Otantik Türk Ekmekleri




Yapım Tarihi - 2005
Süre - 00:30:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, Betacam

Yönetmen - Meryem Bayar
Yapımcı - Meryem Bayar
Proje Sorumlusu - Güldane Yiğit AYAOKU
Metin Yazarı - Güldane Yiğit AYAOKU
Kamera - Bülent MORTAŞ, Doğan YENER, Sabri SAVCI, Mevlüt DÖNER
Kurgu - Bilgen KURUÇİM, Adem AYKOL
Avid Kurgu - Tuncay GÜNAL
Danışman - DTCF Etnoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürbüz ERGİNER
Yapım Yardımcısı - Sıla Arıcı
Seslendiren - Derya Kaya
Tonmaister - Enver Ergün

Müzik
"Meyro Türküsü" Kubilay DÖKMETAŞ
"Rebab" Hasan Esen

Ulaşım - Celal Çetinkaya, Abdurrahman Demir, Yaşar KÜÇÜKGÜÇLÜ

Türk kültür tarihinde önemli bir yeri olan 'ekmek' ve 'ekmek kültürümüz',
'Otantik Türk Ekmekleri' adlı bir proje ile belgesel film haline getirildi. Yapımcılığını ve yönetmenliğini Ankara Televizyonu Belgesel Programları
Müdürlüğü'nden Meryem Bayar'ın üstlendiği 'Otantik Türk Ekmekleri' adlı belgeselde, Anadolu'da Neolotik dönemde
gerçekleşen tarım kültüründen yola çıkılarak, Türklerin geçmişten günümüze pişirdikleri geleneksel ekmekleri
ve buna bağlı yaşam biçimleri ekrana taşınıyor.

Proje sorumluluğu ve Metin yazarlığını Güldane Yiğit Ayaoku'nun üstlendiği
belgeselin danışmanlığını Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Etnoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürbüz Erginer
yapıyor. Belgeselin görüntü yönetmeni Sabri Avcı. Avid kurgu ise Tuncay Günal tarafından
gerçekleştirildi.

Belgeselde, 'bazlama'dan, 'tandır' ekmeğine, küle gömülerek pişirilen 'kömeç'
olarak adlandırılan ekmeklerden, asma yaprakları üzerinde pişirilen 'peksimet'e (kuru ekmek) pek çok geleneksel
ekmeğimiz pişirilme şekilleri ve folklorumuzda yer alış biçimiyle ekrana geliyor.



OTANTİK Türk EKMEKLERİ BELGESEL METNİ

Bir buğday tanesi toprağın içinde canlandı önce,
Tohumdan çıkan narin Filiz toprağı yardı sonra
Hayat veren yağmur bulutları ve gün ışığı yardım etti küçük buğday tanesine,
Buğday olacak, nimet olacak ve doyuracaktı yeryüzünü
Kutsanacak, sevgiyle korunacak,
Analarımızın elleriyle lokma olacaktı soframızda.

Anadolu...Binlerce yıldır dünyanın en büyük uygarlıklarını üzerinde barındıran
kültür beşiği
Kimi göçen kimi kalan kültürlerin izlerini taşıyan bir hazine.
Anadolu’da M:Ö. 7500’lü yıllarda başladı tarım devrimi.
Çayönü, Hacılar, Çatalhöyük avcılık ve toplayıcılıktan ilk tarım üretimine geçen
yerleşkeler.
Anadolu insanı neolotik dönemde yabanıl tahıl türlerinden elde ettiği tohumları
ekmeye başladı.
Çayönü yerleşkesinde yapılan kazılarda bulunan aletler, yöre insanının tahıl
yetiştirmeyi ve hasat etmeyi bildiklerini kanıtlıyor.

Çayönü çiftçileri, tahıl öğütmek için öğütme taşları ve tokmakları kullanıyordu.

Anadolu’da yaşamış Hitit Medeniyeti’nden kalan tarihi eserlerde tarımla uğraşan
insan figürlerine rastlanır.Bu figürlerde, tanrı ve krallara sunulan değerli
ürünler arasında buğday da yer alır.

Van civarındaki Urartu Uygarlığına ait yerleşkede bulunan silo ve taşıma kanalı,
yerleşim merkezine bu kanallardan tahıl aktarımı yapıldığını gösteriyor.

Gelişen tarım, Anadolu insanını besinlerini ürettiği topraklara bağladı ve
Türklerin köklü bir ziraat kültürü oluşturmalarına olanak tanıdı.


BAZLAMA
Özellikle iç Anadolu’da yaygın olarak yapılan bir ekmek çeşididir bazlama.
Mayalı hamurdan hazırlanan pazılar, yaslaağaç denilen yuvarlak tahta üzerinde
şekillenir ve pislaağaç ile çevrilerek pişirilir.

Anadolu insanı bir lokma ekmeğin sofrasına gelene değin geçirdiği olağanüstü
yolculuğun farkındalığıyla kutsal Sayar ekmeğini. Nimettir ekmeği onun için ve
tanrı tarafından gönderilmiş bir armağandır. Dün olduğu gibi bugün de ekmeğe
olan saygısını yitirmemiştir. Kim yerde bir parça ekmek görürse öpüp başına
koyar ve ayak altında çiğnenmeyeceği bir köşeye bırakır.

