Vakıflar Adası Kıbrıs




Yapım Tarihi - 2004
Süre - 00:30:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Bölüm Sayısı Süresi - 2 x 30’
Yayın Tarihi - 28.06.2004

Yapımcı - İsmail Çoruh
Yönetmen - İsmail Çoruh
Yapım Yardımcısı - E. Sema Sezen
Kameraman - Cengiz Şenel, Hayri Çölaşan, Ahmet Aziz
Sesçi - Hasan Ersoy, Hamdi Tuncay
Kurgu - Ramazan Gökağaç, Köksal Taş, Sibel Tekin, Tahir Kırşanlı, Yener Paker
Danışman - Ahmet Göksan
Metin Yazarı - Nihal Çoruh
Seslendiren - Nilgün Doruk

Üç kıtanın ticaret yollarının kesiştiği noktada bulunduğundan Orta Asya, Mısır
ve Avrupa uygarlıklarının etkisi altında kalmış, her zaman stratejik önemini
korumuş, birçok medeniyete yurt olmuş ve bir çoğu kısa aralıklarla gelip geçmiş,
hepsi kendinden bir parça bırakmış Kıbrıs Adası'nda, 1571 yılında Osmanlıların
fethinden itibaren kurulmaya başlanan vakıf kuruluşları konu edilmektedir.
Kıbrıs Türk toplumu için önemli değerlere sahip, 800 gibi bir sayıya ulaşmış,
camiler, çeşmeler, hanlar, okullar, oteller, iş hanları, dükkanlar, sosyal
konutlar ve tarım çiftlikleri gibi amaçlarına göre çeşitlilik gösteren
vakıfların durumu iki bölümden oluşan bu yapımla ele alınmaktadır.

1. Bölüm: “İlk Vakıflar” 1571 yılında Kıbrıs Adası'nı fetih eden Osmanlıların,
ada idaresini elinde bulundurduğu 308 yıl boyunca kurulan vakıf kuruluşları ve
1878 yılında İngiliz sömürge yönetimine girdikten sonra bu kuruluşların durumu;
Ahmet Göksan, Altay SAYIL, Taner DERVİŞ ve M. Kemal KAYMAKAMZADE ile yapılan
görüşmelerle anlatılmaktadır.

2. Bölüm: “Vakıf Kuruluşları ve Statüleri” Bir vakıflar adası olan Kıbrıs
Adası'nda, 1878 yılından sonra yaşanan yağmalamalara rağmen ayakta kalmayı
başarmış vakıf eserleri konu edilmektedir. Lefkoşe'de bulunan, 17. yüzyıl
başlarında inşa edilen Mevlevihane, Büyükhan, Derviş Paşa Konağı, Arap Ahmet
Camii, yardıma muhtaç insanların yaşadığı Samanbahçe adı verilen konutlar,
günümüzde KKTC Turizm Bakanlığı binası olarak kullanılan Bayraktar Eğitim
Kurumlarına yer verilmektedir. Türk tarihi açısından önemli bir yeri olan şimdi
Rum kesimi şehirlerinden olan Larnaka şehri tanıtılmakta, bu şehirde kurulan
vakıfların sosyal amaçtan çok ticari amaç için kullanıldıkları ifade edilmekte
ve Hala Sultan Camii ile Bekirpaşa'nın kurmuş olduğu vakıf hakkında bilgi
verilmektedir. Programda; Lefkoşe'de Selimiye Camii, Sultan 2. Mahmut
Kütüphanesi ile Osmanlı özelliklerini taşıyan çeşmelere yer verilmekte, bir
turizm kenti olan Girne şehri ile Magosa şehri tanıtılmakta ve burada bulanan
Osmanlı eserleri ile vakıfların durumu anlatılmaktadır. Ayrıca, Kapalı Maraş
Bölgesinde vakıfların durumu, KKTC Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Taner DERVİŞ
ile yapılan görüşmelerle anlatılmaktadır.



