm. Daha
sonra bu çekimler sallantılı olur kullanamam diye düşündüğünü söyledi. Film
çekimi yapıyoruz. Ankara’ya gelene kadar izleme imkanımız yok. Şimdi olsa
çekince izleyip olmadıysa tekrar çekeriz. Ankara’da filmler banyo oldu. Çekimler
çok güzel olmuş. Ömer Tuncer, Senaryoda olmayan bu görüntüleri kurguda kullanıp
programa renk kattı… Uyum içinde çok güzel çekimler yaptık. Hala o günleri
özlüyorum…
Kaynak Cabbar Yıldız
Troya müzesinin 1952-1975 yılları arasında müdürlüğünü yapmış olan ilkokul
öğretmeni Hamit Hoca'yla karşılaşmamı anlatmaya çalışmıştım birkaç gün önce.
Hamit Hoca'nın fotoğrafını bulmak istedim. O çekimde ekibimize fotoğrafçı olarak
katılmış olan sevgili Osman Aziz Yeşil'den, o çekimin fotoğrafları arasında
Hamit Hoca'nın fotoğrafı olup olmadığını sordum. Yazık ki yoktu. Ama o çekimden,
bende olmayan ve daha önce görmediğim üç fotoğraf geldi.
İlk iki fotoğraf, aynı karenin S/B ve renkli olarak yinelenmesi. 1977 yılının
Troya Müzesinde Hamit Hoca'nın bize gösterdiği İkinci Troya'dan kalmış "insan
yüzlü kapak"lardan birinin filmini çekiyoruz.
Üçüncü fotoğraf, Çanakkale müzesindeki Knidos Aphroditesi. M.Ö. 4.yy'ile
tarihlenen Dardanos Tümülüsü'nde bulunmuş olan Knidos Aproditesi kopyası. Terra
cotta (Pişmiş toprak). Önemi, Knidos'ta, Yunan heykelciliğinin kurallarını
koymuş olan Praxiteles'in yaptığı ünlü Aphrodite heykelinin kaybolmasından
önceki yıllarda yapılmış olması (Yanılmıyorsam, bugün Berlin ve Vatikan
müzelerinde bulunan kopyalar, özgün heykelin yitirilmesinden sonra paraların
üstünde bulunan kabartmalarına bakarak yapılmıştır). Olasılıkla bu kopyayı yapan
heykeltraş, özgün heykeli görmüş olan biridir.
Hamit Hoca'yı anlatırken şunları yazmışım:
"1977 yılı. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir dairede tv programcısı olarak
çalışıyorum. İlkokullar için, zamanın tek kanalı TRT'de yayınlanmak üzere
Anadolu'nun antik uygarlıkları üzerine belgesel bir dizi çekimiyle
görevlendiriyorum. İlk olarak Troya'ya gitmek üzere Çanakkale'ye ulaşıyoruz.
Öğretmenlerle sohbet etmek ve Troya'ya ilişkin bilgi almak için Öğretmenler
Derneğine uğruyoruz. Bize Hamit Hoca diye bir öğretmeni buluyorlar. 1950'li
yıllarda MEB'e bağlı olan ören yerlerine de müdür olarak öğretmenler atanıyor.
1952 yılında yeni mezun bir ilkokul öğretmeni Hamit Hoca'yı da Troya'ya Müdür
olarak atıyorlar. Hamit Hoca 1975 yılına kadar Troya'nın müdürü olarak görev
yapıyor.
Biz ulaştığımızda Hamit Hoca emekli olalı iki yıl olmuş. İki yıldır da Troya'ya
gitmemiş. Altı ay kadar önce de yeni bir arkeolog müdür atanmış.
Hamit Hoca derya gibi bir adam. Bizimle birlikte Troya'ya geliyor. Gelen giden,
kazı yapan arkeologlardan Troya'nın her taşını öğrenmiş. Önce Türkçe kaynakları,
sonra da dil öğrenmiş yabancı kaynaklardan Troya'yı okumuş. İnanılmaz bilgisi
var.
Bize Troya'yı anlatıyor, biz de çekimlerimizi onun rehberliğinde yapıyoruz!..
Hamit Hoca, arkeolojinin dar sınırları içinde kalmamış, Troya'ya ilişkin
efsanelerde, özellikle de İlyada'da geçen yerlerin nereleri olduğunu gösteriyor.
İlyada'da pek çok olayın önünde geçtiği, Andromakhe'nin savaşmaması için ardında
kocası Hektor'a yalvardığı, Hektor'un Akhilleus tarafından önünde öldürüldüğü,
Paris'in duvarları üzerinden attığı okla Akhilleus'u topuğundan vurduğu Batı
Kapısı... Biraz ötede tahta atın kente girdiği kapı... Shlimann'ın defineyi
bulduğu ikinci Troya surlarının dibi... Üst Üste dokuz Troya'nın tek tek
sınırları, kalıntıları... Dünyanın ilk kanalizasyonlarından biri 6. Troya'nın
bir sokağının ortasında... Evlerden birinin banyo ve/veya bulaşık yeri ile bunun
kanalizasyona bağlı olduğu yer... Birinci Troya'nın evleri: Megaron'lar...
Birinci Troya zamanında (yaklaşık M.Ö. 3000) yapılmış olan harçsız taşların
balık kılçığı biçimindeki dizilişiyle yapılmış duvar örgüsü...
Kazı yerinin hemen yanında, yeni açılmış olan müzeye geçiyoruz. Hamit Hoca tek
tek bize objeleri tanıtıyor: Toprak kapların kapaklarının insan yüzü biçiminde
yapılışının birinci, ikinci, üçüncü Troya'lardaki gelişim süreci...
Yeni müdür Hamit Hoca ile yeni tanışıyor. Onun bize vermeye çalıştığı bazı
bilgilerin doğrusunu, bize fark ettirmeden onun kulağına fısıldıyor. Sonunda
yeni müdür, de ondan bilgi almaya başlıyor...
Troya çekimlerine bir gün ayırabilmiştik. Çekimlerimizi bitirdiğimizde onu
tekrar Çanakkale'ye bırakıyoruz.
O günden bu yana Hamit Hoca'yı bir daha görmedim. Hangi belgeselci arkadaşım
Troya'yı çekmeyi planladıysa Hamit Hoca'yı önerdim. Onların da onu yeniden
bulduklarına ilişkin bir bilgi ulaşmadı bana. Nerededir, ne yapar, hala yaşar mı
bilmiyorum.
Bu toprakların insanları... Merakları... İlgileri... Bir örnek de benden işte...
Selamlar Eştiye Mehmet... Selamlar Hamit Hoca... Bu toprakların birbirinden
habersiz güzel insanları!..
Birbirimizi yemek yerine onların yaşadığı topraklarda onlar gibi yaşamayı ne
zaman öğreneceğiz?!."
demişim.