MISIR EKMEĞİ
Mısır Ekmeği Karadenizlilerin buğdaydan daha çok tercih ettiği bir ekmek
çeşididir.Özellikle kaymak, yoğurt ve lahana ile birlikte tüketilen bu ekmek
çeşidi, fırında, tavada ve külde pişirilir. Bu ekmeğin en eski pişirilme çeşidi
adını bir toprak kaptan alır. Pileki adı verilen bu kap ateş üzerinde
kızdırılır, ekmek hamuru içine döküldükten sonra üzeri saç ve köz ile kapatılır.
Karadeniz yaylalarında oldukça yaygın olarak olarak tercih edilen bu pişirme
biçiminde bazen pileki içine lahana yaprakları da konulur.

Cevizli GÖMEÇ
Külde pişen ekmeklerin kültür tarihimizde belirli bir yeri vardır. Orta Asya’dan
Anadolu’ya gelen Türkler Anadolu’da da bütün konuklarını doyurmaya yetecek
büyüklükte “Büyük Şölen Kömeçleri” yapmaya devam etmişlerdir.

Bolu Mengen’de pişirilen ekmek çeşitlerinden biridir Cevizli Gömeç. İçlerine
konan malzemenin adını da alan bu ekmek , Türklerin Orta Asya'dan günümüze
taşıdığı en belirgin ekmek örneğidir.

TANDIR
Hamur yoğuran eller aynı zamanda ekmeğini pişirdiği fırının çamurunu da
yoğuruyor. Bitlis’in Güroymak ilçesi Günkırı beldesindeki kadınlar ekmeklerini
topraktan çıkarıyorlar. Anadolu kadını, doğduğu toprakların kokusunu azığına
olduğu gibi, ocağına da büyük bir cömertlikle verir.Yörede kadınlar tarafından
60 yıldır yapılan tandır fırını, daha nice yıllar varlığını sürdüreceğe
benziyor.

Büyüyen Filiz öğütülüp gelince eline akkadının, bir avuç su verir ununa, atar
ateşin içine, Can verir mis kokulu ekmeğine akelleriyle , başında beklerken
tandırın, alnından akan teriyle, bir de türkü Duyar gibi olur uzak diyarlardaki
tepelerden, ya yardan ya oğuldan…

MEYRO TÜRKÜSÜ

Sonra çıkarır ekmeğini tandırdan, sarar içine acısını, hasretini, sevdasını. geçmişini…


Kuru
Kuru ekmek ya da peksimet Batı Anadolu’da ve İç Anadolu’da yaygın olarak
tüketilen bir ekmek çeşididir. Bu ekmek çeşidi yöresel isimleriyle farklılık
gösterir. Mardin de ‘bakısma’ Gümüşhane’de “kuru köy ekmeği” Beypazarı’nda
“kuru” Uşak’ta ‘peksimet’ diye bilinir.

Kurutulmuş ekmek geçmişte Kara fırınlarda pişirilirken, günümüzde modern
fırınlarda da üretilerek satışı yapılıyor.

Ortak özellikleri yapılış malzemeleri olan bu ekmek, sunuluş biçimleri açısından
farklılık gösterir.

Beypazarı kurusu asma yapraklarının içinde, İnci taneleri gibi dizilerek
veriliyor fırına.Yaprağın nemi, kokusu, ekmek pişiren kadınlarımızın emeği ve
sevgisiyle birleşince tadına doyum olmayan bir ekmek çıkar ortaya..

SOMUN EKMEK
Günümüzde hemen hemen her yerde üretilen bir ekmek çeşididir somun. Mayalı
hamurdan yapılan bu ekmek, odun ateşinde pişirilmesi nedeniyle oldukça lezzetli
oluyor.

Gümüşhane'de somun ekmeğin küçüğüne golot deniyor. Evlerin dışında bulunan odun
fırınlarında pişirilen golotlar en az 10 gün saklanabiliyor.Geleneksel olarak
her pişirimde golotlardan birinin içine pişmemiş yumurta yerleştiriliyor ve
civardaki çocuklara bütün küçük golotlar dağıtılıyor. Yumurtalı golot kendisine
düşen çocuk o pişirimin şanslı çocuğu ilan ediliyor.

Deyimlerimiz, ne de güzel anlatır ekmeğin soframızdaki yerini. Ekmek aslanın
ağzındadır çoğu zaman ve ekmek kavgasıdır yaşamımızın amacı. Kimi ekmek kapısı
diye yaban ellerde çalışır, kimi becerikli insanlar ekmeğini taştan çıkarır.

Anadolu’da bahçesinde fırını olan pek çok hane vardır. Hendek Çamlıca da
bunlardan biri... Yapılan ekmek ailenin haftalık ekmek ihtiyacının karşılar ve
yediden yetmişe ailedeki herkes bu pişirime emek verir.

Topraktır ekmeğin kaynağı ve su dur bu kaynağın özü. Su toprak tohum başak ve
sofralarımızda yerini alan ekmek...Yaşam biçimlerimiz değişse de ekmeğimiz ve
ona gösterdiğimiz saygı hiç değişmeyecek.


Kaynak
Güldane Yiğit AYAOKU
TRT Resmi web sitesi
Belgeselin Yayını