Kaynak
Geçmişten Geleceğe Belgeler... Bilgiler... 1968/2008
TRT Arşiv Dairesi Başkanlığı, N. Beyhan Karadağ

















Vakıflar Adası Kıbrıs

Yapım Tarihi - 2004
Süre - 00:40:00
Bölüm Sayısı - 2
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, Sayısal Betacam

Yönetmen - İsmail Çoruh
Yapımcı - İsmail Çoruh
Metin Yazarı - Ahmet Göksan, İsmail Çoruh
Hazırlayan - Ahmet Göksan
Kameraman - Cengiz Şenel, Hayri Çölaşan
Set Fotografları - Hayri Çölaşan, Cengiz Şenel

Genel Danışman - Ahmet Göksan

Danışmanlar
Kıbrıs Türk Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Taner Derviş
Kıbrıs Türk Vakıflar İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Kayımzade
Araştırmacı - Yazar Altay Sayıl
Araştırmacı - Yazar Kemal Kasapoğlu

Kıbrıs'ta yıllar boyu insanlar arazilerini, evlerini fakirlerin kullanabilmesi
için vakfetmişler. Bu malları idare etmek için Kıbrıs Türk Vakıflar İdaresi
Genel Müdürlüğü kurulmuş. Bu gün bir kısmı Rum Kesiminde bulunan vakıf arazileri halen kullanılmakta.



Kaynak
İsmail Çoruh
Belgeselin Yayını






Vakıflar adası Kıbrıs

Yapımcılığını İsmail Çoruh tarafından gerçekleştirilen "Vakıflar Adası Kıbrıs"
adlı belgesel ilk bölümüyle ekrana geliyor.

Kıbrıs'ın fethi ve vakıf çalışmalarının yanı sıra adanın İngiliz yönetimine
geçişiyle vakıf mallarının talan edilmesinin, vakıf hukukunun ihlaline karşı
Kıbrıs Türk toplumunun mücadelesinin anlatıldığı belgesel iki bölümden oluşuyor.
TRT 2 / 23.05

Zaman
28.06.2004







Vakıflar Adası Kıbrıs

Yapım ve yönetimi İsmail Çoruh tarafından gerçekleştirilen "Vakıflar Adası
Kıbrıs" adlı program TRT 2'de ekrana geliyor.

Kıbrıs'ın fethi ve vakıf çalışmalarının yanı sıra adanın İngiliz yönetimine
geçişiyle vakıf mallarının talan edilmesinin, vakıf hukukunun ihlaline karşı
Kıbrıs Türk toplumunun mücadelesinin anlatıldığı belgesel, iki bölümden
oluşuyor. Kıbrıs vakıflarının bugünkü durumunun, vakıflara ait çiftliklerin,
turistik tesislerin, Kıbrıs vakıflarının ulusal ve uluslararası platformdaki
konumunun ve Rum kesiminde kalan vakıf mallarının durumunun anlatıldığı ikinci
bölümüyle işte "Vakıflar Adası Kıbrıs." TRT 2, Saat 23.05.

Zaman
05.07.2004








YENİ BİR DÖNEM

Annan Belgesi konusunda yapılacak olan referandum öncesinde büyük beklenti
havası vardı. 24 Nisan 2004 akşamı Birleşik Kıbrıs düşünün oluşamayacağı gerçeği
karşısında dağın fare doğurduğuna Tanık oldular.

AB müktesebatı denen kuralların adanın kuzeyinde geçerli olmayacağı alınan
sonuçlarla ortaya çıkmıştır. Böylelikle bölünmüşlük de fiilen gerçekleşmiş oldu.

KKTC’ne yönelik olarak referandum öncesi başlayan vaatler yağmuru, sonrasında da
yağmaya devam ediyor. Bu nedenle de insanlar büyük bir beklentiye girmiş
bulunuyorlar.

Vaatlerle bağlantılı olarak yapılan parlak sözcüklerle dolu söylemlerin kısa bir
sürede gerçekleşmesi olanaklı değildir. Bu nedenle gerçeklerin söylenmesi
gerekiyor. Aksi halde toplumsal yıkımı yaşayabiliriz.

Ada’nın kuzeyinin izolasyondan kurtarılması için öncelikle, Avrupa Birliği
Adalet Divanı - ABAD - kararları diye bilinen ve KKTC’nde üretilen tüm mallara
konmuş olan ambargo kararının kaldırılması gerekmektedir.

Yine, KKTC’nin ilan edilmesi üzerine BM Güvenlik Konseyi tarafından alınan
tanınmama kararının da kaldırılması gerekmektedir. Ki bu karar Amerika’nın
isteği üzerine alındığı da unutulmamalıdır.

Bunlar yapılmadan söylenenler ve yazılanlar, ağzı kapalı kavanozun dibindeki
balı dışarıdan yalayıp tadına ulaşmakla örtüşüyor.

Her iki kesimde yapılan referandum sonrasında karşılıklı olarak geçişlerin en
alt düzeye düştüğünü gözlemlemiş bulunuyoruz. Özellikle konuştuğumuz Rumlar,
güvenlerinin sarsıldığını söylediler.

Nedenlerini sorduğumuz zaman, Türkiye’den gelenler kuzeyde olduğu sürece güven
duyamayacaklarını açıkça dillendirdiler.

Bu yaklaşımda olanlarla yapılacak bir Barış anlaşmasının yaşaması veya
yaşatılması ne kadar uzun ömürlü olabilir merak ediyoruz.

Barıştan yana olmak, bu gerçekleri görmemize engel olmadığını söylemek
istiyoruz. Bizleri barış karşıtı olarak göstererek, faşist olarak
tanımlayanlarla çözümü tartıştık. Özet olarak da Sizlerle de paylaşıyoruz.

Kıbrıs Türk Vakıflarını durumunu belgelemek için 24 Nisan öncesinde başlayan
çalışmalarımızı geçtiğimiz hafta sonu tamamlamış bulunuyoruz.

Ada’nın kuzeyinde olduğu kadar güneyinde de çekimler yapıldı. Bu konuda
hazırlamakta olduğumuz belgeseli Mayıs ayının sonlarında TRT ekranlarında
Sizlerle de paylaşacağız.

Bu çalışmalarımız sırasında ekibimize maddi manevi yardımlarını tüm olanaklarını
zorlayıp esirgemeyen, başta Kıbrıs Türk Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Sn. Taner
Derviş olmak üzere, yardımcısı Mustafa Kemal Kayımzade, araştırmacı yazar
dostlarımız Altay Sayıl ile Mustafa Kemal Kasapoğlu’na teşekkür etmeyi yerine
getirilmesi gereken bir görev olarak kabul ediyoruz.

Ekibimize ev sahipliğinin ötesinde güzel hizmetler sunan Dome Otel’in yönetici
ve tüm çalışanlarına da şükranlarımızı ve sevgilerimizi sunuyoruz.

SEVGİ ile kalınız.



Ahmet Göksan
7 Mayıs 2004, Ankara








Kıbrıs’ın 1571
yılında Osmanlılar tarafından fethedilmesi ile başlatılan mal bağışlama, hayır
eser yapmaları Vakıfların kuruluşu olarak kabul ediliyor.

Bu gerçek günümüzde de tanınmakta ve geçerliliğini korumaktadır.

Ada’da faaliyet gösteren bütün vakıflar, Kıbrıs Türk Vakıflar İdaresinin
yönetimi ve denetimi altındadır.

Vakıfların temel felsefesi, “Taşınır veya taşınmaz bir malın sonsuza kadar hayır
sever amaçlarla insanlık yararı için tahsis edilmesi” ilkesine dayanmaktadır.

Bu felsefi amaçlarla kurulan vakıfların temel kurallarını üç ana başlık altında
özetlemek mümkündür.

1. Vakıflar Yurttaşların gönüllü bağışları çerçevesinde oluşturulur.
2. Vakıflar insanlık için hayırsever amaçlar içerir.
3. Sonsuza kadar yaşatılması öngörülen vakıfların statüleri değiştirilemez.

Ömer Hilmi Efendi tarafından 1890 yılında derlenmiş olan “ Ahkamül -

Evkaf” Vakıf Anayasasının birinci maddesinde ‘malın kendi menfaatini kişilere
vermek için vakfa bağlanmasıdır. Allah'ın mülkü hükmündedir ve devredilmesi
kesinlikle yasaklanmıştır’ denilmektedir.

Vakıflar İdaresi, 1997 yılından bu yana Avrupa Vakıflar Birliği’ üyesidir.

Üyelik çerçevesinde, Vakıf gelenek ve kurallarını uluslar arası bu kuruluşta
temsil etmektedir.

Vakıflar İdaresi, sahip olduğu vakıf hükümleri doğrultusunda vakıf hareketi
platformunda KKTC adına çok önemli bir rol üstlenmektedir.

Ada’daki kültürel yapının oluşmasında, Türk varlığının yaşamasında ve günümüze
kadar taşınmasında Vakıflar, çok önemli görevleri yerine getirmiştir.

Yoksul ailelere ayni ve nakdi yardımlar yapılmıştır.

Başarılı gençlerin öğrenimlerini tamamlamaları amacı ile burslar vermiştir.

Günümüzde de bu amaçlara ilişkin çalışmalara devam edilmektedir.

Vakıfları, Mazbuta Vakıflar ve Mülhaka Vakıflar olmak üzere iki ana başlık
altında toplamak mümkündür.

Mazbuta Vakıfların yönetimi Vakıflar İdaresi tarafından yapılmaktadır.

Mülhaka Vakıflar ise Vakıflar İdaresinin denetimi altında mütevellisi tarafından
yönetilmektedir.

Ada’nın 1878 yılında İngiltere’ye kiralanması sonrasında İngilizler Vakıfların
İdaresine müdahale etmeye başladılar.

1900 yılında ise yönetimine doğrudan el koydular.

Ada’nın her tarafında Türk Vakıflarına ait okullara, camilere ve işletmelere
rastlamak mümkündür.

Ada’nın doğusunda bulunan 12 bin dönümlük EFENDİLER ÇİFTLİĞİ, Dipkarpaz’dadır.

1974 yılı öncesinde Rumlar tarafından işgal edilmişti.

Bu güne kadar göz ardı edilen bir gerçek vardır ki, Maraş bölgesinin tamamının
Türk vakıflarına ait olduğudur.

Bölgenin büyük bölümü, Abdullah Paşa ve Lala Mustafa Paşa vakıflarına aittir.

Bu bölgede yapılmış olan oteller vakıf arazisi üzerine yapıldığından, Vakıf
Anayasasına göre Vakıflar İdaresine aittir.

Ada’nın her yerinde olduğu gibi Girne, Güzelyurt ve Lefke’de önemli tarım
işletmeleri vardır.

Ada’nın güneyinde bulunan Larnaka’da Bekir Paşa, Hala Sultan ve Turabi Baba
Vakıflarına ait geniş araziler vardır.

Larnaka’da Rum Yönetimine ait olan hava alanı, Hala Sultan Vakfının arazisi
üzerindedir.

Larnaka’nın su ihtiyacını karşılamak üzere Bekir Paşa tarafından yaptırılan su
kemerleri, bu gün de büyük görkemi ile Larnaka’da bulunmaktadır.

Limasol’daki İngiliz üsleri bölgesindeki Piskobu köyünde, Hacı İsmail Ağa ile
Hacı Ramadan Ağa Vakıflarına ait 2800 dönümlük arazi de Rumlar tarafından işgal
edilmiştir.

Bu vakıfların en önemli özelliği, veraset yolu ile yakın akrabalara intikal
ettirilmemesidir.

Piskobu köyünde Doğan her Türkün, bu vakıflarda hakkı vardır. O nedenle 3900
kişi hak sahibidir.

Larnaka, Limasol ve Baf’ın kent merkezlerinde bulunan iş yerleri de Rumlar
tarafından işgal edilmiş durumdadır.

Kira gelirleri kent belediyeleri ile Türk Malları Komisyonu tarafından
toplanmaktadır.

Annan Belgesine göre Kıbrıs sorununa çözüm aranırken kurulması öngörülen Toprak
Komisyonlarına büyük ve önemli görevler düşmektedir.

Ada’nın kuzeyinde bulunan ve kiliseye ait olan malların oranı güneyde kalan
vakıf mallarına göre çok düşük orandadır.

Egemenliğin temeli olan toprak konusu çözülürken, Vakıflara ait olan mallar
büyük önem taşıdığı için mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

Ahmet Göksan
Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Başkanı
14 Mayıs 2004 / Ankara







KAZAN KAZAN MI...

Amerikalılar, ülkelerini ziyaret eden yabancı siyasetçiler için bazı söylemleri
dillendirmekte sakınca görmüyorlar. Bu söylemler karşısında heyecan duymamak
olanaksız gibidir. Gelişmekte olan ülkelerde bu söylemler abartılınca da
gerçekler gözlerden kaçırılmış oluyor.

Söylemlerden etkilenenler bir süre sonra gerçeklerle yüzleştikleri zaman
psikolojik sıkıntıya düşüyorlar.

Son olarak Amerikalıların Kıbrıs için kullandıkları söylemlere, karşı taraf
büyük tepki gösterdi. Bizlerde bu söylemler karşısında düğün bayram yapmaya
hazırlanırken Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, “ Bu bir anlatımdır.
Kullanılan terimler durumu tanımlıyor. Bizim tanıma politikamızda değişiklik
yok” deyip işin içinden çıkıp köşede beklemeye başladı.

Rum Temsilciler Meclisi Başkanı ve Akel Genel Sekreteri olan Dimitris Hritofyas,
referandumda “HAYIR” dedikleri için ağır saldırıya uğradıklarını söylüyor.

“Kıbrıs sorununun çözümlenmesi için AB’nin arabuluculuğu ile yeni bir çözüm
arayışının, Türkiye ve Yunanistan açısından çok zor olacağını” belirtiyor.

Annan’ın belgesini çözüm için öneren Bay Hristofyas, bu hali ile kabul
etmedikleri belgenin kuzeyde uygulanmaya konulması için hazırlıklar yaptıklarını
belirtmiş oluyor.

Bu güne değin sürekli olarak siyasi konular ve onların olası sonuçları
tartışıldığı için toprak konusu gündeme taşınmamıştır.

Geldiğimiz bu noktada toprak konusu yaşamsal bir konu olarak masaya
yatırılmalıdır. Çünkü toprağımız olmadığı durumda egemenlikten de söz
edilemeyeceği gerçeği de mutlaka görülmelidir.

Bu güne değin adadaki Türk varlığının güvencesi olan Vakıflara ait emlakin,
bundan böyle ayni işlevine devam etmesi gerekmektedir.

Yapılan çalışmalarla bu gün kapalı durumda olan Maraş’ın ilk üç ay içerisinde
terk edilmesi - Annan’ın belgesine göre - öngörülüyor.

Bu güne kadar göz ardı edilen bir gerçek vardır ki, o da Maraş bölgesinin
tamamının Türk Vakıflarına ait olduğudur.

Bu somut örnekten yola çıkarak Larnaka’dan Limasol’a Limasol’dan Baf’ a kadar
geniş arazilerde Vakıflara aittir. Bu malların, 1974 yılından bu yana Rumların
işgali altında olduğu da biliniyor.

Yine kuzeyden göç eden Rumlara konut yapmak ve diğer amaçlarda kullanılmak üzere
sunulan 13 bin 259 arsanın %40’nın da Türklere ait olduğu unutulmamalıdır.

Egemenliğin temeli toprak olduğuna göre, yapılacak olan anlaşmaların temelinde
bu yaklaşımın gösterilmesi gerekiyor.

SEVGİ ile kalınız...


Ahmet Göksan
14 Mayıs 2004 / Ankara